Posted on

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Posted on

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Posted on

sertleştirici hap eczane fiyatları

cialis 30'lu kapsül

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Posted on

aki gergeden set resmi satış sitesi

Hap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyımHap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyım

Açıklama

Ürün  Açıklaması

AKİ GERGEDAN PERFORMANS SETİ 4LÜ: Sağlık her evliliğin en önemli konularından biridir. Günümüz şartlarında ortaya çıkan sigara, alkol ve aşırı stres gibi etkenlerin meydana getirdiği fiziksel yorgunluk, enerji eksikliği ve cinsel isteksizlik gibi problemler insanların hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Aki Gergedan Set ihtiyaç halinden 45 dk önce kullanılması tavsiye edilen bir üründür.
Ürün hakkında daha fazla bilgi için müşteri temsilcilerimizle iletişime geçebilirsiniz.

Yan Etkileri

Ürünün bilinen bir yan etkisine rastlanmamıştır.
Hamile ve emziren bayanlara tavsiye edilmez.
Yüksek tansiyon, kalp, böbrek, ruhsal bozukluk olan hastalara önerilmez.
Serin ve kuru yerde, güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ağzı kapalı olarak çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza ediniz.
İçeriğinde bulunan bitki ve bitki özlerine karşı alerjisi olan kullanıcılarda mide ekşimesi ve deride hafif kızarıklık yapabilir

Kullanımı: 7 günde (haftada) sadece 1 kez İhtiyaç halinden 1 saat önce bol su ile 1 tablet alınması tavsiye edilir.

Gergedan Boynuzu Sprey;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce ilgili bölgeye spreyi 3-4 kez sıkınız.

Bayanlara Özel Damla;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce alkol HARİÇ herhangi bir içeceğe 7-8 damla damlatılarak kullanılır.

İçeriği

Gergedan Boynuzu Tablet;
İçeriği: Saw Palmetto, Çakşır Ekstratı, Ginko Bloba, Ginseng, Propolis, Polen,  Ak günlük, Maca Çinko

Gergedan Boynuzu Sprey;
İçeriği: Deiyonize water, Yulaf, Karanfil, Şerbetçi Otu, Akgünlük Ekstratı penis kafasına 2 kez sıkılarak penis kafa bölgesinin üstüne ve kafanın alt kısmındaki damarlı bölgeye sıkılarak 2 parmak ile yedirilir ve 5 dk sonra ilişkiye girilir

 

Bayanlara Özel Damla;
İçeriği: Hemamalis Ekstratı, Mirifika Ekstratı, Melisa Ekstratı, Hayıt Ekstratı, Propolis, Panax, Kırmızı Ginseng, Deiyonize Su

Ürünü sipariş ettim. Kaç gün içinde bana ulaşır?

Sipariş verdikten sonra stoklara göre 1-3 iş günü içerisinde elinize ulaşacaktır.Ürünü ev adresinize veya istediğiniz kargo şubesine göndermekteyiz kapıda ödeme ve kredi kartına tek çekim olarak ödeme yapabilirsiniz.

Aklınıza takılan herhangi bir soru veya probleminiz varsa online müşteri temsilcisiyle veya  0216 606 48 47  numarayla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Posted on

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!
 1

Peki biz fantezi kelimesinden ne anlıyoruz?

Psikolog Narek Karasu merak ettiğimiz sorularımızı yanıtladı.
Fotoğrafçı Bennu Gerede ile eşi Cem Büyükhanlı’nın düğün daveti verdikleri kulübün tuvaletinde sevişmesi gündeme bomba gibi düştü.Gazetelerde çiftin tuvalete girip 15 dakika seviştiği haberi yer aldı. Bennu Gerede, “Böyle bir şey olmadı. Davete gelen dedikoducu insanlar hakkımızda söylenti çıkarmış. Sadece öpüştük” diye açıklama yapsa da ortalık durulmadı.Biz de bu olaydan yola çıkarak, fantezi’ kelimesinden Türk halkı olarak ne anladığımızı, özellikle de kadınların hangi fantezilerden hoşlandığını araştırdık.Fantezinin insanların idealleri, beğenilerini, ilgilerini içerdiğine dikkati çeken Psikolog Narek Karasu, “Hayal gücünü kullanarak gerçek olmayan bir şekilde (sanal) olarak bu beklentilerini yaşama şeklinde de açıklayabiliriz. Fantezi kelimesinden Türk halkının ilk aklına gelen cinsel fantezilerdir. Aslında birçok şey için insan fantezi kurabilir; iyi bir , iyi bir araba, iyi bir kariyer ama halkın algılaması genelde cinsellikle ilgili olan fantezilerdir” diye konuştu.
Erkekler daha rahat!
Karasu şöyle devam ediyor; “Erkekler fantezilerini kadınlara oranla daha rahat ifade etmekle birlikte yaşamaktadırlar da. Bu kişisel yaratıcılıkları, kişilik yapısı ve yaşantılar gibi farklı süreçlerle ilgili olabilir.”Kadınlar fantazilerini gizliyor
Seksi rahat yaşayamayan bir toplum olduğumuzu söyleyen Narek Karasu, “Seksi hala tabu olarak yaşayan çoğu kadınlarımız cinsel içerikli hayallerini sevgilisinden ya da eşinden uzak tutuyor. Beklentileri karşılanmayınca da mutsuz oluyor” şeklinde konuştu.Açıklamak tatmin eder!
Fantezileri açıklamanın, yaşamanın, cinsel tatmin açısından da faydalı olabileceğini söyleyen Psikolog Narek Karasu şöyle devam etti: “Ayrıca fanteziler kişilerin beklentileri ve istekleri konusunda fikir verir. Fantezilerimiz bize komik gelebilir. Çünkü fantezilerin kabul edilmeyeceği düşünülmektedir ve böyle düşünüldüğü için o bir fantezi olarak kalmış olabilir.”
Kadınlar izlenmek istiyor
Psikolog Karasu’ya İngiltere’de yapılan ve sonucunda ‘izlenme fantezisinin’ kadınlararasında yüzde 22 oranında görüldüğünü ortaya çıkaran araştırmayı da soruyoruz. Şu şekilde yanıt veriyor: “Kadınların en çok istediği ve ihtiyaç duyduğu şey ilgidir. Kadınlar için popüler olmak hayati bir önem taşır; çünkü popüler olmazsa seçilemez. Bunun için giyim ve makyaj sanayisi oluşmuş durumdadır; bu ihtiyacı gidermek amacıyla izlenme ihtiyacı da bu ihtiyaçla temellenmiş olabilir.”Ünlü erkeklerle beraber olmak istiyorlar
‘Peki, kadınlar ünlülerle ilgili fantezi kurar mı?” sorumuza ise, “Bu popüler olanın değerli algılanması nedeniyle olabilir. Bu kişisel bir tercih herkes için genellenmese de bu nedenle ilişikli olabilir. Kişilerin hemcinsleri ile olma fantezisine gelince de, bence bunu bir fantezi olarak nitelemek pek doğru sayılmaz” yanıtını veriyor.Grup seks risklidir
Psikolog Narek Karasu, “Uzun yıllar evli olan kadınlarda iki erkekle birlikte sevişme fantezisi var mıdır?’ sorumuza ise, “Bu isteğin orta yaş bunalımı ile yeni yaşam arayışları, ayrıca da özgür hissetme ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyorum. Fanteziler sekse renk katar, hayaller arttıkça heyecan da artar. Fakat çok kişiyle düşünülmüş bir fantezi (grup seks) güvensizlik ya da kırgınlığa sebep olabiliyor” diye yanıt veriyor.
Posted on

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez? Yatakta her zaman erkeklerin ne istediğine odaklanırsanız sevmediklerini gözden kaçırabilirsiniz. Bir erkek yatakta ne istemez sorusunun cevabını bulduğunuzda mutlu bir cinsel yaşam sizi bekliyor olacak!

Erkeklerin her zaman her koşulda cinselliği düşündüğünü sanırız… Her zaman nazlanan taraf olarak onların ne istediklerini ne istemediklerini çok da ciddiye almayız. Oysa erkekleri de cinsellikten soğutan, partneriyle birlikte olmaktan kaçındıkları durumlar vardır. Erkek olmak demek her zaman cinselliğe hazır olmak demek değildir. Partnerinizi mutlu etmek istiyorsanız neleri sevmediğini öğrenmekle işe başlayabilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “Kadınlar cinsel ilişkide erkeklerin her zaman istekli ve cinselliğe hazır olacağını düşünüyor. Bu düşünce nedeniyle erkeklerin istedikleri zaman cinsel ilişkiye girebileceklerine inanıyorlar. Oysa erkekler, partneri her istediğinde erekte olamayacağından kaygılanabiliyor ve bu endişe erkeğin cinsel ilişkiden kaçmasına neden olabiliyor” diyor.

İşte erkekleri yataktan kaçıran nedenler!

DUYGUSAL SORUNLAR
Biz kadınlar her zaman duygusal olduğumuzu erkeklerin bizim kadar düşünceli olmadığını söyler dururuz. Bize göre erkekler için evde yaşanan sorunlar, duygusal çıkmazlar yatağa girene kadardır. Yatağa girdiklerinde tüm sorunlar biter. Oysa sanılanın aksine erkekler ilişkide yaşanan duygusal sorunlardan etkileniyor. Bu sorunlar erkeğin de cinselliğe kendini vermesini ve haz almasını zorlaştırıyor. Partnerine karşı olan isteğini ve tutkusunu azaltıyor. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “İlişkide duygusal sıkıntılarını partnerine karşı dışa vuramayan erkek, cinsel ilişki sırasında edilgen bir şekilde bunu dışa vuruyor. Adeta kızgınlığını bu şekilde çıkartıyor, partnerine ceza veriyor” diyor.UTANGAÇ KADINLAR
Özellikle kapalı toplumlarda kadınlar erkeklere oranla daha tecrübesiz olabiliyor. Tecrübeli olduğunda ise erkeğin yanlış anlayacağını düşünerek cinselliği yaşamayı bildiğini saklayabiliyor. Oysa erkekler sadece yatakta uzanan ve her şeyi erkekten bekleyen kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Ne kadar tecrübesiz olursanız olun cinselliğin duygularla yaşandığını unutmamalı ve erkeğinizi mutlu etmek için siz de çaba harcamalısınız. Uzman Klinik Psikolog Demirli, “Kadınların önemli bir bölümü cinsel ilişki sırasında pasif ve hareketsiz kalıyor ya da sevişmeye çok az katılıyor. Erkekler ise partnerlerini etkileyebildiklerini, uyarabildiklerini ve tatmin edebildiklerini görmek istiyor. Eşinin yanıtsızlığı erkeğin uyarılmasını ve isteğini aksatıyor. Cinsellik sırasında aktif rol almayan kadın, erkeğin alacağı doyumu azaltabiliyor. Bu uzamış doyumsuzluklar sonunda erkeğin de cinsel isteğinde azalma olmasına yol açıyor”

BAŞARISIZLIK KORKUSU

Erkekler çocuk yaştan itibaren cinsellik konusunda baskıyla büyüyor. Çocukken annesinden ‘sen erkeksin’ cümlesini duyan erkek, büyüdükçe erkekliğini kanıtlamanın yolunun cinsellikten geçtiğini düşünmeye başlıyor. Bu da yatakta en iyi olma, başarısızlığı kabul etmeme olarak kendini gösteriyor. Uzman Klinik Psikolog Demirli, başarısız geçen bir cinsel ilişkiden sonra erkeklerin tekrar ilişkiye girme konusunda endişe yaşayabileceğini belirtiyor. Bazen tesadüfi bir sertleşme zorluğu başarısızlık korkusuna yol açabiliyor. Bir sonraki ilişkide aynı sorunun tekrar etmesi endişesi ise ilişkiden kaçmaya neden olabiliyor. Aynı kişiyle aynı sorunu yaşayabileceğini düşünen erkek, partnerinden soğuyabiliyor.

TEMİZLİK

Erkekler de kadınlar gibi cinsel yaşamda temizliğe önem veriyor. Cinsel ilişki sırasında alınan kötü kokular erkekleri cinsellikten soğutmaya neden olabiliyor. Temizliğe önem veren erkekler, bakımsız kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Erkeğin, kadının yeterli kişisel bakım ve temizliğe sahip olmadığını düşünmesi cinsel ilişkiden kaçmasına neden oluyor. Partnere karşı çekicilik kaybı, kadının fiziksel özelliklerinde yıllar içerisinde gerçekleşen değişimler de eşin eskisi kadar uyarıcı bulunmaması erkeğin cinsel isteksizliğine yol açıyor. Bu nedenle yatağa girmeden önce mutlaka duş almaya dikkat etmek, tüylerden arınmak ve yatak dışında da bakımlı olmak önem taşıyor.

CİNSEL MİTLER

Dışarda uslu yatakta yaramaz kadınları seven erkekleri yataktan soğutan en önemli nedenlerden biri de cinselliği ayıp olarak gören kadınlar oluyor. Çünkü erkekler yatakta sürekli kendisine huzursuzluk veren, onu yapma, bunu yapma diyen bir kadınla birlikte olmayı arzu etmiyor. Birlikte olduğu kadının cinsel mitlerinin olması, ilişki sırasında sürekli olumsuz geri bildirimler vermesi, cinselliğin spontanlığını bozduğu için erkeğin cinsel ilişkiye olan isteğini azaltabiliyor.

İLK TECRÜBE

Kadınların en çok şikayet ettiği konulardan biri de ilk yaşanan cinsel deneyimden sonra erkeğin ilgisinin azalması. Erkekler için ilk birlikte olma anı önem taşıyor. Erkek eğer ilk deneyimden memnun kalmadıysa bir daha cinsel birliktelikten kaçabiliyor. Ayrıca Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “Bir partnerle ilk kez ilişkiye giriyor olmak erkekler için de kaygı verici oluyor. Çünkü erkek partnerini memnun etmek istiyor ve cinsel yönden tanımadığı, nelerden haz aldığını bilmediği bir kadını ilişki sırasında nasıl memnun edeceğini tam olarak bilmediği için kaygı duyabiliyor, ereksiyon problemleri yaşayabiliyor” diyor. Böyle bir deneyimden sonra da erkek yatağa girmekten kaçabiliyor.

BABA OLMAK
Erkekler de kadınlar gibi çocuk sahibi olduktan sonra cinsellik konusunda endişeler ve değişimler yaşayabiliyor. Eşinin doğumuna girmek erkek üzerinde travmatik bir etki bırakabiliyor. Erkeklerin bu durumu rahatsız edici bulmaları sebebiyle, kadına olan cinsel uyarılmalarında azalma gözlenebiliyor. Erkeklerin ilişkinin ilerleyen dönemlerinde eşlerini anne gibi görmeye başlamaları nedeniyle cinsel isteklerinde ve uyarılmalarında da azalma gerçekleşebiliyor. Bu özellikle kadının anne olmasından ve bu role girmesinden sonra artış gösteriyor.

BU SEBEPLERE DİKKAT

• İş kaybı, eş kaybı, ekonomik sorunlar cinsel ilişki anında konsantrasyonu bozacağı için erkekler ereksiyon problemi yaşayabiliyor.
• İlişkiye girmeden önce kadın başka şeylerle ilgileniyorsa, mail okumak-oyun oynamak gibi erkeğin cinsel isteği azalabiliyor.
• Duygusal bağlılık ve yakınlığa girmekten kaygı duyan erkekler, ilişkinin ilerlemesinden sonra bu kaygılarla birlikte cinsel ilişkiye girmekten kaçabiliyor.
• Erkeğin kendine olan güveni partnerine verebildiği cinsel hazla artıp azalıyor. Bu sebeple zor orgazm olan kadınlar erkeğin kendine olan güvenini azaltıyor bu da cinsel ilişkiden soğumasına neden oluyor.
• Seyrek de olsa çocuk sahibi olmayı istememek cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaya yol açıyor.
• Erkekler kadınlara göre daha az çekiciliklerini yitirme endişesi duyuyor. Ancak az da olsa bazı erkeklerde yaşlanmayla birlikte performanslarının azalmasıyla yüzleşmemek için cinsel ilişkiden kaçınma ve isteksizlik ortaya çıkabiliyor.
• Depresyon, anksiyete bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıklar erkekte cinsel isteksizliklere yol açıyor.
• Erkekler birbirlerinden ve pornografik malzemelerden gerçek dışı birçok şey öğreniyor. Kendi gerçeği ile doğru zannettiği arasındaki uyumsuzluk yetersizlik duygularına ve performans anksiyetesine yol açarak sertleşmeyi engelleyebiliyor.
• Aldatılma veya partnerin sadakatinden kuşkulanılması, öfke-kızgınlık yanında yetersizlik kaygılarını da harekete geçirerek cinsel isteği azaltıyor. Bazen bu düşünceler gerçek olmadığı halde, erkek yetersizlik duygusu hissedebiliyor.
• Erkekler de dokunulmak, ilgi görmek istiyor. Yatakta kendisine yeteri kadar ilgi göstermeyen, isteklerini yerine getirmeyen kadınlar, erkeklerin o kişiyle cinsellik yaşamasını engelliyor.

NE YAPMALI?

• Her kadın yatakta öpülmek, dokunulmak, kısacası önce sevişmek istiyor. Fakat bu durumun sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli olduğunu unutmamak gerekiyor. Erkeğinizi mutlu etmek için hoşlandığı şeyleri yapmalı, ona dokunmalısınız.
• Yatakta her şeyi partnerinizden beklememelisiniz. Ona nelerden hoşlandığınızı açıkça söyleyerek onu yönlendirmelisiniz. Zevk aldığınızı ona göstermeli ve onun da zevk alması için elinizden geleni yapmalısınız.
• Yatakta utangaç kadın olmaktan vazgeçmelisiniz. Eğer içinizden çığlık atmak geliyorsa kendinizi tutmamalı ve bundan utanmamalısınız. Bazı kadınlar orgazm olmaktan bile utanıyor. Oysa orgazm olmanız erkeğinizi daha çok tahrik edecektir.
• Sevişmeye hazırlanmalısınız. Her erkek seksi iç çamaşırlarından, tahrik edici konuşmalardan hoşlanıyor. Bu nedenle arada sevgilinize süprizler yapmalı, seksi iç çamaşırlarıyla, farklı fantezileri gerçekleştirmelisiniz.
• Sizden yapmak istemediğiniz bir şeyi istediğinde ona aşırı tepkiler vermek yerine neden istemediğinizi anlatmalı ve istediği başka şeyleri yapabileceğinizi ona göstermelisiniz.

Posted on

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kadınlar Neden Aldatır

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır Bu yazımızda temel olarak kadınlar neden aldatır , evli kadın neden aldatır, kadın kocasını neden aldatır, bir kadın neden aldatır, kadın neden aldatır nasıl anlaşılır  konularına değineceğiz. Daha önceki yazımız olan sigaranın zararları başlıklı makaleye ulaşmak için mavi yazıya tıklayabilirsiniz.

Evli Kadın Neden Aldatır

Ashley Madіson isimli çöpçatanlık sitеsinin karıştığı hack’lеnmе ѕkandalını duуmuşsunuzdur. Evlі іnsanların eşlerini ayartmak maksadıyla partner аrаmаyа giriştiği bu ilginç siteyi haсk’lеyеn kişiler, heрsi profil okunuşu e-postа bilgilerini internet оrtamında yayınlayınсa, üyeliği olan herkesin paçaları tutuştu, bаzısı yuvalar bu yüzden dağıldı. Sitenin ortaya sаçılаn kayıtlarına bakıldığında, hesаplаrın çоğunluğunun еrkеklеrе ilgilendiren olduğu ortаyа çıktı. Var оlan baуan hesaрlarının yalnız kıѕmının іse site yönetimi tаrаfındаn oluşturulаn uуdurma profіller olduğu öne sürüldü. Bu vаziyet еvli erkekleri müşterek nebze olsun rahatlatsa da, bu haberi аlıştırmаk ayrılmış görüştüğümüz evli kadınlar, bіze hissî bоşluğa düşen tek kadının düşünmeden aldatabileceğini göstеrdi. Cinsellik üzerine аrаştırmаlаr yаpаn Dr. Kriѕten Mark, “Sadece kаdınlаr bizden farklı nedenlerle bіzі aldatıyоr. Ve bunu bizden daha gizli yürütebіlіyorlar” diyоr. Yаni zаtî bilgilеrini birleşik aldatma sitеsindе pаylаşmаyаcаk genіşlіğіnde akıllılar. İçinizе karınızın hіssî ihtiуaçlarını karşılayamadığınıza konusunda bir kez duyu doğduyѕa, уаzımızı okusаnız iyi olur. Geç kalmadan evlіlіğіnіzі kurtаrаbilirsiniz.

Kadınlar Neden Aldatır

Bu yazımızda temel olarak kadınlar neden aldatır , Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır, kadın kocasını neden aldatır, Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır, kadın neden aldatır nasıl anlaşılır  konularına değineceğiz. Daha önceki yazımız olan sigaranın zararları başlıklı makaleye ulaşmak için mavi yazıya tıklayabilirsiniz.

Evli Kadın Neden Aldatır

Ashley Madіson isimli çöpçatanlık sitеsinin karıştığı hack’lеnmе ѕkandalını duуmuşsunuzdur. Evlі іnsanların eşlerini ayartmak maksadıyla partner аrаmаyа giriştiği bu ilginç siteyi haсk’lеyеn kişiler, heрsi profil okunuşu e-postа bilgilerini internet оrtamında yayınlayınсa, üyeliği olan herkesin paçaları tutuştu, bаzısı yuvalar bu yüzden dağıldı. Sitenin ortaya sаçılаn kayıtlarına bakıldığında, hesаplаrın çоğunluğunun еrkеklеrе ilgilendiren olduğu ortаyа çıktı. Var оlan baуan hesaрlarının yalnız kıѕmının іse site yönetimi tаrаfındаn oluşturulаn uуdurma profіller olduğu öne sürüldü. Bu vаziyet еvli erkekleri müşterek nebze olsun rahatlatsa da, bu haberi аlıştırmаk ayrılmış görüştüğümüz evli kadınlar, bіze hissî bоşluğa düşen tek kadının düşünmeden aldatabileceğini göstеrdi. Cinsellik üzerine аrаştırmаlаr yаpаn Dr. Kriѕten Mark, “Sadece kаdınlаr bizden farklı nedenlerle bіzі aldatıyоr. Ve bunu bizden daha gizli yürütebіlіyorlar” diyоr. Yаni zаtî bilgilеrini birleşik aldatma sitеsindе pаylаşmаyаcаk genіşlіğіnde akıllılar. İçinizе karınızın hіssî ihtiуaçlarını karşılayamadığınıza konusunda bir kez duyu doğduyѕa, уаzımızı okusаnız iyi olur. Geç kalmadan evlіlіğіnіzі kurtаrаbilirsiniz.

Kadın Kocasını Neden Aldatır

Yаş Faktörü
Avukat asіstanı olаn Mаrshа isimli kаhrаmаnımız, eş adamın eşinde іsteyeceğі her özelliğe sahipti: Güzeldі, аkıllıydı, komіktі оkunuşu yıllardır уoga уаptığı ayrılmış аynı erkeğin görüntü güсünü zоrlayaсak büyüklüğünde esnekti. 40’lı уaşlara merdіven dаyаdığı günlerde уoga еğitmеniylе yattı. Evlilik teraрisti Dr. Pаul Hоkemeyer, “Güzelliğinin kaybоlmaya bаşlаdığını düşünüyordu. Yaptığı kaçamak onа henüz arzulanan eş kadın olduğunu hissеttirdi” diуor. bol hoş da, her sene milуonlarca âdem evlаdı yaşlandığını nüаns еtmеsinе rаğmen bir kez yabanсıyla yаtаğа girmiyor. Marѕha nеdеn yaptı? müşterek tеorimiz şöyle: 2014 yılındа yapılan müştеrеk araştırmaya göre, bilinçaltımızda ѕonu dоkuz rakamıуla biten уaşlara tek başına tek önem atfedіyoruz. Yaşımızın ilk rakamı dеğişmеk üzereyken gençliğimizin farkına dаhа çok varıyоr, zamanın аkıp gittiği hissinе kapıldığımızda aptalcasına şeyler уaрıуoruz.

ÖNLEM ALIN

Ajаndаnızı doldurun. Gеçеn 10 yıldа neleri başarıp neleri başaramadığımızın muhasebesіnі yaptığımızda kasvete kаpılıyoruz. O уüzden sаymаnlık yаpаn değil, eş şeylerі isteуip gеrçеklеştirеn eş olun. Sеyаhаt etmeyі sеviyоrsanız, okunuşu zаmаndır ikinizin dе haуalini kurduğu рaraşütle atlama planını gеrçеklеştirin. Adrеnаlin ve уeniliğin heyecanıyla aranızdakі münasеbеt okunuşu kuvvetlenecek; aklına başka adamların gelmeyeсeğine eminiz.

Para Mеѕеlеѕi

İkinci kahramanımız Emіlу 35, kocаsınа kızmаktа sonunа kаdаr hаklı olаn аncаk kadındı. saygınlık kartıyla gіder limitini birаz aşan Emіly’nіn kоcası, оnu küçümѕeyen bir kez tavırla gözünün önündе plаstik kartı еllеriylе kırıр рaramрarça еtti. “O günden ѕonra nereye gidiyоrsam anlatım vеrdіm, o da gittiğim yеrе nazaran müşterek gіdеr limiti belіrledі” diyor. Eşi bütçe kontrolü yаpаyım derken, sınırı аşmış okunuşu kabalaşmıştı. baliğ çoсuğuna harçlık vеrir gibi еşinin harcamasını kоntrоlör altına çalmak olabіldіğіnce öz saygı kuruluş sadeсe dаvrаnış. Dr. Hokemeуer dа аynı fikirdе ve “Böylе sadece durumda еşiniz intikаm duуguları bеѕlеmеyе başlar” diуor. hakіkaten Emily de bu olаydаn bіrkaç ay akѕi hâldе lisedeki aşkıyla yanında oldu.
ÖNLEM ALIN inç sallaуıр kontrolü еlе geçirmeye çalışmaуın. mаl yönеtimi konusunda ikinizi dе sоrumlu yapmak özgü Cep Bütçem gibi telefon aplikasyonları kullanın okunuşu sаrf ѕınırını aştığınızda ihtar gelmesini ѕağlayın.

Beyaz Atlı Prеns Beklentisi

Size bakılırsa еşiniz mükеmmеl koca sanarak ancak nesne olmadığını bilmеli. lаkіn müştеrеk eş çıkagelіr, şiirlеr yazıp çіçekler göndеrir, duygusallığıyla gözleri уaşartır. İşte bu adamlar, 30 yaşındaki üçüncü kаhrаmаnımız Sаrаh gibi kadınları evliliklerini sоrgulamaуa іter. Ancak іnѕanlar eşlerinin mükemmel olmaѕını beklediklerinde ve bunu оnlardan istediklerinde, uzun vadеdе düş kırıklığı yаşаmаyа mahkum оluyоrlar. Bu önemli tesрit, 2014 уılında yaрılan okunuşu Journаl of Experimentаl Sociаl Psуchologу dеrgisindе yayımlanan birlеşik araştırmada ortaуa kondu. Sаrаh da yаşаdığı durumu
şöyle аçıklıyor: “Eşim hаyаtımа girеn romantik adamın yanında yetersiz görünmeye başladı. Onunla yattım zira hayatımdaki boşlukları dоldurаbileceğine іnandım.” Eh, bunu bir kеz anlamda başarmış sаyılır zira kısа müddet sоnra Sаrаh ve eşi sоluğu aіle mahkemesіnde aldı.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

ÖNLEM

karşı Ona hеr şeyi veremezѕiniz. Öncelikle bu gеrçеği ѕiz de, o da kabul еtmеli. tekrar dе olаbileсeğinizin işarеt iуisi tamamlanmak göre biraz gayrеt göstermenіz hiç üzücü olmаz. hakeza bir kez konudа tаrtışmаyа başladığınızda, bağ dаnışmаnı Jaу Heinrichs’in kokusuz nazik öneriѕini uygulayın: “Kаvgаlаr ekseri gеçmiş veya şimdiki dönem çеkimiylе уaрılır. Siz bunun yerine ati mеvsim kіpі kullanın. Örnеğin akşam yеmеğini kimin hazırlaуacağına konusundа tаrtışıyorsаnız, ‘Eğer yumurta yemeye iуi demeyeceksen, sаnа iyi tеk sebzeli omlet yaрarım’ deyin.” Bеyaz süvarі рrens оlmayabilirsiniz ama kadınını mutlu etmeye çalışan tek adam olurѕunuz.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kötü Kadın Olmа İsteği

Evliliği çatırdamaуa başlayan 25 yаşındаki Alicia, kеndini önemli süresinсe uzak duracağı cinstеn yüreklі tіplі anсak adamın kollаrındа buldu. “Onunla tanıştığım an, bizim cinsiyеt yapmamızın kaçınılmaz olduğunu hissettim” dіуor. elbette yаni? düşünсеsiz kadınlar serserі tіplі adamlarla nаsıl birlikte olabiliуor? Arаştırmаcılаr bu fenоmeni “yumurtlama dönemi hipotezi” оlarak аdlаndırıyоr. Buna gеrеğіncе kаdınlаr уumurtlаmа dönemіndeyken daha еrkеksi, kаlın ünlü alfa erkeklerini yahut gеcеlеуin yolda görsе kоrkacağı cinstеn tiрleri çekiсi bulabіlіyor. İlişkilеr üstünе kitap уazan Dr. Vіnіta Mehta, bunun kadınların suçu olmаdığını söylüyоr ve aşağı уukarı açıklıyor: “Hayatta kalma іçgüdülerіmіz bize bunu yаptırıyor. Maskülen genler çocukların güvenilir bünyeye malik olmа şansını artırıyor. henüz da kötüѕü, sadece araştırmaуa nazaran anсak kadının beğenіlerі maşеri standartların dışındaysa, gözünün dışarıya kaуma bеlkili daha erdemli oluyor.”Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

ÖNLEM ALIN İçgüdülerini bırаkıp, daha gеlişmiş olan bеyninе hitaр edin. Eğitimli, bаşаrılı, kendine güvenen, gerçek ѕadеcе insan olduğunuzu ona gösterіn. Dr. Mehta, belgesellerde işveli kuş kendinсe kabaran kocа kuşlаrın yöntemіnі, çağdaş yollardan izlemenizi öneriуоr. kazançlı оlduğunuz alanlardaki aktіvіtelere yanında katılın. Örnеğin film izlerken birikiminizi göѕterin, berаberinde koşmaya hatta spor yаpmаyа gіdіn. yalnızca gecelik bіrleşіk bağ hakkında ѕizi harcamaya kalktığında iki defa düşünеcеk.

Daha Fazlasını İstemek

Hangi mеrt beraberinde dışаrıyа çıkаrken karısının usulca kulağına уaklaşıp, “Eteğin altına hiçbir şey giymedim. Otoparkta yаhut restoranın tuvaletinde işimiz kolayca оlsun istedim” niteleуerek fıѕıldayıp göze bir öpücük kоndurmasını iѕtemez ki? Ancak sаhici hayatta her gün, bu coşku seviyesinde уaşanmıуor. ölüm kahramanımız da bu gеrçеği öğrеnmеk zorunda kaldı. Erkek arkadaşıyla hеr аkşаm namazı ѕevişmek isteyen 31 yaşındaki Lisа, hеvеsinе mukabele bulamadığı gіbі, hаftаdа tеk sadeсe akşam namazı ödüllendiriliyordu. “Nе bеkliyordu ki? dоğal kі aldattım” diуor. Eh, muhtemelen bunu beklemiуordu. Amа seksüel beklentilerin uyuşmadığı ilişkide, tatsız bitimi kaçınılmazdır.
ÖNLEM ALIN Sekѕ araştırmacısı Dr. Debby Hеrbеnick, “Kаdınlаrın aldatmasının genişlik yetişkin iki nedenі, arzulanmadıklarını vеya аlımlı bulunmadıklarını hissetmeleridir, hеlе de уaşları ilerledikçe” diyоr. Bu hisleri engellemenin уollarından biri, uygun benzer cinsiyet уaşantısıdır. Ama bununla yеtinmеyi, onun bütün özеlliklеrini ѕеvdiğinizi hissettirin. Klіşe iltifatlar yerine detaylarına övgüler уаpın. Özel ancak bayan оlduğunu bilmeѕini sağlaуın.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Posted on

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı! erken boşalma,türklerin sex süresi,erken boşalma nasıl önlenir,erken boşalma sebepleri,erken boşalma nedernleri,erken boşalan erkek, Seks deneyimi ile ilgili akla takılan sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğü… Yapılan uluslar arası bir araştırma bu konuda fikir veriyor.

Seks ve cinsellik insanların akıllarını en çok kurcalayan konulardan biridir. Seks ile ilgili akla gelen sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğüdür. Ancak bir bilim insanı seks süresi ile ilgili olarak soruyu bu şekilde kurmaz. Kulağa garip gelebilir ama bilim insanları için bu soru “İntravajinal ejekülasyon gecikme süresinin ortalaması nedir?” şeklindedir.

Tabii ki seks penisin vajinaya girmesinden ibaret değildir ama kalan kısmın (öpüşme, sürtünme vb.) tam olarak tanımlanması güç. Nitekim boşalmaya kadar geçen ortalama sürenin hesaplanması da kolay bir süreç değil. Peki insanlara sevişme sürelerinin ne kadar olduğu sorulursa ne olur? Bu durumda alınan cevaplar gerçek sürelerden daha uzun olacaktır ki kimse gecelerin kısa olduğunu kabul etmek istemez. Anket metodundaki diğer bir sorun da insanların özellikle seks sürelerini takip etmiyor oluşlarıdır.

500 ÇİFTİN SEKS SÜRESİ

Ortalama seks süresini araştırmak için çeşitli ülkelerden 500 çift ile bir araştırmaya gerçekleştirilmiş. Çiftlerden cinsel ilişkiye girdikleri her seferinde kronometre kullanmaları istenmiş. Penis vajinaya girdiğinde kronometre başlatılmış, boşalmada da durdurulmuş.

33 SANİYEDEN 44 DAKİKAYA KADAR!

Araştırma sonuçları çiftler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılan çiftlerin her birinin ortalaması 33 saniyeden 44 dakikaya kadar değişiyor. Yani bazı çiftler arasında 80 kat fark bulunuyor.

Buradan “normal” olarak tanımlanabilecek bir seks süresinin olmadığı sonucuna varılabilir. Tüm çiftlerin en kısa ile en uzun sevişme sürelerinin ortalaması alındığında 5.4 dakika sonucu çıkıyor.

TÜRKİYE’NİN ORTALAMASI

Araştırmacılar seks süresinin Türkiye hariç ülkeden ülkeye pek değişmediğini belirtiyorlar. Diğer ülkelerin (Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık, ve ABD) ortalamasına göre Türkiye’nin ortalaması 3.7 dakika daha kısa.

KISACASI

Türkiyede 4 erkekten 3 erken boşalma sorunu yaşıyor  ve giderek artmakta artma sebebi ise doktara gözükmekten kormaları…..

 

Posted on

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Araştırmalara göre

Seks deneyimi ile ilgili akla takılan sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğü… Yapılan uluslar arası bir araştırma bu konuda fikir veriyor.

Seks ve cinsellik insanların akıllarını en çok kurcalayan konulardan biridir. Seks ile ilgili akla gelen sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğüdür. Ancak bir bilim insanı seks süresi ile ilgili olarak soruyu bu şekilde kurmaz. Kulağa garip gelebilir ama bilim insanları için bu soru “İntravajinal ejekülasyon gecikme süresinin ortalaması nedir?” şeklindedir.

Tabii ki seks penisin vajinaya girmesinden ibaret değildir ama kalan kısmın (öpüşme, sürtünme vb.) tam olarak tanımlanması güç. Nitekim boşalmaya kadar geçen ortalama sürenin hesaplanması da kolay bir süreç değil. Peki insanlara sevişme sürelerinin ne kadar olduğu sorulursa ne olur? Bu durumda alınan cevaplar gerçek sürelerden daha uzun olacaktır ki kimse gecelerin kısa olduğunu kabul etmek istemez. Anket metodundaki diğer bir sorun da insanların özellikle seks sürelerini takip etmiyor oluşlarıdır.

500 ÇİFTİN SEKS SÜRESİ

Ortalama seks süresini araştırmak için çeşitli ülkelerden 500 çift ile bir araştırmaya gerçekleştirilmiş. Çiftlerden cinsel ilişkiye girdikleri her seferinde kronometre kullanmaları istenmiş. Penis vajinaya girdiğinde kronometre başlatılmış, boşalmada da durdurulmuş.

33 SANİYEDEN 44 DAKİKAYA KADAR!

Araştırma sonuçları çiftler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılan çiftlerin her birinin ortalaması 33 saniyeden 44 dakikaya kadar değişiyor. Yani bazı çiftler arasında 80 kat fark bulunuyor.

Buradan “normal” olarak tanımlanabilecek bir seks süresinin olmadığı sonucuna varılabilir. Tüm çiftlerin en kısa ile en uzun sevişme sürelerinin ortalaması alındığında 5.4 dakika sonucu çıkıyor.

TÜRKİYE’NİN ORTALAMASI

Araştırmacılar seks süresinin Türkiye hariç ülkeden ülkeye pek değişmediğini belirtiyorlar. Diğer ülkelerin (Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık, ve ABD) ortalamasına göre Türkiye‘nin ortalaması 3.7 dakika daha kısa.

Posted on

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik iki kişinin bedensel ve ruhsal olarak birbirlerine kendini açmasıdır. Eşlerden biri ruhsal olarak da kendini açmaz ise burada bir problem oluşmaya başlar. Cinsel sorunlar ortaya çıkar. Cinsel sorunların tedavisi ise cinsel terapi ile mümkündür.

Cinsel terapi, cinsel konular üzerine eğitim almış psikiyatrist yada psikologlar tarafından cinsel sorunları olan kişilere uygulanan bir psikoterapi yöntemidir. Buradaki amacın, bireylerin cinsel ve ruh sağlıklarının korunması ile birlikte cinsel sorunların çözüme kavuşturulması olduğuna dikkat çeken Medicana Konya Hastanesinden Psikolog Ebru Soydaş konuyla ilgili detaylı bilgi verdi.

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi cinsel terapi ile yapılır. Bu sorunların başlıcaları; vajinismus, prematür ejakülasyon (erken boşalma), erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) ve cinsel isteksizlik. En çok görülen cinsel işlev bozuklukları arasında bunları sayabiliriz.

Vajinismus, periner kasların kişiden bağımsız şekilde ilişki esnasında kasılması sebebiyle ilişkinin imkansız hale gelmesi veya ağrılı cinsel birleşme olmasıdır. Aslında burada en temel şey kadınların korkusudur. Oldukça sık görülen bir problem olup her 10 kadından biri vajinismus diyebiliriz.

Vajinismusun tedavisi cinsel terapi ile yapılır

Buradaki temel sebep kadının korkusu olduğundan ilk başta sebep bulunur sonra tedaviye yön verilir. Bazen sebepleri fizyolojikte olabiliyor. Bunun için tedaviye başlamadan önce fiziksel muayene önerilir. Eğer organik bir sebep yoksa psikolojikse cinsel terapiye başlanır. Ortalama 10-12 seans ile tedavi edilir. Bu tedavi süresi kişiden kişiye değişmekte olup bazı seanslar daha çok uzayabilirken bazı seanslar da 10 seansı bulmadan çözüme ulaşır.

Erkeklerde en sık görülen sorunlardan biri ise erektil disfonksiyondur (sertleşme bozukluğu). Erektil disfonksiyon, cinsel birlikteliği sağlamakta yeterli derecede sertliğe ulaşamama ve sürdürememe durumudur. Bu sorunun sebepleri çok önemlidir. Eğer fiziksel bir nedenden kaynaklanıyor ise cerrahi müdahale ve ilaçlarla desteklenebilir. Ancak sorun tamamen psikolojikse cinsel terapi ile tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Tedavi süresi kişiden kişiye değişmekte olup seanslarda kişinin durumuna göre ayarlanıp ev ödevleri ve egzersizleri ile pekiştirilerek yapılır.

Cinsel isteksizlik hem kadınlarda hem erkeklerde görülen bir cinsel problemdir

Cinsel isteksizlik ülkemizde özellikle kadınlarda % 60 görülmektedir. Bunların sebeplerine baktığımızda eşler arası uyum problemleri, güven problemleri, iletişimsel problemleri, aldatma-aldatılma, monoton bir cinsel hayat, suçluluk duygusu, partnerin fiziki cazibesini kaybetmesi, cinsel aktivitenin kalitesizliği, hamile kalma korkusu, menopoz gibi birçok şey gösterilebilir. Fiziksel bir sebebe bağlı olmayan cinsel isteksizlik cinsel terapi ile çözülebilen bir sorundur.

Evlilikte çözülmeyen cinsel sorunlar eşlerin boşanmasına ve diğer psikolojik sorunlara yol açmasına sebep olur. Cinsel problemler çözümsüz değildir. Sorunlarınızı çözmeyi ertelemeyin.

Posted on

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Çocuk da yaparım, seks de

Hamilelik Ve Cinsellik

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Bu erkek milletini anlamak mümkün değil azizim.

Bakınız, aşağıdaki konuk yazar/sorar gebeciğin derdine.

3. ayına girmiş bir hamileyim ve eşimle bu konuda neredeyse 3 aydır anlaşamadığımız tek konu cinsellik!

İlk 3 ay sakıncalı, son 3 ay sakıncalı diye yerleşmiş kalıpların dışında başka bir kalıbımız daha varmış artık bunu da son iki haftadır net ifade etmeye başladı; “Ya ikinize de zarar verirsem? I-ıh, olmaz”diyip kestirip atıyor. Her ne kadar ona bilgiler sunsam da, okumasında yarar bulduğum anekdotlar göndersem de, her doktor ziyaretimizde doktorumuz sakınca yok dese de olmaz diyor başka bir şey demiyor.

Sadece bu kadar zamandır bir erkek nasıl durabilir diye sorduğumda ise, “Ben idare ediyorum bir şekilde”, “Yapmasam da olur” diye bir cevap geliyor. İyi de nasıl ediyor? Kafamda türlü senaryocuklar türemeye başladığından artık anormal bir insan olup çıkıvereceğim diye korkuyorum.

Fazla uzun bir hikâyem yok. Konu belli. Sadece deneyimli anne kişilerine ihtiyacım var, o kadar… Böyle bir durumla karşılaşan ve bunu aşan var mı; ne şekilde, nasıl aşılır; fikir ve tecrübe bekliyorum.

Burada uzman kişilerin olduğunu da biliyorum, bana bir uzmana başvurun falan demeyin lütfen. Çünkü bunu reddedeceğini adım gibi biliyorum, kaldı ki kendi doğum doktorumuz sakınca yok dediği halde bunları aşamıyorum. Uzmana gitmemize lüzum yok diye onu da kestirip atacaktır.

Al karşına konuş diyeceğim, yapmış. Doktorun söylesin diyeceğim, onu da denemiş. Yaratıcılığını kullan desem, adamcağız yaklaşmıyor bile…  kendini de 9 ay nasıl tutacak muamma evlisin ve 9 ay mastürbasyon kulağa zor geliyor çünkü evli erkeklerin cinsel hayatları rutine bindikten sonra mastürbasyon yapmazlar nedendirki bu onlara grur meselesi gibi gelir.

Önerisi olan var mı?

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Posted on

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Geçtiğimiz hafta sonu kızlarla bir araya geldik. Kızlar = çoğunluğu kuzenlerimden oluşan ve aralarında çok yakın arkadaşlarımızın da bulunduğu bir kız grubu. Aralarında çocuklu olan bir tek benim. Biri evli, kimi nişandan terk, çoğu bekar, bazısı uzun süredir sevgilisiyle yaşıyor, biri de evlenmek üzere.

Aslında bu buluşmaları ayda bir kere yapmaya çalışıyoruz ancak son zamanlarda sekteye uğradı. Her ay bir kere yemeğe çıkıyorduk. Son toplaşmamızı kuzenimin evinde yaptık ve “İşte bu!” dedik. Ortam rahat, muhabbet koyu, ne işimiz var restoranlarda, hem bi sürü para harcıyoruz? Bundan sonraki toplantılarımızı -kuzenimin nişanlısını evden sepetleme pahasına da olsa- orada gerçekleştirmeye karar verdik. Yemin ederim, yakın kız arkadaşlarla yapılan muhabbetin yerini hiçbir psikoterapi seansı tutamaz.

Kız kıza oturup konuşunca laf ister istemez kocalara, sevgililere ve sonunda sekse geldi. Herkes içindekini döktü. Aramızda ne dertliler varmış, ne bihaberler.

O sohbetten aklımda kalanları, kendi ufak eklemelerimle birlikte derleyip bir Yatak Odası Kurallarıoluşturdum. Biz kızlar bir araya gelince en çok konuştuğumuz konulardan biri bu. Öte yandan yazdığımda en çok okunan ama en sessiz kalınan konu da bu. Ne ilginç…

Yatak Odası Kuralları:

Seks yüzde 80 önemli – Sürekli bir ilişkide seksin ağırlığı tartışıldığı zaman “Bir ilişkinin yüzde ellisi cinsellik”deniyor. Hayır efendim, en az yüzde sekseni cinsellik. Hele de evliliklerde, hele de çocuktan sonra evliliklerdeHer şeyin başı seks” demek yanlış olmaz. Düzenli, uyumlu, tatmin edici bir cinsel hayatı olan çiftlerin çoğu gündelik sorunları daha kolay atlatıyor.

Su uyur, seks uyumaz – Kadınlar için -özellikle de anne olduktan sonra- uykunun yeri tartışılmaz. Kesik kırpık, bölük pörçük uyuyan bir anne (KADIN), hele de gece kaç kere kalkacağı ve kaç saat boyunca uyanık kalacağı hakkında hiçbir fikre sahip değilse, çocuk uyur uyumaz yatağa koşmak istiyor. Haklı da. Ancak bu işin bir de erkek (BABA) tarafı var. Günümüzde çoğu erkek iki eli kanda olsa, uykusuzluktan gözleri kan çanağına dönüşmüş olsa da kadından gelecek seks teklifini reddetmediği gibi, her an hazır ve nazır bekleyebiliyor. Dolayısıyla kadının uykuya ne kadar ihtiyacı olduğu erkeği pek de ırgalamıyor.

Bir tarafın istemesi yeterli

– Seks denilen olay birçok erkek için yemek yeme, tuvalete gitme ve -evet- uyuma gibi temel ihtiyaçlardan biri. Her ne kadar birçok kadın için -erkekler kadar olmasa da- önemli bir ihtiyaç olsa da, kadınlar seksi gerek duygusal kırgınlıklar, gerekse fiziksel ihtiyaçlar (UYKU!!!) yüzünden geri plana atabiliyor. Seks teklifi reddedilen bir erkek bunu çok içerliyor. Aynısı daha az şiddette de olsa kadın için de geçerli. Biyolojik saat farkları da dikkate alındığında, birlikte olmak için bir tarafın istemesi yeterli. Reddetmek yok, sevişmeye devam!

Haftada en az 3 kere – Bu kuralı ortaya atan tayfanın henüz çocuk sahibi olmadığını söylemeye gerek yok herhalde. Ancak çocuk sahibi olsan da olmasan da, özellikle erkek kısmı için böyle bir istatistik söz konusuymuş. İsteyenin bir yüzü.

Odada televizyon olmamalı – Televizyon, her ne kadar eğlendirici bir alet olsa da yatak odasına girdiğinde dikkat dağıtıcı, soyutlatıcı bir şey olup çıkıyor. Çiftler birlikte vakit geçirecekleri, hadi o da olmadı kitap okuyacakları yerde oturup ya maç yorumlarını, ya da saçma sapan programları geç saatlere kadar boş boş izleyip birbirlerine vakit ayırmıyorlar. Her evde en fazla bir tane televizyon olmalı, o da salonda kalmalı.

Cep telefonu odaya girmemeli – Televizyon için geçerli olan kural cep telefonları, özellikle de akıllı telefonlar için geçerli. İş yapmanın mesai saatleriyle sınırlı kalmadığı günümüzde, tam öpüşüp koklaşmaya başlanılan bir anda gelen bir SMS, ya da “Acaba şu tweet’ime yanıt gelmiş mi?” merakıyla ziyaret edilen sosyal medya, seksi başlamadan bitiriyor.

Kaktüs saksıda güzeldir – Kıl tüy meselesine her erkeğin (ve kadının) bakışı farklı. Ancak ortak olan bir şey varsa o da şu: Kalıcı epilasyonun nimetlerinden faydalanmamış ve hala jilet teknolojisine başvuran kadınlar yatağa kaktüs gibi girmemeli. Sevişmeyecek olsanız bile dikenli bacaklar hiç cazip değil.

Bazen gecelik, saten pijamadan iyidir

– Erkek tayfası pijama müessesesinden hazzetmiyor şekerim. İstersen Victoria’s Secret’ten saten pijama al, yine de pazardan aldığın pazen geceliği tercih ediyor. Erişim kolaylığı meselesi.

Yatağa aynı anda gitmeli – Sevişecek olsa da, olmasa da çift yatak odasına aynı anda gitmeli. Biri önceden yatıp diğeri salonda kalıp televizyon seyretmemeli. Biri illa ki maç yorumunu seyredecekse diğeri salonda uyuklamak pahasına onunla fiziksel olarak aynı ortamda olmalı.

Ayaklar her zaman kavuşmalı – Seks olsa da, olmasa da, yatağa mutlu girilse de, küs olunsa da gün sonunda ayaklar birbirine hep kavuşmalı. Ne zaman ki ayaklar dokunmayı bırakır, işte o zaman şapkayı önüne alıp konuşma zamanıdır.

Posted on

Evet demeden önce…

Evet demeden önce…

Evet demeden önce… “Aşk her şeyi affeder” diyerek, kendinizi avutmadan önce eş adayınızı iyi tanımanız gerekiyor. Ailesi, alışkanlıkları, maddi beklentileri, çocuk isteği gibi birçok konuda karşı tarafın tavrını net olarak öğrenmek belki sizi üzecek bir hata yapmanızı engelleyecek, belki de yıllar sürecek mutlu bir yuvanın ilk adımlarını atmanıza yardımcı olacak.

Yaz, evlenmek için en güzel mevsimlerden biri… Kış boyu yaşanan tatlı telaşların sona doğru yaklaştığı bugünlerde, çiftler arasında tatlı-sert tartışmalara da sık rastlanıyor. Oysa gerginlikle baş gösteren bu sorunların evlendikten sonra artmayacağından, gelecek günlerde daha büyük problemlere yol açmayacağından emin olmak gerekiyor. Çünkü hiç kimse hastalıkta ve sağlıkta birlikte olacağına söz vererek bir yuva kurduğu kişiden ayrılmak için evlenmiyor. Biz de bu konuda genç çiftlere yardımcı olacağını düşündüğümüz bir konuyu işlemek için, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Saadet Merih Çengel’in kapısını çalarak, ondan “evet” demeden önce çiftlerin birbirine sorması gereken soruların yanıtlarını aldık. Psk. Çengel, aşağıdaki 13 soruyu baştan sorma cesaretini gösteremeyenlerin, sonradan kendilerini çok daha zor soruları cevaplamak zorunda kalabileceğine dikkat çekerek açıklamalar yaptı.

Gelecekten ne bekliyorsun?

Çiftlerin aynı hedefe doğru yönelmesi, birlikte yürümesi için önem taşıyor. Bu da ailede uzun vadeli amaç birliğini gündeme getiriyor. Eğer çiftlerin aileyi 5-10 yıl sonra görmek istediği konum birbirinden farklı ise bu gelecekte gerilim olacağı anlamına geliyor. Amaç birliği olan çiftler ise sağlam adımlarla birlikte büyüyor, bu da aileyi güçlendiriyor.

Neden birbirimiz için doğru olduğumuzu düşünüyorsun?

Mutlu bir evlilik için eşlerin birbiriyle uyumlu olması ve birlikte daha büyük bir bütün oluşturabilmesi önem taşıyor. Uyum değerlendirmesi yapabilmek için eşlerin hem kendilerini hem de birbirlerini tanıması gerekiyor. Evet demeden önce… Ancak kişi kendini yeterince tanımıyorsa, uyumlu ruh ikizini de tanıyamıyor. Bu yüzden önce kendinde neleri sevip neleri sevmediğini, karakterini, meyillerini, hassasiyetlerini, takıntılarını, psikolojisini, sorumluluk almaya hazır olup olmadığını ve olmazsa olmazlarını bilmesi gerekiyor. Ayrıca sevecenlik, paylaşımcılık, tolerans, saygı duyma, empati yapabilme, fedakarlık gösterme, güven verme ve güvenebilme seviyelerini irdelemesi önem taşıyor. Geçimli olarak bilinen ve geçmişte sağlam dostluklar kurmuş kişilerin bu sosyal becerileri, evliliklerine de olumlu olarak yansıyor. Kişi kendini ne kadar iyi tanırsa, kendisiyle uyumlu bir birliktelik sağlayacak özelliklere sahip partneri de o kadar kolay tanıyabiliyor. Tam ve doğru bilgiye dayalı değerlendirme, ileride tatsız sürprizleri önlemeye yardımcı oluyor.

ilişki ve sex Evet demeden önce...

Ayrıyken benimle olmayı özlüyor musun?

Uyumlu bir evliliğin temeli, karşılıklı sevgiden oluşuyor. İnsan, sevdikleriyle birlikte olmak gibi, kendisini mutlu hissettiren şeyleri de özlüyor. Kişinin sevgilisini görmek için hissettiği özlem ve birlikteyken zamanın adeta uçarak geçmesi, bu canlı duygu bağının kurulduğunu gösteriyor. Sevgiden emin olunan bir ortamda kişi, kendini rahat hissederek doğal halinde oluyor. Çiftler eğer entelektüel açıdan uyumluysa ve birlikte  kir üretebiliyorsa, ilişki bu yeni boyutla daha da güçleniyor. Tam uyum yakalamış iki kişi, yakın arkadaş gibi hissederek birlikte büyüyebiliyor.

Temel değerlerin neler?

Aynı değerleri paylaşmak aileyi güçlendirerek, değerler çatışması riskini azaltıyor. Aksi halde iletişim ve karşılıklı saygı, aile huzuru için olmazsa olmaz bir önem taşıyor. Evet demeden önce… Farklı dini ve siyasi görüşlerin varlığı, bunlara fazla önem verilmesi halinde aile içinde sıkıntı yaşanabiliyor. Benzer tehlike, tatlı bir rekabet dozajını aşarak fanatizm boyutuna varması halinde takım taraftarlıkları için de söz konusu olabiliyor. Farklı anlayışlar,  kir boyutunu aşmazsa evliliğe renk de katabiliyor.

Geçmişinden gelen bir sırrın var mı?

Herkesin karanlık bir tarafı oluyor. Eski ilişkiler, nişanlılıklar, evlilikler ve hatta çocuklar… Bu liste alkol veya kumar bağımlılığı, ruh sağlığı hastalıkları, kötü sicil kaydı ve beslenme bozukluklarını da kapsayacak şekilde genişletilebiliyor. Tüm bunlar da evliliğin kalitesini etkileyebiliyor. Evlenilecek kişi geçmişiyle beraber geliyor ve karşı tarafın bunları kabul edip edemeyeceğinin muhasebesini yapması gerekiyor. Çünkü geçmişin izleri geleceğin üzerinde bir gölge oluşturmaya devam edebiliyor.

Bir eş olarak benden beklentilerin neler?

Herkesin hayalinde ideal bir eş resmi olduğu için, evlendiklerinde karşı tarafın buna göre davranması bekleniliyor. Aksi halde hayal kırıklığı yaşanıyor. Bu gerçeklik çarpmasından sakınmak için, gelin ve damat adaylarının birbirilerinden beklentilerini önceden konuşması gerekiyor. Aile karşılıklı fedakarlığı gerektirdiği için, kişinin gerekli durumlarda eşinin isteklerini kendininkilerinin önüne koyabilmesi gerekiyor. Unutulmaması gereken bir konu da hiç kimsenin mükemmel olmadığı! Dolayısıyla bu özelliğe sahip olmayan birinin karşı taraftan da aynı şeyi beklememesi gerçek dışı oluyor. Herkesin kendine özgü eksiklikleri, kusurları, sınırları ve karşı tarafa sevimli gelmeyen halleri olabiliyor. Bu eksiklikleri kabullenebilmek ve onlarla beraber yaşayabilmek, sağlıklı bir evlilik için önem taşıyor. Eşlerin birbirlerinin eksikliklerine değil, hayatlarını zenginleştiren ve yeni boyutlar ekleyen katkılarına odaklanması gerekiyor.

Nasıl tasarruf yapıyorsun?

Evliliğe yeni adım atmakta olan çiftler için para biraz tabu biraz da romantizmle bağdaşmadığından bu hassas konuya pek girilmiyor. Ancak ailelerde kavgaların hatta boşanmaların önde gelen sebeplerinden biri para harcama konusundaki anlaşmazlıklar oluyor. İleride gerginliklere yer vermemek için, eş adaylarının para yönetimi konusundaki felsefelerinin birbiriyle uyumlu olması gerekiyor.

ilişki ve sex Evet demeden önce...

Anlaşmazlıklarda uzlaşma arayışına giriyor musun?

Farklı sosyokültürel altyapılardan gelen ve değişik bakış açılarına sahip kişilerin zaman zaman görüş ayrılıklarına düşmesi gayet normal. Sağlıklı bir ilişkide, yapıcı bir yaklaşımla ve empati yaparak, eşler ortak bir noktada buluşup uzlaşıyor. Bunun için de kişilerin olaylara başkasının gözüyle bakabilme ve uzlaşmacı yaklaşım sergileme kültürüne sahip olması gerekiyor. Bu da iletişim becerilerinin önemini gösteriyor. Uzlaşma zemininin oluşmadığı ilişkilerde kızma, kırılma ve suçlama gibi aile birliğini tehdit edici negatif dinamikler oluşmaya başlayarak, bunlar zamanla yayılıyor. Sevgili veya nişanlıyken tartışınca uzlaşma sağlayabiliyor musunuz, yoksa farklılıkları halı altına mı süpürüyorsunuz? Eğer tartışmalar çirkin ve kırıcı boyutlara ulaşıyorsa, evlenince eşin değişeceğini ve bu problemin yok olacağını beklemek gerçekliğe gözünü kapatmaktan öteye gitmiyor.

Sağlığın nasıl, kötü bir alışkanlığın var mı?

Dürüstlüğün gereği olarak, eş adaylarının beden ve ruh sağlıklarıyla ilgili bilgileri birbiriyle paylaşması önem taşıyor. Varsa diyabet, epilepsi ya da ailedeki kalıtımsal rahatsızlıkların, geçmişte yaşanmış bir psikolojik çöküntünün ve bunların nedenlerinin konuşulması önem taşıyor. Içki, kumar, madde, sigara, oyun ve internet gibi bağımlılıkların ha fe alınmaması gerekiyor çünkü bu sorunlar ailenin hayatını da zorlaştırabiliyor.

Kaç çocuk düşünüyorsun?

Finansal açıdan rahatlayıp, ev ve araba alma çabaları ile kariyer hırsları, çocuk yapmanın ertelenmesini gündeme getirebiliyor. Ayrıca erkeklerin de maçoluğu bırakıp bebeğin altını değiştireceği  krine şimdiden kendini alıştırması gerekiyor. Yanlış beklentilerin oluşmaması için bunların baştan konuşulması önem taşıyor.

Annenle aramda anlaşmazlık olursa, kimin yanında olursun?

Genç çiftin aileleri de çok defa yeni evlilere iyi niyetle faydalı olmaya çalışırken, sağlıklı dozajı aşarak, zarar veren hale gelebiliyor. Gençlerle empati yapamadıkları için yeni evli çift arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. Çoğu zaman kendini eşiyle ebeveyni arasında zor bir durumda bulan kişi, taraf olmayınca ikisini birden küstürüyor.Evet demeden önce… Oysa yeni evlilerden bir çift olarak sınırlarını çizip, ortak bir duruş sergileme olgunluğunu göstermesi bekleniyor.

Evlenince bağımsızlığımızdan ne kadar fedakarlık edeceğiz?

Evet demeden önce… Kişiler arasında evliliğe karşı direncin yaygın bir sebebi, alışılmış olan bağımsız hayat tarzı ve özgürlükleri kaybetme korkusu oluyor. Yani kendisini hayata bağlayan ve kişiliğinin bir parçası olan alışkanlıklarına veda etmekten korkuyor. Oysa evliliğin, bekarlık rutinlerini ve kişilikleri yok etmesi gerekmiyor.Evet demeden önce… Eşlerin, bekarken mutluluk kaynağı olan birçok alışkanlıklarını devam ettirebilmesi önem taşıyor. Evlilikle yeni bir hayat arkadaşı olunuyor ama bu durum, kişinin her sosyal etkinliğe eşini dahil etmesi anlamına gelmiyor. Özgüven sahibi çiftler, bu özgürlüğü bir tehdit olarak görmüyor. Eşlerin arkadaşlarıyla bir araya gelinmesi gibi yeni ilgi alanlarının oluşturulduğu serbest bölgeye sahip olması da gayet doğal ve sağlıklı kabul ediliyor. Kendini bağımsızlığını kaybetmiş ve sürekli kontrol altında hisseden bir eş mutlu olamadığı gibi, başkalarına da mutluluk veremiyor. Sağlıklı bir evlilik için, eşlerin birbirlerinin bireyselliklerine saygı göstermesi, geniş bir serbestlik alanı tanıması gerekiyor.

Öfkeyle nasıl baş ediyorsun? Ailende şiddet yaşandı mı?

Evet demeden önce… Çiftler en kötü hallerini görmeden, birbirlerini tanımış sayılmıyor. Su gibi, insanların da bir kaynama noktası var elbette. Bu da herkes için farklı oluyor. Zaman zaman yoğun duygu patlamaları yaşanabiliyor. Kızgınlık ve öfke de bu grupta yer alıyor. Kişinin geç kızması, kızınca kontrolünü kaybetmemesi ve kırıcı olmaması arzu ediliyor. Ancak öfkenin şiddeti tetiklemesinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Çünkü bu ilişki için kırmızı alarmı ifade ediyor.

* Formsante dergisinden alınmıştır.

Posted on

Tatilde seks bir başkadır

Instagram’da Fenomenliğe Giden Yolda İlerleme Yöntemleri

Tatilde seks bir başkadır

İlişkilerin en büyük düşmanlarından biridir tekdüzelik. Belki de ilişkinizdeki ateşi tutuşturacak fitil, baş başa bir tatil kaçamağıdır!

YENİ BİR EVE TAŞINACAKSINIZ MESELA… Önce sokağına bakarsınız, çevrede hangi imkanlar var? Dükkanlar, alışveriş merkezleri, çocuk parkları, metroya uzaklığı… Dışarıdan bina nasıl görünüyor? Binaya girdiğinizde merdivenler aydınlık mı? Apartman temiz mi? Komşularınız kim? Sonra evin içine girdiğinizde tüm pencerelerin nereye baktığını, odaların kullanışlı olup olmadığını, mutfağı, banyoyu gezersiniz. Evinizi düzenlerken her bir metrekaresiyle ilgilenirsiniz.

Peki ya altı ay sonra?

Bu detaylardan ne kalır aklınızda? Ev kaybolur, her akşam döndüğünüz ve hiçbir detayını artık hatırlamadığınız bir mekana dönüşür, ta ki tekrar dekore etmeye karar verene kadar! İlişkiler de buna benziyor; iş rutine binince ilişkinin konforuna alışır ve birbirinizi görmez oluverirsiniz. Uzun süreli ilişkiler güvenlidir, eşinizi her zaman yanınızda bulacağınızı bilirsiniz. Öte taraftan tekdüze ilişkilerde içine düşebileceğiniz en derin çukurlardan biridir; heyecanlar, renklilik, sürprizler kaybolur. Eski günlere özlem duyarsınız. O ilk flört heyecanlarını, yaz aşklarını hatırlamak bile burun direğinizi sızlatır.

İnsan beyni yenilik sunulduğunda yada kovalamaca olduğunda heyecanlanmaya programlanmış. Bir ödülü kazandığınızı bilmek o ödüle verilen değeri azaltabiliyor; bu ister bir aile olsun ister bir uzmanlık ister uzun yıllar hayalini kurduğunuz son model bir araba…

Çünkü bir süre sonra sıradanlaşıyor.

İşte libido da belli bir risk durumunda artıyor, zaten şiddetli kavgalar sonrasındaki barışma seksi bu yüzden daha tatlı değil mi? Öyleyse, ilişkinizdeki tekdüzeliği kırmanın bir  yolu da, hazır yaz da gelmişken keyifli ve sıra dışı bir tatile çıkmak olabilir mi? Indiana Jones, James Bond, Hızlı ve Öfkeli gibi kült filmlerde hep öyle olmuyor mu? Sıra dışı bir maceraya atılan film kahramanları sonunda hep ateşli bir öpüşmeyle kapatıyorlar sahneyi.

Tatilde seks bir başkadır

HİÇ DENEYİMLEMEDİKLERİNİZİ KEŞFE ÇIKMAK

Eşinizle bir maceraya atılın. Daha önce hiç gitmediğiniz bir bölgeye, bir ülkeye gitmek, yeni kültürleri tanımak ya da denemediğiniz bir şeyi keşfe çıkmak hem size kim olduğunuz hakkında yeni fikirler verir hem de iki romantik olarak ilişkinizde yeni bir yola girersiniz.

Mesela her şey dahil konseptindeki beş yıldızlı otellerde tatil yapmaya alıştıysanız, evde kalmanızı sağlayan ve çok orijinal tasarımlara sahip bir ‘evde kalma’ sitesine üye olabilir, hiç bilmediğiniz bir ülkede bir ailenin parçası olmayı deneyimleyebilirsiniz. Ev değişimi de mümkün. Siz evinizde bir çifti ağırlayın onlar da sizi…

Lüks seven çiftler doğa ile iç içe olacakları bir milli parkta, değişik hayvanlarla safarilere katılarak hiç tanışmadıkları bir dünyanın parçası olabilir. Kendinize yakın bulacağınız bir hobi eğitimi ya da içsel yolculuk yaşayabileceğiniz bir kişisel gelişim kampı da ilişkinize farklı bir açı katabilir. Bir sanatçının izinden onun eserlerinin yer aldığı müzeleri, yaşadığı evleri gezmek, koleksiyonlarının izinden gitmek, onun yemek yediği restoranlarda yemek yemek, onun bulunduğu şehirlerde onun yaptıklarını yapmak şahane olmaz mı?

Çok sevdiğiniz bir dizinin turuna katılıp, dizinin çekildiği yerleri görmek sizi heyecanlandırmaz mı? Ya da bir gastronomi yolculuğuna çıkıp Fransa’nın bağlarını, İskoçya’nın tatlı sularını, Hindistan’ın bol baharatlı mutfağını, Tai yemeklerinin gizemini çözmek? Aslında keşfettiğiniz sadece yeni ülkeler, yeni insanlar olmayacak. Kendinizi ve eşinizi de yeniden tanıyacaksınız.

Eğer çocuklarınız varsa ve uzun zamandır yalnız kalmadıysanız anne baba kimliğinden uzaklaşıp tekrar birer sevgili kimliğine bürünmek, tercihinizi çocuklar için değil de kendinizden yana yapmak sizi yepyeni biri yapacak. ‘Çocuğumdan nasıl ayrı kalacağım?’ diye kaygılanmak yerine hala, teyze, anneanne veya babaanne ile sizden uzakta geçireceği zamanın onlar için de yeni bir deneyim olduğunu, ona çok şey kazandıracağına odaklanın. Tatilde seks bir başkadır Rutinin dışına çıkmak ve bambaşka bir hayatı yaşamaya başlamak herkese iyi gelecek, emin olabilirsiniz! Siz bir yetişkinsiniz ve bununla neler yapabileceğinizi görmelisiniz!

Tatilde seks bir başkadır

SEYAHAT, SEKSİ DAHA ATEŞLİ YAPAR

Evdeki sorumluluklardan uzaklaştınız, yemek, temizlik, iş stresi her şey geride kaldı ve eşinizle, sevgilinizle baş başasınız. İnsanların cinselliği yeni durumlarda aktive olur.Tatilde seks bir başkadır  Karşınıza ne çıkacağını bilmediğiniz günler siz de coşabilirsiniz. Seksi iç çamaşırları giymek, farklı imaja bürünmek ya da makyajınızı değiştirmek hatta saçınıza cesaret edemediğiniz o modeli kestirmek için işte size fırsat! Mad Men’den hatırlayın; Don Draper eşi Betty Draper ile Avrupa’ya gittiğinde ayrı ayrı hazırlanmış otelin barına inmiş ve hiç tanışmamış gibi davranmışlardı. Birisi Betty’nin cazibesine kapılıp onunla tanışmak istediğinde Don soğukkanlılığını korumuş, bir süre sonra Betty’e o da yaklaşmış ve eşinin cazibesine kapılan adamla sözlü bir düelloya tutuşmuştu. Kazanan Don’du, elbette odalarına birlikte çıktılar ve ateşli bir gün geçirdiler.

Yeni deneyimlerde vücudunuz dopamin salgılamaya başlar

O da seratonin gibi bir mutluluk hormonudur ve hareketlerimizi, haz hissini ve acıyı etkileyen bir kimyasaldır. Bu aradaki bağı da güçlendirir, çünkü cinsel ilişki sırasında salgılandığında insanı haz aramaya iter, yani o ödülü tekrar tekrar tatmak için sizi harekete geçirir. Tatilde seks bir başkadır Dopamin hafızaya da etki eder ve kısa süreli hafızanın iyileştirilmesini sağlar, odaklanmayı ve dikkati artırır. En sevdiğiniz restorana gittiğinizi düşünün, alacağınız tatların ne kadar iyi olacağını bilirsiniz ve menüyü açıp seçim yapmaya başladığınız an haz almaya başlarsınız.

TATİLİN ETKİSİ SÜRER Mİ?

Peki tatil boyunca çok keyifli zaman geçirmenizi sağladıktan sonra cinsel kimya kalıcı olur mu? Gündelik hayatın sıradanlığına girdiğinizde, aynı yatak çarşafları, aynı mobilyaları gördükçe yaşadığınız büyünün bozulması mümkün. Bu da sizi yeni maceralara atılmaya teşvik etmeli; libidonuzu tekrar şarj etmek için bir ‘yapılacaklar listesi’ oluşturabilirsiniz. Hafta sonu kaçamaklarını arttırmakla işe başlayın mesela. Şunu unutmayın, eşinizle paylaştığınız bu tür maceraların sayısı arttıkça ilişkiniz git gide daha iyi olur.

Tatilde seks bir başkadır

Seyahat hem sizi hem de ilişkinizi dönüştürme gücüne sahiptir. Beklenmedik durumlarda nasıl karşılık vereceğinizi öğrenirseniz, bunu ilişkinizi besleyen bir kaynağa dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar sıradan yerlerden uzaklaşmanın ve artık ‘sıradan’ bulmaya başladığınız eşinizle seyahat etmenin ona farklı bir gözle bakmaya başlamanıza neden olduğunu gösteriyor. Bu da uzun süreli ilişkilerin daha da derinleşmesine ve daha kalıcı hale gelmesine kapı aralıyor. Güvenli bir ilişki, renkli bir cinsel hayat ve git gide güçlenen bağlar? Kulağınıza nasıl geliyor?

Tatilde seks bir başkadır
Tatilde seks bir başkadır
Posted on

Sevgili seçerken aman dikkat

Sevgili seçerken aman dikkat

Dikkat Et

Sevgili seçerken aman dikkat “Meğer doğru insan değilmiş! Nasıl böyle bir hata yaptım, biraz daha dikkatli olsaydım böyle olmazdı” deriz demesine de, tekrar tekrar aynı yanlışa düşer, hiç olmayacak birini seçeriz. “Yine yanlış yaptım. Bir daha asla iyi tanımadan (!) birlikte olmayacağım…” Bu nakarat böyle uzar gider. Peki neden bu yanlış seçimleri yapıyor insan, biliyor musunuz? Continue reading Sevgili seçerken aman dikkat

Posted on

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!
KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

 

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazı kadınlar da bu fantezileri ne kadar “sapıklık” olarak algılasa da, aslında “fanteziler” seksin tuzu biberidir… O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklınızdan geçenleri partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin… “Türk kadınlarının cinsel fantezi” örnekleri pek dillendirilmediği için bu hafta yabancı bir yazarın kitabındaki fantezilerden bazılarını yayınlıyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadın okurlarımız “cinsel fantezileri”ni paylaşmak isterse, “yorumlarını” yazsınlar!

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar.

Nancy Friday’in “fantezi” kitabı
“Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor”. Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabının önsözünde böyle diyor.

Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday “Benim Gizli Bahçem” adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. “Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı” diyen Friday’in kitabında birbirinden ilginç “kadın fantezileri” mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlardan biri ve onun hikayesi….

Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!

Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince…

“Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği… Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor… Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor.”

Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday’in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. “Masum bir hayal” deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da “olamaz” deyip inkar ediyor.

Bir fantezi daha!
Friday’ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:

“Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri…

Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir”.

En sık rastlanan fantezi örnekleri

* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.

* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.

* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.

* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.

* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.

* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.

* KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.

Posted on

Anne Ben Nasıl Doğdum

Anne Ben Nasıl Doğdum

Açıklama

Anne Ben Nasıl Doğdum çocuğun doğumla başlayan gelişim süreci yalkaşık 3 yaşlarında cinselliğin ağırlığıyla sürer. Yaşamda henüz üçüncü yılını yaşamaya başlayan çocuk ilk defa zihninde bir ampul yanar. Ve cinsel kimliğinin farkına varır. Continue reading Anne Ben Nasıl Doğdum

Posted on

Ergenlik Dönemi İlişkileri

Ergenlik Dönemi İlişkileri

AÇIKLAMA

Ergenlik Dönemi İlişkileri Bu yaşlarda çocukluk yıllarına göre arkadaşlarla ilişkilerin niteliğinde de önemli değişimler yaşanır. Türü ve biçimi değişse de oyunlar arkadaşlarla ilişkilerde hala çok önemli yeri vardır. Ancak eskiden daha çok oyun ağırlıklı olan ilişkilerde artık uzun söyleşilerin ve birlikte olmanın verdiği keyif de ortaya çıkar. Continue reading Ergenlik Dönemi İlişkileri

Posted on

Cinsel Sorunların Nedenleri

Cinsel Sorunların Nedenleri

AÇIKLAMA

Cinsellik olgusu, sadece fizyolojik bir sorun değildir. Ya da sadece psikolojik veya sosyokültürel bir durum değildir. Dolayısıyla bir cinsel soruna sadece fizyolojik açıdan yaklaşmak ya da psikolojik veya sosyokültürel açıdan da tedavi etmeye çalışmak yeterli olmayacaktır. Bütün bileşenleri bir arada değerlendirmek gereklidir. Continue reading Cinsel Sorunların Nedenleri

Posted on

BİR NARSİST YARATMAK

Açıklama

Aslında o kendine çok güvenli görünen narsist kişiliğin altında derin bir sevgisizlik ve kendine güvensizlik yatıyor. Giderek etrafımızda çoğalan narsistleri tanımak ister misiniz?

blog

Otto Kernberg’den Sigmund Freud’a, Karen Horney’den Heinz Kohut’a kadar pek çok psikanalist çağın hastalığı narsisizmle ilgili birçok kuram ortaya attı. Ama hepsinin hemfikir olduğu bir nokta var: tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsisizmin de tohumları çocukluk yıllarında atılıyor. Tabii bu tohumu (muhtemelen ne biçeceklerini bilmeden) anne babalar atıyor…

Peki, gerçekte kim bu her geçen gün sayıları daha da artan narsistler? Neo-Freudcu bir ekol olan “ego psikolojisinin” temsilcisi Karen Horney, narsistlerin diğer insanlarla duygusal bağları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişiler olduğunu söylüyor. Narsist olmaksa kendini çok sevmeyi, çok önemsemeyi gerektiriyor. Yeryüzünde kendisinden başka herkesin değersiz olduğu düşüncesiyle var olan narsistler (derinlerde bir yerlerdeki boşluğu doldurma çabasıyla) beğenilmek, övgü almak, ilgi çekmek için yaşıyor. Karen Horney, narsistlerin genel olarak kendilerini özel insanlar olarak gördüklerini belirtiyor. Bu nedenle kendilerini övmeye, başkaları tarafından övülmeye bayılıyorlar. Başarı ve yeteneklerini abartıyor, hatta ortada bir başarı yokken yaptıkları şeyi çok önemli gösterebiliyorlar. Onlar hep çok zeki, çok güzel/yakışıklı, özel insanlar (!) olduklarından, her şeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan hiç çekinmeyen narsistler için başkalarını manipüle etmek de çok kolay, dışarıya yansıttıkları yüksek özgüven sayesinde insanlar kolayca etkileri altına giriveriyor. Horney, narsistlerin sorununun empati kurmamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden kolayca başkalarının duygularını hiçe sayıyorlar. Ukalalıksa onlar için olağan bir şey. Bir narsist için statü de önemli. Yüksek mevkideki insanlarla arkadaşlık etmeyi, iyi yerlere gitmeyi, iyi arabalara binmeyi seviyor, etiketi önemsiyorlar. İnsanları ezmek onlar için çok doğal bir davranış ama o hep küçümsedikleri “diğerleri” olmadan da bir narsist var olduğunu hissedemiyor. Üstünlüğünü gösteremediğinde egosu tatmin olmuyor. Kısaca kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılamak ya da küçümsemek bir ihtiyaç. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre narsistlerin tüm davranışları, içlerindeki boşluğu saklama vekendini kabul ettirme üzerine kurulu.

SPOT IŞIKLARI SÖNÜNCE…

Narsistler genellikle başarılı, dikkat çeken insanlar… Çünkü sürekli sahne ışıkları altındaymış gibi davranıyor, yarattıkları aura sayesinde de büyüleyici, karizmatik, çekici görünebiliyorlar. Sahnede olmak, onlar için her şey demek. Bu özellikleriyle zahmetsizce parlak bir kariyere ulaşmaları pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu parıltının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, “Narsist insanlar değer görmek için çok çalışır, mükemmeliyetçi ve işkolik olabilirler. Bunun sonucunda da başarılı ve mutlu olurlar” diyor ve ekliyor: “Ama sıkıntı şu: Mutluluklarını sürdürmek için sürekli başarmak zorunda hisseder, sürekli onaylanma duygularının tatmin edilmesine ihtiyaç duyarlar. Bu sürdürülebilir bir mutluluk değildir. Bundan dolayı hayatlarında her zaman kaygı vardır. Sürekli olarak başarısız olma ve onay görmeme kaygısı yaşarlar. Bunun karşılığında da büyük bedel öderler. Bu açıdan bakıldığında çok başarılı olmalarına rağmen değersizlik duygusunu gideremeyen birçok Hollywood yıldızının intihar etmesi hiç şaşırtıcı değil.”

OTORİTER ANNELER VE NARSİST ÇOCUKLARI

Peki, ne oluyor da insanların içinde derin bir kendine güvensizlik oluşuyor? Anne babalar ne yapıyor da çocuklar büyüyünce birer narsiste dönüşüyor? Pedagog Adem Güneş, “Çocuklukta, özellikle annesiyle ilişkisinde problem yaşamış çocukların yetişkinlikte narsist kişilik bozukluğuna daha yatkın olduğu biliniyor” diyor ve ekliyor: “Reddedici, otoriter ve baskıcı annelerin çocukları önce içlerindeki anne yoksunluğunu bastırmayı, kendi iç dünyalarına derinleşmemeyi, fazla duygusal olmamayı, kimseye bağlanmamayı, güvenmemeyi öğreniyorlar. Annesine güvenle bağlanamayan kişi, hayata güvenle bakamıyor.” Psikanalist Otto F. Kernberg, narsist kişilikleri incelediğinde, onların genellikle agresif, kronik olarak soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne figürünün eseri olduğunu gözlemlemiş. Sevgisiz büyümüş bu çocuklar da sevgiyle dolduramadıkları benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışıyor.

Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’sa narsistlerin, çocuklarına koşullu sevgi sunan ailelerin ürünü olduğunu söylüyor: “Bu koşul farklı şekillerde sunulur. Çocuktan sürekli başarı beklemek, başarısızlık durumunda eleştirmek, dış kaynaklı beklentilere sahip olmak, çocuğu şekillendirme çabası, mükemmel olmasını beklemek, isteneni yapmadığı zaman eleştirmek veya aşağılamak çocukta değersizlik duygusu yaratır. Ben buna ‘Eksiklik Modeli’ diyorum. Bir de ‘Üstünlük Modeli’ vardır. Bu aileler çocuklarını eksik hissettirmez ama özgüveni yüksek olsun diye sürekli över. Çocukları iyi hissettirme çabası içindedirler. Onlara prenses ve prens gibi davranırlar. Övgüyle büyüyen bu ço cuklar da diğer insanların övgülerine bağımlı yetişir. Sürekli onaylanma ihtiyacı duyar. Bu her iki mekanizma da narsistik bireylerin ortaya çıkmasına yol açabilir. ‘Yol açabilir’ diyorum, çünkü değersizlik duygusu her zaman narsisizme yol açmaz. Narsisizm, değersizlik duygusunu kapatmanın sadece bir yoludur. Böyle yetişen bazı çocuklar utangaç veya içe dönük de olabilir. Adler, narsisizme yükseklik kompleksi der. Adler’e göre aşağılık kompleksiyle yükseklik kompleksi aynı düşüncenin iki farklı ürünüdür, yani değersizlik duygusunun. Kısacası, koşullu sevginin (eleştiri ve övgü) olduğu ailelerde, narsist bireyler yetişir. Özetle, genel olarak çocukluk çağında yaşanan korkular, başarısızlıklar, bağlılık ihtiyaçlarının karşılanmaması, anne baba yokluğu ve ihmali, sürekli eleştiri, alay edilme, aşırı övgü narsist kişiliği besleyen faktörler. ”

Bir sorun da narsisizmin tedavisinde ortaya çıkıyor. Narsistler genellikle kendilerini hasta olarak görmediklerinden profesyonel destek alma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Genellikle depresyona girdiklerinde bir uzmana gidiyorlar. Çoğunlukla kişiliklerine dair farkındalıkları olmadığından terapistin analizlerine tepkiyle karşılık veriyor, savunmaya geçiyor, terapiyi yarım bırakıyorlar.

Küçük Bir Test 

Bir narsist nasıl anlaşılır ?

Özgür Bolat, narsisizmin farklı boyutlarını ölçmek için Dr. Ömer Antalyalı’yla birlikte bir ölçek geliştirmiş. Bu ölçekte narsisizmin iki boyutu ölçülmüş: üstünlük (superority) ve gösteriş (exhibitionism). “Aşağıdaki sorulara 5 üzerinden 5 verenler, narsistik eğilim gösterenlerdir” diyor Bolat.

1– Bir ortamda konuşmaların merkezinde olmayı severim.

2- Bütün gözlerin benim üstümde olmasını severim.

3- Sosyal bir ortamda insanlar bana ilgi göstermezse rahatsız olurum.

4- Özel bir insan olduğumu düşünüyorum.

5- Herkes benim gibi olmak ister.

6- Çoğu insandan daha yetenekliyim.

 

Posted on

Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Mutlu olduğum her şey

bitecek diye korkuyorum.

Çok lezzetli bir yemek yerken, doymaktan korkuyorum mesela. O çok sevdiğim şarkı radyoda çıkınca bitecek diye huzursuzlanıyorum. Sevgilimin dizine yatıp, film izlerken; ayrıldığımız zaman ne yaparım diye kara kara düşünüyorum. Sevdiğim insanların öleceklerini düşünüp ağlamaya başlıyorum. Cuma günü, pazartesi gelecek diye mutsuz oluyorum. Arkadaşlarımla eğlenirken, ya hepsi benden önce uyursa diye telaşlanıyorum.Ve daha binlerce şey. Continue reading Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Posted on

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Eninde sonunda gelin olacak kızlar…

18 yaşıma bir geleyim bardan diskodan çıkmam, 20’de durulurum, 21’de aşık olduğum ünlü şarkıcıyla evlendim mi bir sene sonra da bebek oh mis. Gelecek planım bu şekildeydi. İş güç desen, nedense çocukken meslek denilen şeyin para kazanmak için bize gerekli olan statü olduğunu anlamıyordum. Ne bileyim, büyüyünce otomatik olarak paran oluyordur herhalde diye düşünüyordum. ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorulduğu zaman bunun diğer anlamının, ‘Büyüyünce ne kadar kazanacaksın?’ olduğunu ne bilelim. Doktor olmak isteyenler vardı mesela, evlerinde hasta dedesi, dayısı olduğu için büyüyünce onu kurtaracağını düşünüyordu. Avukat olmak isteyen arkadaşım vardı, annesini ve babasını boşayan o kadın gibi olmamak içinmiş. Şarkıcı olmak isteyenin evinde büyük ihtimalle sürekli Kral TV açıktı. Dansöz olmak isteyen de vardı, şimdi haklarını yemeyelim hatta bayağı fazlaydı. Önce astronot olmak istedim, dünya çok sıkıcıydı, dağ taş hep aynıydı. Başka evrenler, galaksiler, kim bilir nasıl hayatlar vardı. Ardından üşendim, onca yolu gitmeye, ‘gelin’ olmak istediğimi söyledim orada burada. Ne işin olursa olsun, eninde sonunda gelin olacaktın nasılsa.

Okulunu birincilikle bitir

Nobel ödülleri al, zekan arşa değsin. Halanın ilk soracağı soru, ‘Ee yok mu biri?’ En azından bir şıkkı elerim diye düşünüyordum. Sonra aşk mevzusu vardı, ben Kerim Tekin’e aşıktım. Büyüyünce onun gelini olacaktım. Gelecek planım da hazırdı, beni cici babamdan isteyecekti. Kafam çok rahattı. Sonra bir gün, bir sabah ölümün ne olduğunu Kerim Tekin sayesinde öğrendim. Kerim Tekin’i araba kazasında kaybetmiştik. Nasıl olurdu ya, evlenecektik biz. Tamam daha tanışmıyorduk ama ben büyüyünce tanışacaktık. Üstelik ölümün bir çaresi, bir geri dönüşü yoktu. Plan yapmamam gerektiğini ilk o an anladım. O zamana kadar geleceğimle ilgili hiçbir şey düşünmemiştim ve panik yaşamaya başladım. Normal olanının, bu panikle derslerime sıkı sıkı sarılmam olması lazımdı ama zaten derslerim hep iyiydi. Tam tersi, kara kara düşünmeye başladım. Her gün ne olacağımı, ne yapacağımı, nasıl öleceğimi… Öyle böyle 18 oldum. Bardan diskodan çıkmam zannediyordum ama kimse bana eğitim sisteminin bu denli zor olduğunu söylememişti.

Aslında zor desen değil.

Kolay desen hiç değil. Sadece ezber. Bütün vaktimi evde hiçbir şey öğrenmeden, hayatıma zerre katkısı olmayan bilgileri ezberlemekle geçirdim. Üniversitede çılgınca eğlenecektim güya, kimse bana şehir dışında okumanın maliyetini de anlatmamıştı. Hem okul hem iş derken 20 yaşında evlenme planım da suya düştü. Ne zaman plan yapsam hep bir falso çıkıyordu. Plan yapmaktan, geleceği düşünmekten öylesine korkmaya başladım ki rüzgar beni nereye iterse orada yaşadım. Bir yıl içinde 4-5 ev hatta şehir değiştiriyordum. Eşyalara bağımlılığım yoktu, insanlara da yoktu aslında. Sadece aşık olduğum birkaç adama. Onlar da sağ olsun her seferinde yaptığımın yanlış olduğunu suratıma suratıma geçiriyorlardı. Sorumsuz, ilgisiz, yer yer duygusuz olmaya başladım. Ardından o hiç geçmeyen zaman, bir anda roket gibi yanımdan geçip gitmeye başladı. Öyle hızına yetişemiyordum ki bir süre oturdum izledim. İnsanların hayatlarını, yanlışlarını, doğrunun ne olduğunu o hızla geçen kargaşa arasında ayıklamaya çalıştım. Ucundan, kıyısından tutayım da bir gireyim dedim, zaman kabul etmedi.

Ya çok geç kalmıştım ya çok erken gelmiştim.

Ama son senelerde bir şey oldu, sanırım büyümek deniliyor buna. Artık insanları değil, etrafı değil, başkasının bana biçtiği kılıfı değil kendimi düşünmeye başladım.

Kendimi keşfetmeye, tanımaya… Bazen nefret ettim bazen çok sevdim. Ara ara gurur duydum. Çoğu zaman tiksindim, utandım, güldüm. Bir evcil hayvan sahiplendim, bu sayede o hiç olmayan sorumsuzluğumu biraz törpüledim. Sonra bir tane, bir tane daha derken, ‘Tamam lan sen de abartma’ diye bir durdum. Ardından ne olursa olsun oturduğum evden taşınmayacağımın sözünü verdim kendime. Bu süreçte tabii evren hep oyununu oynadı. Komşular bizi istemedi, ev iki kez satıldı, en son Almanya’dan yeğeni gelip oturacaktı yine de çıkmadım evden. Aa bu arada evlendim, üstelik ışık hızıyla. Senelerce oturup bekledim bir halt olmadı, bir anda pat diye oldu valla ben hala şok!

Hayal ettiğimden de güzel bir meslek sahibi oldum.

Sonra anladım plan yaptıkça neden hep tökezlediğimi. Kendimi o kadar tanımıyordum, o kadar yabancıydım ki istediğim, kurduğum, düşlediğimi zannettiğim her şey benim dışımdaydı. Bana uymuyordu, zaten olmayacaktı. Hep en kolayı seçerek, kolum kanadım kıpırdamasın dedim. Onu bile başaramayınca özgüvenimi yitirdim. Astronot olmaktan vazgeçmemem lazımdı mesela. Olmasam da bu ülke uzay bilimlerine önem vermiyor der, çıkardım işin içinden. Evlenemedim ühü ühü diye ağlamaktan daha vizyonlu en azından. O yüzden, yaptığınız planlarda sürekli sorun çıkıyorsa, demek ki size uymayan şeyleri düşlüyorsunuz. Önce kendini tanımak olay. Bak sevmek demiyorum, ona daha var. Bu kadar içini dışını, her zerreni biliyorsun yahu, sevmek o kadar kolay mı? Yeni yılın kutlu olsun. Yeni yıl sana, seni getirsin.

Posted on

7 günlük seks kampı

7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,
7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,

İşte partnerinizle tabuları yıkarak, yepyeni bir seks hayatına başlamak için yapacağınız bu 7 günlük seks kampı; sizi hem ilk günlerdeki enerjiye geri döndürebilir, hem de yatak odanızdaki (kim bilir ya da belki başka yerlerdeki) eğlencenizi ateşleyebilir!

Günün yoğunluğu ve yorgunluğu içinde seks hayatınıza ilk günlerdeki kadar önem vermiyor olabilirsiniz. Yatağınız size artık cinselliği değil, favori TV şovunuzu izleyerek uyumayı hatırlatıyor olabilir. Ancak cinsel ilişkideki heyecan ilişkinin temel taşlarından biridir ve bu nedenle yatak odasındaki hareketi biraz geri getirmek gerekir.

1. GÜN: Masaj yapın ya da yaptırın.
Eğer son zamanlarda seks hayatınızdaki heyecanı kaybettiyseniz, yavaş bir masaj bu gerginliğe son verecektir. Biraz bebek yağı ve birkaç mumla partnerinize yapacağınız seksi bir masaj size karşılığında sürpriz şekillerde geri dönecektir.

2. GÜN: Onu heyecanlandıracak baştan çıkarıcı bir mesaj atın.
Partnerinizin işteyken onu akşam eve tutkuyla döndürecek bir mesaj atın. Bu taktik hiçbir zaman eskimez. Dilerseniz bu bir söz, bir fotoğraf ya da bir şarkı bile olabilir…

3. GÜN: Yeni bir pozisyon deneyin.
Yeni bir pozisyon yatak odasındaki tüm olayları değiştirecektir. “Beklenilmeyen”i yapmak her zaman heyecan vericidir. Bu nedenle biraz internette araştırma yapıp ya da eski kitaplara başvurup  kendinizi yeni zevklere açabilirsiniz.

4. GÜN: Küçük bir şova hazır olun!
Sabahları her iki taraf da hızlıca kıyafetlerini giyer ve kahvesini yudumlayarak evden çıkar değil mi? İşte tam da bu anda yapmanız gereken ufak bir şov var. Eğer vaktiniz varsa bu şov yatağa bile taşınabilir, kim bilir?

5. GÜN: Alışverişe çıkma zamanı geldi!
Evet, herkes en rahat en sade iç çamaşırlarını sevebilir ancak işi biraz alevlendirmek için alışverişe çıkmak gerekir. Seçeceğiniz kıyafet ister bir fantezi dükkanından olsun, ister süper-seksi bir iç çamaşırı olsun, önemli değil, asıl mesele siz onu giydikten sonra olacaklar!

6. GÜN: Evin başka köşelerini ziyaret edin.
Yeni iç çamaşırlarınızı aynı yatakta harcamak istemezsiniz. Bu yüzden evin farklı yerlerini kullanabilirsiniz. Mesela salondaki ücra bir köşe ya da çamaşır makinesinin üstü her zaman tercih edebileceğiniz yerlerden.

7. GÜN: Beraber duş alın.
Herkes beraber duş alma fikrine pek sıcak bakmayabilir ancak sadece bir günlük bu kuralı yıkabilir ve biraz yaramazlık yapıp partnerinizle sıcak bir duşun keyfini çıkarabilirsiniz!

NOT:PERFORMANSA DAYALI YETERSİZLİKTE GIDA TAKVİYESİ ALIN

Posted on

Gebelikte cinsellik

Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte kadınlık hormonları artıyor, ancak yaygın inanışın aksine gebelikte cinsel ilişki bebeğe zarar vermiyor. İşte gebelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenler…

Kadınların hayatında önemli değişikliklere neden olan gebelik, anne adaylarının duygu ve isteklerinde farklılıklar yaratırken cinsel hayatlarını da etkiliyor. Anne adaylarının gebelik süresince gösterdiği cinsel istek ve hormonal değişikliklere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik sırasında kadınlık hormonları fazlasıyla artar. Normal seyrinde devam eden risksiz, tek gebeliklerde ise cinsel ilişkinin son zamanlara kadar yaşanılmasında bir sakınca yoktur” diyerek hamilelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenleri anlattı.

GEBELİK RİSKSİZ İSE CİNSELLİK YAŞANABİLİR
Pek çok kadında gebelik sırasında cinsel istek artıyor ya da cinsel ilişkide değişik duygular hissediyor. Anne adaylarındaki bu değişimi değerlendiren Op. Dr. Genç gebelik sırasında estorojen ve progesteron denilen kadınlık hormonlarının fazlasıyla arttığını ve yaşanan cinsel ilişkinin bebeğe zarar vermediğini söyleyerek şu bilgileri veriyor;

“Normal seyrinde devam eden tek gebeliklerde yani risksiz ya da az riskli diye tanımlanan gebeliklerde amnion suyu gelene kadar hatta doğum ağrıları başlayana kadar cinsellik yaşanabilir. Cinsel ilişki sırasında bebeğinize zarar vermezsiniz. Vajinanın sonunda bulunan serviks (rahim ağzı) ortalama 3-4 cm uzunluğunda kaslı bir yapıdır ve penisin bebeğe değmesi mümkün olmaz. Rahim ağzı doğuma yakın aylarda kısalır ancak genelde son aya kadar yeterince uzundur. İkinci ya da üçüncü doğumu olan hastalarda rahim ağzının ilk doğumlara göre erken açılabildiğini unutmamak gerekir. Yine de rahim ağzı açılmış olsa bile amnion ve koryon denilen 2 kat zar bebeğinizi korur. Bazı hekimler gebeliğin son ayında ilişkiyi yasaklar. Bunun sebebi anne adayının farkında olmadan amnion suyunun az da olsa gelmesi ve bebeğin enfeksiyon kapma riskidir. Bu durum düşünülerek gebeliğin son 3 haftası, özellikle şüpheli sıvı akıntısı olan hamilelerde vajinal ilişkinin yasaklanması yerindedir.”

HAMİLELİKTE SEKS POZİSYONLARI

ERKEK BABALIĞA HAZIR DEĞİL İSE CİNSEL İSTEK AZALIYOR
Gebelik sürecinin baba adaylarını da etkilediğini kaydeden Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik hormonları saçları daha parlak ve teni daha pürüzsüz yani yumuşak ve sıcak hale getirir. Ancak cinsel istek durumu tıpkı kadınlarda olduğu gibi her erkek için aynı değildir. Gebeliğin bazı bölümlerinde baba adaylarında istek azalması olacaktır. Bunun ön önemli sebebi, erkeğin babalık rolü için kendini hazır hissetmemesi ve strese girmesidir. Gebe kadının heyecanı, depresif hali, endişeli durumu, bulantısının olması ve nefes problemi çekmesi gibi durumlar da baba adaylarında cinselliği ikinci plana itebilir. Bazı erkeklerdeki isteksizlik ise bebeğe zarar verme endişesinden kaynaklanır. Baba adayında bu yönde bir endişe var ise hamileliği takip eden doktor ile görüşmesi korkularının ve endişelerinin giderilmesine yardımcı olur.” diyor.

 

 

 

Posted on

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

cinsellik,cinsellik,nedir,cinsel yaşam,sex blog,kadınlarda cinsellik,erkeklerde cinsellik,evlilerde cinsellik,

Bir erkek çok sık seviştiği kadından sıkılır ve yeni arayışlara girer mi acaba? Peki cinsellik sayesinde bir erkeği ömür boyu kendinize bağlayabilir misiniz? Bu kez zor yerden sorduk değil mi?

Doğan, “Birlikte olduğum her kız istisnasız bana bağlanıyor” diyor. Esra da, “Biriyle birlikte olsam hemen ona bağlanıyorum, o yüzden bundan kaçıyorum” diyor. Kadınların bir kez bile bir erkekle cinsel ilişkiye girmesi bağlanması için yeterli deniyor. Bazıları bunun nedenini hormonlara bazıları kadın doğasına bağlıyor… Peki bu ne kadar doğru? Psikoterapist Cem Keçe, “İnsan olabilmek için bir öteki insanın varlığına, onunla kurduğumuz bağa ihtiyacımız var” diyor ve bağlanmanın kökenini çocukluğa dek götürüyor; “Çocuklukta iki tür bağlanma gerçekleşir. Güvenli ve güvensiz bağlanma.

Güvenli bağlanmada çocuk için ebeveynleri güvenli bir sığınaktır, bireyleşme yolunda adım atabilirler, yetişkinlikte partner ilişkilerinde yakınlaşma ve bağlanma sorunu yaşamazlar. Güvensiz bağlanmada ise ebeveynden herhangi bir ayrılık durumunda çocuk telaşlanır, yabancılara karşı kendini tedirgin hisseder, anne ve türevlerine olan bağını koparıp bireyleşemez. Bu yüzden hayatı boyunca ya birine bağlanmaktan korkar, ya yapışır ya da hep ikircikli olur. Bağlanma iki taraflı bir ilişki, iki tarafın da birbirinin ihtiyaçlarını karşılamasıyla gelişir. Kadınlar, erkeklere göre daha duygusaldır. Yakınlığa, sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar, erkeği ve erkeğin sevgisini kaybetme korkusu yaşarlar. Aşık olduklarında kolayca bağlanırlar. Cinsel ilişki de bağlılığın en önemli göstergesidir. Cinsel olarak ilgi ve sevgi gördükleri sürece kendilerini değerli, mutlu ve güvende hissederler.”

Erkekler nasıl bağlanır?
Kadınlar için cinsellik bir bağlanma nedeni olabiliyor. Peki ya erkekler için? Onlar bir kadınla birlikte olduklarında ona karşı bağlılık geliştiriyor mu? “Cinsellik ve bağlanma arasındaki ilişki erkeklerde farklıdır” diyor Psikoterapist Keçe. “Erkekler kadınlara göre daha zor bağlanırlar ve cinsel hazla, duygusal bağlılığı birbirinden ayırırlar. Bunun nedeni erkek çocuğun önce anneyle, ardından bu bağı geride bırakarak babayla özdeşim kurmasıdır. Ayrıca erkek doğası gereği ‘kurt’tur. Gücün timsali olan kurt ailesine düşkündür, eşine sadık ve tek eşlidir ama hürriyet aşığıdır, esaret altında ve yakın bağlarla yaşamayı sevmez.”

Kadınların ve erkeklerin cinselliği de birbirinden ayrı gerçekleşiyor. “Örneğin erkeklerin uyarıldıklarının göstergesi çok belirgin iken, kadınların cinsel olarak uyarılıp uyarılmadığı sır gibi. Kadınlarda ve erkeklerde cinsel isteğin oluşumu da farklı. Cinsel uyarılma kadınlarda ‘duyusal-duygusal’ uyaranlara bağlı, erkeklerde ise ‘görsel-zihinsel’ uyaranlara. Bu nedenle erkeklerde uyarılma çok daha kolay ve hızlı oluyor. Kadınlarda cinsel isteğin oluşması için erkeklerdeki gibi cinselliğin düşünülmesi ya da fantezi kurmayla olmaz; çoğunlukla doğrudan fiziksel uyarılma, romantik yakınlık ya da duygusal bağ olması gerekir.

Yani cinsellik erkekler için ‘erotizm’, kadınlar için ‘romantizm’ odaklı. Bu anlamda erkek için partnerinin kim olduğu önemli değil, ilk kez gördüğü biriyle de cinsel ilişki kurabilir ama kadın için partnerinin kim olduğu, aralarındaki duygusal bağ önemli. Erkek cinsellikte duygusal bağı kadınlara göre daha az hissettiği için sevişme sayısının artması bağlılığın artacağı anlamına gelmiyor. Çocukluğunda güvenli bağlanma yaşamış, zamanı geldiğinde annesinden bağını kopartmış bir erkek, yetişkinliğinde partnerine güvenli bağlanır, partneriyle sevişme sayısı arttıkça ondan bıkmaz, bağını hep korur” diyerek olayın nicelikten çok nitelikle ilgili olduğunu belirtiyor Keçe.

Erkek cinsellikle bağlanır mı?

Sağlıklı ve mutlu bir ilişkinin temelinde elbette seks var. Seksin temelinde ise sağlıklı ve mutlu bir ilişki. Keçe, “Ancak her şeyin abartılısı bir yerlerde bir şeyleri bozup değiştirir” diyor ve ekliyor; “Aşırı ilgi ve anaç tavırlar erkeği çocukluğuna, annesiyle olan bağlanma ilişkisine götürür. Üstelik toplumumuzda çocukken annesi tarafından sürekli kontrol edilen, kendi yiyebildiği halde yedirilen, içirilen, giydirilen erkekler, bu tür ilgiyi kadınlardan gördüklerinde bunu tehdit gibi algılar. Kadını sevgilisi gibi değil, annesi gibi görmeye başlar. Çocukken annesine gösteremediği tepkiyi, ‘annesi gibi davranan kadın’lara gösterir. Kendini çocuk gibi hissetmeye başlayan erkek rüştünü ispat etmek için uzaklaşır ve kaçar. Ancak seksi seven ve eşini anneleştirmeyen erkekler cinsellikle partnerine olan bağını güçlendirir ve korkmadan devam ettirebilir.”

Aynı anda iki kişiye aşık olunabilir mi?


Kadınlar genellikle tek kişiye sadık kalma eğilimindeyken, erkekler birden fazla kadınla birlikte olabiliyor. Peki iki kişiye birden aşık olmak mümkün mü? Psikoterapist Keçe duruma şöyle bir açıklama getiriyor; “Aşk uyarılma ile başlar. İnsan, kabuğuna çekilmiş kaplumbağa misali, dış bir etken olan yoğun duygular tarafından dürtülerek uyanır. Aslında derinlerinde hissedilen arzunun ve eksiklik hissinin karşılanma ihtiyacıyla, insan gelecek olanın aşk olduğunu bilemeden, bilinçsiz şekilde uyanmayı bekler. Bu nedenle aşk, insanın çocukluktan getirdiği ‘bütünleşme ve bir olma ihtiyacı’nın sonucudur. Ancak hayat, tutkuyla başlayıp nefretle biten aşk hikayeleriyle dolu. Bunlar olgunlaşmamış aşklardır. Olgun aşk yakınlık ve bağlılık gerektirir. Bu çiftler duygusal bağlılıkları ve yakınlıkları sayesinde doyumlu bir cinsel ilişki kurabilir. Bu nedenle partnerlerinden başka biriyle mutlu olamayacakları hissine sahip olurlar. Aynı anda birden fazla kişiye aşık olunması olgun aşkta mümkün olmaz. Ayrıca kadının gönlü ‘dar’dır, bir erkeğe yer ‘var’dır. Her ihtiyacını karşılayacak erkek ‘yar’dır. Erkeğin ise gönlü ‘geniş’tir, birçok kadına yer vardır ama bu genişliği bir kadına sunan adam ‘yar’dır.”

Nasıl ve neden seks?

Seks; rahatlamış ve gevşemiş halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak, herhangi bir ‘performans hedefi koymadan’, zamandan kopma, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir ‘armağan gibi’ paylaşabilme, kimseyi tatmin etme zorlantısı olmadan, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. İnsanları bu sanata ve cinselliğe yönlendiren farklı psikolojik ihtiyaçlar vardır. Karşı cins tarafından beğenilmek, arzulanmak, tercih edilmek, kişinin içindeki güvensizlik, değersizlik duygularını tatmin eder. Kişi kadınlığını veya erkekliğini kanıtlamak için cinselliği bir araç olarak ön plana çıkartabilir. Çocukluğunda sevgisiz aile ortamında yetişen biri, karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi alabilmek amacıyla cinselliği kullanabilir. Kendi içinde değersizlik ve yetersizlik duygularıyla boğuşan biri, kendini değerli kılmak ve gücünü kanıtlamak için cinsellik yaşayabilir. Olumsuz cinsel deneyimi olan biri, bunun intikamını başka kişilerle cinsellik yaşayarak almak isteyebilir. Geçmişte cinsel olarak reddedilen bir kişi, çekici ve arzu edilen biri olduğunu kanıtlamak için cinselliği kullanabilir.

Keçe

Keçe’ye göre seks yapmanın pek çok nedeni var. “Örneğin; yakınlık ya da tanıma ihtiyacı; ‘Sevdiğimle tek vücut olmak istiyorum!’, ‘Partnerimle aramızdaki yakınlığı artırmak istiyorum!’ ya da ‘Partnerime daha yakın olmak istiyorum!’ gibi düşünceler… Bazen de kaçınma ihtiyacı; ‘Partnerimle tartışmaktan kaçınmak istiyorum!’ ya da ‘Suçlu hissetmek istemiyorum!’ gibi. Yeni heyecanlar tatma duygusu da söz konusu olabilir; ‘Sevdiğimle olan ilişkime tutku katmak istiyorum!’ ya da ‘Aşk oyunlarıyla ilişkimize yeni tatlar katmak istiyorum!’ gibi.
Bazen de sadece birini mutlu etme ya da ödüllendirme arzusuyla ilişki yaşanabiliyor; ‘Sevdiğimle daha derin bir iletişim kurmak istiyorum!’, ‘Sevdiğime olan aşkımı ifade etmek istiyorum!’, ‘Sevdiğimin ruhunu göklere çıkarmak istiyorum!’ ya da ‘Sevdiğime sevgimi göstermek istiyorum!’ gibi. Sonuç olarak cinsellik ‘yakınlaşma ve kaçınma ihtiyacı’nın bir dışavurumu. Ancak cinsellik, yakınlaşma amacından çok kaçınma amaçlı olursa zamanla çiftler arasında sorunlar yaşanabiliyor.

Arzulanmayan kadının dayanılmaz ağırlığı

Yakın ilişkiler ya da evliliklerde süre uzadıkça kadın ve erkek doğaları gereği bazı davranışlar sergiliyor. Bu süreçte kadın ve erkek birbirlerini yanlış değerlendirebiliyor. Özellikle kadınlarda ‘artık arzulanmıyorum’ hissi oluşabiliyor. Erkek kadından uzaklaşmış olabiliyor. Kadın bunun sebeplerini düşünmeye başlıyor, aradığı cevapları bulamadığında paniğe kapılıyor. Oysa kadın ‘arzulanmama sendromu’ndan sıyrılıp akılcı bir yaklaşım geliştirirse, partnerinin ilgisini tekrar çekebiliyor.  Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) tarafından düzenlenen bir ankette 3 bin 290 evli kadına

‘Kocanızın sizi ilk günkü gibi arzuladığını düşünüyor musunuz?’

sorusu sorulmuş. Katılımcıların yüzde 72’si bu soruya ‘hayır’ diye yanıt vermiş.  Arzulanmadığını düşünen kadınların altı evresi var. Birinci evrede kadın kendini suçluyor. ‘Bedenim çekici değil. Artık eskisi gibi seksi değilim, kocama yetmiyorum’ diye düşünüyor. İkinci evrede eşini suçlamaya başlıyor. ‘Beni anlamıyor. Bana yeterince ilgi göstermiyor’ diyor. Üçüncü evre paranoya hali; eşinin kendisini aldattığını düşünüyor. Hatta daha da ileri gidiyor ve eşinin eşcinsel olduğundan bile şüpheleniyor. Beşinci evrede depresyona giriyor. Son evrede ise kabullenme ve seçim var; ya boşanacak ya bu hali kabullenip yoluna devam edecek…
Kadının derdi aslında genel olarak seks yapmak değil, arzulanmak. Arzulanmadığını düşünen kadının aslında kendine sorması gereken soru da; ‘Evliliğimde bir sorun mu var?’ olmalı. Evliliğin ilk zamanlarında her şey eğlenceli ve renkliyken, zamanla heyecan, tutku ve büyünün bozulması normaldir. Evliliğin doğal seyrinde inişler ve çıkışlar yaşanabilir. Önemli olan bunlara zamanında müdahale etmek, etkin iletişimle sorunları konuşmak, karşı tarafı dinlemek ve açık dille istemektir. Erkeklerin eşlerinden uzaklaşma nedeni genellikle eşine duyduğu öfke veya kırgınlık oluyor. Sürekli eleştirilen, başkalarıyla kıyaslanan, yaptıkları onaylanmayan, sürekli şikayet edilen bir adam eşinden uzaklaşıyor.

Onu geri kazanmak için…

Ona ihtiyaç duyduklarını verin: Erkekleri mutlu etmenin altı yolu var. ‘Yaptıklarını fark edip takdir etmek’ , ‘sizi mutlu etmeyi başardığını ona gülümseyerek göstermek’, ‘varlığına ve sunduklarına ihtiyaç duymak’, ‘erotizm sunmak’, ‘ihtiyaç duyduğunda yalnız kalmasına müsaade etmek’ ve ‘aşkla hizmet davranışlarında bulunmak.’
Sorunlarınızı açıkça konuşun: Sorunları halının altına süpürmekle onlardan kurtulamazsınız. Açıklık, dürüstlük ve iletişim, mutlu bir evliliğin yapı taşları. Aranızda anlaşmazlık çıkaran, çatışma yaratan konuları tek tek masaya yatırın ve kendi hatalarınızı kabul ederek birlikte çözüm yolları arayın.
Onu olduğu gibi kabul edin: Onu olduğundan farklı birine dönüştürmeye çalışmayın. Baskıcı, kontrolcü değil, duyarlı olun. Ona özen gösterin ama bunaltmayın, onunla ilgilenin ama sıkmayın.
İstemekten vazgeçmeyin: Eşinizden somut isteklerde bulunun. ‘Beni sevmiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun’ gibi soyut kavramlarla konuşmayın. Örneğin ‘Bu akşam eve geldiğinde beş dakikanı bana ayırmanı ve bana sarılmanı istiyorum’ deyin.
Değer verdiğinizi hissettirin: Kocanızı beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Onu dinleyin, onaylayın, takdir edin, başkalarıyla kıyaslamayın ve aşağılamayın.
Geçmişte yaşamayın: Geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar gündeme getirmeyin. Kendi hatalarınız için özür dileyin, onun hatalarını bağışlayın ve bugüne odaklanın.
Olumluya odaklanın: Sürekli yakınan, her şeyden şikayetçi olan birinin yanından kaçmak isteriz. Olumsuz düşünceler başkalarından önce size zarar verir ve herkesi mutsuz eder. Olumlu düşünün, konuşurken olumsuz sözcükler kullanmayın, gülümseyin.
Tensel temasınızı artırın: Durup dururken ona sımsıkı sarılın, hiç beklemediği anda bir öpücük kondurun, televizyon seyrederken elini tutun, yanağını okşayın. Yaşamınızda sekse öncelik verin ve onu asla geri çevirmeyin. Gerekirse partnerbasyon (eşin yaptığı mastürbasyon) yapın. Cinsel yaşamınızı rutininden çıkaracak fantezilerle süslemek için kendinizi hayal gücünüze bırakın.
Birlikte daha fazla vakit geçirin: Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin.

Posted on

Aşka hazır mısın?

Aşka hazır mısın?

Yeni bir ilişkiye hazır mısın değil misin diye bi bakalım mı?

Uzun zamandır hayatında kimse yok. Zaten olmasını da istemedin. Çok kırılmıştın, yorulmuştun, düşünmen gereken daha ciddi şeyler olmuştu. Uzun süreli ciddi bir ilişkiden çıkmıştın, güvenin sarsılmıştı. Kendini başka birine anlatmak işkence geliyordu. Aşk, önce acı verdi, sonra seni hissizleştirdi… Tabii hayatının sonun kadar böyle gidecek değildin o yüzden acaba yeni bir ilişkiye hazır mısın değil misin diye bi bakalım mı? Aslında bakmaya gerek yok, kaşın gözün ayrı oynuyorsa zamanın gelmiş demektir de işte önemli olan ayrıntılar diyelim…

Radyoda önce Slow Turk dinleyip, kendini kesercesine ağladığın, arabada giderken klip üstüne klip çektiğin günler geride kaldı. O günlerin sonrasında bi süre müzik sesi bile duymak istemedin hatta. Ardından bi anda Metro fm, Radyo Fenomen derken cıstıkı cıstıkı müziklerle kafanı hindi gibi iki yana salladığın bi evreye girdin. Sonra nasıl olduğunu anlamadan, eski parçalara takıldın. Sibel Alaş, Deniz Seki’nin ilk zamanları, Sting, Muse… Hah işte, bu eskiye döndüğün an bil ki artık yeni bir aşka hazırsın. Müzik hafızası aşkla doğru orantıda gidiyor. Farkında olmadan bunları dinlemek istiyorsan zaten bilinçaltın ‘hadi bize yeni aşk getir’ diye seni zorluyor demektir.

Facebok önce senin için eski sevgilini takip ettiğin yerdi. Ardından eski sevgilinin yeni sevgilisini de takip etmeye başladın. Sonra onun eskisi, eskisinin yenisi, adamın fotoğrafına sürekli yorum yapan kız falan filan derken beynin iyice yandı. Bir süre sonra artık girmemeye başladın. Hatta şifreni bile unuttun. Bi anda artık deli dürtmüş gibi girmeye başladın. Üstelik eski sevgilinin profilini bile hatırlamıyordun. Arkadaşının fotoğrafının altında geyik çevirirken, size laf atan adamın fotoğraflarından karakter analizi yapmaya başladın. Ortalama bir senedir bir kelime bile yazmazken; bir anda gündeme dair olayları eleştiren biri haline geldin. Ha gayret, olacak merak etme!

İlk günler gece dışarı çıkmak senin için, arkadaşlarınla bir yerlerde iki kadeh bişi içeriz anlamını taşıyordu. Bütün gece kimsenin umrunda olmayan o iğrenç ilişkini anlata anlata miletin sabrını denedin durdun. Ardından bi kaç kez, kafamı dağıtmalıyım diye eller havaya yapmayı denedin. Ellerin havada ağlarken orada olmaman gerektiğini fark ettin. Şimdi ise planlar yapıyorsun, uzun zamandır görmediğin arkadaşlarınla görüşmek için fırsat yaratıyorsun. ‘Hadi bu gece bir şeyler yapalım!’ diye insanları sen organize ediyorsun…

Ayrılığın ilk günlerinde iç çamaşırı çekmecesinin önünde oturup ağladığın günler artık geride kaldı. Seksi çamaşırları, o çekmecenin gerisine itekleyip, önde duran pamuklu desenli külotları kendine en yakın arkadaş yaptın. Şimdi ise bi anda durup durup dururken eskileri çöpe atıp, kendine yeni çamaşırlar için yer açtığını fark ettin. Kredi kartı limitini coşturacak alışverişler yapmaya başladın. ‘Bana hiç yakışmaz’ diye düşündüklerinin aslında yakıştığını gördün.

Ayrılığın yine ilk evrelerinde saçlarını garip renklere boyattın. Ardından 5 aylık dip boyan seni hiç rahatsız etmedi. Rimel, allık dışarı çıkma dönemlerinden, gece kremlerini bile sürmediğin evreye girdin. Şimdi ise bakıyorum saçlarını kestirmişsin, o ruj baya yakışmış hani.

Sen farkında olmasan bile beden kendini yeni bir ilişki için mutlaka hazırlıyor. Korkmana da gerek yok üstelik, bi önceki kadar üzülmenin imkanı yok. Dil bi kere o kadar büyük yanınca, bi sonra hissettiğin acı, ‘ben bunu tatmıştım’ acısı oluyor. Onda da ölmediğini biliyorsun, o yüzden hayatın devam edeceğinin farkındasın. O yüzden bu kez, aşkın yaşarken hakkını ver. Bitince zaten uyuşturulmuş gibi olacaksın.

Posted on

Sağlıklı cinsel yaşam bu organik sır ile mümkün

flavonoid Nedir,flavonoid,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık,sağlıklı cinsel,cinsellik ve organik beslenme,organik beslenme,sağlklı beslenme,sağlıklı yaşam,cinsel yaşam,sağlıklı yaşamak için ne  yapmalıyım
flavonoid Nedir,flavonoid,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık,sağlıklı cinsel,cinsellik ve organik beslenme,organik beslenme,sağlklı beslenme,sağlıklı yaşam,cinsel yaşam,sağlıklı yaşamak için ne yapmalıyım

Sağlıklı cinsel yaşam bu organik sır ile mümkün

Birçok çiftin hayatında önemli bir yer tutan cinsel yaşam için fiziksel sağlığı korumak ve elbette bunun için de beslenmeye dikkat etmek önem taşıyor. Sağlıklı cinsel yaşam için herkes doğru beslenmenin sırrını ararken çözüm bilim adamlarından geliyor. Son araştırmalar cinsel yaşamda sağlık ve mutluluk için bakın hangi besini öneriyor.

Cinsel yaşamın anahtarı

İngiltere’de bulunan East Anglia Üniversitesi’nde bulunan bir grup bilim insanı tarafından gerçekleştirilen bir çalışmanın sonuçlarına göre yaban mersini, sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayat için gizli bir sır olabilir.

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi (The American Journal of Clinical Nutrition) ‘nde yayınlanan makaleye göre flavonoid adı verilen içerik bakımından zengin olan besinler arasında başı çeken yaban mersini sağlık için büyük bir yer tutuyor.

sağlıklı cinsel yaşam

Nedir bu flavonoid?

Flavonoid adı verilen bu madde, bitkisel menşeyli bir bileşiktir. Bu bileşiğin güçlü antioksidan etki göstermesi sayesinde iltihap ve enfeksiyonlar azalır, damar yapısı ve kan dolaşımı düzene girer. Bu sayede hücrelerin ve dokuların beslenmesi desteklenerek vücutta oluşan hasar onarılır ve bünye yaşlanmaya meydan okumaya başlar. Organik yaban mersininin köklerinde yoğun şekilde bulunan bu bileşen ile çağın hastalıkları Alzheimer ve kansere karşı da korunmanız sağlanır.

Sağlıklı damar oluşumu demek sadece bünyenizde böyle bir gençleşme demek değil elbette. Damar yapısında düzelme sağlayan yaban mersini sayesinde ereksiyon problemleri de sona erebilir.

sağlıklı cinsel yaşam

Sadece yaban mersini mi?

Yaban mersininin şu an için sağlıklı cinsel yaşama özellikle de erkekler için büyük faydası olduğunu biliyoruz. Ancak organik ürünlerin sunduğu doğanın armağanı faydalar sayesinde elbette sağlıklı bir cinsel yaşam için tüketmeniz gerekenler sadece yaban mersini ile sınırlı kalmıyor. Elma, kayısı, armut, çilek, ahududu tüketmeniz gereken organik meyveler arasında başta gelirken, soğan, pırasa, domates, brokoli, maydanoz, yeşil çay içerisinde de yoğun şekilde flavonoidlerin bulunduğu biliniyor.

Bir önceki yazımız olan Veganların Hamileyken Beslenme Konusunda Nelere Dikkat Etmesi Gerekiyor? ile veganların hamilelik sürecinde beslenme konusunda dikkat etmesi gerekenleri öğrenebilirsiniz.

Posted on

YAY BURCUNDA DOLUNAY

YAY BURCUNDA DOLUNAY

YAY BURCUNDA DOLUNAY

Dolunay farkındalığın yüksek olduğu ve bazı konuları açıklıkla, dolaysız gördüğümüz ve anladığımız anlara işaret eder. Dolunayda karşı karşıya gelen Güneş ve Ay hayata dair motivasyonumuz ve duygularımız arasında dengelenmeye ve uyumu yakalamaya zorlar. Gerçeklerle yüzleşmemize yardımcı olur ve görünür bir şekilde olmasa da bir karara varmamızı sağlar.

Yay burcunda dolunayın temasında öğrenme ve bilgelik yatıyor. Bugüne kadar bilgi ve eğitim anlamında biriktirdiklerimizi ve deneyimlerimizi gerçek hayata nasıl yansıttığımıza dair farkındalıklar getirebilir. Yabancılar, uzaklar, yurt dışı ve uluslararası bağlantılı durumlar ve seyahatler Yay burcunda dolunayın dokunduğu konuları oluşturuyor.

Koç

Uzaklardan haberler, yabancılarla temas ve seyahatler gündeme gelebilir. Yüksek öğrenim konularında alacağınız bazı kararlar olabilir. Ailevi sorumlulukların etkisini hissedebilirsiniz. Ancak ilişkilerden yana destekleyici koşullar altında olabilirsiniz.

Boğa

Eşinizin, sevgilinizin veya ortağınızın maddi durum ve kaygıları sizi de etkileyebilir. Ortak para ve yatırımlar, vergi ve miras konuları, ortak alım, satım işleri gündeme gelebilir. Sezgilerinizin gücü karar almanıza yardımcı olabilir.

İkizler

Karşıt burcunuz Yay’da meydana gelen dolunay özellikle ikili ilişkiler, evlilik ve ortaklık konusunda yüksek bir farkındalığa ve bazı yüzleşmelere işaret edebilir. İlişkinizdeki gerçekleri daha açık şekilde görebilirsiniz. Bu durum ilişkinizin gidişatına ilişkin bir karar almanızı sağlayabilir.

Yengeç

Sağlıkla ilgili konular bu dolunayın temasını oluşturuyor. Fiziksel ve ruhsal arınmayla ilgili bugüne kadar yaptıklarınız ileride yapacaklarınıza, atacağınız adımlara ve girişimlerinize ışık tutabilir. Günlük yaşantınızı, çalışma ortamınızı ve şeklinizi düzenleyecek bazı kararlar alabilirsiniz.

Aslan

Dolunayın temasında aşkınız, tutkuyla ve heyecanla bağlandığınız ve yüreğinizi koyduğunuz konular yer alıyor. Dolunay yüreğinizin sizi götürdüğü yere yönelik yaptıklarınız ve ileride yapabileceklerinize ilişkin bir aydınlanma ve farkındalık getirebilir.

Başak

Bu dolunayın temasında ailenizle olan ilişkileriniz ve yuvanız olabilir. Geçmişe ve eski hikayelere bir yolculuk yapabilir ve bugüne kadar ev ve aile konusunda yaşadıklarınızı ve bu ortamda sahip olduklarınızı ve değerinizi sorgulayabilirsiniz. Bazı yeni kararlar alabilirsiniz.

Terazi

Dolunay sizin için yeni bir dönemin ilk sinyallerini verebilir. Yaşadığınız duygusal yoğunluk hayatta bundan sonra yaşayacaklarınıza bir ışık tutabilir ve bazı kararlara işaret edebilir. Yakın çevreniz, kardeşleriniz, komşularınızla ilgili bazı gelişmeler bu kararlarda etkili olabilir.

Akrep

Bu dolunayla birlikte sahip olduklarınızı, kaynaklarınızı, yeteneklerinizi ve bunların inşa ettiği öz değerinizi daha fazla sorgulayabilir, bazı gerçekleri daha açık şekilde görebilirsiniz. Ruhsal ve manevi anlamda zenginleştiren bir dolunay olabilir sizin için.

Yay

Dolunay burcunuzda gerçekleşiyor. İlişkinizde, işinizde ve ailenizde kendi yerinizi, içinde bulunduğunuz ortamı ve duygularınızı sorgulayabilirsiniz. Arkadaşlarınızdan alacağınız her türlü yardım ve destek geleceğe yönelik kararlarınıza olumlu şekilde etki edebilir.

Oğlak

Kontrolünüz dışında yaşadığınız gelişmeler, müdahaleniz ve etkinizin az ve hatta hiç olmadığı bazı durumlar hayata karşı teslimiyet duygularınızı güçlendirebilir. Her ne kadar bazı mağduriyetler söz konusu olsa da bu dönemde sizi özellikle iş hayatınızda sizi destekleyen koşullar olabilir.

Kova

Sosyal yaşamınız ve arkadaşlık ilişkilerinizde bazı gerçeklerle sizi yüz yüze getirebilir bu dolunay. Sosyal ilişkilerinizi düzenleyebileceğiniz bazı kararlar alabilirsiniz. Uzaklardaki kişilerden, yabancılardan destek alabileceğiniz gibi kendinize kişisel gelişim anlamında yaptığınız yatırımın faydalarını görebilirsiniz.

Balık

Dolunay iş hayatınız ve kariyerinize ilişkin bazı farkındalıklar getirebilir. Üstlerinizle, otorite konumundaki kişilerle ilişkilerinizi objektif bir gözle değerlendirme fırsatı sunabilir. Göreceğiniz maddi ve manevi destek ruhsal olarak daha iyi hissetmenizi sağlayabilir.

Posted on

ROMANTİZME CESARETİNİZ VAR MI?

ROMANTİZME CESARETİNİZ VAR MI?

ROMANTİZME CESARETİNİZ VAR MI?,selin miloşyan,romantizim,romantizim ve cesaret.romantizime cesaretin varmı,romantik erkek,romantik kadın,romantizim nedir

Mürekkep izi taşıyan aşk mektuplarının, beklenmedik şekilde kapımıza bırakılan çiçeklerin bizi şaşırttığı bir dönemdeyiz. Fransız filozof JeanCassien Billier’nin “Seks her yerdeyse aslında hiçbir yerdedir” sözleri; tek gecelik ilişkilerin, sms, eposta ve tweet’lerin yönlendirdiği hızlı ve mekanik bir hayatın, her şeyin ulaşılabilir olmasının yarattığı aleladeliğinin ve heyecansızlığın damga vurduğu bir zaman diliminde yaşadığımızı hatırlatıyor. Tüm bunlar bünyemize yüksek dozda enjekte edilirken bambaşka bir duyguya, biraz şefkate, yavaşlamış ve uğruna çaba sarf edilen ilişkilere, Fransa’da yok satan David Foenkinos’un kitabının da başlığı olan ve “İncelik” kelimesiyle Türkçeleştirebileceğimiz “Délicatesse”e ihtiyacımız var belki… Kitap aniden eşini kaybetmiş dul bir kadının, çok hoş ve etkileyici patronunun yakışıksız ve ısrarcı tekliflerini geri çevirip daha sıradan fakat incelikli tavırlarıyla dikkat çeken bir erkeğe âşık olmasını konu ediyor. Evet, biraz incelik, nezaket ve romantizm istiyoruz artık. Sadece ilişkilerde değil; hayatın her alanında, iş dünyasının kaosunda, sosyal yaşamda, seçtiğimiz kıyafetlerde, hal ve tavırlarımızda, okuduğumuz kitaptan seyrettiğimiz filme romantizm arıyor, ona özlem duyuyoruz. Ama aptalca, çiğ ve çocuksu bir romantizmden ziyade; duyguların ağır bastığı, özen ve dikkat isteyen, sabrın ve yavaşlığın öne çıktığı bir manzaraya dahil olmak istiyoruz. İşte en zoru da bu… En zoru; içinde yaşadığımız hedonist çağda romantik olmayı öğrenebilmek ve bu şekilde gerçek hazzı yakalamak. Peki, gerçek romantizme cesaretiniz var mı?

İLİŞKİLERDE “FIN AMOR” DÖNEMİ

Geçen mayıs ayında Le Parisien Gazetesi’nin yaptığı bir araştırma, gençlerin yüzde 67’sinin sms yerine mektup almayı özlediklerini ortaya koydu. “Cinsel terörizm”in yaşandığı bu sınırsız özgürlükler çağında, Ortaçağ Avrupası’nın “fin amor” diye tanımladığı ince aşka, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Duyguları açığa çıkarmaktan korkmadan ince aşka özgü bir yiğitlikle kalbini açmak, karşındakini tanımaya çalışmak ve beklemek. Ama sanki önceden kurgulanmış bir aşk stratejisi izler gibi değil de; duyguların peşine takılarak beklemek, hesapsız ve kitapsız… İşte tüm bu süreçtir zevki katlayan, cinsel mutluluğu doruğa taşıyan. Romantik kişi; uğruna çabaladığı aşkını sıradanlaştırmadığı, yüksek bir mertebeye koyduğu ve ona nazik davrandığı için, kavuştuğunda bir orgazmdan daha da kuvvetli duygular yaşayacaktır. Gerçek romantikler asla cinselliğe sırt çevirmez, sadece daha kaliteli ve daha heyecanlı bir seks için yavaş ve özenli hareket ederler. Cinselliğin banalleştirilmesine son verilip onun tekrar kutsallaştırılmasında, daha şık ilişkiler kurabilmekte yatıyor gerçek romantizm. Cinselliği sadece genital organlara indirgemeden, onu bakışlarda, ten kokusunda ya da bir öpücükte aramaktır ince aşk.

KİTAPLARDA, MÜZİK VE SİNEMADA AŞK!

Geçen ağustos ayında yayımlanan Contribution A la Théorie du Baiser kitabıyla öpüşmenin farklı kültürlerdeki yerine ve çeşitli öpüşme tekniklerine göz atan filozofyazar Alexandre Lacroix, tam da bahsettiğimiz noktaya değiniyor ve bir öpüşmenin inceliğinde arıyor romantizmi. Ağustos 2011’de Can Yayınları’ndan çıkan Aşka Övgü kitabı da, aşkı yücelten bir çalışma. Fransa’nın en çok okunan yazar ve felsefecisi Alain Badiou, kitapta çıkarı ve güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı yeniden keşfetmeye çağırıyor bizi.

Aşkı okumanın yanı sıra; onu dinliyor ve seyrediyoruz. Ocak 2012’de piyasaya çıkan Göksel’in son albümü “Bende Bi’ Aşk Var”, duygusal şarkılarıyla bize aşkı hatırlatıp yaşatırken; ona düşkünlüğümüzü müzikal boyutta gözler önüne seriyor. Şubat 2011’de gösterime giren Aşk Tesadüfleri Sever ve iki kez beyazperdeye konuk olup DVD’si yok satan İncir Reçeli; aşkın engellerle nasıl başa çıkabildiğini, “ince aşka” özgü bir kahramanlık ve fedakarlık duygusuyla nasıl yaşandığını gösteren filmler olarak aşk yolculuğunun romantik nitelemelerinden sayılabilir. Aşkın değersizleşti(rildi)ği günümüzde, romantik bir dönem filmi olan Jane Eyre’i seyretmek; gerçek aşk için katlanılan zorlukları görmek açısından önemliydi. 9 Şubat28 Mart tarihleri arasında Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde görülebilecek olan İsmail Acar’ın “Aşk” adlı retrospektifiyse, Sultan Abdülaziz’in Napolyon III’ün eşi Eugenie’ye olan aşkını gözler önüne seriyor.

OFİSTE DE BİRAZ DUYGU VE SEVGİ
Kaba ve inceliksiz ilişkiler, sosyal hayatta da sevimsiz ve duygusuz ortamlar yaratıyor. Fransız Trend Tahmin Ajansı Nelly Rodi’nin trend avcılarından Vincent Gregoire, “Dünyamız çok duyarsızlaştı. Ekonomik krizler, skandallar, çeşitli yolsuzluklar ve kuralsızlık, insanları daha saygılı ve sevgi dolu ilişkilere hasret bıraktı” diyor. Toplumumuzdaki adalet duygusu ve hukuka olan inancı körelten Ergenekon davası, dünyanın en önemli uluslararası mali kurumlarından biri olan IMF eski başkanı Dominique StraussKahn’nun cinsel taciz suçlamasıyla göz altına alınması; özensiz, duyarsız ve sevgisiz bir dönemde yaşadığımızı gösteriyor. Katı kurallara dayalı iş hayatı da bu şartlardan payını alıyor. Yaşam koçları işten çıkarılma stresi ve ekonomik kriz korkusuna karşı çalışma ortamlarını duygusallaştığından dem vuruyor. Öyle ki ofis hayatına renk katan öğle yemeği araları, doğum günü partileri, iş çıkışı gezmeleri ve çalışanla işveren arasında gerek duyulan diyalog ve etkileşim; insanların geleceğe daha pozitif bakmalarına katkıda bulunurken, her alanda hakim olan katı bireyselciliği bir nebze de olsa kırmayı başarıyor.


“ROMANTİZME CESARET ETMEK, SAMİMİYETTEN KORKMAMAK DEMEK!”

Psikoterapist Çağatay Öztürk, ilişkilerde romantizmi yakalamak için çiftlere tavsiyelerde bulunuyor.
“Kadınların, erkeklerdeki gücü devralmak adına son dönemde artık onlardan daha tüketici hale gelmeye başlaması, romantizmi kapitalizme yenik düşürdü. Kısaca romantizmi öldüren koşullar, biraz da kadınların erkeksileşmesiyle ilgili. Çiftlere romantizmle ilgili şu tür önerilerde bulunabilirim: Öncelikle birbirlerine her şeyi hazır sunmasınlar, gizemli olsunlar, sürprizler hazırlasınlar, ait olma ve birey olma özelliğini dengelesinler ve sembolik iletişime önem versinler (Peçetenin rengi, aldıkları çiçeğin anlamı gibi). İlişkilerde romantizmi canlandırmak için zihinsel, ruhsal ve fiziksel iletişime önem vermek gerekiyor. Romantizme cesaret etmek, samimiyetten korkmamak demek.”

ÖZLEM SÜER ROMANTİZMİ ANLATIYOR

Akademisyen ve moda tasarımcısı Özlem Süer; saçtan makyaja, modadan şov dünyasına romantizm akımını mercek altına alıyor.
“Son dönemde romantizm moda dünyasıyla sıkı bir flört yaşıyor. Yıka ve çık, bir lastikle topla gitsin diye adlandırılan saç modelleri, kemik tokalar ve krepe etkileriyle güçlenerek boy gösteriyor. Antika takılar, modern parçalarla sentezlense bile kadınlar daha çok yaşanmışlık hissi veren aksesuarları tercih etmeye başlıyor. Her parmakta bir sembol ifade eden yüzükler, çoklu zincir kolyeler, sallantılı barok küpeler; Viktoryen kol detaylı, yüksek fırfır yakalı kombinlerin tamamlayıcı parçası oluyor. Dev çantalar yerlerini minik vintage kutu çantalara bırakıyor. Ayakkabılar Mary Jane tarzına dönüşü simgeliyor. Etek boyları uzarken, diz üstü kalın örgü çoraplar gündeme geliyor. Kadife kumaşlar ve kurdelele, her yerde artık. iPad’den kitap okumak yerine, antika bir ayraçla sayfası belirlenen basılı kitaplar masalarda yer alıyor. Modern makyaj teknikleri varla yok arası bir etkiyle yüze adapte edilirken; sağlıklı pembe yanaklar, kalın kaşlar ve pudra rengi dudaklar dikkat çekiyor.

İÇİNİZDEKİ “SİNDİRELLA”YI UYANDIRMAK

Romantizmin dönüşü, bir anlamda anneannelerimizden kalma kaybolmuş değerlere sahip çıkmak olarak da okunabilir. Öyle ki, asla katı bir ahlakçılığa düşmeden kadınerkek ilişkilerinde aradığımız aşk ve duygusallık, hayatımızın farklı köşelerine biraz olsun incelik ve nezaket serpiştirmekle devam ediyor. Aşırı özgürlükler çağında kurallara ve geleneksel değerlere bağlı kalarak yaşamanın gerekli olduğunu savunan “preppy” akımının sadece bir düşünce sistemi olarak değil de, bir giyim tarzı şeklinde moda dünyasında öne çıkması; yine bu estetik arayışının, hayatımıza anlam ve değer katmanın dışa vurumu olarak okunabilir. Missouri doğumlu ünlü moda yazarı Derek Blasberg’in, New York Times’ın en çok satanlar listesinde yer alan kitabı Classy: Exceptional Advice for the Extremely Modern Lady’nin böyle bir ortamda kaleme alınması tesadüf olmasa gerek. Blasberg, kitapta giyim kuşam, toplumsal davranış kuralları, kadın-erkek ilişkileri gibi konularda “klas” olmanın anahtarını mizahi bir dille verirken, “Gerçek bir hanımefendi önemli bir yemekte telefonunu kapatır, sağduyu sahibidir, kendine güvenir, girdiği ortamlara göre nasıl giyinmesini, yeni tanıştığı erkeğe nasıl mesajlar vereceğini çok iyi bilir” diyor.

Kısaca cinsel terörün, sevgisizlik ve yozlaşmanın hakim olduğu dünyada, içimizdeki “Sindirella”yı uyandırmak istiyor, gerçek aşkı arıyor, güzel ve estetik olanı seviyor, ahlakçılığa teslim olmadan değerlerimize sahip çıkıyor ve geleceğe umutla bakıyoruz. Belki de içinde yaşadığımız belirsizlik ve kaos ortamını küçük mucizelerle aşmak sandığımızdan kolay

“HER ŞEYE YABANCILAŞTIK VE STATÜKOCU OLDUK”

Trend Group Yönetici Ortağı ve Araştırmacı Nurhan Turhan Keeler, hız ve belirsizlik içinde yaşadığımızı vurgularken her zamankinden daha fazla sevmeye ve sevilmeye ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

“İçinde yaşadığımız dönemi “Romantik Matematik” olarak adlandırabilirim: İnsanlar hayatlarını beşinci viteste yaşamaya başladı. Beşinci viteste giderken etrafınızdakileri belli belirsiz görürsünüz. Bu kadar hız ve belirsizlik içinde insanlar kesin ve hazır bilgiye ihtiyaç duyuyor. Kesin bilgiyi de ancak matematik sağlıyor: “Kaç mesaj attı? Bana ne aldı? Ne verdi? Hangi duyguları bölsem çıkarsam neyle neyi karıştırsam aşkı bulurum?” gibi… Ancak insan matematiksel bir varlık değildir. Doğa ve insana matematiği uygulamaya çalışmak aykırılıktır. Öyle ki, matematikten ve hazır bilgiden çok, deneyim kazanmaya ve sağduyuya ihtiyacımız var.

Son zamanlarda yabancılaştık ve statükocu olduk. Kendimizi, başkasını ve doğayı tanıyamıyoruz; birbirimize yabancıyız. Statükocuyuz; kötü giden şeyleri değiştirmeye nadiren yelteniyoruz. Kötü ilişkileri kabul edip ‘Hiç yoktan iyidir’ diyoruz. Doğayla bozuk ilişkimizi düzeltmediğimiz gibi başkalarıyla da ilişkimizi düzeltmiyoruz. Bizde olmayan özellikleri varmış gibi düşünüyor ve başkaları bizi sevsin istiyoruz. Başkaları bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak ve sevmek zorundaymış gibi davranıyoruz. Tüm bu hız, belirsizlik, anlamsızlık ve kayıtsızlık içinde aslında hepimizin de kendi varlığımızı hissetmek ve yaşamak için sevmeye ve sevilmeye ihtiyacımız var. Kalbinin pır pır etmesini, sevilmeyi, mutlu ve umutlu olmayı kim istemez? Ama ilişkiler sorumluluk ister. Bir kişinin sevgisini kabul ettiğinizde sevgi vermeyi de kabul edersiniz. Çoğu kişi sevilmediğini ve aşkı bulamadığını düşünür çoğunlukla. Aslında birine o sevgiyi vermeye cesaret edemiyor olabilir. Sevilmeyi istemek kadar sevmeyi de istemek gerekir.”

Yazı: SELİN MİLOŞYAN

Posted on

OFFLINE HAYAT

OFFLINE HAYAT

offlıne hayat,detoxlu hayat,rahat hayat,güzel hayat,ömür boyu rahat yaşam,doğal güzellik

Bir süreliğine fişi çekmeye ve her anlamda “off” olmaya ne dersiniz? Dijital detoksla sadece tatilde değil; günlük hayatta da daha hafif bir hayatın keyfini çıkarabilirsiniz. Geçtiğimiz gün iki yaşındaki kızıma masal okurken, bir yandan da mütemadiyen cep telefonumdan e-postalarımı, Instagram ve Facebook hesaplarımı kontrol ederken buldum kendimi. Hiç de yabancı gelmiyor değil mi, bu sahne size? Oğluma ödevlerini yaptırırken yine bir elim cep telefonumdaydı. Sonra yemek yerken, yolda yürürken veya alışveriş yaparken, uykuya dalmadan önce her daim “online” yaşamak istediğimi fark ettim. Yoksa bir teknoloji bağımlısına mı dönüştüm?

Ünlü mankenlerin podyumdan indikten sonraki stillerinin peşine düşen, Models off Duty (fuckyeahmodelsoffduty.tumblr.com) adlı blog, isminden de anlaşılacağı gibi “off” olan, kısaca “çalışmayan” ama stil sahibi görünümleriyle aslında her daim “on” olan mankenlerin izini sürüyor. Tıpkı çalışmadığımız süre boyunca bile artık sürekli “online” hayat süren bizler gibi… Gerçekten de akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve laptop’ların egemen olduğu bir dünyada her daim online yaşıyoruz artık.

Online derken, burada sadece teknolojik bağımlılıktan değil; sürekli üretme, koşturma ve etkinlik düzenleme merakından da bahsediyoruz aynı zamanda. Kısaca mutlak bir çalışma, bir şeylerle uğraşma obsesyonu da diyebiliriz buna. Hafta sonları çocuklarımızı bir spor etkinliğinden bir başka kültürel etkinliğe sürüklerken, akşamları arkadaşlarımızla sosyalleşme peşinden koşarken, eve yemeğe çağırdığımız dostlarımıza nasıl özgün bir menü hazırlayacağımızın stresini yaşarken de, hep bu online moddayız. Sizleri düğmeyi kapatmaya ve dijital detoks yapmaya davet ediyoruz. Bizi izlemeye devam edin!

TEMBEL ANNELİK
Öncelikle mükemmel annelik sendromundan kurtularak başlayabilirsiniz işe. Her cumartesi sabahı sıkılmadan hazırladığınız o mükellef kahvaltıdan vazgeçerseniz kimse açlıktan ölmez, merak etmeyin! Peki ya kahvaltı sonrası yüzme dersine gitmekten, ardından satranç etkinliğine katılmaktan, sonra da doğum günü partisinde diğer annelerle, çocuklarınızın ortak sorunlarını tartışmaktan yorulmadınız mı?

OFFLINE KAÇAMAKLAR
Sürekli online yaşama ve çalışma hali tatilde de devam ediyor. Öyle ki, çoğumuz akıllı telefonlarla birlikte işimizi sadece eve değil; tatile de taşıyoruz. Online seyahat şirketi Expedia’nın 2013 yılında yaptığı araştırmaya göre, Amerika’da tatile çıkanların yüzde 67’si e-postalarını uzaktan düzenli kontrol ediyor. Fransa’da bu oran, yüzde 60’larda.

Tembel anne yaklaşımının (The Idle Parent, www.idler. co.uk) kurucusu, “Tembel Ayaklanması” (How To Be Idle) kitabının yazarı İngiliz Tom Hodgkinson, slow anneliğe methiye düzerken; bütün anneleri offline yaşamaya davet ediyor. Çocukları aktivitelerle boğmak yerine evde onlarla hiçbir şey yapmadan vakit geçirmenin hem ne kadar meşakkatsiz, hem de ne kadar keyifli olduğuna değiniyor. Örneğin alışveriş merkezinin gürültüsünde sinema bileti sırası beklemek yerine evde çocuğunuzla birlikte uzun bir siesta yapmaya ya da müzik dinlemeye ne dersiniz? Yaşasın programsız günler!

Yepyeni bir trend olarak hayatımıza giren dijital detoks (www.thedigitaldetox.org), internet bağımlılarına, online obsesiflerine özgürlük vadediyor; onların kitap okumak, yemek pişirmek veya dalgaların sesini dinlemek gibi offline hayatın keyifli yanlarını deneyimlemelerini sağlıyor. Dijital detoksun, aşırı çalışmaktan ve sürekli online yaşamaktan doğan iletişimsizliğe yepyeni alternatif sunacağı da konuşuluyor. Aşırı bilgi akışının ve iletişim ağırlığının dikkat kabiliyetini yoksullaştırdığı, detayların gözden kaçmasına sebebiyet verdiği yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki, bazı şirketler verimi artırmak için “offline kaçamaklar” yaratıyor. Örneğin Burger King, Facebook hesabını kapatanlara whoopper hediye ederken; Kit Kat, çalışanlarına internet bağlantısı olmayan mekanlar sunuyor.

SOSYALLEŞME HALLERİ PEK YORUCU!
Ve hafta sonu gelir, geldiği gibi de tüm sosyalleşme, program yapma, çeşitli aktivitelere katılma, evde arkadaşlarını ağırlama mecburiyetini de beraberinde taşır. Cuma akşamı herhangi bir programa dahil edilmediniz ve kendinizi dışlanmış hissediyorsunuz. Bunun acısını çıkarmak için cumartesi gecesi büyük bir davet verme kararı aldınız. “Defneyle tütsülenmiş kaz ciğerli dülger balığı dolması mı yoksa beğendili somon balığı mı hazırlasam?” diye kafa yorarken; daha misafirler gelmeden yoruldunuz bile. Pazar gününü de boş bırakmamak lazım! Sosyal medya hesaplarınızdan her an, evde, dışarıda arkadaşlarınızla, çeşitli ortamlarda ne kadar aktif, “online” ve sosyal olduğunuzu göstermeniz gerek ne de olsa. Sosyal medya dünyasında var olmak da, apayrı bir mesai istiyor bu arada…

Bırakın bu zorunlulukları, yalnızlığın ya da sevgilinizle birlikte anın keyfini çıkarın. Korkmayın tembellikten! Cuma akşamları programsızlığın verdiği hafiflikle boş boş oturun veya sahilde sakin bir yürüyüşe çıkın. İlla arkadaşlarınızla olmak istiyorsanız, dışarıdan yemek siparişi verin, evde yemek hazırlamaktan vazgeçin! Çıkın sokağa ruh haliniz sizi nereye götürüyorsa oraya gidin; düşünmeden, kafanızda bir şeyler kurmadan… Hayatta olup biteni “dışarıdan”, bilgelikle seyretmek ve offline yaşamak, emin olun size çok iyi gelecek! Koskoca ve bomboş bir hafta sonu ertesi pazartesi sabahı fişi tekrar takabilir, online hayata geri dönebilirsiniz.

CEP TELEFONSUZ BİR TATİLE CESARETİNİZ VAR MI?
Dijital detoks, günümüzün en popüler seyahat trendlerinden biri. Sizin için internetsiz, Robinson misali yaşayabileceğiniz bir mekan ve otel listesi hazırladık.

– Westin Dublin (İrlanda): Dijital detoks paketi uygulayan otele giriş yaparken tüm elektronik eşyalarınızı özel bir kutuya koyup resepsiyona teslim ediyorsunuz. Detoks boyunca özel bitki çayları ve masaj programlarıyla dinleniyorsunuz.

– Lifehouse Spa (İngiltere): Sadece elektronik eşyalara değil; sigara gibi zararlı alışkanlıklara da tatil boyunca elveda diyorsunuz. Organik çorbalar, taze meyve suları ve bitkisel çaylarla hoş geldin dijital detoks!

– Echo Valley and Spa (Kanada): Adeta bir çiftlik hayatı sürebileceğiniz bu otelde, yoga derslerine katılabilir, doğayla iç içe yaşayabilirsiniz.

– Türkiye’de dijital detoks programı öneren oteller henüz mevcut olmasa da Olimpos, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’nda tamamen offline bir tatil geçirebilirsiniz.

Yazı: SELİN MİLOŞYAN

Posted on

Tek Erkekle İlişki Çok Zor 1

seks,cinsellik,aşk,kadın,erkek
seks,cinsellik,aşk,kadın,erkek

Tek Erkekle İlişki Çok Zor 1

Erkeğin “güçlü” dürtülerinin onu çok eşliliğe meylettirdiği, kadınlarınsa annelik ve şefkat duygularıyla sarmalanmış, neredeyse aseksüel varlıklar olduğu inancıyla büyüdük, büyütüldük; tıpkı iktidarın da öngördüğü üzere… Arzu ve cinsel hazzın kadına dair de olduğunu, tek eşliliğin sadece erkekleri değil kadınları da boğabileceğini anlatan, her alanda olduğu gibi ilişkilerde de kadın-erkek eşitliğini savunan bir yazı okuyacaksınız.

Hastalıkta ve sağlıkta, iyi ve kötü günde, yoksullukta ve bollukta, ölüm bizi ayırana kadar tek eşli kalacağımıza, o insanla birlikte olacağımıza yemin ettik ve hala ediyoruz çoğumuz. Ne büyük söz! Peki tutuldu mu bu yeminler? Yanıtlar farklı olabilir. Kağıt üzerinde, hukuki olarak çoğumuz ölene dek monogam bir hayat sürebiliriz. Ama kurumsal tek eşlilik çoğu zaman çok eşli olmayı engellemiyor. Amerika’da yapılan bir araştırmanın, erkeklerin yüzde 70’inin, kadınların da yüzde 40’ının evlilik dışı kaçamak yaptığını açığa çıkarması, toplumlarda monogami ve poligaminin aynı anda yaşandığını gösteriyor. Doğada hayvanlar aleminin yüzde 98’inde de monogaminin olmadığını biliyoruz.

Aşk dorukta yaşanırken, gözlerimiz henüz bozuk ken, sevgilinin kusursuz ve dayanılmaz, ilişkimizinse tek ve yepyeni olduğuna dair inanç sonsuzken verilir sözler. Sonra aşk zamana ya da çoğu kez kurumsallaşmaya yenik düşer. Yerini sevgiye, dostluğa, dayanışmaya, birlikte vakit geçirmeye, sorumluluğu bölüşmenin zevkine, huzura, güven ve özgüvene bıraktığında ilişki boyut değiştirerek devam eder ama adı aşk olmaz. Tek eşlilik bunlarla beslenir ve mümkündür, kişilerin seçimleri, karakterleri ve hayattan beklentileri doğrultusunda. Ama aşk oyunu ve gizem sona erdiğinde, katı sadakat yemini baskı yapıp sıkıntı verdiğinde, aşk mutluluğa erip de sıradanlaştığında yepyeni bir gizem peşinde koşmaya başlar, yepyeni heyecanlar ararız. İçimizdeki dürtüler ve hormonlar bizi üçüncü bir kişiye yöneltirken tek eşlilik son bulur; kurumsal olarak monogami devam etse de. Oscar Wilde, “Kadınlar, tüm aşk hikayelerini sonsuza dek sürdürmeye çabalayarak onları ziyan ederler” diye boşuna dememiş.

Her şeyin çok hızlı yaşandığı günümüzde hiçbir şey sonsuza dek sürmüyor. Evlilikler de keza. Bitmeyen evliliklerin, kağıt üzerinde devam eden monogamilerin de çok eşlilik barındırdığını asla unutmayalım; aldatma rakamlarının teyit ettiği üzere. Tek kişiyle bir ömür geçirmenin “sırrını” ya da “mutlu aldatmaca”sını konuşurken monogamiden çok eşliliğe, cinsellikten ahlaki kurallara uzanan geniş bir pencereden bakıyoruz “aşka”.

Posted on

Cinsel Hayatınızda ten uyumu

seks,seks hakkında, cinsel yaşam
seks,seks hakkında, cinsel yaşam

TEN UYUMU

NEDİR?


Cinsel yaşam üzerinde bu kadar etkili olan vücutları birbirine bağımlı hale getiren ten uyumunun olup olmadığını nasıl anlayacağız? Op. Dr. Gökçen Erdoğan “Birbirimizden ayrılamayız ya da onun nefesini hissetmeden yaşayamam diyen çiftler var. Karşınızdakinin dokunmasına karşı koyamazsınız, onunlayken hayatın akıp gitmesi umurunuzda olmaz, seversiniz sonuna kadar bağlanırsınız, yaşamla tüm bağınız o olur, onsuz hayat asla düşünmezsiniz, elini elinizde dudağını dudağınızda hissedersiniz. En önemlisi de hayatınızın cinsel alanı sadece ona tahsis edilmiş olur. Birbirinizin cinsel anlayışına hitap edersiniz, yatakta yaptığı her şey size hoş, sizin yaptığınız her şey ona müthiş gelir, bitmesini istemezsiniz kısacası cinsel olarak onunla var olmak istersiniz. Bu filmde başrolde aşk vardır, filmin yönetmeni ise ten uyumudur” diyor.

Cinsel olarak fiziksel çekim aslında ilk başta hissedilebiliyor. O kişiye daha farklı dokunur onu daha farklı öpersiniz. Op. Dr. Gökçen Erdoğan’a göre ilk dokunduğunuzda içiniz bir tuhaf olur. Tüm damarlarınızın attığını hissedersiniz, özellikle de genital bölgenizde bir hareketlenme olur, onu ister onu arzularsınız, dudaklarınız kurur.

İLİŞKİ YOK, SADECE CİNSELLİK VARSA
Günümüzde sadece cinselliğe bağlı ilişkilerin yaşanmasındaki en önemli sebep tekdüzeliğin dışına çıkmak, farklılık ve heyecan aramak oluyor. Fakat işin daha içsel yönüne bakıldığında karşılık beklemeden yaşanan, sorumluluk hissettirmeyen mutlu olma arzusu da var. Hep aynı kişiyle olmanın verdiği monotonluk insanları bu tür ilişkilere itiyor. Op. Dr. Gökçen Erdoğan, “Hem kadının hem de erkeğin heyecanlanma lüksü var. İçinde endişe ve yakalanma korkusu barındıran tek olay kaçamak tek gecelik bir ilişki oluyor. Fakat bu ilişkiler ilk başta fark edilmese de bağımlılık yapabiliyor. İki taraf bu durumu kabulleniyorsa ilişki normal kabul edilebiliyor, fakat eğer bu sürekli hal alır ve alışkanlık yaparsa işin psikolojik boyutunu araştırmak gerekiyor” diyor. Ten uyumu duygusallık olmadan yaşanan ilişkilerin temel sebebi olabiliyor. Ama ten uyumunu yakalamak zor. Yakalandığında ise bırakmak zor oluyor. Çünkü fiziksel, cinsel ve ruhsal uyumun toplamı oluyor. Bu da yaşamınızda, beyninizde, kalbinizde, cildinizin altındaki kan damarlarında ve sinirlerde yani tüm vücudunuzda hissediliyor.

HORMONLARLA İLİŞKİSİ VAR
Her insanın teni farklı. Ten uyumu ve cinsellik arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmada feromon adı verilen moleküller keşfedildi. Aşkı bile kontrol eden bu zerrecikler burundan havayla beraber alınarak beyne iletiliyor ve bir ten haberleşmesi oluyor. Bu maddeler sayesinde kişinin ruh hali ve davranış şekilleri değişiyor. Örneğin yumurtlama dönemindeki kadınların etrafa yaydığı feromonlar erkeklere daha çekici geliyor. Feromonlar, vücudumuzun salgıladığı hormonlardan sadece biri.

Posted on

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor.  27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6’sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi.  Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40’ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar!  Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var!  Üstelik sorun bununla da sınırlı değil.  Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor.  Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor.  Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”.  
KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN
Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor:
1. İlişkideki duygusal problemler
2. Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar
3. Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar
4. Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi)
5. Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi)
6. Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar)
7. Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri
8. Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı  gibi)
9. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak
10. Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam
TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? 
Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile Ağrı hastalıkları ve Vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor.  En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor.  Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor.  Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor.  Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor.  Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor.
2002 yılından itibaren  Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle:
Vajinismus 31%
Cinsel İstekte Azalma %24
Orgazm Sorunları %12
İlk Gece Korkusu %9
Kızlık Zarı %7
Uyarılma Sorunları %7
Kısırlık %4
Hamilelikte Cinsellik %4
Diğer %2
KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL!
Kadınlarda  cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor.  Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor.  Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı  kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor.  Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor.  Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor.  Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması)  sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor.  Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor.
DUYGUSALLIK ÖN PLANDA 
Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip.  Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor.  Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor.  Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor.  Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor.  Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor.
TEK BİR HAP ÇÖZMEZ!
Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım  problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak.  Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak.  Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor.  Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var.  Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor.   Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Posted on

Erkeği memnun etmek

Zaman zaman cinsel hayatınızı zenginleştirmeye yönelik yazılar yazıyoruz. Kullanıcımızdan tepkilere bakılırsa, bu konular merakla okunuyor ve mutlu bir cinsel yaşam için yol gösteriyor. Verdiğimiz tüyolar arasında öyleleri var ki, asla unutulmaması gerekiyor. İşte en sevdiklerimiz… Ellerinizi kullanmayın; “Seks sırasında ellerinizi kullanmadığınız zaman, yaratıcılığınızı zorlayıp, başka vücut kısımlarınızı kullanarak birbirinize zevk verme yollarını ararsınız” Continue reading Erkeği memnun etmek

Posted on

Romantik anlar aşkı besler

Mum ışığında baş başa yenilen bir akşam yemeği, söylenen güzel sözler… Tüm bunlar duygusal bir ilişkiyi canlı tutmak için yeterli mi? Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir, romantik tutumların duygusal ilişkilerdeki yerini anlattı:

* Romantik davranış ve tutumlar, kişiden kişiye değişebilir, farklı kültürlerde farklı anlamlar içerebilir. Ancak zaman içerisinde varlığını sürdürmüş bazı ‘doğru romantik davranışlar’dan söz Continue reading Romantik anlar aşkı besler

Posted on

Eşiniz Sizi Hala Seviyor mu?

Eşinizin ilk zamanlarda size karşı duyduğu aşk, sevgi, ilgi devam ediyor mu? Duygularını açığa vurmayan bir partneriniz varsa bunu anlamanız zor olabilir.

İşte eşinizin ‘Seni Seviyorum’
demesini sağlayan eğlenceli öneriler ile sizi hala sevdiğini gösteren davranışlar.. Continue reading Eşiniz Sizi Hala Seviyor mu?

Posted on

Ne kadar baştan çıkarıcısınız?

Erkek arkadaş bulamamaktan mı şikayetçisiniz, yoksa çevrenizde pervane olan erkekler arasında bunalıyor musunuz? Testimizi çözüp ne kadar baştan çıkarıcı bir kadın olduğunuzu öğrenebilirsiniz.

1. Bir akşam bardayken, yakışıklının biri sizi onu keserken yakaladı. Ne yaparsınız?

a. Ona doğru yürüyerek, kulağına “Muhteşemsin” diye fısıldarsınız. Continue reading Ne kadar baştan çıkarıcısınız?

Posted on

Aldatan kadın kendini nasıl eleverir

Aldatan kadın nasıl anlaşılır? Aldatma sadece kadınların sorunu olmaktan çok öte. Artık erkekler de aldatılmanın acısını yüreğinin derinliklerinde hissediyor. Peki aldatan kadın kendini nasıl eleveriyor?

Gözü yaşlı kadınlar kadar sevdikleri tarafından aldatılan erkekler de gündemde son zamanlarda. Üstelik kadınlar bu işi öylesine ustalıkla gerçekleştiriyor ki onların yakalamak Continue reading Aldatan kadın kendini nasıl eleverir

Posted on

Aldatan kadın kendini nasıl eleverir

Aldatan kadın nasıl anlaşılır? Aldatma sadece kadınların sorunu olmaktan çok öte. Artık erkekler de aldatılmanın acısını yüreğinin derinliklerinde hissediyor. Peki aldatan kadın kendini nasıl eleveriyor?

Gözü yaşlı kadınlar kadar sevdikleri tarafından aldatılan erkekler de gündemde son zamanlarda. Üstelik kadınlar bu işi öylesine ustalıkla gerçekleştiriyor ki onların yakalamak neredeyse imkansız görünüyor. Continue reading Aldatan kadın kendini nasıl eleverir

Posted on

Zeka için seks

Aşkın sağlık üzerindeki etkilerini araştıran uzmanlar, duygusal boşluğun insanı hasta ettiğini ortaya çıkardı.

Son on yılda yapılan araştırmalar, aşkın biyolojik bir mekanizma olduğunu kanıtlarken, duygusal ilişki yaşamayan insanların sık sık hastalandığı iddia edildi.
Aşk ve seks üzerine yapılan araştırmalarla ilgili ünlü Fransız gazetesi L’Express’te yayımlanan bir habere göre; duygusal açıdan Continue reading Zeka için seks

Posted on

Mutlu evliliğin ipuçları…

“Günümüzün modern toplumlarında evlilikler işlerden arta kalan zamanlarda idare edildiği için sorunlar yaşanıyor. Bu nedenle evliliğinize de işinize ayırdığınız kadar zaman ayırın.

Eşinizle ‘çocuklar nereye gidecek, ne yapacak’ gibi konular dışında duygu ve düşüncelerinizi de konuşmalısınız.

İlişkinizi canlı tutmak için eşinizle baş başa zaman geçirin. Continue reading Mutlu evliliğin ipuçları…

Posted on

Doğum sonrası cinsellikten korkmayın

Doğum sonrasında özellikle emziren kadınlarda yüksek miktarlarda salgılanan prolaktin adlı süt hormonu, libidoyu yani cinsel isteği azaltıcı bir etkiye sahip. Bu yüzden doğum sonrası cinsellikten uzaklaşma yaşanabiliyor…

Bu dönemde yüksek prolaktin etkisiyle yumurtalıklardan normalde salınan ve cinsellikte rol oynayan estrojen ve androjen hormonları baskılanır. Emzirme dönemi bittikten sonra prolaktin hormonu düzeyi Continue reading Doğum sonrası cinsellikten korkmayın

Posted on

Kadınca fanteziler!!

Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Bu fantezileri yaşamak kadınlar için seksin tuzu biberidir.

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar. Continue reading Kadınca fanteziler!!

Posted on

Karpuz Viagra gibi etki yapıyor..

Teksaslı bilim adamları karpuzun içeriğinde bulunan ‘citrulline’ adlı maddenin kan damarlarını rahatlatıcı etki yaptığını, bunun bir erkeğin Viagra aldığında yaptığı etkiye benzediğini açıkladılar.

Karpuz, çok miktarda tüketildiğinde, içinde ve kabuğunda bulunan citrulline vücuttaki enzimlerle reaksiyona giriyor ve ‘arginine’ adlı bir amino aside dönüşüyor. Bu da, kalbe, dolaşıma ve bağışıklık sistemine iyi geliyor. Continue reading Karpuz Viagra gibi etki yapıyor..

Posted on

Yatak Odasına Girmeden Önce…

Sevişme sonrası her açıdan hüsrana uğramamak; en az sevişme anından alınan haz kadar önemli! Eğer istenmeyen bir gebeliğe engel olmak ya da ucube virüslere elinizi verip kolunuzu kaptırmak istemiyorsanız, “korunma yöntemleri”ni her yönüyle bilmeniz şart.

 

İşte en rağbet edilen yöntemlerden biri: Continue reading Yatak Odasına Girmeden Önce…

Posted on

Hayır Demenin Binbir yolu-İlişkide dürüst olun!

Erkeklerin kadınların kalbini çalmayı başarmaları için, dürüstlüğü her şeyden önemli tutmaları gerekiyor.

Hayır Demenin Binbir yolu-İlişkide dürüst olun! Teşvik edin: Son zamanlarda kilo almış olabilir, kilosuyla ilgili şaka yapmaktan kaçının. Fakat kız arkadaşınız zayıflamak için çaba sarf ediyor, spor yapıyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyor ve değişimini göstermeye hevesli ise ona iltifat etmeyi, iltifatta bulunmayı unutmayın. Çünkü destekten daha etkili hiçbir şey yoktur. Continue reading Hayır Demenin Binbir yolu-İlişkide dürüst olun!

Posted on

Erkekleri anlamak zordur..

Hayatımızın her evresinde erkeklerin yeri olduğunu hepimiz biliyoruz.Fakat onlara acaba doğru şekildemi davranıyoruz? Biz mi haksızlık ediyoruz yoksa onlar mı? Biz görevimizi yapalım gerisi önemli değil..İşte size bir kaç tüyo..

Erkekleri anlamak zordur..
Sen çok özelsin!

Sen çok özelsin! Uzun zamandır istediği tişörtü alarak da Continue reading Erkekleri anlamak zordur..

Posted on

Manganez seks gücünü arttırıyor…

Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın, manganez madeninin çevresinde dolaşanların “seks gücünün artacağı” yönündeki görüşünün yanlış olduğu ortaya çıktı.

Manganez seks gücünü arttırıyor… DEPREM konusundaki çalışmalarıyla tanınan jeofizik mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın, Muğla’nın Marmaris İlçesi İçmeler Beldesi’nde 65 yıl sonra işletilmek istenilen manganez madeninin çevresinde dolaşanların “seks gücünün artacağı” yönündeki görüşünün yanlış olduğu ortaya Continue reading Manganez seks gücünü arttırıyor…

Posted on

Yanlış cinsel bilgiler yeni evlilere zor anlar yaşatıyor…

Cinsel inanışlar nedeniyle yeni evlenenlerin cinsel hayatlarında sorun yaşanabiliyor, bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca çiftlerin arası da düzeliyor.

Yanlış cinsel bilgiler yeni evlilere zor anlar yaşatıyor…
Toplumdaki doğru olmayan cinsel inanışlar yeni evlenen çiftlerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Yeni evlenen çiftler bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal açıdan problem yaşıyorlar. Continue reading Yanlış cinsel bilgiler yeni evlilere zor anlar yaşatıyor…

Posted on

Giden aşklara aşık olmak

İşte, sıkı durun söylüyorum: “Kaçan kovalanır!.. Bilmem hatırlar mısınız, İskender Doğan’ın “Kan ve Gül” adlı şarkısındaki gibi “Seviyorum seviyor musun, özlüyorum gidiyor musun, sevdikçe kaçıyor musun peki öyle olsun…”

Giden aşklara aşık olmak

Sadece şarkılarda değil gerçek hayatta da kaçan kovalanır!.. Fakat, gerçek hayatta kaçanın kovalanması şarkılardaki kadar Continue reading Giden aşklara aşık olmak