Posted on

Penis Sertleştirici Krem Kullanımı nasıldır

penis sertleştirici krem,en iyi sertleştirici,en iyi sertleştirici krem,sertleştirici krem kullanımı,peni sertleştirici jel nasıl kullanılır,sertleştirici krem kullanıcı yorumları

Penis Sertleştirici Krem Kullanımı

geciktirici krem kullanımı nasıldır

Ereksiyon haplarından sonra en çok tercih edilen penis sertleştirici ürün olmaktadır. Kullanımı şu şekilde ve doğru yapılması gerekmektedir. Bir miktar penis sertleştirici krem penisin üst ve alt kısımlarına masaj yaparak yayılması gerekmektedir. Önemli nokta ise doğru şekilde sürülmesi gerekmektedir ve 1 dakika boyunca masaj şekilde yedirilmesi gerekir. Kısa süre içerisindeki deri kremi emecektir ve kan damarlarını genişlemesini sağlar ve kan akışı hızlanır. Kan ile birlikte ise penis de sertleşme ve dikleşeme olur. Bu ürünlerin ereksiyon haplarına göre avantajları ise herkes için uygun ürün olmakla birlikte yan etkisi bulunmamaktadır. Olumsuz yönü ise etkisini uzun süreli göstermemektedir ve her cinsel ilişki öncesinden kullanması gerekir.

 

Posted on

Thor’s Hammer Kullanım Şekli

Thor's Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11
Thor's Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11
Thor’s Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11

ÜRÜN ADI: Thor’s Hammer

AÇIKLAMA: Paket içeriği
BILEŞENLER: Bitki ve deniz canlılarından elde edilen doğal özler

Thor’s Hammer KULLANIMI :

 5-15 günlük bir süre boyunca, damlayı her gün, dilinize 3-5 damla damlatmak suretiyle yada 1 bardak suya 3 5 damla damlatarak kullanmalısınız. Ardından, ürünü aldığınız süreye eşit bir zaman dilimi boyunca ürün alımına ara vermelisiniz. Gerekmesi halinde bu süreç tekrarlanabilir.
DIKKAT: Ürün içeriği doğal bileşenlerden oluştuğundan, her yaştan erkeğin cinsel gücünü artırmaya yardımcı olur. Thor’s Hammer, dünyanın en iyi ürologları tarafından tavsiye edilmektedir. Sertleşme fonksiyonunu etkili bir şekilde iyileştirir, vücuttaki testosteron seviyesinin artmasına yardımcı olur ve cinsel ilişki ile orgazm sürelerini uzatır. Damla kardiyovasküler sistemi olumlu etkiler ve kesinlikle bağımlılığa neden olmaz.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Birçok erkek sertleşme bozukluğu yaşıyor. Bu durum yaş, aşırı stres, sağlıksız veya yetersiz beslenme, istirahat etmeme, aşırı alkol ve nikotin kullanımı da dahil olmak üzere birçok nedenden kaynaklanabilir. Sonuç hemen hepsinde aynı: cinsel yaşam kalitesinde azalma. Geçtiğimiz 20 yıl içinde, farklı yaşam tarzlarını benimseyen her yaştan erkek hastada iktidarsızlık sorunuyla karşılaştım. Ama artık onlar için en mükemmel tedavi yöntemini bulmayı başardık. Bu yöntemin adı, Thor’s Hammer! Klinik araştırmalarda bu ürünün etkisi en ağır durumlarda bile kanıtlandı. Thor’s Hammer’ı tüm hastalarıma en iyi tedavi yöntemi olarak öneriyorum. Halihazırda denemiş olanlar çok memnun kaldı!

BENZERSIZ ÜRÜN THOR’S HAMMER

Thor’s Hammer’ın avantajları:

  • Etkisi 3 ila 6 ay sürer
  • Hiçbir zehirlenme belirtisine neden olmaz
  • Kalp ve damarların genel durumunu iyileştirir
  • Doz aşım riski yoktur

THOR’S HAMMER’IN BENZERSIZ ETKISININ SIRRIİçerdiği 4 eşsiz ana bileşen, Thor’s Hammer’ın şaşırtıcı bir etkiye sahip olmasını sağlıyor:

OMURGASIZ CANLILARDAN ELDE EDILEN EKSTRAKTLARNorveç kıyılarında yaşayan omurgasız canlılardan elde edilen özel ekstraktlar, insan endokrin sistemindeki bezlerin fonksiyonunu iyileştirir, testosteron seviyesini ve etkisini doğal yoldan artırır.

YOSUN EKSTRAKTIYalnızca Norveç fiyortlarında yaşayan Cladoniaceae genital kan dolaşımını düzeltip kandaki oksijen satürasyonunu artırarak, atardamar basıncını normalleştirir.

FENER BALIĞI KARACIĞERI EKSTRAKTIEn derin sularda (çoğunlukla İskandinavya’da) yaşayan fener balığının karaciğerinde çok yüksek seviyede çinko bulunmaktadır. Dolayısıyla, fener balığı ekstraktı testosteronun etkisini ve libidoyu artırmak için erkek vücudunun günlük olarak ihtiyaç duyduğu çinko miktarını karşılar.

ANTARTIKA KRILIAntartika krilinden elde edilen organik ekstrakt vücuttaki erkeklik hormonlarını aktive eder ve vitamin emilimini artırır. A ve E vitamini cinsel güçte verimli bir artış sağlamak için elzemdir; B grubu vitaminleri ise sinir sisteminin daha sağlıklı olmasını sağlar.

Posted on

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Posted on

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Posted on

sertleştirici hap eczane fiyatları

cialis 30'lu kapsül

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Posted on

aki gergeden set resmi satış sitesi

Hap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyımHap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyım

Açıklama

Ürün  Açıklaması

AKİ GERGEDAN PERFORMANS SETİ 4LÜ: Sağlık her evliliğin en önemli konularından biridir. Günümüz şartlarında ortaya çıkan sigara, alkol ve aşırı stres gibi etkenlerin meydana getirdiği fiziksel yorgunluk, enerji eksikliği ve cinsel isteksizlik gibi problemler insanların hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Aki Gergedan Set ihtiyaç halinden 45 dk önce kullanılması tavsiye edilen bir üründür.
Ürün hakkında daha fazla bilgi için müşteri temsilcilerimizle iletişime geçebilirsiniz.

Yan Etkileri

Ürünün bilinen bir yan etkisine rastlanmamıştır.
Hamile ve emziren bayanlara tavsiye edilmez.
Yüksek tansiyon, kalp, böbrek, ruhsal bozukluk olan hastalara önerilmez.
Serin ve kuru yerde, güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ağzı kapalı olarak çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza ediniz.
İçeriğinde bulunan bitki ve bitki özlerine karşı alerjisi olan kullanıcılarda mide ekşimesi ve deride hafif kızarıklık yapabilir

Kullanımı: 7 günde (haftada) sadece 1 kez İhtiyaç halinden 1 saat önce bol su ile 1 tablet alınması tavsiye edilir.

Gergedan Boynuzu Sprey;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce ilgili bölgeye spreyi 3-4 kez sıkınız.

Bayanlara Özel Damla;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce alkol HARİÇ herhangi bir içeceğe 7-8 damla damlatılarak kullanılır.

İçeriği

Gergedan Boynuzu Tablet;
İçeriği: Saw Palmetto, Çakşır Ekstratı, Ginko Bloba, Ginseng, Propolis, Polen,  Ak günlük, Maca Çinko

Gergedan Boynuzu Sprey;
İçeriği: Deiyonize water, Yulaf, Karanfil, Şerbetçi Otu, Akgünlük Ekstratı penis kafasına 2 kez sıkılarak penis kafa bölgesinin üstüne ve kafanın alt kısmındaki damarlı bölgeye sıkılarak 2 parmak ile yedirilir ve 5 dk sonra ilişkiye girilir

 

Bayanlara Özel Damla;
İçeriği: Hemamalis Ekstratı, Mirifika Ekstratı, Melisa Ekstratı, Hayıt Ekstratı, Propolis, Panax, Kırmızı Ginseng, Deiyonize Su

Ürünü sipariş ettim. Kaç gün içinde bana ulaşır?

Sipariş verdikten sonra stoklara göre 1-3 iş günü içerisinde elinize ulaşacaktır.Ürünü ev adresinize veya istediğiniz kargo şubesine göndermekteyiz kapıda ödeme ve kredi kartına tek çekim olarak ödeme yapabilirsiniz.

Aklınıza takılan herhangi bir soru veya probleminiz varsa online müşteri temsilcisiyle veya  0216 606 48 47  numarayla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Posted on

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!
 1

Peki biz fantezi kelimesinden ne anlıyoruz?

Psikolog Narek Karasu merak ettiğimiz sorularımızı yanıtladı.
Fotoğrafçı Bennu Gerede ile eşi Cem Büyükhanlı’nın düğün daveti verdikleri kulübün tuvaletinde sevişmesi gündeme bomba gibi düştü.Gazetelerde çiftin tuvalete girip 15 dakika seviştiği haberi yer aldı. Bennu Gerede, “Böyle bir şey olmadı. Davete gelen dedikoducu insanlar hakkımızda söylenti çıkarmış. Sadece öpüştük” diye açıklama yapsa da ortalık durulmadı.Biz de bu olaydan yola çıkarak, fantezi’ kelimesinden Türk halkı olarak ne anladığımızı, özellikle de kadınların hangi fantezilerden hoşlandığını araştırdık.Fantezinin insanların idealleri, beğenilerini, ilgilerini içerdiğine dikkati çeken Psikolog Narek Karasu, “Hayal gücünü kullanarak gerçek olmayan bir şekilde (sanal) olarak bu beklentilerini yaşama şeklinde de açıklayabiliriz. Fantezi kelimesinden Türk halkının ilk aklına gelen cinsel fantezilerdir. Aslında birçok şey için insan fantezi kurabilir; iyi bir , iyi bir araba, iyi bir kariyer ama halkın algılaması genelde cinsellikle ilgili olan fantezilerdir” diye konuştu.
Erkekler daha rahat!
Karasu şöyle devam ediyor; “Erkekler fantezilerini kadınlara oranla daha rahat ifade etmekle birlikte yaşamaktadırlar da. Bu kişisel yaratıcılıkları, kişilik yapısı ve yaşantılar gibi farklı süreçlerle ilgili olabilir.”Kadınlar fantazilerini gizliyor
Seksi rahat yaşayamayan bir toplum olduğumuzu söyleyen Narek Karasu, “Seksi hala tabu olarak yaşayan çoğu kadınlarımız cinsel içerikli hayallerini sevgilisinden ya da eşinden uzak tutuyor. Beklentileri karşılanmayınca da mutsuz oluyor” şeklinde konuştu.Açıklamak tatmin eder!
Fantezileri açıklamanın, yaşamanın, cinsel tatmin açısından da faydalı olabileceğini söyleyen Psikolog Narek Karasu şöyle devam etti: “Ayrıca fanteziler kişilerin beklentileri ve istekleri konusunda fikir verir. Fantezilerimiz bize komik gelebilir. Çünkü fantezilerin kabul edilmeyeceği düşünülmektedir ve böyle düşünüldüğü için o bir fantezi olarak kalmış olabilir.”
Kadınlar izlenmek istiyor
Psikolog Karasu’ya İngiltere’de yapılan ve sonucunda ‘izlenme fantezisinin’ kadınlararasında yüzde 22 oranında görüldüğünü ortaya çıkaran araştırmayı da soruyoruz. Şu şekilde yanıt veriyor: “Kadınların en çok istediği ve ihtiyaç duyduğu şey ilgidir. Kadınlar için popüler olmak hayati bir önem taşır; çünkü popüler olmazsa seçilemez. Bunun için giyim ve makyaj sanayisi oluşmuş durumdadır; bu ihtiyacı gidermek amacıyla izlenme ihtiyacı da bu ihtiyaçla temellenmiş olabilir.”Ünlü erkeklerle beraber olmak istiyorlar
‘Peki, kadınlar ünlülerle ilgili fantezi kurar mı?” sorumuza ise, “Bu popüler olanın değerli algılanması nedeniyle olabilir. Bu kişisel bir tercih herkes için genellenmese de bu nedenle ilişikli olabilir. Kişilerin hemcinsleri ile olma fantezisine gelince de, bence bunu bir fantezi olarak nitelemek pek doğru sayılmaz” yanıtını veriyor.Grup seks risklidir
Psikolog Narek Karasu, “Uzun yıllar evli olan kadınlarda iki erkekle birlikte sevişme fantezisi var mıdır?’ sorumuza ise, “Bu isteğin orta yaş bunalımı ile yeni yaşam arayışları, ayrıca da özgür hissetme ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyorum. Fanteziler sekse renk katar, hayaller arttıkça heyecan da artar. Fakat çok kişiyle düşünülmüş bir fantezi (grup seks) güvensizlik ya da kırgınlığa sebep olabiliyor” diye yanıt veriyor.
Posted on

Erken Boşalma

Erken Boşalma

ERKEN BOŞALMA

Erken Boşalma Sertleşen penis içindeki meninin dışarı atılmasına  boşalma (ejekülasyon) denir. Erkek cinsel birleşme sırasında istemeden boşalma gerçekleşiyorsa erken boşalma da söz konusundur.
Çok sık karşılaşılan bir problemdir.  Çoğunlukla ruhsal nedenlerle oluşsa da bazı hastalıklarda da gözükebilir. Bir üroloji uzmanına başvurmak faydalıdır

Erken boşalmaya neden olabilecek faktörler:

Yeni bir eş, evlilik öncesi cinsel ilişki, yasak ilişki nedeniyle suçluluk duygusu,  aldatma nedeni ile eşe karşı duyulan suçluluk duygusu,  cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma korkusu, hamile bırakma korkusu, tecrübesizlik, sevişme öncesi yaşanan stresli bir durum, yetersizlik endişesi, aşırı yorgunluk, korku, aşırı uyarılma, aşırı alkol, kadının birleşmeye karşı reaksiyon göstermesi korkusu, sinirlilik, beceriksizlik endişesi, vajendeki nemliliğin yetersiz oluşu,

Çoğu erkek soluk soluğa bir telaşla cinsel zevkin peşinden koşarken boşalmanın kontrol edilmesini başaramaz Özgür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek tedirginlik duygusundan uzaklaşamaz ve boşalma konusunda sorun yaşar. Psikolojik bir danışmandan yardım alınabilir. Boşalmayı kontrol edebilme bir öğrenme sorunudur.

Kadın

Kadın sevişme sırasında erkeğe yardımcı olmalı, cinsel ilişkiyi yavaşlatarak ya da durarak boşalmayı önleyebilir. Sık sık dinlenerek durarak yapılan sevişmeler bir müddet sonra erkeğin kendini kontrol etmesine yardımcı olabilir. Erkek boşalma noktasına geldiğinde esi penisin dip kısmını birkaç saniye sureyle sıktığında boşalmayı önlenebilir.

Her erkek aynı duyarlıkta olmayıp, aynı cinsel tepkiyi vermez. Fazla cinsel heyecan duyan ve psikolojik anksiyete içindeki erkekler daha erken boşalır. Boşalmayı kontrol etmeyi öğrenmek için öncelikle cinsel heyecanı yatıştırma ve sakinleşmek gerekir. Hem zihnen hem bedenen gevşemek, sakinleşmek önemli oranda yardımcıdır. Sık cinsel birleşmede bulunmak boşalma aralarını ve dolayısı ile duyarlılığı azaltacaktır.

Cinsel birleşme anında erkeğin pozisyonunun boşalma üzerine etkisi vardır.

Bu yüzden bazı pozisyonlarda boşalma daha hızlı olmaktadır.. Daha rahat olduğu, kolay gevşeyebildiği ve efor harcamadığı bir pozisyonda erkek boşalmasını daha rahat kontrol edebilir.

Erken boşalmayı önlemek için birleşme sırasında erkek, boşalma hissi geldiğinde yavaş hareket etmeli, kadın da hareket bakımından pasif kalmalıdır. Sevişme sırasında erkeğin boşalma anına yaklaştığını hissettiği anda, penisin ucunu iki parmağı arasında sıkarak vücuttaki cinsel heyecanın azalmasını bir süre beklemesi ve yeteri kadar gevşedikten sonra tekrar sevişmeye başlaması boşalmayı önleyebilir. Bu yöntem uygulanırken bekleme anında derin derin nefes alınmasının da yararı olabilir.

PENİSİN ZAMANSIZ SERTLEŞMESİ (PRIAPIZM)

Herhangi bir cinsel istek olmaksızın, erkek cinsel organının devamlı ereksiyon halinde olmasıdır.
Penis toplardamarlarının trombozunda,  lösemi gibi çeşitli kan hastalıklarında, bir cins omurilik rahatsızlığında, üretra iltihaplanması sonucunda ortaya çıkar.
Cinsel uyarı olmadan meydana gelen, uzanan ve çoğunlukla acılı bir ereksiyondur (sertleşme).
Priapizmde penis sapı sertleştiği halde, penis ucu yumuşaktır. Normal bir ereksiyon halinde olduğu gibi penis kanla dolar, fakat kan cinsel aktivite bittikten veya uyarı geçtikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz.
Ağrılı bir ereksiyon (sertleşme) durumunda doktora gitmek gereklidir. Penisin normal ereksiyon yeteneğinin korunabilmesi için, erken müdahale şarttır.

PEYRONIE (PENİS EĞRİLİĞİ)

Peyronie’s hastalığı özellikle penis ereksiyon halindeyken görülen ve ve penisin doğal olmayan bir şekilde eğrilmesi halidir. Penisin içinde gelişen bazı sert plaklar ve dokular penisin tam olarak kanlanmasına engel olurlar ve bu kısımlara sertleşme için tam kan gidemediği için yeterli bir ereksiyon görülemez. Çoğunlukla 40-60 yaşındaki erkeklerde görülür. Penisin eğrilmesine neden olan bu dokunun oluşma sebebi bilinmemektedir.

Ancak penis veya kasık bölgesine gelebilecek travmalar neden olabilir.

Tam olmayan sertleşme, cinsel güçsüzlük, ağrılı ereksiyon, penisin eğrilmesi ve penis içinde sert bantlar görülebilir. Bazen bu eğrilmeler şiddetli ağrılara sebep olabilirler ve bazende cinsel ilişki imkansız bir hal alır. Hastalığın kanserle ilgisi yoktur, sonraki zamanlarda kanserleşmeye neden olmaz. Peyronie’s hastalığı cinsel yolla bulaşmaz.
Mutlaka bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Bu hastalığın tedavisi hastalığın şiddetine göre değişebilir. Bazen kendiliğinden durur veya küçülür. İlaç tedavisinde ağrıyı azaltan, plakları yumuşatan ve azaltan preperatlar kullanılır. 1 yıldan daha kısa süreli olan durumda ilaçlar daha etkili olduğundan doktora erken başvurmak faydalıdır. Hastalığın ameliyatla tedavisi de vardır.

Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon)
Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon) Nedir?

Sertleşme sorunu, yeterli bir cinsel performans için gerekli ereksiyonu (penis sertleşmesini) başlatamama, sağlayamama veya sürdürememe durumudur. Erken boşalma veya kısırlıkla (infertilite) aynı anlama gelmemektedir.
Sertleşme sorunu veya hekimlerin tercih ettiği deyişle “erektil disfonksiyon”, yaşam boyu her on erkekten en az birini etkileyen yaygın bir problemdir.

Cinsellik

insan hayatında biyolojik olarak üreme fonksiyonunun çok ötesinde, kilit bir öneme sahiptir. Bu nedenle, cinsellikle ilgili yaşanan sorunlar sosyal ilişkileri oldukça olumsuz yönde etkilemektedir.
Sertleşme sorunu çok sık karşılaşılan bir problemdir. Ara sıra karşılaşılan ereksiyon (sertleşme) sorunundan, tümüyle yitirilen sertleşme fonksiyonuna kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir. Genç yaşlarda da görülmekle birlikte, kırk yaş üstü erkeklerin yaklaşık yarısında sertleşme sorunu bulunmaktadır. Çoğu erkek hayatının belli bir döneminde, özellikle stres altında, alkol etkisi sonucu veya ciddi bir rahatsızlık geçirdiği zamanlarda ereksiyonla ilgili sorunlar yaşar. Ancak bu uzun süre devam ederse, doktora başvurulmalı ve tedavi yolları aranmalıdır.

Sertleşme Nasıl Gerçekleşir?

Sertleşme, kan damarlarının genişleyerek, penise kan dolması sonucu oluşur. Bu olayın meydana gelmesinde, beyin, omurilik, sinirler, kan damarları, penis düz kası ve hormonlar rol almaktadır. Sertleşme için, görüntü, düşünce, dokunma, koku, ses veya bunların bir birleşimi sonucu uyarılma gerekmektedir.
Uyarı sonucu beyinden penise sinirler yoluyla mesajlar gönderilir ve peniste kan akımı artmaya başlar. Penise dolan kan, oradaki kasların gevşemesiyle hapsedilir. Ereksiyon (sertleşme), boşalmaya veya cinsel ilgi bitene kadar devam eder.

Erektil Disfonksiyonun Nedenleri Nelerdir?

Sertleşme sorunu, yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Nadiren gençlerde rastlansa da, çoğunlukla yaşlanmayla birlikte oluşan çeşitli fiziksel rahatsızlıkların, hastalıkların bir sonucu olarak veya bunların tedavi edilmesi için kullanılan ilaçlar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Uzun yıllar, sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik nedenlerden kaynaklandığına inanılmıştır. Ancak günümüzde birçok araştırmacı, hastaların %85’ten fazlasında sorunun organik nedenlere bağlı olarak geliştiği ve başarıyla tedavi edilebileceği görüşünde birleşmişlerdir.

Organik Nedenler

Vasküler (damarsal) nedenler. Oldukça sık karşılaşılan bir sorundur. Penise giden kan akımının azalması veya kanın peniste tutulamaması sonucu oluşur. Vasküler nedenler için risk faktörleri sigara kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet (şeker hastalığı), kalp hastalığı ve yüksek kolesterol düzeyidir. Tedavi edilmemiş yüksek tansiyonlu hastaların %8-10’unda sertleşme sorunu geliştiği görülmüştür. Damar sertliği (arteroskleroz) özellikle elli yaş üstü erkekler için ciddi bir risk faktörüdür. Arterlerin daralmasına neden olur ve penise giden kan akımı azalır.
Diyabet (şeker hastalığı). Sertleşme sorununun en sık karşılaşılan nedenlerinden biridir. Hem dolaşım, hem de sinir sistemini etkilemektedir. Bütün diyabetik hastaların %30’u bu sorunla karşılaşmakta ve bu oran 60 yaş üzerinde %55’e kadar yükselmektedir.

Nörolojik nedenler.

Bu durumda beyinden penise giden mesaj engellenmektedir. Örnek olarak, omurilik yaralanmaları, serebrovasküler hastalıklar, multiple skleroz, mesane, prostat, bağırsağa yönelik radikal pelvik cerrahiler verilebilir.
Hormonal nedenler. Nadirdir ve testislerden üretilen testosteron azlığına bağlı olarak azalmış cinsel istek söz konusudur.
İlaçlar. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve psikiyatrik hastalıklar için kullanılan birçok ilaç sertleşmeye engel olabilir.
Organik Olmayan Nedenler
Psikolojik nedenler. Bu durumda, penil mekanizmalar normaldir, fakat ereksiyon (sertleşme), başarısızlık korkusu gibi basit anksiyeteden, kişisel sorunlara, depresyona ve diğer psikolojik rahatsızlıklara dek uzanan psikolojik sorunlar sonucu engellenir.
Stres, cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiler.
Sertleşme sorunu, ancak doktor tarafından yapılan muayene sonrasında teşhis edilebilir, bu yüzden konuyu doktora anlatmak ve tedavi arayışına girmek en doğrusudur. Sorun açıkça doktora anlatılmalı ve hiçbir bilgi saklanmamalıdır, çünkü bu verilecek tedaviyi etkileyebilir.

Doktor, hastadan edindiği bilgiler ve fizik muayeneyle teşhis koyabilse de bazı basit testler yapmak gerekebilir. İleri tetkikler ise, çoğunlukla genç ve özel sorunları olan hasta grubu içindir.

Tam kan (kan şekeri, kolesterol, trigliserid, testosteron, bilirubin, albumin, kreatinin ve diğer enzimler) ve idrar tahlili başvurulan ilk basit tetkiklerdir. Çoğu hastada daha ileri tetkik gerekmez, ancak bazı özel durumlarda ileri test ve tetkikler yapmak gerekebilir. Bunlardan ilki, nörolojik bir test olan bulbokavernöz reflekse bakılmasıdır.
Doktor bir parmağını anüse yerleştirir ve diğer eliyle glans penisi sıkar. Normal reflekste anal sfinkter kasılır.

Erken Boşalma

Uyku sırasında penis monitorizasyonu, ereksiyon varlığı ve derecesi hakkında doktora önemli bilgiler verir. Her erkek uyku sırasında normalde üç ila beş kez ereksiyon yaşar. Eğer sorun psikolojik ise, hasta bu ereksiyonları yaşamaya devam eder, sorun fiziksel ise bu ereksiyonların sıklığı ve derecesi azalır. Bu test doktora, fiziksel ve psikolojik nedenlerin ayrımında yol göstermektedir.
Fiziksel bir sorun olup olmadığını gösterebilen daha basit bir test penise özel bir takım ilaçların enjekte edilmesidir. Bu ilaçlar kan dolaşımını etkiler ve genellikle kan akımıyla ilgili sorun yoksa ereksiyon olur.
Renkli Doppler ultrasonografi daha spesifik bir yöntemdir ve ses dalgaları yardımıyla kan damarlarının haritasını ortaya çıkarır.
Daha ileri tetkiklere nadiren ihtiyaç duyulur.
Sertleşme Sorununun Tedavisi
Sertleşme sorunu tedavi edilebilir. Sertleşme sorununun tedavisi için ağızdan alınan ilaçlardan, elle çalışan vakum pompalarına, enjeksiyonlardan protezlere kadar birçok tedavi seçeneği vardır.
Hormon tedavisi
Az bir oranda hasta hormonal sorunlar yaşamaktadır ve genellikle azalmış seksüel istekleri vardır. Hormon tedavisi tabletler, enjeksiyonlar yardımıyla kolaylıkla yapılabilir.

İlaç tedavisi

Sildenafil, çoğu hastanın tedavisinde etkili ilk ilaçtır. Bir fosfodiesteraz inhibitörüdür ve nitrik oksidin penis düz kası üzerine olan gevşetici etkisini uzatarak, ereksiyon sağlanmasını kolaylaştırır. Sertleşme sorununun tipine göre, hastaların yaklaşık %40-80’inde ereksiyonda iyileşme sağlanmaktadır. Baş ağrısı, ateş basması, gastrointestinal veya görme bozuklukları gibi yan etkiler yapabilir, ancak geçicidir. Nitrat kullanan hastalar sildenafil almamalı ve tedaviye başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçilmelidir.

Vakum cihazları

Bu tedavide, bir pompa ve silindir kullanılarak penis etrafında vakum yaratılır ve penis şişer. Plastik silindir penis üzerine yerleştirilir. Elle veya pille çalışan pompa, silindirdeki havayı boşaltır. Bu penise kan dolmasına neden olur ve sertlik sağlar. Daha sonra silindirdeki bant çıkarılarak penis köküne yerleştirilir. Bu bant, peniste kalarak sertleşmenin devam etmesini sağlar ve silindir çıkarılır. Bant 20-30 dakika yerinde kalabilir ve çıkarılıncaya kadar ereksiyonu devam ettirir. Bu teknik kolaylıkla öğrenilebilir ve pek çok kişi tedaviyle başarılı sonuçlar almıştır.

 Penis içi enjeksiyon

Bu tedavi, penise ince bir iğne yardımıyla ilaç enjekte edilmesidir. Bu teknik, hasta tarafından, evde kullanmak için kolaylıkla öğrenilebilir ve uygun doz, her hasta için ayrı olarak tespit edilir.
Hasta, cinsel ilişkiden 10-15 dakika önce kendine enjeksiyon yapar ve doz ayarlaması yapılarak, yaklaşık yarım saatlik ereksiyon sağlanır. Papaverin, enjeksiyon tedavisi için kullanılan ilk ilaçtır ve fentolamin ve alprostadil ile beraber de kullanılmıştır. Alprostadil, tüm dünyada en çok kullanılan ilaçtır ve oldukça etkili ve güvenilirdir.
Bazı hastalarda, ereksiyon sırasında ağrı olabilir ve uzun dönem kullanımda peniste nedbe dokusu oluşabilir. Bu nedenle doktor tarafından belli aralıklarda kontrol gereklidir.

Penil protezlerbold

Bu operasyonda, penis içerisine iki sentetik silindir yerleştirilir. Bunlar, ilişki için yeterli sertliği sağlar. Birçok çeşit protez mevcuttur. En basiti, yumuşak (malleable) semi-rigid olandır.

Damar cerrahisi

Bu tedavi peniste kan akımını ve kan basıncını artırmayı hedeflemektedir. Özellikle genç yaşta, normal kan akımını engelleyecek kaza geçirmiş hastalarda tavsiye edilmektedir. Sağlıklı bir arterin penise bağlanması şeklindedir ve bu yolla tıkanıklık geçilmiş olur. Günümüzde çok kısıtlı sayıda vakada kullanılmaktadır.

İdrar yoluna ilaç uygulaması (MUSE)

Penise uretra yoluyla lokal olarak ilaç uygulanması için özel bir sistem geliştirilmiştir. Bu tedavide, küçük plastik bir silindir uretraya (idrar yolu) yerleştirilir ve alprostadil verilir. Sertleşmeyi sağlayacak kadar aktifzervuar içerirler. Daha iyi sonuç verirler ve daha doğal görünürler. Protezlerde enfeksiyon riski ve mekanik bozukluk olabilse de, başarısızlık oranı günümüzde çok nadirdir ve ciddi komplikasyonlar oldukça ender görülür.Erken Boşalma

Erektil Disfonksiyonda Psikolojik Danışma

Sertleşme sorunu yaşayan çoğu erkek, sorun fiziksel olsa dahi psikolojik olarak etkilenecektir. Psikolojik danışma, hem hastaya, hem de partnere sorunun ortaya çıkarılması ve çözüme ulaşılabilmesi için yardım eder. Özellikle sorunun nadiren fiziksel olduğu genç erkeklerde, psikolojik danışmaya daha çok ihtiyaç duyulmaktadır.
Erken Boşalma En az invazif yöntem ilk olarak denenmelidir. Genellikle, çoğu erkek ağızdan ilaç kullanımı gibi daha az invazif tedavi şekillerini ilk etapta tercih etmektedir. Ancak bu tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda penise, enjeksiyonla veya transuretral yolla (idrar yoluyla) ilaç uygulanması gibi diğer tedavi yöntemleri denenebilir.Erken Boşalma Vakum cihazları diğer bir alternatiftir ve bütün bunlar yetersiz kaldığında protez takılması önerilebilir.
Sertleşme sağlama veya sürdürememe konusunda yaşanılan her türlü sorunda mutlaka bir doktora başvurulmalı ve mümkün olduğunca doğru ve ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Erken Boşalma Aslında bu rahatsızlığın çok yaygın olduğu ve utanılacak bir durum olmadığı unutulmamalıdır. Her yıl yeni tedavi yöntemleri ortaya çıkmaktadır ve her türlü sertleşme sorunu için bir tedavi yolu vardır.Erken Boşalma Erken Boşalma

Posted on

Cinsel Organların Temizliği

Cinsel Organların Temizliği

CİNSEL ORGANLARIN TEMİZLİĞİ
Erkeklerin çoğunda penisin baş kısmı, erginlik çağına kadar sünnet derisiyle örtülüdür. Daha sonra, penis gelişip büyüyünce, bu deri doğal olarak geri çekilir ve baş kısım ortaya çıkar. Sünnet derisi çok uzun olursa, baş kısım daima bunun içinde kalacaktır.
Bu durum erginlikten sonra da devam ettiği takdirde, sünnet derisinin altında smegma adı verilen, yumuşak, yağlı bir madde toplanır. Bu madde, meni ve idrar damlalarıyla karışır. Böyle bir karışım iltihaplar, pişikler oluşturabilir ve bazı genç erkekleri autoerotizme götürebilir.
Onun için, penisin baş kısmının erginlikten sonra dışarı çıkması çok önemlidir; bu durumda sadece iltihaplanmalardan korunmakla kalınmaz, giysilere baş kısmının devamlı sürtmesi sonucu, baş kısım daha az hassas duruma gelir ve cinsel temasta erken boşalma önlenir.

DERİ

Genç erkekler sünnet derisini geri çekmeli, penisi birleşime hazırlamalı ve biriken smegmayı temizlemelidir. Aslında Musevi ve Müslümanlarda sünnet, dinsel nedenlerden yapılmaktadır. Fakat tıp açısından da bu çok doğru bir davranıştır. Sünnet derisi çok uzun olduğunda sertleşme anında bile baş kısım serbest kalmaz, cinsel ilişki sırasında hassaslık çok azalır ve boşalma oluşamaz. Böyle durumlarda hangi dinden olursa olsun, sünnet önerilir.
Kadınlarda da klitorisin başı ve küçük dudaklar arasında smegma birikir. Kadının bu salgısı birçok durumda erkeğinkinden çok daha fazla ölçüdedir, bu sıvının içinde caprylic-asit vardır. Caprylic-asit aslında hoş bir koku verir. Fakat bozulduğu zaman burnu rahatsız eden bir koku çıkarır.
Normal olarak klitorisin üzerini bir deri kaplar. Bu yüzden buraya, evlendikten sonra da smegma toplanır. Smegma, klitoris ile büyük dudaklar arasına ve daha aşağıda, küçük ve büyük dudaklar arasında da birikir. Bu hoş kokulu salgı, taze olduğu sürece erkeği cinsel bakımdan uyarabilir. Ancak  sarımsı beyaz bir madde haline gelince, erkekte bazı tiksinti yaratabilir. Kadınlar, idrar ve adet akıntılarıyla cinsel organlarının erkeklerinkinden daha kolay kirlenebileceğni akıllarından çıkarmamalıdır. Kadınlarda iltihap ve pişikler, erkekten çok daha fazla görülür.

Hastalıklar

Temizlik, kadın hastalıklarının önlenmesinde en önemli etkenlerin başında geliyor
Yoğun alkolle silme gibi bilinçsiz uygulamalar enfeksiyona zemin hazırlar, temizlik maddesiyle hijyen ortamı sağlamaya çalışırken genital pH düzeyinin bozulabilir ve başta egzama olmak üzere çeşitli sorunlara yol açar. Genital bölge için özel üretilmiş temizlik ürünlerini kullanmak gerekir. Genital temizlik ürünlerin periyodik aralıklarla kullanılması doğrudur.
Klozet kapağının üzerine tek kullanımlık kağıt kullanılmalıdır.
Genital kılların giderilmesinde ağda ve jilet yerine genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölge enfeksiyonları ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.
İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için zaman bulurlar.
Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır.

Posted on

Renkler İle Sex Kişiliğiniz.

Renkler İle Sex Kişiliğiniz.

Renkler İle Sex Kişiliğiniz.

 Giydiğiniz kıyafetler, evinizdeki eşyalar ve kullandığınız araba cinsel kişiliğiniz hakkında ipuçları verir. Anahtar ise bu eşyalar için seçtiğiniz renklerdir.Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve evdekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz. En fazla görünen renk sizin baskın cinsel sizi yansıtan renktir. Peki buna göre siz hangi renktensiniz?

Kırmızı: Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir. Bu rengi seven kişiler ise Continue reading Renkler İle Sex Kişiliğiniz.

Posted on

masturbasyon

MASTURBASYON

Masturbasyon (31 çekmek)

Masturbasyon kelimesi Latince “masturbare=(elle bozmak)” fiilinden türemiştir. Günümüzde de kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir. Masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.
eğer kişinin sosyal yaşantısını, normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır.

Kadına Zararı

Masturbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur, aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir.
Toplumda söylenen;
– Sivilce yapar,
– Gözleriniz kör olur,
– Boy uzamasını durdurur,
– İleride çocuğunuz olmaz,
– Kızlarda adet düzenini bozar,
– Erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır,
– Penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır.
Ancak  masturbasyon bir tutku haline gelirse, normal cinsel ilişkiye tercih edilirse, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp masturbasyona yönelirseniz bir cinsel tedavi merkezine başvurmanız gerekir.

Erkeklerde

Erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluktur. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler. Sürekli üretilen spermler bu keseye boşalır. Bu kesenin bir kapasitesi vardır. Boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar. Bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir. Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra (4 -15 gün), erkek uykuda boşalır.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak masturbasyon yaparlar.
Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir. Sadece göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Genelde klitoris elle okşanır, iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Baire olmayanlarnvajen içine parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey kullanırlar. Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile de  yapılabilir, bu da kızlık zarına zarar vermez.

Posted on

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik, Fiziksel ve Ruhsal Bütünlüktür

Cinsellik iki kişinin bedensel ve ruhsal olarak birbirlerine kendini açmasıdır. Eşlerden biri ruhsal olarak da kendini açmaz ise burada bir problem oluşmaya başlar. Cinsel sorunlar ortaya çıkar. Cinsel sorunların tedavisi ise cinsel terapi ile mümkündür.

Cinsel terapi, cinsel konular üzerine eğitim almış psikiyatrist yada psikologlar tarafından cinsel sorunları olan kişilere uygulanan bir psikoterapi yöntemidir. Buradaki amacın, bireylerin cinsel ve ruh sağlıklarının korunması ile birlikte cinsel sorunların çözüme kavuşturulması olduğuna dikkat çeken Medicana Konya Hastanesinden Psikolog Ebru Soydaş konuyla ilgili detaylı bilgi verdi.

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi cinsel terapi ile yapılır. Bu sorunların başlıcaları; vajinismus, prematür ejakülasyon (erken boşalma), erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) ve cinsel isteksizlik. En çok görülen cinsel işlev bozuklukları arasında bunları sayabiliriz.

Vajinismus, periner kasların kişiden bağımsız şekilde ilişki esnasında kasılması sebebiyle ilişkinin imkansız hale gelmesi veya ağrılı cinsel birleşme olmasıdır. Aslında burada en temel şey kadınların korkusudur. Oldukça sık görülen bir problem olup her 10 kadından biri vajinismus diyebiliriz.

Vajinismusun tedavisi cinsel terapi ile yapılır

Buradaki temel sebep kadının korkusu olduğundan ilk başta sebep bulunur sonra tedaviye yön verilir. Bazen sebepleri fizyolojikte olabiliyor. Bunun için tedaviye başlamadan önce fiziksel muayene önerilir. Eğer organik bir sebep yoksa psikolojikse cinsel terapiye başlanır. Ortalama 10-12 seans ile tedavi edilir. Bu tedavi süresi kişiden kişiye değişmekte olup bazı seanslar daha çok uzayabilirken bazı seanslar da 10 seansı bulmadan çözüme ulaşır.

Erkeklerde en sık görülen sorunlardan biri ise erektil disfonksiyondur (sertleşme bozukluğu). Erektil disfonksiyon, cinsel birlikteliği sağlamakta yeterli derecede sertliğe ulaşamama ve sürdürememe durumudur. Bu sorunun sebepleri çok önemlidir. Eğer fiziksel bir nedenden kaynaklanıyor ise cerrahi müdahale ve ilaçlarla desteklenebilir. Ancak sorun tamamen psikolojikse cinsel terapi ile tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Tedavi süresi kişiden kişiye değişmekte olup seanslarda kişinin durumuna göre ayarlanıp ev ödevleri ve egzersizleri ile pekiştirilerek yapılır.

Cinsel isteksizlik hem kadınlarda hem erkeklerde görülen bir cinsel problemdir

Cinsel isteksizlik ülkemizde özellikle kadınlarda % 60 görülmektedir. Bunların sebeplerine baktığımızda eşler arası uyum problemleri, güven problemleri, iletişimsel problemleri, aldatma-aldatılma, monoton bir cinsel hayat, suçluluk duygusu, partnerin fiziki cazibesini kaybetmesi, cinsel aktivitenin kalitesizliği, hamile kalma korkusu, menopoz gibi birçok şey gösterilebilir. Fiziksel bir sebebe bağlı olmayan cinsel isteksizlik cinsel terapi ile çözülebilen bir sorundur.

Evlilikte çözülmeyen cinsel sorunlar eşlerin boşanmasına ve diğer psikolojik sorunlara yol açmasına sebep olur. Cinsel problemler çözümsüz değildir. Sorunlarınızı çözmeyi ertelemeyin.

Posted on

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Geçtiğimiz hafta sonu kızlarla bir araya geldik. Kızlar = çoğunluğu kuzenlerimden oluşan ve aralarında çok yakın arkadaşlarımızın da bulunduğu bir kız grubu. Aralarında çocuklu olan bir tek benim. Biri evli, kimi nişandan terk, çoğu bekar, bazısı uzun süredir sevgilisiyle yaşıyor, biri de evlenmek üzere.

Aslında bu buluşmaları ayda bir kere yapmaya çalışıyoruz ancak son zamanlarda sekteye uğradı. Her ay bir kere yemeğe çıkıyorduk. Son toplaşmamızı kuzenimin evinde yaptık ve “İşte bu!” dedik. Ortam rahat, muhabbet koyu, ne işimiz var restoranlarda, hem bi sürü para harcıyoruz? Bundan sonraki toplantılarımızı -kuzenimin nişanlısını evden sepetleme pahasına da olsa- orada gerçekleştirmeye karar verdik. Yemin ederim, yakın kız arkadaşlarla yapılan muhabbetin yerini hiçbir psikoterapi seansı tutamaz.

Kız kıza oturup konuşunca laf ister istemez kocalara, sevgililere ve sonunda sekse geldi. Herkes içindekini döktü. Aramızda ne dertliler varmış, ne bihaberler.

O sohbetten aklımda kalanları, kendi ufak eklemelerimle birlikte derleyip bir Yatak Odası Kurallarıoluşturdum. Biz kızlar bir araya gelince en çok konuştuğumuz konulardan biri bu. Öte yandan yazdığımda en çok okunan ama en sessiz kalınan konu da bu. Ne ilginç…

Yatak Odası Kuralları:

Seks yüzde 80 önemli – Sürekli bir ilişkide seksin ağırlığı tartışıldığı zaman “Bir ilişkinin yüzde ellisi cinsellik”deniyor. Hayır efendim, en az yüzde sekseni cinsellik. Hele de evliliklerde, hele de çocuktan sonra evliliklerdeHer şeyin başı seks” demek yanlış olmaz. Düzenli, uyumlu, tatmin edici bir cinsel hayatı olan çiftlerin çoğu gündelik sorunları daha kolay atlatıyor.

Su uyur, seks uyumaz – Kadınlar için -özellikle de anne olduktan sonra- uykunun yeri tartışılmaz. Kesik kırpık, bölük pörçük uyuyan bir anne (KADIN), hele de gece kaç kere kalkacağı ve kaç saat boyunca uyanık kalacağı hakkında hiçbir fikre sahip değilse, çocuk uyur uyumaz yatağa koşmak istiyor. Haklı da. Ancak bu işin bir de erkek (BABA) tarafı var. Günümüzde çoğu erkek iki eli kanda olsa, uykusuzluktan gözleri kan çanağına dönüşmüş olsa da kadından gelecek seks teklifini reddetmediği gibi, her an hazır ve nazır bekleyebiliyor. Dolayısıyla kadının uykuya ne kadar ihtiyacı olduğu erkeği pek de ırgalamıyor.

Bir tarafın istemesi yeterli

– Seks denilen olay birçok erkek için yemek yeme, tuvalete gitme ve -evet- uyuma gibi temel ihtiyaçlardan biri. Her ne kadar birçok kadın için -erkekler kadar olmasa da- önemli bir ihtiyaç olsa da, kadınlar seksi gerek duygusal kırgınlıklar, gerekse fiziksel ihtiyaçlar (UYKU!!!) yüzünden geri plana atabiliyor. Seks teklifi reddedilen bir erkek bunu çok içerliyor. Aynısı daha az şiddette de olsa kadın için de geçerli. Biyolojik saat farkları da dikkate alındığında, birlikte olmak için bir tarafın istemesi yeterli. Reddetmek yok, sevişmeye devam!

Haftada en az 3 kere – Bu kuralı ortaya atan tayfanın henüz çocuk sahibi olmadığını söylemeye gerek yok herhalde. Ancak çocuk sahibi olsan da olmasan da, özellikle erkek kısmı için böyle bir istatistik söz konusuymuş. İsteyenin bir yüzü.

Odada televizyon olmamalı – Televizyon, her ne kadar eğlendirici bir alet olsa da yatak odasına girdiğinde dikkat dağıtıcı, soyutlatıcı bir şey olup çıkıyor. Çiftler birlikte vakit geçirecekleri, hadi o da olmadı kitap okuyacakları yerde oturup ya maç yorumlarını, ya da saçma sapan programları geç saatlere kadar boş boş izleyip birbirlerine vakit ayırmıyorlar. Her evde en fazla bir tane televizyon olmalı, o da salonda kalmalı.

Cep telefonu odaya girmemeli – Televizyon için geçerli olan kural cep telefonları, özellikle de akıllı telefonlar için geçerli. İş yapmanın mesai saatleriyle sınırlı kalmadığı günümüzde, tam öpüşüp koklaşmaya başlanılan bir anda gelen bir SMS, ya da “Acaba şu tweet’ime yanıt gelmiş mi?” merakıyla ziyaret edilen sosyal medya, seksi başlamadan bitiriyor.

Kaktüs saksıda güzeldir – Kıl tüy meselesine her erkeğin (ve kadının) bakışı farklı. Ancak ortak olan bir şey varsa o da şu: Kalıcı epilasyonun nimetlerinden faydalanmamış ve hala jilet teknolojisine başvuran kadınlar yatağa kaktüs gibi girmemeli. Sevişmeyecek olsanız bile dikenli bacaklar hiç cazip değil.

Bazen gecelik, saten pijamadan iyidir

– Erkek tayfası pijama müessesesinden hazzetmiyor şekerim. İstersen Victoria’s Secret’ten saten pijama al, yine de pazardan aldığın pazen geceliği tercih ediyor. Erişim kolaylığı meselesi.

Yatağa aynı anda gitmeli – Sevişecek olsa da, olmasa da çift yatak odasına aynı anda gitmeli. Biri önceden yatıp diğeri salonda kalıp televizyon seyretmemeli. Biri illa ki maç yorumunu seyredecekse diğeri salonda uyuklamak pahasına onunla fiziksel olarak aynı ortamda olmalı.

Ayaklar her zaman kavuşmalı – Seks olsa da, olmasa da, yatağa mutlu girilse de, küs olunsa da gün sonunda ayaklar birbirine hep kavuşmalı. Ne zaman ki ayaklar dokunmayı bırakır, işte o zaman şapkayı önüne alıp konuşma zamanıdır.

Posted on

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk da yaparım, seks de

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk’da Yaparım Sex’de ‘Üçüncü Ebeveyn: Anne-Baba İlişkisi’ konulu seminerin iki boyutu vardı: (1) Çocuktan Sonra Cinsel Hayat ve (2) Anne-Baba İlişkisi. İlk boyutunu Cinsel Sağlık Uzmanı Dr. Ece Hattat, ikinci boyutunu ise Uzman psikolog Fatma Tosuntaş Karakuş anlattı.

Uzun bir yazı olacak, sıkı durun.

Öncelikle Ece Hattat, çiftler arasındaki cinsel ilişkiye değin konuştu. Kendisi bir cinsel sağlık uzmanı olarak cinsellikle barışık, cinsel terminolojiyi de rahatlıkla kullanan bir insan olduğundan, ben de burada seminer boyunca aldığım notlara yer vereceğimden ben de aynı terminolojiyi aktarıyor olacağım. O yüzden eğer cinsel terminolojiye tepkiliyseniz, ‘ay burası anne blogu, burada klitoris denir mi?’ şeklinde yargılamalara varacaksanız bu yazıyı okumayı bırakmanız hepimiz için daha hayırlı olacaktır.

Cinsellik tabu, evet. Kadın cinselliği daha da tabu. Bugün bu tabuyu el birliğiyle, biraz olsun yıkıyoruz; buna vesile olan Uykusuz Anneler ve Nestle’ye -ve tabii ki konunun uzmanlarına- teşekkür ederim.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Cinsel sorunlarla ilgili konuşulmayanlar

İlk olarak kadınların cinsellik konusuyla oldukça ilgili olduklarını, ancak bu konuyu konuşmaktan çekindiklerini anlatarak başladı Ece Hattat. Hepimiz önem veriyoruz, bu konuda merak ediyoruz, okuyoruz ancak bunu gizliyoruz. Cinsel sorunlarımızı eşimize, doktorumuza açamıyoruz.

Uykusuz Anneler’in sitesinde bu seminer öncesinde düzenlenen ankete katılanların %70’i cinsel tatminsizlik yaşadığını söylemiş. Nedir bu cinsel sorunlar? Cinsel istek kaybı, orgazm problemi, ağrı problemi, seksten keyif alamama, performans endişesi ve lübrikasyon sorunu…

Çocuk da yaparım, seks de

 

Bu cinsel sorunlar kadınlarda bir arada görülüyormuş. İşin üzücü kısmı, kadınların yaşadıkları cinsel sorunlar ‘psikolojik’ ya da ‘strese bağlı’ olarak geçiştiriliyormuş. Gerçek şu ki, strese bağlı bile olsa -ki stres bu anlamda oldukça geçerli bir sebepmiş- çözülmeyen cinsel sorunlar bir süre sonra hormonları etkilemeye başlıyor, ‘organik’ sorun haline geliyormuş. O noktada kadın kendini yetersiz, mutsuz, cazibesiz hissetmeye başlıyor ve bir kısırdöngüye giriyormuş.

Kıssadan hisse: cinsel sorunlarınızı gözardı etmeyin.

Her üç çiftten biri cinsel sorun yaşıyormuş. Hani o magazin dergilerinde gördüğümüz süper seksi, aşırı güzel, fit ve yapılı vücutlu çiftler var ya, hah işte, onların seksi çift görüntüleri cinsel anlamda mutlaka mutlu oldukları anlamına gelmiyormuş. Kıssadan hisse: Dışarıdan görünene aldanmayın, kapalı kapılar ardında kimse ne yaşan(ma)dığını bilemez.

Kadınların yüzde 50’sinden fazlası cinsel sorunlarını hiç kimseyle paylaşmıyormuş. %23’ü partnerine, %22’si doktoruna, %20’si arkadaşına açılıyormuş. Ne çok kadın var sessiz kalan… Ve kadınlar ne istediklerini ifade etmedikleri için istedikleriyle yaşadıkları arasında ciddi mesafe oluyormuş.

Cinsel ilişki öyle önemli ki, İngiltere’de yapılan bir araştırma boşanmaların yarıdan fazlasında cinsel sorunların etkili olduğunu ortaya koymuş.

‘Hepimiz eşimizle, sevgilimizle birçok konuyu konuşuyoruz’ dedi Ece Hattat. O gün ne yaptığımızı anlatıyoruz, birlikte gittiğimiz bir restoranda yediğimiz yemeğin nasıl olduğunu yorumluyoruz, seyrettiğimiz bir filmi değerlendiriyoruz. Peki kaçımız, cinsel ilişkimizin ardından geri bildirimde bulunuyoruz?

Neyin hoşumuza gittiğini, neyin bizi mutlu ettiğini anlatabiliyoruz?

Ya da bunları duymaya kaçımız tahammül edebiliyoruz? Bu satırları yazmak bile benim için zor. Kendi cinsel hayatımın ayrıntılarını anlatmasam da, bu kadar tabu olan bir konuyu babamdan kimya öğretmenime kadar uzanan bir kitlenin önünde dile getirmek kolay değil benim için. Ama bu çok kültürel bir şey; ben hala Amerika’da yaşıyor olsaydım ya da İngilizce blog yazıyor olsaydım böyle hissetmezdim. Bizim kültürümüz cinsel konuların konuşulmasına çok kapalı… Gel gör ki ensest ilişkilerden tut hayvanlarla ilişkilere kadar türlü cinsel sapkınlıklar da bir o kadar yaygın! Çünkü cinsellik ne kadar tabulaştırılırsa, cinsel sapmalar o kadar çok yaşanıyor.

Hepimiz şehir efsaneleriyle büyüyoruz: Kadın seksi başlatmaz! Erkek her zaman isteklidir! Bunları duyuyoruz sürekli… Kendimizi tanımıyoruz. Eşimizin sorunlarını nasıl gidereceğimizi, ona nasıl yardımcı olacağımızı ise hiç bilmiyoruz.

Sağlıklı olmak nedir biliyor musunuz? Ben de ilk kez öğrendim: Dünya Sağlık Örgütü, ‘sağlıklı olma’ halini ‘hasta olmama’ olarak tanımlamıyormuş. Biyolojik, psikolojik VE sosyal olarak iyi olmakmış sağlıklı olmak… Böyle baktığımızda kaçımız gerçekten sağlıklı olduğumuzu söyleyebiliriz?

Hamilelik ve doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları cinsel sorunlar

Cinsel yaşamın en çok değiştiği süreç hamilelik… Bu süreçte de, hamile olmayan çiftlerde olduğu gibi herkesin ‘normali, sıklığı’ kendine özel. Doktorunuz size yasak koymadığı sürece dilediğiniz zaman, dilediğiniz kadar seks yapabilirsiniz hamilelikte… Amniyon sıvısı ve rahim kasları bebeği yeterince koruyor zaten.

Sorun şu ki, ‘cinsellik’ deyince, ‘seks’ deyince ilk aklımıza gelen ‘cinsel birleşme’ oluyor. Oysa cinselliği ‘eşinizle yaşadığınız tüm duygusal ve fiziksel yakınlaşmalar’ olarak tanımladı Ece Hattat. Cinsel birleşme bunlardan yalnızca biri.

Dolayısıyla herhangi bir şekilde cinsel birleşme yaşayamıyor veya yaşamak istemiyorsanız yine de cinsel hayatınızı devam ettirebilmenin binbir türlü yolu var (bazı kadınlar için o da yok, kimi tıbbi sorunları olan kadınların hamilelik sırasında orgazm olmamaları ve dolayısıyla orgazm kasılmalarını yaşamamaları gerekiyor. Doktorunuza sorun). Hamilelik, cinsel yaşamımızda önümüze çıkan bir değişim sadece. Bu fiziksel duruma adapte olmak sizin ve partnerinizin elinde… Bu süreçte yeni bir cinsel ritüel geliştirebilirsiniz. Kendinizi iyi hissettiğiniz anları kollayıp, uzun ve iyi önsevişmeli bir cinsel hayat sürebilirsiniz.

Çocuk da yaparım, seks de Çocuk da yaparım, seks de

Her iki kadından biri doğumdan sonraki vücudunu beğenmiyormuş. Ben de o iki kadından biriydim. Neyimi beğenecektim Alla’sen? İçi boş, lastik gibi bir karın. Önce kafam kadar şişmiş, sonra balon gibi sönmüş memeler. Belimin kenarından sarkan yağlar… Pek de beğenilesi değil, öyle değil mi?

Ancak sorun şu ki, kendimizi ne kadar çirkin görürsek, o kadar isteksiz oluyormuşuz. Ya da bunun tam tersini söyleyelim: Sönmüş memelerimize, sarkmış karnımıza RAĞMEN iyi bir seks hayatımız olabilirmiş. Hem kaçımızın sevgilisi/kocası manken vücuduna sahip allah aşkına? Bir zamanların Bon Jovi’si bile pörsüdü be!

Ne diyorduk?

Ha, evet, hamilelik ve doğum sonrasında kadınları bekleyen sorunlar:

  • Vücut imajını beğenmeme. Buna yukarıda değindik. Çözüm nedir peki? Seks. Bir doğal antidepresan olarak seks. Ne kadar çok seks yaparsanız o kadar çok yenermişsiniz bu ‘çirkinim, beni kim beğenir ki’ duygularını…
  • Uykusuzluk. Bu konuyu açmaya gerek yok sanırım. Hepimiz ne olduğunu, nasıl olduğunu biliyoruz.
  • Mahremiyet. ‘Ses gider’ endişesi kadınları ciddi anlamda tedirgin eden bir endişeymiş. Eh, buna yan odada uyuyan bebek/çocuk, onun yanındaki bakıcı, beri taraftaki anneanne/babaanneyi de ekleyince bu endişenin haklı sebepleri çıkıyor ortaya… Stresinizi bertaraf etmeye, gerginliklerinizi azaltmaya çalışacakmışsınız, çaresi buymuş.
  • Zamanlama. Çocuktan önceki seks ritüeliniz tamamen değişiyor çocuktan sonra. Yalnız kalabildiğiniz saatler, sekse ayrılan süre, her şey değişiyor.

Her 5 çiftten biri aseksüel ilişki yaşıyormuş. Ne demekmiş aseksüel ilişki? Seksin yılda 10 kere ya da daha az gerçekleştiği ilişkilermiş.

Doğum sonrasında hormonal değişikliklere de değindi Ece Hattat. Hani hepimizin bildiği bağlılık hormonu var ya, hani doğumda salgılanan oksitosin… İşte o, partnerler arasında da salgılanan bir hormonmuş. Gel gör ki bebeğimizden aldığımız oksitosin, eşimizden aldığımızın kat kat üstündeymiş. Bu sebeple de birçok kadın doğumdan sonra cinselliğe uzun bir süre ihtiyaç duymayabilirmiş, çünkü ihtiyaç duyduğu ‘mutluluğu’ bebeğinden alabiliyormuş. Ki bu, erkekler için de geçerliymiş ve dahası, erkekte oksitosin hormonunun çok fazla düşmesi cinsel sorunlara yol açarmış.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Normali nedir?

Herkesin merak ettiği soru bu, hep de budur. ‘Acaba bizim cinsel hayatımız normal mi? Biz haftada şu kadar kez yapıyoruz, acaba az mı çok mu?’

Dedi ki Ece Hattat, normalini kendiniz belirliyorsunuz. Hani ‘nitelik değil, nicelik’ derler ya, hah işte ondan… Siz ayda 10 kez seks yaparsınız, 9’unda cinsel ağrı yaşıyorsunuzdur, zevk almıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsle yaşam değildir. Ya da her seferinde aklınıza ertesi gün ne giyeceğinizden işyerinizdeki rapora, çocuğunuzun okulundan akşama yapacağınız yemeğe kadar bir sürü şey geçiriyorsunuz ve yeterince uyarılmıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsel ilişki değildir. ‘İşleyen demir ışıldar’ dedi Ece Hattat. Ancak belirli bir sayı telaffuz etmese de, sekse verilen aranın 2,5-3 haftayı geçmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş.

Peki, gel gelelim çözüm önerilerine…

Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız?

Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik… 

 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş. Peki, gel gelelim çözüm önerilerine… Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız? Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik…  Hazırlık yapacakmışız. Kadınların sekse hazırlanması, erkeklerinkine göre çok daha dolambaçlı ve karışık bir süreçmiş. Şöyle:

Planlayacakmışız. Seks planlanır mı? Neden olmasınmış? Çok mu yapay? Ne varmış ki bunda? Nasıl planlanırmış peki seks? Şöyle örnekler verdi Ece Hattat: Yemekten sonra bulaşık yıkamak dert olacaksa yemeği dışarıdan söyleyerek… Bir gün önce erken yatıp uyuyup ertesi gece vakit yaratarak… Falan…

Cinsel zekamızı arttıracakmışız.

Şehir efsanelerinden uzak duracak, neyi sevdiğimizi keşfedecekmişiz. Beklenti ve isteklerimizi ifade etmekten çekinmeyecek, partnerimize kulak verecekmişiz. Kadınlar ve erkekler arasındaki uyarılma farklarını bilecek, tercih edilen davranışları bilecekmişiz. En önemlisi birbirimize destek olacak, motive edecek ve skora değil, kaliteye odaklanacakmışız.

Bunlar Ece Hattat’ın anlattığı konulardı… Gelen sorular arasında ‘klitoral ve vajinal orgazm arasındaki fark’ vardı. Ece Hattat bunu, ‘klitorisin, sanıldığından daha geniş bir organ olduğunu ve iki tür orgazm arasında çok fazla fark olmadığını, daha doğrusu, kadın tatmin olduğu sürece ne şekilde olduğunun önemli olmadığı’ şeklinde açıkladı. Yani takmayacakmışız kafamıza o vajinal orgazm oluyor da ben niye olamıyorum falan diye…

Bir diğer soru,

kız çocuklarının cinsel ilişkilerini kaç yaşında yaşamalarının normal olduğusorusuydu. Ece Hattat, normalin ne olduğunu telaffuz etmemekle birlikte bu yaşın giderek düşmekte olduğunu ve kız çocuklarında ‘arkadaş faktörü’nün çok önemli olduğunu söyledi. Kızların ‘cinsel ilişkiye giren’ kız arkadaşlarından etkilenerek cinsel deneyim yaşamaya heves ettiklerini, bu noktada ailelerin mutlaka onları bilgilendirmeleri gerektiğini söyledi. Kızlara mutlaka tercihleri olduğunu, dur deme haklarının olduğunu öğretmek gerektiğini belirtti. Öte yandan evde seksin konuşulmasının öneminden da bahsetti.Ne şekilde konuşulacağı her ailenin bu konuda kendini ne kadar rahat hissettiğine bağlı, ancak seks hakkında konuşabilmek için mutlaka cinsel sağlık uzmanı olmak zorunda değilsiniz dedi.

Aynı sorunun bir de oğlan tarafı geldi daha sonra: Oğlan çocukları ilk cinsel deneyimlerini ne zaman yaşıyorlar, yaşamalılar? Ece Hattat yine işin -meli/malı kısmından uzak durarak normali söyledi: Kızlardan daha erken yaşlarda yaşadıklarını; kızlardaki arkadaş faktörünün yerini burada porno filmlerin aldığını söyledi. Ergen oğlanların porno filmlerinde izledikleri görüntüleri ‘normal bir ilişki’ sandığını, oysa bunların ütopik olduğunu bilmeleri gerektiğini, bu konuda yine ebeveynlere görev düştüğünü söyledi.

Bunları konuşmak çok kolay değildi, yazmak da öyle… Ancak hiçbiri, Ece Hattat klitoris aşağı, orgazm yukarı anlatırken odadaki yegane erkekler olan kameraman ve fotoğrafçının düştüğü durum kadar zor değildi sanırım. Neyse, hep kadınlar mı utanıp boynunu eğecek canım?!

Posted on

Tatilde seks bir başkadır

Instagram’da Fenomenliğe Giden Yolda İlerleme Yöntemleri

Tatilde seks bir başkadır

İlişkilerin en büyük düşmanlarından biridir tekdüzelik. Belki de ilişkinizdeki ateşi tutuşturacak fitil, baş başa bir tatil kaçamağıdır!

YENİ BİR EVE TAŞINACAKSINIZ MESELA… Önce sokağına bakarsınız, çevrede hangi imkanlar var? Dükkanlar, alışveriş merkezleri, çocuk parkları, metroya uzaklığı… Dışarıdan bina nasıl görünüyor? Binaya girdiğinizde merdivenler aydınlık mı? Apartman temiz mi? Komşularınız kim? Sonra evin içine girdiğinizde tüm pencerelerin nereye baktığını, odaların kullanışlı olup olmadığını, mutfağı, banyoyu gezersiniz. Evinizi düzenlerken her bir metrekaresiyle ilgilenirsiniz.

Peki ya altı ay sonra?

Bu detaylardan ne kalır aklınızda? Ev kaybolur, her akşam döndüğünüz ve hiçbir detayını artık hatırlamadığınız bir mekana dönüşür, ta ki tekrar dekore etmeye karar verene kadar! İlişkiler de buna benziyor; iş rutine binince ilişkinin konforuna alışır ve birbirinizi görmez oluverirsiniz. Uzun süreli ilişkiler güvenlidir, eşinizi her zaman yanınızda bulacağınızı bilirsiniz. Öte taraftan tekdüze ilişkilerde içine düşebileceğiniz en derin çukurlardan biridir; heyecanlar, renklilik, sürprizler kaybolur. Eski günlere özlem duyarsınız. O ilk flört heyecanlarını, yaz aşklarını hatırlamak bile burun direğinizi sızlatır.

İnsan beyni yenilik sunulduğunda yada kovalamaca olduğunda heyecanlanmaya programlanmış. Bir ödülü kazandığınızı bilmek o ödüle verilen değeri azaltabiliyor; bu ister bir aile olsun ister bir uzmanlık ister uzun yıllar hayalini kurduğunuz son model bir araba…

Çünkü bir süre sonra sıradanlaşıyor.

İşte libido da belli bir risk durumunda artıyor, zaten şiddetli kavgalar sonrasındaki barışma seksi bu yüzden daha tatlı değil mi? Öyleyse, ilişkinizdeki tekdüzeliği kırmanın bir  yolu da, hazır yaz da gelmişken keyifli ve sıra dışı bir tatile çıkmak olabilir mi? Indiana Jones, James Bond, Hızlı ve Öfkeli gibi kült filmlerde hep öyle olmuyor mu? Sıra dışı bir maceraya atılan film kahramanları sonunda hep ateşli bir öpüşmeyle kapatıyorlar sahneyi.

Tatilde seks bir başkadır

HİÇ DENEYİMLEMEDİKLERİNİZİ KEŞFE ÇIKMAK

Eşinizle bir maceraya atılın. Daha önce hiç gitmediğiniz bir bölgeye, bir ülkeye gitmek, yeni kültürleri tanımak ya da denemediğiniz bir şeyi keşfe çıkmak hem size kim olduğunuz hakkında yeni fikirler verir hem de iki romantik olarak ilişkinizde yeni bir yola girersiniz.

Mesela her şey dahil konseptindeki beş yıldızlı otellerde tatil yapmaya alıştıysanız, evde kalmanızı sağlayan ve çok orijinal tasarımlara sahip bir ‘evde kalma’ sitesine üye olabilir, hiç bilmediğiniz bir ülkede bir ailenin parçası olmayı deneyimleyebilirsiniz. Ev değişimi de mümkün. Siz evinizde bir çifti ağırlayın onlar da sizi…

Lüks seven çiftler doğa ile iç içe olacakları bir milli parkta, değişik hayvanlarla safarilere katılarak hiç tanışmadıkları bir dünyanın parçası olabilir. Kendinize yakın bulacağınız bir hobi eğitimi ya da içsel yolculuk yaşayabileceğiniz bir kişisel gelişim kampı da ilişkinize farklı bir açı katabilir. Bir sanatçının izinden onun eserlerinin yer aldığı müzeleri, yaşadığı evleri gezmek, koleksiyonlarının izinden gitmek, onun yemek yediği restoranlarda yemek yemek, onun bulunduğu şehirlerde onun yaptıklarını yapmak şahane olmaz mı?

Çok sevdiğiniz bir dizinin turuna katılıp, dizinin çekildiği yerleri görmek sizi heyecanlandırmaz mı? Ya da bir gastronomi yolculuğuna çıkıp Fransa’nın bağlarını, İskoçya’nın tatlı sularını, Hindistan’ın bol baharatlı mutfağını, Tai yemeklerinin gizemini çözmek? Aslında keşfettiğiniz sadece yeni ülkeler, yeni insanlar olmayacak. Kendinizi ve eşinizi de yeniden tanıyacaksınız.

Eğer çocuklarınız varsa ve uzun zamandır yalnız kalmadıysanız anne baba kimliğinden uzaklaşıp tekrar birer sevgili kimliğine bürünmek, tercihinizi çocuklar için değil de kendinizden yana yapmak sizi yepyeni biri yapacak. ‘Çocuğumdan nasıl ayrı kalacağım?’ diye kaygılanmak yerine hala, teyze, anneanne veya babaanne ile sizden uzakta geçireceği zamanın onlar için de yeni bir deneyim olduğunu, ona çok şey kazandıracağına odaklanın. Tatilde seks bir başkadır Rutinin dışına çıkmak ve bambaşka bir hayatı yaşamaya başlamak herkese iyi gelecek, emin olabilirsiniz! Siz bir yetişkinsiniz ve bununla neler yapabileceğinizi görmelisiniz!

Tatilde seks bir başkadır

SEYAHAT, SEKSİ DAHA ATEŞLİ YAPAR

Evdeki sorumluluklardan uzaklaştınız, yemek, temizlik, iş stresi her şey geride kaldı ve eşinizle, sevgilinizle baş başasınız. İnsanların cinselliği yeni durumlarda aktive olur.Tatilde seks bir başkadır  Karşınıza ne çıkacağını bilmediğiniz günler siz de coşabilirsiniz. Seksi iç çamaşırları giymek, farklı imaja bürünmek ya da makyajınızı değiştirmek hatta saçınıza cesaret edemediğiniz o modeli kestirmek için işte size fırsat! Mad Men’den hatırlayın; Don Draper eşi Betty Draper ile Avrupa’ya gittiğinde ayrı ayrı hazırlanmış otelin barına inmiş ve hiç tanışmamış gibi davranmışlardı. Birisi Betty’nin cazibesine kapılıp onunla tanışmak istediğinde Don soğukkanlılığını korumuş, bir süre sonra Betty’e o da yaklaşmış ve eşinin cazibesine kapılan adamla sözlü bir düelloya tutuşmuştu. Kazanan Don’du, elbette odalarına birlikte çıktılar ve ateşli bir gün geçirdiler.

Yeni deneyimlerde vücudunuz dopamin salgılamaya başlar

O da seratonin gibi bir mutluluk hormonudur ve hareketlerimizi, haz hissini ve acıyı etkileyen bir kimyasaldır. Bu aradaki bağı da güçlendirir, çünkü cinsel ilişki sırasında salgılandığında insanı haz aramaya iter, yani o ödülü tekrar tekrar tatmak için sizi harekete geçirir. Tatilde seks bir başkadır Dopamin hafızaya da etki eder ve kısa süreli hafızanın iyileştirilmesini sağlar, odaklanmayı ve dikkati artırır. En sevdiğiniz restorana gittiğinizi düşünün, alacağınız tatların ne kadar iyi olacağını bilirsiniz ve menüyü açıp seçim yapmaya başladığınız an haz almaya başlarsınız.

TATİLİN ETKİSİ SÜRER Mİ?

Peki tatil boyunca çok keyifli zaman geçirmenizi sağladıktan sonra cinsel kimya kalıcı olur mu? Gündelik hayatın sıradanlığına girdiğinizde, aynı yatak çarşafları, aynı mobilyaları gördükçe yaşadığınız büyünün bozulması mümkün. Bu da sizi yeni maceralara atılmaya teşvik etmeli; libidonuzu tekrar şarj etmek için bir ‘yapılacaklar listesi’ oluşturabilirsiniz. Hafta sonu kaçamaklarını arttırmakla işe başlayın mesela. Şunu unutmayın, eşinizle paylaştığınız bu tür maceraların sayısı arttıkça ilişkiniz git gide daha iyi olur.

Tatilde seks bir başkadır

Seyahat hem sizi hem de ilişkinizi dönüştürme gücüne sahiptir. Beklenmedik durumlarda nasıl karşılık vereceğinizi öğrenirseniz, bunu ilişkinizi besleyen bir kaynağa dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar sıradan yerlerden uzaklaşmanın ve artık ‘sıradan’ bulmaya başladığınız eşinizle seyahat etmenin ona farklı bir gözle bakmaya başlamanıza neden olduğunu gösteriyor. Bu da uzun süreli ilişkilerin daha da derinleşmesine ve daha kalıcı hale gelmesine kapı aralıyor. Güvenli bir ilişki, renkli bir cinsel hayat ve git gide güçlenen bağlar? Kulağınıza nasıl geliyor?

Tatilde seks bir başkadır
Tatilde seks bir başkadır
Posted on

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

BESİNLER

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler: Bazı kültürlerde inanılmaz ve akla bile getirilmeyecek inanışlar yüzünden, deniz sülükleri veya su aygırı organları bile yenmektedir. Psikologlar ise inandığınız sürece her türlü gıdanın plasebo etkisi sayesinde cinsel gücü artıracağını söylemektedirler. Ancak genel olarak etkili olduğuna inanılan gıdalar da az değildir ve denenmelerinde de hiçbir zarar yoktur.

En seksi mineral çinko: Diğer vitamin ve mineraller de işe yarayabilir ancak çinkoya ayrı bir yer ayırmak gerekir. Cinsel istek, cinsel Continue reading Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

Posted on

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!
KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

 

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazı kadınlar da bu fantezileri ne kadar “sapıklık” olarak algılasa da, aslında “fanteziler” seksin tuzu biberidir… O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklınızdan geçenleri partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin… “Türk kadınlarının cinsel fantezi” örnekleri pek dillendirilmediği için bu hafta yabancı bir yazarın kitabındaki fantezilerden bazılarını yayınlıyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadın okurlarımız “cinsel fantezileri”ni paylaşmak isterse, “yorumlarını” yazsınlar!

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar.

Nancy Friday’in “fantezi” kitabı
“Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor”. Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabının önsözünde böyle diyor.

Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday “Benim Gizli Bahçem” adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. “Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı” diyen Friday’in kitabında birbirinden ilginç “kadın fantezileri” mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlardan biri ve onun hikayesi….

Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!

Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince…

“Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği… Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor… Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor.”

Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday’in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. “Masum bir hayal” deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da “olamaz” deyip inkar ediyor.

Bir fantezi daha!
Friday’ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:

“Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri…

Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir”.

En sık rastlanan fantezi örnekleri

* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.

* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.

* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.

* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.

* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.

* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.

* KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.

Posted on

Sperm Sayısını Arttırmak Önemli Midir? Sperm Sayısı Nasıl Çoğalır?

Sperm Sayısını Arttırmak Önemli Midir? Sperm Sayısı Nasıl Çoğalır?

Sperm sayısını arttırmak önemli midir? Sperm sayısı bir erkeğin doğurganlığını ve aynı zamanda üreme gücünü belirlemektedir. Bu yüzden erkeğin yiyeceklerine ve içeceklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Çocuk sahibi olamayan ve her girişimde başarısız olan erkeklerin üreme gücü besinlerden ve tükettiği içecekler, yiyeceklerden kaynaklanıyor. Üremeyi güçlendirmek için öncelikle protein içerikli besinler tüketmek ve uyuşturucu içeren içeceklerden uzak durmak gerekiyor. Asitli içeceklerin üremeyi olumsuz etkilediğini tüm doktorlar söylemekte. Erkeklerin bu konuda dikkatli olması ve asitli içeceklerden uzak durması gerekiyor. Uyuşturucu içeren içecekler hem bünyeye hem de cinsel organizmaya zarar vermekle birlikte cinsel organ içerisindeki yapıyı da uyuşturuyor böylelikle sperm sayısı ve üretimi azalıyor. Kişi sağlıklı beslenirse üreme gücü daha da güçleniyor.

Evli çiftlerin bebek sahibi olması için sperm sayısı oldukça önemli bir husustur. Evli çiftlerin her zaman akıllarında kalan tek soru neden bebek sahibi olamamaktır. Bu yüzden kişilerin bu konuda çok dikkat etmesi ve sperm sayısının yükselmesi için girişimlerde bulunması gerekiyor. Sperm sayısının yükselişi sadece yeterli kalmamakla birlikte hareketli sperm sayısının daha fazla olması gerekiyor. Yani kişinin sperm sayıları yüksekse ve bu spermler zarar görmüşse yine de çocuk sahibi olamaz. Eğer kişi alkol, sigara ve uyuşturucu gibi maddeler kullanıyorsa spermleri zarar görmüş ve uyuşmuştur. Böylelikle bebek sahibi olmak biraz daha zorlaşıyor.

Örneği bir kişinin 500 spermi arasında 400 tanesi hareketliyse çocuk sahibi olabilmesi mümkün fakat bu rakamlar tam aksine ise bebek sahibi olmak mümkün değildir. Bu problemi yaşayan kişilerin hemen bir doktordan yardım alması ve derhal tedavi görmesi gerekmektedir. Problem sahibi olan kişiler genellikle tüp bebek yolunu tercih etmektedir ve bu yola girişirken kişiler çok sorun yaşamaktadır. Evli çiftler derhal spermlerin düzeltilmesi için bir doktora başvurması ve bu hususta tedavi olması gerekiyor. Tedavi olmayan kişiler ise sperm sayıları gittikçe hareketsiz kalıyor ve kısırlığa kadar yol açabiliyor. Spermlere zarar veren uyuşturucu ve nikotin içeren ürünlerden uzak durmak ve bünyeyi korumak için kişinin sürekli meyve tüketmesi gerekiyor.

Sperm sayısının artması sadece yeterli kalmamakla birlikte vücuttaki spermlerin yenilenmesi için erkeğin girişimde bulunması gerekiyor. Eğer erkeğin vücudundaki spermler zarar görmüşse ve yenilenmesi gerekiyorsa sık sık ilişkiye girmesi ve zarar görmüş spermler yerine başka spermlerin gelmesi gerekiyor. Böylelikle kişiler bu durumdan kurtuluyor ve yeni oluşan spermler çocuk sahibi olma oranını arttırıyor. Sperm sayısının artmasında en önemli rol oynayan maddelerden biri balık ürünleridir. Balık ürünleri tüketen bir kişinin hareketli sperm sayısı artmaktadır. Hareketli sperm sayısının ne olduğu sorulacak olursa vücuttaki sağlıklı spermler olarak adlandırılıyor. Her erkekte fazlasıyla sperm bulunur fakat o spermlerin zarar görmemesi en önemli husustur.

Sürekli sinirlenen ve günlük hayatta birçok psikolojik problemle karşılaşan erkeklerin hem sperm sayısı azalıyor hem de çocuk sahibi olmama riski doğuyor. Bu yüzden kişilerin sürekli sakin kalması sinirlenmemesi ve hayattan zevk alarak yaşaması gerekmekte. Eğer erkeğin psikolojik bir sorunu yoksa bu hususta kilolarına ve besinlerine dikkat etmesi gerekiyor. Fazla kilolu olan bir kişinin sperm sayıları zarar görüyor ve bebek sahibi olamıyor. Kilolarından arınan, düzenli spor yapan kişilerin vücutları sağlıklı olduğundan dolayı sperm sayıları çoğalıyor aynı zamanda zarar görmüyor. Öncelikle kişilerin sürekli demir içeren yiyecekler tüketmesi, meyve ve sebze kullanımına dikkat etmesi gerekiyor. Meyvelerin içerisindeki maddeler spermlerin daha etkili olmasında en önemli rolü oynuyor.

Sperm Kalitesini Arttırmak İsteyenler Nasıl Beslenmeli?

Erkeklerin sperm kalitesi oldukça önemlidir. Vücutta bulunan spermler kalitesizse ve zarar görmüşse spermsiz bir erkekten hiçbir farkı bulunmaz. Spermsiz erkekten tek farkı bu durumu kolayca yenebilmesidir. Beslenmesine dikkat eden ve etmeyen erkek arasında çok fark vardır. Beslenmesinde keçiboynuzu gibi maddeler kullanan ve sürekli spermleri harekete geçiren ürünlerin tüketimi erkeklerin üreme gücüne güç katmaktadır. Üreme gücünün arttırılması içinde erkeklerin sürekli süt ürünleri tüketmesi gerekmektedir. Süt ürünleri çeşitli vitaminler sağladığından ve uyku düzenine etki sağladığından dolayı tercih edilmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra kuru yemiş ürünleri arasında faydalı olanların da kullanılması gerekmektedir.

Erkeklerin spermlerini arttıran ve hareketli hale getiren tek yol yiyeceklerdir. Yiyeceklerine dikkat eden bir erkeğin üreme organizması oldukça güçlüdür. Yiyecekler arasında en önemli rol oynayan maddeler ise meyvelerdir. Meyveler spermleri hareket haline geçirdiğinden dolayı sürekli tüketilmesi gerekmektedir. Örneğin çilek tüketimi yapan bir kişinin sürekli spermleri hareket eder ve kişiyi cinsel ilişkiye zorlar. Spermlerin harekete geçmesi için çilek tüketimi yapılması başarılı bir sonuç gösterecektir. Sürekli et tüketen insanların da üreme organizmasını güçlendirmesi aynı zamanda spermlerin harekete geçmesi aşamasında oldukça önemlidir. Etleri vücuttaki bağışıklık oranını yükseltip ve metabolizmaya yüksek etkiler sağladığından dolayı spermin sağlıklı oluşmasında katkı sağlıyor. Enerjiyi arttıran ürünlerin en başında ise sebzeler geliyor.

Sebzeler vücuttaki demir oranını yükselttiğinden dolayı kişilerin cinsel organizmasını güçlendiriyor ve üreme gücünü de yükseltiyor. Her ne kadar bilinmese de domatesin vücuda sağladığı vitamin salgısı yüzünden erkeklerin üreme problemini ortadan kaldırabilecek kadar güçlü bir sebze olduğu da bilinmektedir. Alkol ve benzeri maddeler kullanan kişilerinde meyve tüketimi yapması ve kuru yemiş tüketimini yükseltmesi gerekiyor. Stresin de üreme organizmasına zarar verdiği bilinmesi üzerine erkeklerin bol bol süt tüketmesi ve her gece yoğurt yemesi gerekiyor. Sigarayı ve alkolü bırakmak isteyen kişilere ise fıstık ve fındık gibi kuru yemiş ürünleri tavsiye ediliyor. Böylelikle bu ürünleri tüketen kişilerin sperm sağlığı oldukça yükseliyor

Posted on

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

10 Neden:

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden! “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor.  27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6’sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi.  Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40’ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar!  Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var!  Üstelik sorun bununla da sınırlı değil.  Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor.  Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor.  Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”.  

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

 Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor:
1. İlişkideki duygusal problemler
2. Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar
3. Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar
4. Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi)
5. Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi)
6. Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar)
7. Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri
8. Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı  gibi)
9. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak
10. Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam

TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? 

Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile Ağrı hastalıkları ve Vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor.  En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor.  Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor.  Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor.  Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor.  Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor.
2002 yılından itibaren  Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle:
Vajinismus 31%
Cinsel İstekte Azalma %24
Orgazm Sorunları %12
İlk Gece Korkusu %9
Kızlık Zarı %7
Uyarılma Sorunları %7
Kısırlık %4
Hamilelikte Cinsellik %4
Diğer %2
KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL!
Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden! Kadınlarda  cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor.  Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor.  Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı  kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor.  Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor.  Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor.  Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması)  sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor.  Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor.

DUYGUSALLIK ÖN PLANDA 

 Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip.  Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor.  Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor.  Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor.  Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor.  Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor.
TEK BİR HAP ÇÖZMEZ!
Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım  problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak.  Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak.  Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor.  Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var.  Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor.   Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!
Posted on

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

AÇIKLAMA

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel ilişki yoluyla bulaşan yirmiden fazla hastalık vardır.

En bilinenleri; frengi, bel soğukluğu, AIDS ve son yıllarda giderek artan Hepatit-B’dir.

            Bu hastalıkların bulaşmasını kolaylaştıran etkenler; sık eş değiştirmek, birden fazla sayıda cinsel eşe sahip olmak ve kimlerle ilişkisi olduğu bilinmeyen kişilerle cinsel ilişkiye girmektir.

Continue reading Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Posted on

Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor

Türkiye'de Cinsel Sorunlar Artıyor

AÇIKLAMA

Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor Ekonomik kriz sonrasında erkeklerin ve kadınların cinsel sorunlarında bir artma gözlenmektedir.

Mesleki streste artış, günlük sıkıntıların yoğunluğunun ve şiddetinin artması, fiziksel yorgunluk, isteksizlik, umutsuzluk ve ümütsizik duyguları kriz mağduru insanların yaşayabileceği muhtemel sorunlardır. Aynı sorunlar bireylerin cinsel sorunlarını da oluşturmaktadır. Continue reading Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor

Posted on

Cinsel Sorunların Nedenleri

Cinsel Sorunların Nedenleri

AÇIKLAMA

Cinsellik olgusu, sadece fizyolojik bir sorun değildir. Ya da sadece psikolojik veya sosyokültürel bir durum değildir. Dolayısıyla bir cinsel soruna sadece fizyolojik açıdan yaklaşmak ya da psikolojik veya sosyokültürel açıdan da tedavi etmeye çalışmak yeterli olmayacaktır. Bütün bileşenleri bir arada değerlendirmek gereklidir. Continue reading Cinsel Sorunların Nedenleri

Posted on

32 ülkede yapılan cinsellik araştırması

32 ülkede yapSağlığınız için 10 sürpriz!ılan cinsellik araştırması,cisellik araştırması,türkiyede cinsellik araştırması,türk erkeği cinsellik,türk kadını cinsellik,cinsellik hakkında

Araştırmaya göre

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı. Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan “Global Cinsel Tutum ve Davranışlar” konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti. Continue reading 32 ülkede yapılan cinsellik araştırması

Posted on

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Ön sevişme süresi ne kadar?

Orgazm öncesi geçen süre, 1-20 dakika aralığında değişiyor. Kadınların yüzde 33’ü ve erkeklerin yüzde 12’si “istediğim kadar” cevabını veriyor.
Türk erkeklerinin performansı?
Utrecht Üniversitesi‘nde yapılan bir araştırmaya göre Türk erkeklerinin sevişmesi, başından sonuna 3 dakika 7 saniye sürüyor. Bu, uzmanlara göre yumurta haşlamaktan daha kısa bir süre.En uzun süreyse İngiliz erkeklerinin: 7 dakika 36 saniye. Çalışmada ayrıca ABD’li erkeklerin 7 dakika, İspanyolların 5 dakika 8 saniye, Hollandalıların ise 5 dakika 1 saniyede boşaldığı belirlendi.

“Partnerinizi aldattınız mı?”

“Partnerinizi aldattınız mı?” sorusuna “Evet” diyen erkeklerin oranı yüzde 47’ye ulaşırken kadınlarda bu oran yüzde 33. “Hayır, hiçbir zaman yapmam” diyenlerin oranı kadınlarda yüzde 57, erkeklerde yüzde 38.“Bir haftada en fazla kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna her iki cins de yüzde 45’le “Bir tane” cevabını veriyor. “Kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna “Beşten fazla” diyen erkeklerin oranı yüzde 44. “Hiç seks partnerim olmadı” diyenlerde kadınların oranı yüzde 22, erkeklerinse yüzde 18…

Ülkelerin seks alışkanlıkları;

Peki Türkiye’de durum böyleyken, diğer ülkelerdeki seks istatistikleri ne diyor? İşte 2010’da İngiliz The Sun gazetesinin yaptığı ülkelerin seks alışkanlıklarını araştıran çalışmadan birkaç sonuç:Yeni Zelanda: Yeni Zelandalı kadınlar hayatları boyunca ortalama 20 seks partneri ediniyor. Onlar dünyanın en ‘rastgele cinsel ilişki yaşayan’ kadınları.

Avusturya: Ortalama 29 seks partneriyle Avusturya erkekleri dünyanın en çapkınları.

İspanya: Kadınlara göre dünyanın en iyi sevişen erkekleri İspanyollar.

Almanya: Kadınlara göre Alman erkekleri dünyanın en kötü partnerleri çünkü kötü kokuyorlar.

Tayland: Ortalama 10 dakikayla en kısa sevişme süresi onlarda.

ABD: Yasal olarak dağıtımı yapılan ABD yapımı porno filmlerinin yüzde 90 ı Kaliforniyanın San Fernando Vadisi’inde çekiliyor.

Yunanistan: En şehvetli millet. Mikanos Adası, her yıl binlerce turisti kendine çekiyor çünkü burası, ‘yetişkin oyun alanı’ olarak tanınıyor.

Brezilya: En uzun süreli sevişme rekoru 30 dakikayla dikkat çekiyor.

Avustralya: Dünyanın en büyük memeli kadınları burada!

İsrail: Tel Aviv dünyanın genelev başkenti olarak biliniyor.

Hindistan: Telefon seksi ilk çıktığında o kadar popüler oldu ki, birçok kişi borç batağına düşünce bu hatlar yasaklandı.

Fransa: Fransızların yüzde 41’i hayatlarında bir kez de olsa seks partisine katılmış. Aynı zamanda oral seksin en yaygın olduğu ülke. Ülkenin Cap d’Agde bölgesinde bulunan Village Naturiste, dünyanın en büyük çıplaklar kampı.

Japonya: 500 kişinin katılımıyla, dünya grup seks rekoru Japonya’ya ait. Tokyo’nun Harajuku bölgesi fetişin başkenti olarak biliniyor.

İngiltere: İngiltere’nin banliyösünde bulunan Upminster, porno film ve seks oyuncaklarına ülke genelinden 7.9 kat daha fazla para harcıyor.

Posted on

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Kadınları, cinsel arzularıyla gerçek hayatta yaşa(ma)dığı cinsellik arasındaki bariyerleri yıkmaya çağıran Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak, zevk almayı öğrenmenin, mutlu ilişkiler geliştirmenin ve orgazmın doruklarına ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasının hipnoz desteğiyle mümkün olduğunu söylüyor.

Hipnozla, yarım asırlık hayatında hissetmediği duyguları ilk kez yaşayan kadınların bile olduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, birçok cinsel sorunun bilinçaltındaki yanlış kayıtlardan kaynaklandığını ve sorunun hipnoz desteğiyle bilinçaltı düzeyde çözümlenebildiğini vurguluyor.

“ORGAZMI YAŞAMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Hipnozla birlikte cinsel hayatı değişen çiftlerle ilgili çok sayıda vaka örneği bulunduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Başkak, 65 yaşındaki eşi ile müracaat eden 58 yaşındaki B.B. isimli hanımefendinin orgazmı öğrenme sürecini şöyle anlatıyor.

“40 yaşına gelmeden menopoza giren B.B., “Dergilerden, televizyondan eş-dosttan hep duyuyorum. Bir orgazm lafıdır gidiyor. Normalde şen şakrak biri olduğum halde ne zaman bu konu açılsa suskunlaşıyorum. İki çocuk annesiyim, yakında kızımın bir bebeği de olacak. 25 yılı geçti evliliğimiz ve ben orgazmın ne olduğunu yaşamadan ölmek istemiyorum. En sonunda eşimi de razı ettim ve uzman desteği almaya karar verdik, bu yaşta olabilir mi?” diyerek müracaat ediyor.

Çift ile yapılan ayrıntılı görüşmede her ikisi de benzer bir ilişki seyrini anlatıyor. Hep erkek başlıyor, kadın ise sürece dahil olup eşinin işini bitirmesini bekliyor. Eşi boşaldıktan sonra da duş alıyor ve böylece cinsel aktivite tamamlanıyor. Yıllardır 5 dakikanın altında tamamlanan bu süreçte B.B. sadece uzanıp eşinin rahatlamasını bekliyor, kendisi asla bir zevk hissetmediğini beyan ediyor.

10 SEANSTA HİPNOZLA ORGAZM BECERİSİ               
10 seans süren hipnozla orgazm becerilerinin geliştirilmesi eğitiminde, 5. seanstan itibaren fark oluşmaya başladığını beyan eden çift, görüşmelere bazen ikisi birlikte, bazen ayrı ayrı katılıyor. Cinsellikle ilgili toplumsal tabuların neredeyse tamamına sahip olan B.B.’ye verilen eğitim süresinde, eşiyle birlikte cinsel mitlerin tamamından kurtuluyor. Hayal gücü tamamen pasif olan B.B.’nin hayal gücü aktif hale getirilerek; bilinçaltı düzeyde var olan ve hep bastırılmış olan haz duygusunun serbest kalması sağlanıyor… Sürecin sonucunda B.B.; eşinin her dokunuşunda yüksek bir haz algısı hissetmeye dönük bir gelişim yaşayarak, sahip olduğu bedenin bir haz kaynağı olduğunu öğrenip, cinsel arzularının hep arttığını, boşalma anını giderek artan bir yoğunlukta yaşadığını, ilk defa sık sık kendisinin de ilişki istediğini belirtiyor.

“KARIMI ESKİ AYARLARINAN DÖNDÜRÜN”                  
Taze ve doğru bir bakış açsına sahip olan çift “25 yıllık evlilikten sonra birbirimizi ilk kez tanıyoruz sanki” diyerek ilişkilerinin tazelendiğini anlatıyor.Orgazm Taklidi Yapmaya Son Süreç tamamlandıktan bir süre sonra, beyefendinin eşinden gizli müracaat ederek durumdan şikayetçi olması ise oldukça şaşırtıcıydı…

Koca, “Ben 65 yaşındayım, bu kadına ne olduysa beni bunalttı. Akşamları evime gitmek istemiyorum. Ya bunu eski haline getirin ya da bana da bir çözüm bulun” diyor. Karısının performansına yetişebilmesi için beyefendi ile de performans geliştirme seanslarına başladık…”
Libidosu yüksek bir toplum olmamıza rağmen cinsel hayatımızdaki performansı düşük bulan Başkak, bu tabloda bilinçaltımızdaki önyargıların etkili olduğuna dikkati çekiyor ve cinsel mutluluk için profesyonel destek alınmasını öneriyor.

Continue reading Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Posted on

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

SOSYOLOJİK:

Türkiye gibi hızlı iç göç yaşayan ülkelerde, bu göçün hızına paralel olarak şehirleşme de artmaktadır.  Şehirleşme ise beraberinde bireylerin yalnızlığını getirmektedir. Ancak bu durumdan en çok muzdarip olanlar hiç şüphesiz yaşlılardır. Çünkü genç ve yetişkin bireyler iş ve sosyal hayatın içinde oldukları için belli bir noktaya kadar yalnızlıkları hissetmeyebiliyorlar. Veya uyum yetenekleri oranında belirli bir zaman sonra kent ortamına uyum sağlayıp, toplumun bir parçası haline geliyorlar. Ancak yaşlı nüfus ve uyum sorunu yaşamakta hem de iş ortamına uzak olduğu için zamanının büyük bir kısmını evde yalnız başına geçirmek zorunda kalmaktadır. Kentlerde geniş aile yapısı çözülüp yerini çekirdek aileye bıraktığı için, zaten az olan hane halkı,  çocuklar okulda,  kadın-erkek de ev dışında çalıştığı için,  yaşlıları yalnız bırakmaktadır.

Köyde ve kırsal bölgelerde kahve kültürü veya komşuluk kültürü hala devam ettiği için, eşini kaybeden veya boşanan yaşlılar, yalnızlıklarını bir nebze de olsa oralarda unutabilmektedirler. Ancak kentler de bu imkân yok. Özellikle mal, mülk ve eşya veya geniş aile veya arkadaş çevresi ile sıkı bağ kuran,  onlara bağlı kalarak hayatını sürdüren yaşlı kuşakta, her an her şeyin değiştiği kent ortamında bağ kuramamak büyük bir boşluk duygusu oluşturuyor. Bunun için de  yaşlılar bağlanma ve paylaşma ihtiyaçlarını gidermek için belirli bir yaşın üstünde olmalarına karşı evlenmeyi tercih edebilmektedirler.

Modernizmin Getirdiği Bireysellik Anlayışı Yaşlıları Evlenmeye Mecbur Ediyor

Modernizmin getirdiği hayat anlayışı, daha çok sosyalleşme yerine bireyselliği, grup dayanışması yerine kendi ayakları üzerine durmayı, zorunlu kılmaktadır. Çocuk ve yetişkinler gün içinde sosyal ortamlara girip sosyallik ihtiyaçlarını kısmen de olsa doyurdukları için,  akşamları eve geldiklerinde kendi köşelerine çekilip  bireysel takılmayı tercih etmektedirler. Aynı zamanda sosyalliğini yaşayan ve modern hayat sistemi nedeniyle daima yapacak ve bitirecek işleri olan insan, yalnız kalıp bir şeyler yapma ihtiyacı da duyabilmektedir.

Bu durum iyi dengelenemediği zaman kişileri aynı zamanda bencil de yapabilmektedir. İnsanlar, rahatlıkla kendi duygu ve düşüncelerini, ihtiyaç ve önceliklerini diğerlerine tercih edebilmektedirler. Evin erkeği veya hanımı, kariyerini, iş hayatındaki başarısını, daha fazla para kazanmayı diğerlerine daha fazla zaman ayırmaya, onlarla ilgilenmeye tercih edebilmektedirler. Çocuklar, daha uygun bir odada,  her türlü imkânlar içinde rahatsız edilmeden, özgürce yaşamayı, ders çalışmayı, müzik dinlemeyi daha çok önemseyebilmektedirler. Bu da aile ile birlikte yaşayan ve eşini kaybeden yaşlı için daha fazla yalnızlık anlamına gelmektedir. Sosyalleşme imkânı bulamadığı için, yaşama karşı bıkkınlık, monotonluk duygusu yaşamaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar eski bakanı Fatma Şahin’in de dediği gibi,” Bireysellik yalnızlaştırıyor, yalnızlık mutsuzlaştırıyor. Bu durumda  evlenerek iletişim kurmak, sosyalleşmek, birileriyle etkileşim içinde bulunarak bunlardan kurtulmayı düşünmektedir.

Ayrıca, artan refah seviyesinden dolayı yaşlılar da kendi özel evleri dışında, çocuklarının bile evi olsa, başka bir yerde rahat etmemektedirler. Zaman zaman medyaya da yansıdığı gibi, zor şartlar da bile olsa köylerinde tek başlarına yaşayıp da, kentte oturan çocuklarının yanına taşınmak istemeyen birçok yaşlıyı görmekteyiz. Rahat yaşama alışkanlığı, eşlerini kaybettiklerin de onların bir başkasının yanında kalmalarını zorlaştırmaktadır. Bir anlamda bireysellik de diyeceğimiz bu durum da yaşlıların evlenip kendi evlerinde yaşamak istemelerinde ekili olmuş olabilir.

 

İnsanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki,  insanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir. Çünkü her ne kadar bazen iki insanın bir arada yaşaması zor olsa ve bu çerçevede sorunlar yaşansa da insan doğası gereği tek başına mutlu olması zordur, hatta imkânsızdır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır, her zaman iletişim kurmaya, paylaşmaya ihtiyacı vardır. Evlilik ve mutlu bir aile hayatı asgari düzeyde de olsa kişinin bu çerçevedeki tüm ihtiyaçlarını gideriyor.

İnsanın temel bir ihtiyacı  olan evlik konusunda toplumda yanlış bir algı da söz konusudur. Şöyle ki, evliliğin sadece yemek, içmek, barınma ve cinsellik gibi maddi ihtiyaçların meşru bir zeminde giderilmesine yönelik olduğu düşünülmektedir. Oysaki evlilik soyut ihtiyaçlarımızı da gideren önemli bir kurumdur. Evliliğin bu yönü genellikle görülmeyip, göz ardı edilmektedir.  Bunlar kişinin, sosyal ve duygusal paylaşma, sevgi, aşk, güven duyma, dayanışma içinde olma, iletişim kurma gibi psikolojik ihtiyaçlarıdır.   Bunlara tıp literatüründe “Psikospiritüel ihtiyaçlar” da denilmektedir.

Bu Psikospiritüel ihtiyaçların giderilmesine yaşlılar gençlerden daha fazla arzu etmektedirler. İnsan yaratılışı gereği, mutluluğu da mutsuzluğu da paylaşmak ister. Bu durum insanın sosyal bir varlık olduğunu tek başına yaşayamayacağını göstermektedir. Yaşlı insanların “eşim olmazsa ben ne yaparım” sözünü söyleten etken, duygusal noktada paylaşım ihtiyacıdır. Yaş ilerledikçe bu ihtiyaç daha fazla olmakta. Çünkü bunları aile dışında gidermeleri her zaman mümkün değildir. Bu da onları ileri yaşlarda bile olsalar, evlenmeye götürmektedir.

Özellikle uzun süren bir evlilik yaşamından sonra eşini kaybeden yaşlıların bir travma yaşadıkları söylenebilir. Çünkü uzun süre bu kaybı kabullenmez, hatta sofraya ısrarla bir tabak daha fazla koyma, tek başlarına kaldıklarında vefat eden eşleriyle konuşma, kalabalık içinde onları gördüklerini ifade etme sıklıkla görülen bir psikolojik durumdur. Bu paylaşmanın gerçek olmadığının farkına varmak da ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Bu durumda evlenip, duygu ve düşüncelerini yakın hissettiği birisiyle paylaşmak istemesi onun doğası gereğidir.

 

–          Yaşlıların evlenmesi normal mi?

Toplumda yaşlıların evlenmesi ile ilgili, eskiye oranla değişse de, yanlış bir algı söz konusudur. Çünkü yaşlılık denilince akla, fiziksel yetersizliği olan ve cinsel potansiyeli kalmayan kişiler geldiği için yaşlılıkta evliliğe ihtiyaç olmadığı düşünülmektedir. Yukarıda da söylediğim gibi, evlilik kişinin sadece cinsel ihtiyaçlarını meşru bir zeminde gidermesini sağlamaz, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da giderir. Kaldı ki, cinsellik yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel insani ihtiyaçlardan biridir, böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü yaşlı olsa da her insanın rahatlamaya, gevşemeye, arzulamaya, arzulanmaya, cinsel haz alıp vermeye, ruhunu ve bedenini özgürce paylaşmaya ihtiyacı vardır. Nitekin CİSED’in yaşlıların cinsel yaşamları ve potansiyelleri üzerine yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, hızında bir yavaşlama olsa bile kişilerin ölünceye kadar cinsel yaşamı devam etmektedir. Yaşlılık sürecinin cinselliğe ilginin azalmasında etkili  olabileceğinin altını çizen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe’ye göre; “”Ancak yaşlanan kişilerin cinselliğe ilgisi devam edebilir. Yaşlı olarak kabul edilen 65 yaş ve üstü kişilerde yaptığımız Yaşlılık ve Cinsellik Anketi çalışmamıza göre erkeklerin %55′nin, kadınların ise %35′nin cinsel arzularının ve beklentilerinin yaşlanmaya rağmen devam ettiğini gördük”, diyerek bu konudaki yanlış algıyı da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yaşlıların da evlenmesi, gençlerin evlenmesi kadar normaldir.

 

YAŞLI EVLİLİĞİ NORMALLEŞTI

Burada toplumun yaşlı evliliğine bakışındaki değişimden de söz etmek gerekir. Artık toplum yaşlı evliliğini daha normal görmeye başladı.  Biraz da modern hayat koşulları, örneğin kadınların daha fazla iş yaşamına katılması, erkelerin yoğun iş temposu, yaşların evde bakımını zorlaştırdığı için, çocuklar yaşlı anne ve babalarının evlenmesine taraf olmaktadırlar. Eskiden yaşlı anne veya babanın evlenmesi önünde büyük bir engel olan çocukların karşı çıkması sorunu da ortadan büyük oranda kalktığı için yaşlıların evlenmesi daha da kolaylaşmıştır. Eskiden anne veya babalarının evlenmesine karşı çıkan çocuklar şimdi, televizyonlardaki evlenme programlarına onların adına kendileri başvuruyor, eş seçimini de beraber yapıyorlar.

Bu arada televizyondaki evlenme programlarının da toplumun yaşlı evliliğine bakışının değişmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu tarz programlar, ülkemizin temel evlenme kültürüne uygun olmasa da, sıklıkla gündeme geldiği için yaşlı evliliğine bakışı normalleştirmiştir. Daha önceleri en yakınlarına bile evlilikten söz etmeye çekinen yaşlılar, şimdi büyük bir özgüvenle televizyona çıkıp eş aradıklarını ifade ediyorlar.

 

–          Yaşlı Erkeklerin kadınlara oranla daha çok evlenmesi

–          Erkeklerin kadınların  oranla daha fazla evlenmek istemesi fizyolojik, psikolojik  açıdan evlenmeye daha fazla ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyor. Çünkü yaşlı kadın ev içinde ve komşularla beraber sosyal ve duygusal  paylaşım ihtiyacını giderebileceği gibi, kendi maddi ihtiyaçlarını da, yeme, içme, ütü, çamaşır vb, kendisi yapabilmektedir. Oysaki erkek, ataerkil toplumlarda ev işlerini hiç yapmadığı gibi, bunu tamamen kadının görevi olarak da gördüğü için, istese bile yapmakta zorlanmaktadır. Bundan dolayı, yaşlı erkek evlenerek, hem maddi hem de psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını gidermek istemektedir.

Ayrıca yaşlılar genellikle ev dışına fazla çıkmadıkları  için tek başlarına gelin veya kızlarıyla gün boyu ev ortamında kalmaktan rahatsız olmaktadırlar. Kadınlar için fazla bir sorun teşkil etmeyen bu durum erkek için büyük bir sıkıntı vesilesi olmaktadır. Bu da onu evlenmeye yönelendiren önemli bir faktördür.

Ayrıca araştırmalar da göstermiştir ki, erkeğin cinsel potansiyeli ve cinsel ilgisi kadınlara göre %50 civarında daha fazladır. Bu da daha fazla erkeğin evlenmek istemesinde etkilidir.2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

 

Posted on

Cinsel Fantaziler

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Cinsel Fantaziler

Cinsel yaşam hepimizin hayatında önemli bir yere sahiptir.

 Cinsel yaşam ve ruhsal denge hali biribirini doğrudan doğruya etkiler. Cinsellikle ilgili tabularımız, ayıp, yasak, günah, suç duygularımız ne kadar az ise cinsel yaşamdan aldığımız haz da o oranda fazlalaşıyor. Toplumsal normlar ve değerler neslin devamı amacıyla cinsel ilişkiyi kutsuyor ve onaylıyor. Zevk ve haz almak kirlilik, ayıp, utanç duygularıyla eşleşiyor çoğu zaman. Bu açıdan bakıldığında özellikle kadınların hayal dünyaları bile ipotekleniyor diyebiliriz. Kadının zihnindeki cinsel fantezisini yatağa taşıması hala ayıplanabiliyor.

Continue reading Cinsel Fantaziler

Posted on

İktidarsızlık mı yaşıyorsunuz

sex terapisi,erken boşalma,iktidarsızlık,iktidarsızlık tedavi,erken boşalıyorum tedavisi,erken boşalıyorum tedavisi nedir,erken boşalan erkek,erken boşalan erkek tedavisi,

İktidarsızlık mı yaşıyorsunuz

sex terapisi,erken boşalma,iktidarsızlık,iktidarsızlık tedavi,erken boşalıyorum tedavisi,erken boşalıyorum tedavisi nedir,erken boşalan erkek,erken boşalan erkek tedavisi,

Sevgili partnerinizle birliktesiniz. Kokulu bahçede özellikle Hintliler tarafından uygulanan bazı cinsel birleşme pozisyonlarını okuyup pratik yapmak istediniz. İktidarsızlık mı yaşıyorsunuz Sakız ağacının meyvelerini ezip, bal ve zeytinyağı ile iyice karıştırdıktan sonra sabahtan yataktan kalkar kalkmaz partnerinize yedirdiniz. Devenin hörgücünde bulunan yağı alıp sevişmeye başlamadan o yağı sürdünüz. Gece, mum ışığı, biraz kırmızı şarap, romantik müzik vb. her şey olması gerektiği gibi. Bakışmalar, yakınlaşmalar, öpüşmeler. Arzulu, mutlu ve heyecanlısınız. Fakat her şey düşlediğiniz gibi olmuyor, cinsel hazzın doruğundayken, birden durmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü partneriniz hiç beklemediğiniz bir anda erken boşalıyor veya sertleşmiyor veya kadın partner kendini kasıp penisin vajina ya girmesine engel oluyor. Ve sen kayboluyorsun, partnerindeki utanç denizinde; sevdiğin düşler kalıyor yalnızca, beyninde!

Ülkemizde cinsellikte yaşanan olumsuz durumlar hastalık olarak kabul edilmiyor, yaşayanların zihninde. Ve dolaysıyla partnerler ruh ve bedeni doyuracak cinsel birliktelikler yaşamak yerine yüzeysel tatminler ile geçiştiriliyorsa cinsel hayatlarını. Halbuki cinsellik araba kullanmayı veya bisiklete binmeyi öğrenmek gibi öğrenilebilen bir davranıştır. Ve cinsel uyumu sağlamak iki partnerin cinsellik konuşarak, cinsellikle ilgili kitapları okuyarak ve cinsel terapiye başvurarak geliştirebileceği bir dünyadır.

Öncelikle cinsel ilişkinizin kimliğini düşünün…

Sizin için cinsellik ne ifade ediyor? Duygusal canlılığın bir kaynağı mı? Yeniden doğuş mu? Zevk mi? Görev mi? Eğlenceli mi? İlişkinizde cinselliğin rolü ne olmalı? Cinsel istekleriniz, hoşlanmadıkların, zevk, rahatlık ve fikirleriniz hakkında açıkça konuşabilmeyi istermiydiniz Yumuşak bir sevişme nasıl olur? Cinselliğin birden fazla çeşitli olduğuna inanıyor musunuz? Siz ve partneriniz cinsel olarak bencil olmak için sıranızı bekliyor musunuz? Cinsel zevkin kimi zaman azalıp kimi zaman da artabileceğine inanıyor musunuz? Cinsel oyunlardan hoşlanır mısınız? Stresli zamanlarda cinsellik ilişkiye huzur getirebilir mi? İyi bir cinsellikten her ikinizde aynı şeyi mi anlıyorsunuz?

Bu sorulara zihninizde bir cevap verin ve partnerinizle de konuşun. Verdiğiniz cevaplar sonucunda cinsel hayatınızdan memnun olduğunuzu düşünüyorsanız şanslısınız. Mutlu değilseniz, cinsel terapi almayı düşünmeniz gerektiğnizi kendinize seslice ifade edin.

Unutmayın ki, cinsellik bir ilişkinin sigortasıdır. Evin sigortası attığında eviniz de her şey durur ve eviniz ışıksız kalır….
Bu sorulara zihninizde bir cevap verin ve partnerinizle de konuşun. Verdiğiniz cevaplar sonucunda cinsel hayatınızdan memnun olduğunuzu düşünüyorsanız şanslısınız. Mutlu değilseniz, cinsel terapi almayı düşünmeniz gerektiğnizi kendinize seslice ifade edin.

Unutmayın ki, cinsellik bir ilişkinin sigortasıdır. Evin sigortası attığında eviniz de her şey durur ve eviniz ışıksız kalır….

Posted on

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

erkekler bu sorunu çözebilmek için duydukları her şeye inanır, kulaktan dolma tüm yöntemleri denerler.

Erken boşalma yaşayan her erkek; kendini kötü hisseder, her geçen gün kendine güveni azalır ve eşiyle iletişimi hasar görür. Continue reading Erken Boşalma Kabus Olmasın

Posted on

Erken boşalmaya köstekli saat çözümü

Erken boşalmaya köstekli saat çözümü;

Erken boşalma sorunu birçok erkeğin hayatının belli döneminde karşılaştığı, erkekler arasında sıklıkla görülen sorunlardan biridir. İlk cinsel deneyimlerinden itibaren bu sorunu yaşayan erkekler olduğu gibi, daha sonraları bu sorunla tanışmış erkekler de vardır.

 

Erken boşalmaya köstekli saat çözümü

Erken boşalma sorunuyla yaşayan erkekler kendilerini kısır bir döngünün içinde bulurlar. İlişki sırasında, boşalmayı  kontrol edemeyecek olma korkusu, kaygıya neden olur. Bu da sonrasında boşalma anını kontrol edememe başarısızlığına sebep olur; bu durum da bir daha ki seferde aynı başarısızlığın yaşanacağına dair endişenin pekişmesine yol açar.
1980 DE ÇÖZÜLDÜ
Tıp ilerledi, artık endişelenmenize gerek yok. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başak, erken boşalma sorununun ta 1980 de hipnozla çözüldüğünü ve hatta kişinin boşalma süresini hipnozla istediği kadar uzatabileceğini söylüyor. Continue reading Erken boşalmaya köstekli saat çözümü

Posted on

Erken Boşalma Nedenleri

Erken Boşalma Nedenleri,Erken Boşalan Erkek, Erken boşalmaya çözüm,erken boşalan erkek,Erken boşalan erkek ne yapmalı,Erken boşalmamak için ne yapmalıyım,erken boşalıyorum tedavisi,sertleşme sorunu tedavisi,erken boşalıyorum tedavisi

Erken Boşalma Nedenleri

Erken boşalma, genellikle eşin cinsel doyuma ulaşmasından önce oluşan ejakülasyon olarak tanımlanabilir. İlk kez ilişkiye giren genç erkeklerde sık görülür. Sorunun hafif yaşandığı durumlarda en iyi ölçüt cinsel birleşmenin her iki eş için tatmin edici olup olmadığının sorgulanmasıdır. Erken boşalma genellikle birincil bir sorundur. Erken boşalma, gerginlik, stres ve seyrek cinsel ilişki sonucu geçici ve ikincil bir sorun olarak da ortaya çıkabilir. Continue reading Erken Boşalma Nedenleri

Posted on

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin,cinsel performans arttırıcı,performans arttırmak,cinsel,cinsel güç,

Bu keyifli, güzel ve enerji yüklü cumartesi yazısını “yeni haberler”e ayırdım. Eğer hazırsanız “buyurun”…

* D vitamininin eksikliği kadar fazlalığı da sorun… D vitamini noksanlığının kalp damar hastalıklarının gelişimini hızlandırdığı biliniyordu. Kopenhag Üniversitesi’nde Prof. Peter Schwarch ve arkadaşları tarafından yürütülen yeni bir çalışma ise D vitamini yüksekliğinin tıpkı eksikliği gibi kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi. Güvenli seviye 50-100 aralığı. Continue reading Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Posted on

BİR NARSİST YARATMAK

Açıklama

Aslında o kendine çok güvenli görünen narsist kişiliğin altında derin bir sevgisizlik ve kendine güvensizlik yatıyor. Giderek etrafımızda çoğalan narsistleri tanımak ister misiniz?

blog

Otto Kernberg’den Sigmund Freud’a, Karen Horney’den Heinz Kohut’a kadar pek çok psikanalist çağın hastalığı narsisizmle ilgili birçok kuram ortaya attı. Ama hepsinin hemfikir olduğu bir nokta var: tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsisizmin de tohumları çocukluk yıllarında atılıyor. Tabii bu tohumu (muhtemelen ne biçeceklerini bilmeden) anne babalar atıyor…

Peki, gerçekte kim bu her geçen gün sayıları daha da artan narsistler? Neo-Freudcu bir ekol olan “ego psikolojisinin” temsilcisi Karen Horney, narsistlerin diğer insanlarla duygusal bağları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişiler olduğunu söylüyor. Narsist olmaksa kendini çok sevmeyi, çok önemsemeyi gerektiriyor. Yeryüzünde kendisinden başka herkesin değersiz olduğu düşüncesiyle var olan narsistler (derinlerde bir yerlerdeki boşluğu doldurma çabasıyla) beğenilmek, övgü almak, ilgi çekmek için yaşıyor. Karen Horney, narsistlerin genel olarak kendilerini özel insanlar olarak gördüklerini belirtiyor. Bu nedenle kendilerini övmeye, başkaları tarafından övülmeye bayılıyorlar. Başarı ve yeteneklerini abartıyor, hatta ortada bir başarı yokken yaptıkları şeyi çok önemli gösterebiliyorlar. Onlar hep çok zeki, çok güzel/yakışıklı, özel insanlar (!) olduklarından, her şeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan hiç çekinmeyen narsistler için başkalarını manipüle etmek de çok kolay, dışarıya yansıttıkları yüksek özgüven sayesinde insanlar kolayca etkileri altına giriveriyor. Horney, narsistlerin sorununun empati kurmamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden kolayca başkalarının duygularını hiçe sayıyorlar. Ukalalıksa onlar için olağan bir şey. Bir narsist için statü de önemli. Yüksek mevkideki insanlarla arkadaşlık etmeyi, iyi yerlere gitmeyi, iyi arabalara binmeyi seviyor, etiketi önemsiyorlar. İnsanları ezmek onlar için çok doğal bir davranış ama o hep küçümsedikleri “diğerleri” olmadan da bir narsist var olduğunu hissedemiyor. Üstünlüğünü gösteremediğinde egosu tatmin olmuyor. Kısaca kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılamak ya da küçümsemek bir ihtiyaç. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre narsistlerin tüm davranışları, içlerindeki boşluğu saklama vekendini kabul ettirme üzerine kurulu.

SPOT IŞIKLARI SÖNÜNCE…

Narsistler genellikle başarılı, dikkat çeken insanlar… Çünkü sürekli sahne ışıkları altındaymış gibi davranıyor, yarattıkları aura sayesinde de büyüleyici, karizmatik, çekici görünebiliyorlar. Sahnede olmak, onlar için her şey demek. Bu özellikleriyle zahmetsizce parlak bir kariyere ulaşmaları pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu parıltının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, “Narsist insanlar değer görmek için çok çalışır, mükemmeliyetçi ve işkolik olabilirler. Bunun sonucunda da başarılı ve mutlu olurlar” diyor ve ekliyor: “Ama sıkıntı şu: Mutluluklarını sürdürmek için sürekli başarmak zorunda hisseder, sürekli onaylanma duygularının tatmin edilmesine ihtiyaç duyarlar. Bu sürdürülebilir bir mutluluk değildir. Bundan dolayı hayatlarında her zaman kaygı vardır. Sürekli olarak başarısız olma ve onay görmeme kaygısı yaşarlar. Bunun karşılığında da büyük bedel öderler. Bu açıdan bakıldığında çok başarılı olmalarına rağmen değersizlik duygusunu gideremeyen birçok Hollywood yıldızının intihar etmesi hiç şaşırtıcı değil.”

OTORİTER ANNELER VE NARSİST ÇOCUKLARI

Peki, ne oluyor da insanların içinde derin bir kendine güvensizlik oluşuyor? Anne babalar ne yapıyor da çocuklar büyüyünce birer narsiste dönüşüyor? Pedagog Adem Güneş, “Çocuklukta, özellikle annesiyle ilişkisinde problem yaşamış çocukların yetişkinlikte narsist kişilik bozukluğuna daha yatkın olduğu biliniyor” diyor ve ekliyor: “Reddedici, otoriter ve baskıcı annelerin çocukları önce içlerindeki anne yoksunluğunu bastırmayı, kendi iç dünyalarına derinleşmemeyi, fazla duygusal olmamayı, kimseye bağlanmamayı, güvenmemeyi öğreniyorlar. Annesine güvenle bağlanamayan kişi, hayata güvenle bakamıyor.” Psikanalist Otto F. Kernberg, narsist kişilikleri incelediğinde, onların genellikle agresif, kronik olarak soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne figürünün eseri olduğunu gözlemlemiş. Sevgisiz büyümüş bu çocuklar da sevgiyle dolduramadıkları benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışıyor.

Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’sa narsistlerin, çocuklarına koşullu sevgi sunan ailelerin ürünü olduğunu söylüyor: “Bu koşul farklı şekillerde sunulur. Çocuktan sürekli başarı beklemek, başarısızlık durumunda eleştirmek, dış kaynaklı beklentilere sahip olmak, çocuğu şekillendirme çabası, mükemmel olmasını beklemek, isteneni yapmadığı zaman eleştirmek veya aşağılamak çocukta değersizlik duygusu yaratır. Ben buna ‘Eksiklik Modeli’ diyorum. Bir de ‘Üstünlük Modeli’ vardır. Bu aileler çocuklarını eksik hissettirmez ama özgüveni yüksek olsun diye sürekli över. Çocukları iyi hissettirme çabası içindedirler. Onlara prenses ve prens gibi davranırlar. Övgüyle büyüyen bu ço cuklar da diğer insanların övgülerine bağımlı yetişir. Sürekli onaylanma ihtiyacı duyar. Bu her iki mekanizma da narsistik bireylerin ortaya çıkmasına yol açabilir. ‘Yol açabilir’ diyorum, çünkü değersizlik duygusu her zaman narsisizme yol açmaz. Narsisizm, değersizlik duygusunu kapatmanın sadece bir yoludur. Böyle yetişen bazı çocuklar utangaç veya içe dönük de olabilir. Adler, narsisizme yükseklik kompleksi der. Adler’e göre aşağılık kompleksiyle yükseklik kompleksi aynı düşüncenin iki farklı ürünüdür, yani değersizlik duygusunun. Kısacası, koşullu sevginin (eleştiri ve övgü) olduğu ailelerde, narsist bireyler yetişir. Özetle, genel olarak çocukluk çağında yaşanan korkular, başarısızlıklar, bağlılık ihtiyaçlarının karşılanmaması, anne baba yokluğu ve ihmali, sürekli eleştiri, alay edilme, aşırı övgü narsist kişiliği besleyen faktörler. ”

Bir sorun da narsisizmin tedavisinde ortaya çıkıyor. Narsistler genellikle kendilerini hasta olarak görmediklerinden profesyonel destek alma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Genellikle depresyona girdiklerinde bir uzmana gidiyorlar. Çoğunlukla kişiliklerine dair farkındalıkları olmadığından terapistin analizlerine tepkiyle karşılık veriyor, savunmaya geçiyor, terapiyi yarım bırakıyorlar.

Küçük Bir Test 

Bir narsist nasıl anlaşılır ?

Özgür Bolat, narsisizmin farklı boyutlarını ölçmek için Dr. Ömer Antalyalı’yla birlikte bir ölçek geliştirmiş. Bu ölçekte narsisizmin iki boyutu ölçülmüş: üstünlük (superority) ve gösteriş (exhibitionism). “Aşağıdaki sorulara 5 üzerinden 5 verenler, narsistik eğilim gösterenlerdir” diyor Bolat.

1– Bir ortamda konuşmaların merkezinde olmayı severim.

2- Bütün gözlerin benim üstümde olmasını severim.

3- Sosyal bir ortamda insanlar bana ilgi göstermezse rahatsız olurum.

4- Özel bir insan olduğumu düşünüyorum.

5- Herkes benim gibi olmak ister.

6- Çoğu insandan daha yetenekliyim.

 

Posted on

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL

,

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL

Cinsel ilişki sırasında yaşanan problemler erkeğin özgüvenini yitirmesine neden

olurken bazı durumlarda da ikili ilişkilerde problem yaratmaktadır. Her ne kadar

bir erkek mükemmel bir cinsel ilişki yaşamak istese de erken boşalma sorunu

nedeniyle bu mümkün olmamaktadır.Orviax Geciktirici Kapsül ise bu

problemlere tamamen çözüm odaklı üretilmiş ve cinsel sağlık sorunlarının

giderilmesinde dünya çapında popüler bir marka olarak piyasada yerini almıştır.

Erken boşalma ve orta yaş üzerindeki kişilerde görülen penis yumuşamasına

önlem amacıyla üretilmiş Orviax Geciktirici Kapsül, cinsel problemlerin

haricinde birçok soruna da çözüm yolu olarak kullanılmaktadır. Ayrıca cinsel

problemler günümüzde erkekleri sadece biyolojik olarak değil psikolojik olarak

da etkilediğinden dolayı Orviax Geciktirici Kapsül’ün kullanılması, cinsel

açıdan problem yaşayan bireylerin sorunlarına da çözüm olacaktır.

Orviax Geciktirici kapsül cinsel birleşme sırasında, ilişkiden alınan zevki ve

partneri memnun etme seviyesini maksimum düzeylere çıkararak yepyeni bir

cinsel yaşamam “Merhaba” demenizi sağlayacaktır. Erken boşalma

probleminizin yanında cinsel performansınızı da çözüm üretecek bu ürün ile

hem siz hem de partneriniz fark edilir bir cinsel ilişki yasacaksınız.

Orviax GECİKTİRİCİ Kapsül’üN KULLANIMI

 Orviax Geciktirici Kapsül, kullanım itibariyle oldukça basit bir

üründür.

 Size herhangi bir zorluk çıkartmayacak olan bu haplar cinsel birleşmeden

30 dakika veya 1 saat öncesinde kullanılmalıdır.

 Bir bardak ılık su ile tüketilmesi halinde etkisini daha fazla gösterecektir.

 Gazlı veya alkollü içeceklerle birlikte kullanılması kesinlikle sakıncalıdır.

Aksi taktirde beklenmeyen yan etkiler görülebilmektedir.

Orviax GECİKTİRİCİ KApsül’üN YARARLARI

 Orviax Geciktirici kapsül, içerisinde barındırdığı özeler sayesinde

erken boşalmayı tamamen ortadan kaldırarak uzun saatler sürecek bir

etki yaratır.

 Erken boşalmanın yanında sertleşme, cinsel isteksizlik gibi problemlere

de çözüm üretir.

 Milyonlarca erkek tarafından kullanılmış ve performansı bilimsel olarak

kanıtlanmıştır.

 Diğer geciktiricilere oranla daha uygun fiyatlı ve daha üstün

performanslıdır.

 Yapılan araştırmalar ışında sadece kullanan erkeklerin değil,

partnerlerinin de tatmin olmasını ve yalan cinsel ilişkiden memnun

kalmasını sağlar.

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL’ÜN ZARARLARI

Orviax Geciktirici Kapsül‘ün hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak

ürünün gazlı veya alkollü içeceklerle tüketilmesi beklenmeyen yan etkilerin baş

göstermesine neden olabilmektedir. Bunun dışında 18 yaşından küçük bireylerin

Orviax Geciktirici kapsül‘ü kullanmaları kesinlikle sakıncalıdır. 18 yaşından

büyük bireylerde ise kalp ve yüksek tansiyon hastalığı bulunanlar kesinlikle ürünü

kullanmamalıdır.

Posted on

7 günlük seks kampı

7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,
7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,

İşte partnerinizle tabuları yıkarak, yepyeni bir seks hayatına başlamak için yapacağınız bu 7 günlük seks kampı; sizi hem ilk günlerdeki enerjiye geri döndürebilir, hem de yatak odanızdaki (kim bilir ya da belki başka yerlerdeki) eğlencenizi ateşleyebilir!

Günün yoğunluğu ve yorgunluğu içinde seks hayatınıza ilk günlerdeki kadar önem vermiyor olabilirsiniz. Yatağınız size artık cinselliği değil, favori TV şovunuzu izleyerek uyumayı hatırlatıyor olabilir. Ancak cinsel ilişkideki heyecan ilişkinin temel taşlarından biridir ve bu nedenle yatak odasındaki hareketi biraz geri getirmek gerekir.

1. GÜN: Masaj yapın ya da yaptırın.
Eğer son zamanlarda seks hayatınızdaki heyecanı kaybettiyseniz, yavaş bir masaj bu gerginliğe son verecektir. Biraz bebek yağı ve birkaç mumla partnerinize yapacağınız seksi bir masaj size karşılığında sürpriz şekillerde geri dönecektir.

2. GÜN: Onu heyecanlandıracak baştan çıkarıcı bir mesaj atın.
Partnerinizin işteyken onu akşam eve tutkuyla döndürecek bir mesaj atın. Bu taktik hiçbir zaman eskimez. Dilerseniz bu bir söz, bir fotoğraf ya da bir şarkı bile olabilir…

3. GÜN: Yeni bir pozisyon deneyin.
Yeni bir pozisyon yatak odasındaki tüm olayları değiştirecektir. “Beklenilmeyen”i yapmak her zaman heyecan vericidir. Bu nedenle biraz internette araştırma yapıp ya da eski kitaplara başvurup  kendinizi yeni zevklere açabilirsiniz.

4. GÜN: Küçük bir şova hazır olun!
Sabahları her iki taraf da hızlıca kıyafetlerini giyer ve kahvesini yudumlayarak evden çıkar değil mi? İşte tam da bu anda yapmanız gereken ufak bir şov var. Eğer vaktiniz varsa bu şov yatağa bile taşınabilir, kim bilir?

5. GÜN: Alışverişe çıkma zamanı geldi!
Evet, herkes en rahat en sade iç çamaşırlarını sevebilir ancak işi biraz alevlendirmek için alışverişe çıkmak gerekir. Seçeceğiniz kıyafet ister bir fantezi dükkanından olsun, ister süper-seksi bir iç çamaşırı olsun, önemli değil, asıl mesele siz onu giydikten sonra olacaklar!

6. GÜN: Evin başka köşelerini ziyaret edin.
Yeni iç çamaşırlarınızı aynı yatakta harcamak istemezsiniz. Bu yüzden evin farklı yerlerini kullanabilirsiniz. Mesela salondaki ücra bir köşe ya da çamaşır makinesinin üstü her zaman tercih edebileceğiniz yerlerden.

7. GÜN: Beraber duş alın.
Herkes beraber duş alma fikrine pek sıcak bakmayabilir ancak sadece bir günlük bu kuralı yıkabilir ve biraz yaramazlık yapıp partnerinizle sıcak bir duşun keyfini çıkarabilirsiniz!

NOT:PERFORMANSA DAYALI YETERSİZLİKTE GIDA TAKVİYESİ ALIN

Posted on

Gebelikte cinsellik

Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte kadınlık hormonları artıyor, ancak yaygın inanışın aksine gebelikte cinsel ilişki bebeğe zarar vermiyor. İşte gebelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenler…

Kadınların hayatında önemli değişikliklere neden olan gebelik, anne adaylarının duygu ve isteklerinde farklılıklar yaratırken cinsel hayatlarını da etkiliyor. Anne adaylarının gebelik süresince gösterdiği cinsel istek ve hormonal değişikliklere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik sırasında kadınlık hormonları fazlasıyla artar. Normal seyrinde devam eden risksiz, tek gebeliklerde ise cinsel ilişkinin son zamanlara kadar yaşanılmasında bir sakınca yoktur” diyerek hamilelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenleri anlattı.

GEBELİK RİSKSİZ İSE CİNSELLİK YAŞANABİLİR
Pek çok kadında gebelik sırasında cinsel istek artıyor ya da cinsel ilişkide değişik duygular hissediyor. Anne adaylarındaki bu değişimi değerlendiren Op. Dr. Genç gebelik sırasında estorojen ve progesteron denilen kadınlık hormonlarının fazlasıyla arttığını ve yaşanan cinsel ilişkinin bebeğe zarar vermediğini söyleyerek şu bilgileri veriyor;

“Normal seyrinde devam eden tek gebeliklerde yani risksiz ya da az riskli diye tanımlanan gebeliklerde amnion suyu gelene kadar hatta doğum ağrıları başlayana kadar cinsellik yaşanabilir. Cinsel ilişki sırasında bebeğinize zarar vermezsiniz. Vajinanın sonunda bulunan serviks (rahim ağzı) ortalama 3-4 cm uzunluğunda kaslı bir yapıdır ve penisin bebeğe değmesi mümkün olmaz. Rahim ağzı doğuma yakın aylarda kısalır ancak genelde son aya kadar yeterince uzundur. İkinci ya da üçüncü doğumu olan hastalarda rahim ağzının ilk doğumlara göre erken açılabildiğini unutmamak gerekir. Yine de rahim ağzı açılmış olsa bile amnion ve koryon denilen 2 kat zar bebeğinizi korur. Bazı hekimler gebeliğin son ayında ilişkiyi yasaklar. Bunun sebebi anne adayının farkında olmadan amnion suyunun az da olsa gelmesi ve bebeğin enfeksiyon kapma riskidir. Bu durum düşünülerek gebeliğin son 3 haftası, özellikle şüpheli sıvı akıntısı olan hamilelerde vajinal ilişkinin yasaklanması yerindedir.”

HAMİLELİKTE SEKS POZİSYONLARI

ERKEK BABALIĞA HAZIR DEĞİL İSE CİNSEL İSTEK AZALIYOR
Gebelik sürecinin baba adaylarını da etkilediğini kaydeden Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik hormonları saçları daha parlak ve teni daha pürüzsüz yani yumuşak ve sıcak hale getirir. Ancak cinsel istek durumu tıpkı kadınlarda olduğu gibi her erkek için aynı değildir. Gebeliğin bazı bölümlerinde baba adaylarında istek azalması olacaktır. Bunun ön önemli sebebi, erkeğin babalık rolü için kendini hazır hissetmemesi ve strese girmesidir. Gebe kadının heyecanı, depresif hali, endişeli durumu, bulantısının olması ve nefes problemi çekmesi gibi durumlar da baba adaylarında cinselliği ikinci plana itebilir. Bazı erkeklerdeki isteksizlik ise bebeğe zarar verme endişesinden kaynaklanır. Baba adayında bu yönde bir endişe var ise hamileliği takip eden doktor ile görüşmesi korkularının ve endişelerinin giderilmesine yardımcı olur.” diyor.

 

 

 

Posted on

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

cinsellik,cinsellik,nedir,cinsel yaşam,sex blog,kadınlarda cinsellik,erkeklerde cinsellik,evlilerde cinsellik,

Bir erkek çok sık seviştiği kadından sıkılır ve yeni arayışlara girer mi acaba? Peki cinsellik sayesinde bir erkeği ömür boyu kendinize bağlayabilir misiniz? Bu kez zor yerden sorduk değil mi?

Doğan, “Birlikte olduğum her kız istisnasız bana bağlanıyor” diyor. Esra da, “Biriyle birlikte olsam hemen ona bağlanıyorum, o yüzden bundan kaçıyorum” diyor. Kadınların bir kez bile bir erkekle cinsel ilişkiye girmesi bağlanması için yeterli deniyor. Bazıları bunun nedenini hormonlara bazıları kadın doğasına bağlıyor… Peki bu ne kadar doğru? Psikoterapist Cem Keçe, “İnsan olabilmek için bir öteki insanın varlığına, onunla kurduğumuz bağa ihtiyacımız var” diyor ve bağlanmanın kökenini çocukluğa dek götürüyor; “Çocuklukta iki tür bağlanma gerçekleşir. Güvenli ve güvensiz bağlanma.

Güvenli bağlanmada çocuk için ebeveynleri güvenli bir sığınaktır, bireyleşme yolunda adım atabilirler, yetişkinlikte partner ilişkilerinde yakınlaşma ve bağlanma sorunu yaşamazlar. Güvensiz bağlanmada ise ebeveynden herhangi bir ayrılık durumunda çocuk telaşlanır, yabancılara karşı kendini tedirgin hisseder, anne ve türevlerine olan bağını koparıp bireyleşemez. Bu yüzden hayatı boyunca ya birine bağlanmaktan korkar, ya yapışır ya da hep ikircikli olur. Bağlanma iki taraflı bir ilişki, iki tarafın da birbirinin ihtiyaçlarını karşılamasıyla gelişir. Kadınlar, erkeklere göre daha duygusaldır. Yakınlığa, sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar, erkeği ve erkeğin sevgisini kaybetme korkusu yaşarlar. Aşık olduklarında kolayca bağlanırlar. Cinsel ilişki de bağlılığın en önemli göstergesidir. Cinsel olarak ilgi ve sevgi gördükleri sürece kendilerini değerli, mutlu ve güvende hissederler.”

Erkekler nasıl bağlanır?
Kadınlar için cinsellik bir bağlanma nedeni olabiliyor. Peki ya erkekler için? Onlar bir kadınla birlikte olduklarında ona karşı bağlılık geliştiriyor mu? “Cinsellik ve bağlanma arasındaki ilişki erkeklerde farklıdır” diyor Psikoterapist Keçe. “Erkekler kadınlara göre daha zor bağlanırlar ve cinsel hazla, duygusal bağlılığı birbirinden ayırırlar. Bunun nedeni erkek çocuğun önce anneyle, ardından bu bağı geride bırakarak babayla özdeşim kurmasıdır. Ayrıca erkek doğası gereği ‘kurt’tur. Gücün timsali olan kurt ailesine düşkündür, eşine sadık ve tek eşlidir ama hürriyet aşığıdır, esaret altında ve yakın bağlarla yaşamayı sevmez.”

Kadınların ve erkeklerin cinselliği de birbirinden ayrı gerçekleşiyor. “Örneğin erkeklerin uyarıldıklarının göstergesi çok belirgin iken, kadınların cinsel olarak uyarılıp uyarılmadığı sır gibi. Kadınlarda ve erkeklerde cinsel isteğin oluşumu da farklı. Cinsel uyarılma kadınlarda ‘duyusal-duygusal’ uyaranlara bağlı, erkeklerde ise ‘görsel-zihinsel’ uyaranlara. Bu nedenle erkeklerde uyarılma çok daha kolay ve hızlı oluyor. Kadınlarda cinsel isteğin oluşması için erkeklerdeki gibi cinselliğin düşünülmesi ya da fantezi kurmayla olmaz; çoğunlukla doğrudan fiziksel uyarılma, romantik yakınlık ya da duygusal bağ olması gerekir.

Yani cinsellik erkekler için ‘erotizm’, kadınlar için ‘romantizm’ odaklı. Bu anlamda erkek için partnerinin kim olduğu önemli değil, ilk kez gördüğü biriyle de cinsel ilişki kurabilir ama kadın için partnerinin kim olduğu, aralarındaki duygusal bağ önemli. Erkek cinsellikte duygusal bağı kadınlara göre daha az hissettiği için sevişme sayısının artması bağlılığın artacağı anlamına gelmiyor. Çocukluğunda güvenli bağlanma yaşamış, zamanı geldiğinde annesinden bağını kopartmış bir erkek, yetişkinliğinde partnerine güvenli bağlanır, partneriyle sevişme sayısı arttıkça ondan bıkmaz, bağını hep korur” diyerek olayın nicelikten çok nitelikle ilgili olduğunu belirtiyor Keçe.

Erkek cinsellikle bağlanır mı?

Sağlıklı ve mutlu bir ilişkinin temelinde elbette seks var. Seksin temelinde ise sağlıklı ve mutlu bir ilişki. Keçe, “Ancak her şeyin abartılısı bir yerlerde bir şeyleri bozup değiştirir” diyor ve ekliyor; “Aşırı ilgi ve anaç tavırlar erkeği çocukluğuna, annesiyle olan bağlanma ilişkisine götürür. Üstelik toplumumuzda çocukken annesi tarafından sürekli kontrol edilen, kendi yiyebildiği halde yedirilen, içirilen, giydirilen erkekler, bu tür ilgiyi kadınlardan gördüklerinde bunu tehdit gibi algılar. Kadını sevgilisi gibi değil, annesi gibi görmeye başlar. Çocukken annesine gösteremediği tepkiyi, ‘annesi gibi davranan kadın’lara gösterir. Kendini çocuk gibi hissetmeye başlayan erkek rüştünü ispat etmek için uzaklaşır ve kaçar. Ancak seksi seven ve eşini anneleştirmeyen erkekler cinsellikle partnerine olan bağını güçlendirir ve korkmadan devam ettirebilir.”

Aynı anda iki kişiye aşık olunabilir mi?


Kadınlar genellikle tek kişiye sadık kalma eğilimindeyken, erkekler birden fazla kadınla birlikte olabiliyor. Peki iki kişiye birden aşık olmak mümkün mü? Psikoterapist Keçe duruma şöyle bir açıklama getiriyor; “Aşk uyarılma ile başlar. İnsan, kabuğuna çekilmiş kaplumbağa misali, dış bir etken olan yoğun duygular tarafından dürtülerek uyanır. Aslında derinlerinde hissedilen arzunun ve eksiklik hissinin karşılanma ihtiyacıyla, insan gelecek olanın aşk olduğunu bilemeden, bilinçsiz şekilde uyanmayı bekler. Bu nedenle aşk, insanın çocukluktan getirdiği ‘bütünleşme ve bir olma ihtiyacı’nın sonucudur. Ancak hayat, tutkuyla başlayıp nefretle biten aşk hikayeleriyle dolu. Bunlar olgunlaşmamış aşklardır. Olgun aşk yakınlık ve bağlılık gerektirir. Bu çiftler duygusal bağlılıkları ve yakınlıkları sayesinde doyumlu bir cinsel ilişki kurabilir. Bu nedenle partnerlerinden başka biriyle mutlu olamayacakları hissine sahip olurlar. Aynı anda birden fazla kişiye aşık olunması olgun aşkta mümkün olmaz. Ayrıca kadının gönlü ‘dar’dır, bir erkeğe yer ‘var’dır. Her ihtiyacını karşılayacak erkek ‘yar’dır. Erkeğin ise gönlü ‘geniş’tir, birçok kadına yer vardır ama bu genişliği bir kadına sunan adam ‘yar’dır.”

Nasıl ve neden seks?

Seks; rahatlamış ve gevşemiş halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak, herhangi bir ‘performans hedefi koymadan’, zamandan kopma, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir ‘armağan gibi’ paylaşabilme, kimseyi tatmin etme zorlantısı olmadan, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. İnsanları bu sanata ve cinselliğe yönlendiren farklı psikolojik ihtiyaçlar vardır. Karşı cins tarafından beğenilmek, arzulanmak, tercih edilmek, kişinin içindeki güvensizlik, değersizlik duygularını tatmin eder. Kişi kadınlığını veya erkekliğini kanıtlamak için cinselliği bir araç olarak ön plana çıkartabilir. Çocukluğunda sevgisiz aile ortamında yetişen biri, karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi alabilmek amacıyla cinselliği kullanabilir. Kendi içinde değersizlik ve yetersizlik duygularıyla boğuşan biri, kendini değerli kılmak ve gücünü kanıtlamak için cinsellik yaşayabilir. Olumsuz cinsel deneyimi olan biri, bunun intikamını başka kişilerle cinsellik yaşayarak almak isteyebilir. Geçmişte cinsel olarak reddedilen bir kişi, çekici ve arzu edilen biri olduğunu kanıtlamak için cinselliği kullanabilir.

Keçe

Keçe’ye göre seks yapmanın pek çok nedeni var. “Örneğin; yakınlık ya da tanıma ihtiyacı; ‘Sevdiğimle tek vücut olmak istiyorum!’, ‘Partnerimle aramızdaki yakınlığı artırmak istiyorum!’ ya da ‘Partnerime daha yakın olmak istiyorum!’ gibi düşünceler… Bazen de kaçınma ihtiyacı; ‘Partnerimle tartışmaktan kaçınmak istiyorum!’ ya da ‘Suçlu hissetmek istemiyorum!’ gibi. Yeni heyecanlar tatma duygusu da söz konusu olabilir; ‘Sevdiğimle olan ilişkime tutku katmak istiyorum!’ ya da ‘Aşk oyunlarıyla ilişkimize yeni tatlar katmak istiyorum!’ gibi.
Bazen de sadece birini mutlu etme ya da ödüllendirme arzusuyla ilişki yaşanabiliyor; ‘Sevdiğimle daha derin bir iletişim kurmak istiyorum!’, ‘Sevdiğime olan aşkımı ifade etmek istiyorum!’, ‘Sevdiğimin ruhunu göklere çıkarmak istiyorum!’ ya da ‘Sevdiğime sevgimi göstermek istiyorum!’ gibi. Sonuç olarak cinsellik ‘yakınlaşma ve kaçınma ihtiyacı’nın bir dışavurumu. Ancak cinsellik, yakınlaşma amacından çok kaçınma amaçlı olursa zamanla çiftler arasında sorunlar yaşanabiliyor.

Arzulanmayan kadının dayanılmaz ağırlığı

Yakın ilişkiler ya da evliliklerde süre uzadıkça kadın ve erkek doğaları gereği bazı davranışlar sergiliyor. Bu süreçte kadın ve erkek birbirlerini yanlış değerlendirebiliyor. Özellikle kadınlarda ‘artık arzulanmıyorum’ hissi oluşabiliyor. Erkek kadından uzaklaşmış olabiliyor. Kadın bunun sebeplerini düşünmeye başlıyor, aradığı cevapları bulamadığında paniğe kapılıyor. Oysa kadın ‘arzulanmama sendromu’ndan sıyrılıp akılcı bir yaklaşım geliştirirse, partnerinin ilgisini tekrar çekebiliyor.  Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) tarafından düzenlenen bir ankette 3 bin 290 evli kadına

‘Kocanızın sizi ilk günkü gibi arzuladığını düşünüyor musunuz?’

sorusu sorulmuş. Katılımcıların yüzde 72’si bu soruya ‘hayır’ diye yanıt vermiş.  Arzulanmadığını düşünen kadınların altı evresi var. Birinci evrede kadın kendini suçluyor. ‘Bedenim çekici değil. Artık eskisi gibi seksi değilim, kocama yetmiyorum’ diye düşünüyor. İkinci evrede eşini suçlamaya başlıyor. ‘Beni anlamıyor. Bana yeterince ilgi göstermiyor’ diyor. Üçüncü evre paranoya hali; eşinin kendisini aldattığını düşünüyor. Hatta daha da ileri gidiyor ve eşinin eşcinsel olduğundan bile şüpheleniyor. Beşinci evrede depresyona giriyor. Son evrede ise kabullenme ve seçim var; ya boşanacak ya bu hali kabullenip yoluna devam edecek…
Kadının derdi aslında genel olarak seks yapmak değil, arzulanmak. Arzulanmadığını düşünen kadının aslında kendine sorması gereken soru da; ‘Evliliğimde bir sorun mu var?’ olmalı. Evliliğin ilk zamanlarında her şey eğlenceli ve renkliyken, zamanla heyecan, tutku ve büyünün bozulması normaldir. Evliliğin doğal seyrinde inişler ve çıkışlar yaşanabilir. Önemli olan bunlara zamanında müdahale etmek, etkin iletişimle sorunları konuşmak, karşı tarafı dinlemek ve açık dille istemektir. Erkeklerin eşlerinden uzaklaşma nedeni genellikle eşine duyduğu öfke veya kırgınlık oluyor. Sürekli eleştirilen, başkalarıyla kıyaslanan, yaptıkları onaylanmayan, sürekli şikayet edilen bir adam eşinden uzaklaşıyor.

Onu geri kazanmak için…

Ona ihtiyaç duyduklarını verin: Erkekleri mutlu etmenin altı yolu var. ‘Yaptıklarını fark edip takdir etmek’ , ‘sizi mutlu etmeyi başardığını ona gülümseyerek göstermek’, ‘varlığına ve sunduklarına ihtiyaç duymak’, ‘erotizm sunmak’, ‘ihtiyaç duyduğunda yalnız kalmasına müsaade etmek’ ve ‘aşkla hizmet davranışlarında bulunmak.’
Sorunlarınızı açıkça konuşun: Sorunları halının altına süpürmekle onlardan kurtulamazsınız. Açıklık, dürüstlük ve iletişim, mutlu bir evliliğin yapı taşları. Aranızda anlaşmazlık çıkaran, çatışma yaratan konuları tek tek masaya yatırın ve kendi hatalarınızı kabul ederek birlikte çözüm yolları arayın.
Onu olduğu gibi kabul edin: Onu olduğundan farklı birine dönüştürmeye çalışmayın. Baskıcı, kontrolcü değil, duyarlı olun. Ona özen gösterin ama bunaltmayın, onunla ilgilenin ama sıkmayın.
İstemekten vazgeçmeyin: Eşinizden somut isteklerde bulunun. ‘Beni sevmiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun’ gibi soyut kavramlarla konuşmayın. Örneğin ‘Bu akşam eve geldiğinde beş dakikanı bana ayırmanı ve bana sarılmanı istiyorum’ deyin.
Değer verdiğinizi hissettirin: Kocanızı beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Onu dinleyin, onaylayın, takdir edin, başkalarıyla kıyaslamayın ve aşağılamayın.
Geçmişte yaşamayın: Geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar gündeme getirmeyin. Kendi hatalarınız için özür dileyin, onun hatalarını bağışlayın ve bugüne odaklanın.
Olumluya odaklanın: Sürekli yakınan, her şeyden şikayetçi olan birinin yanından kaçmak isteriz. Olumsuz düşünceler başkalarından önce size zarar verir ve herkesi mutsuz eder. Olumlu düşünün, konuşurken olumsuz sözcükler kullanmayın, gülümseyin.
Tensel temasınızı artırın: Durup dururken ona sımsıkı sarılın, hiç beklemediği anda bir öpücük kondurun, televizyon seyrederken elini tutun, yanağını okşayın. Yaşamınızda sekse öncelik verin ve onu asla geri çevirmeyin. Gerekirse partnerbasyon (eşin yaptığı mastürbasyon) yapın. Cinsel yaşamınızı rutininden çıkaracak fantezilerle süslemek için kendinizi hayal gücünüze bırakın.
Birlikte daha fazla vakit geçirin: Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin.

Posted on

Yoksa siz de mi duygusal tacize uğradınız?

Yoksa siz de mi duygusal tacize uğradınız?

Senin de günün kutlu olsun kardeşim…

Yine bir mart ayı, yine kadın hakları diye çırpınan insanlar, yine töre cinayetleri, eski eş terörü, şiddet, tecavüz ve kadının yanına ne yakışmayacaksa adının anıldığı diğer iğrenç şeyler…
Senin de günün kutlu olsun kardeşim, bir anlamı varsa hala senin için tabii…

Bu kadar büyük olayların yanında, ufak gibi görünen ama aslında bütün hayatımızı kaplayan bir konu var; duygusal taciz! Bir ilişkide belirsizlik düzeyi aşırı boyuttaysa, ‘önümü göremiyorum’ dediğimiz olay var ya, hah devamlı o noktada olduğumuz bir ilişkinin içindeysek, bir silkelenme zamanı geldi de geçiyor mu ne? Karşınızda kavgadan zevk alan, belirsizliği heyecan zanneden ve sizi geçmişte yaşadığı olumsuzluklar yüzünden cezalandıran biri olabilir.

‘Bir anı bir anına uymuyor’
İlişkinin başında sizi yerlere göklere sığdıramıyorsa, sanki yıllardır böyle bir ilişkinin hasretini çekmiş gibi davranıyorsa, bir anda neler olup bittiğini fark etmeden kendini onun ekseni içinde bulduysan, tam, ‘sanırım istediğim buydu’ diye düşündüğün an, ara ki bulasın adamı! Yok, yok, yok! Yer yarıldı da içine girdi. Bir anda iş yüklediler adamın üstüne, hatta hükümeti emanet ettiler yoksa bu kadar da yoğun olamaz canım! Bu noktada aslında bir durup düşünmek lazım. Ama tabii ki bu noktada düşünmek en son aklımıza gelen şey olacaktır.

‘Bu adam ne istiyor ya!’
İlişkiler üç aşamadan oluşuyor. Giriş; her şeyin en güzel, seksin en yoğun olduğu zaman. Gelişme; artık bu olay nereye gidecek sorgusu. Sonuç; evlilik olur, çocuk olur, aynı evde yaşamaya karar verme olur… Olmazsa da ayrılık olur. Giriş bölümünde sana zaten harikalar diyarını açmış adam, şimdi sıra geldi sinyal izlemeye. Evliliğe yaktığı sinyalleri anlamıyor musun? Bu çok normal, çünkü ortada öyle bir sinyal yok. Rüzgar nereye eserse durumu… Arkadaşı bu yaz evleniyordur, bir gaza gelir. Bir haftaya bir şeyi kalmaz merak etme. Bir fi lm izliyordur, orada baba olma fikri hoşuna gitmiştir, film bitince o his geçer korkma. Olan sana olacak, kafan sürekli karışık, devamlı ‘bu adam ne istiyor ya!’ sorularıyla dolu, çok sıkıcı.

Eski sevgilisini bir unutsa’
Hepimizin hayatında ‘ah keşke’ dediği geçmiş bir aşkı oluyor. Bir şarkıda aklına gelir, ne bileyim bir yaz gittiğiniz bir balıkçıda, eski bir kitabın arasında kalan notla falan filan. Ama ilişkinizi üç kişi yürütecek bir kıvama geldiyseniz, bir durun demek gerek artık. Her fırsatta eski sevgilisinin adı çıkıyorsa her yaptığı şeyde ‘onunla gitmiştik, onunla yemiştik, onunla plan yapmıştık’ diyorsa, ‘Eee onunla olsaymışsın madem Allah Allah ya!’ diye bir carlamak gerekli ama n’aparsın yapamazsın… Hayır yani, niye kıyaslanasın? Kendi ayakları üstünde
duran, eli yüzü düzgün, ne güzel bir kızsın. Sırf adam senden önce biraz vaktini iyi geçirdi diye bütün hayatını başka biriyle kıyaslanarak mı geçireceksin? Yapma, daha iyisini hak ediyorsun!

‘Aslında böyle bir insan değil’
Herkesin ortasında gereksiz şakalar yapan tipler vardır. Her ne hikmetse söyledikleri her kötü söz bunların sözlüğünde ‘şaka’ anlamını taşır. Arkadaşlar arasında ne kadar kötü yemek yaptığınızı, aslında çok uyuduğunuzu anlatır durur. Bir de tam siz bir şey anlatırken sizi yalanlama gibi bir huyu vardır ki, şeytan der al onun o kafasını diz kapaklarına vura vura… Neyse, kadına da erkeğe de şiddete hayır. Sürekli komik bile olmayan şakalarıyla sizi ezmeye çalışır. “Dışarıda herkese melek, evde yalnız kalınca canavar” ya da “Evde kedi gibi
dışarıda aslan” diyerek, sürekli olarak birilerine onun iyi biri olduğunu ispatlamak zorunda olacaksın… Değer mi?

‘Bırak, ben hallederim’ 
Size hiç iş yaptırmayan, sizi her gün işten alan, her sabah sizi uyandıran birinin varlığı rüya gibi gelse de, inanın öyle değil. İlk başlarda peri masalında gibi hissedersiniz, çünkü kıçınızı şuradan şuraya kaldırmazsınız. Ardından  kendinizi yetersiz hissetmeye başlarsınız. Bir süre sonra da sanki hiçbir şey başaramayacakmış gibi. Sanki bu adam hayatınıza girdiğinden beri bütün yetenekleriniz emilmiş gibi. Bakkala bile tek başına gidemez hale gelmişsiniz. Çaktırmadan, sinsice sizi kendine bağımlı hale getirmiş. Sigara, alkol, hatta uyuşturucudan bile daha kötü bir bağımlılık, bir insana bağlı olmak.

‘Senin yüzünden’
Bütün ilişki boyunca kendi kendinizin beynini yediniz. Bu ilişkiyi adam etmek için uğraştınız, alttan alma, üstten vurma, terk etme, sessizleşme, aklınıza gelen bütün taktikleri de yaptınız ama bir bakmışsınız sizden şikayetçi taraf olan o! Aaa bir bakmışsınız siz kendinizi düzeltmeye çalışıyorsunuz. Siz onun gözüne girebilmek için uğraşıyorsunuz. Bir süre sonra da zaten ağzınızı açmamaya, konuşmamaya, kendinizi göstermemeye başlayacaksınız. Çünkü ne zaman konuşsanız kavga sebebi olacak, ne zaman bir şey isteseniz, daha önceki istekleriniz suratınıza vurulacak. Bıktırma, sindirme ile istediği her şeyi elde edeceğine inanmış bir insan var karşınızda. Babasına çizdiği resimleri göstermeye uğraşan beş yaşında
küçük kız gibi olacaksınız. Sadece saçınızı okşayıp, ‘aferin’ demesi için onu mutlu etmeye uğraşacaksınız. Tabii istediğiniz buysa…

Posted on

Moda göğüsleri ele geçerdi!

moda,moda takip,moda göğüsleri ele geçirdi,moda memeleri ele geçirdi,moda son durum
Moda göğüsleri ele geçerdi! Moda sektörü hangi mafyanın elindeyse kurban olayım bıraksın artık. Belli başlı markaları giymen için sadece para vermen yetmiyor, bir de bunu hak etmen lazım. Mesela önümüzdeki yaz için neredeyse bütün tişörtler, bütün elbiseler memesiz kızlara göre yapılmış. Altına sutyen giyemeyeceğimiz şeyler var. Şimdi sıra memelerimize geldi! Bir ara madde bağımlıları gibi zayıflamamızı istediler, ikiletmeden yaptık. Yapılan her kıyafet, iki kilo fazla etin varsa sana uygun değildi çünkü. Aldık abuk subuk zayıflama haplarını. Yurt dışında mankenlerin pamuk yemelerini izleyip, evde denedik. O çay kilo atarmış; bu çay ödem atar diye diye Aktar Muhsin efendiyle seviyeli bir beraberliğe başladık. Bu yetmedi, sonra biraz sağlıklı olun dendi. ‘Şekerim kaslı durmak istemiyorum ben’ diye spora gitmeyen kadınlar, ‘Günde dört saatimi spor yaparak geçiriyorum’ demeye başladı. Hareket etmek doğamızın bir parçası, konforla zaten biz bunu biraz körelttik anlıyorum ama ya sizce de günde dört saat spor nedir Allah aşkına? Gün dediğin zaten kaç saat. Sağlı sollu parlak taytlarla koşan kadınlar her bir yanımızı sardı. Ardından bu da yetmedi, popoyu biraz büyütmek lazım dendi. Önce bir mutlu oldum, ‘Ee zaten popom büyük, oley!’ diye evde taklalar attım ama kalite kontrol standartlarına uygun çıkmadı popom. Türk kadını poposu değilmiş bahsettikleri. Düz, yayvan ve yer yer aşağı doğru akanlısından değil de hormonlu erik kıvamında istiyorlarmış meğer. Arkana iki basket topunu bağlamışsın gibi duranından. Her bulduğumuz yerde çömeldik çömeldik dikeldik. ‘Sen de çömel kız, günde 10 defa yap 21 gün sonra uyanınca Kardashian’lardan biri oluyormuşsun’ diye eşi dostu da aramıza aldık. Duvara vura vura yağlarını erittiğimiz popoları bu kez büyütmeye çalıştık. Buraya kadar da tamamdı ama şimdi memelerimizi kesmemizi istiyorlar! Göğüs bir anda oryantal duran bir şey haline geldi. Meme dekoltesi ucuz durdu. Büyük memeliysen mesela hipster gibi görünemezdin. Spor kıyafetlerin içinde memesiz kızlar ‘fit’ dururken, onlardan alt tarafı bir cup büyüksün diye sen ‘ciciş’ gibi duruyordun. Hipster olamıyordun mesela, yanlarında memelerin yüzünden sırıtıyordun. Gömleğini boğazına kadar iliklemek koca memelerin harcı değildi. Oysa daha çok değil, bilmem kaç sene önce arkadaşların memelerini tutup, ‘Yaptıracağım meme işte bu kadar olmalı’ diye seni örnek gösteriyordu. ‘Ya memelerin var, tabii rahat rahat konuşursun’ diyenler bir bir ortadan kayboldu. Önce sırtı açık kıyafetleri dayadılar. Yetmedi omuzları açtılar. Daha çok kan istediler sonra koltuk altını oydukça oydular. Bu arada sadece minik memişli olman çare değil. Üstüne pürüzsüzlük ve kıvamında bir nipple gerekli idi. Olmayanlara ise dantelli bebek avucu kadar sutyenleri verdiler, ‘Al altına bunu giyersin’ diye. Halamlar olayı anlamadı, ‘Kocaman kadın oldun, iç çamaşırını gösteriyorsun bu ne hal’ diye mahalleye almadılar. Instagram’da güzel duran her şey, mahalleye yakışmadı. Ben pes ediyorum kız kardeşlerim. Valla bana ne sundularsa, içine girmek için senelerdir uğraşıyorum zaten. Ama bu meme olayı beni aşar. Artık olayın normal seyrine dönmeye karar verdim. Kendi sağlığım için yiyeceklerimi yerim. Bedenimin kabul buyurduğu sürece sporumu yaparım. Daha da ötesine karışmam. Bunlara yüz verdikçe astarını istemeye başladılar.

Moda göğüsleri ele geçerdi!

Moda sektörü hangi mafyanın elindeyse kurban olayım bıraksın artık. Belli başlı markaları giymen için sadece para vermen yetmiyor, bir de bunu hak etmen lazım. Mesela önümüzdeki yaz için neredeyse bütün tişörtler, bütün elbiseler memesiz kızlara göre yapılmış. Altına sutyen giyemeyeceğimiz şeyler var. Şimdi sıra memelerimize geldi!

Bir ara madde bağımlıları gibi zayıflamamızı istediler, ikiletmeden yaptık. Yapılan her kıyafet, iki kilo fazla etin varsa sana uygun değildi çünkü. Aldık abuk subuk zayıflama haplarını. Yurt dışında mankenlerin pamuk yemelerini izleyip, evde denedik. O çay kilo atarmış; bu çay ödem atar diye diye Aktar Muhsin efendiyle seviyeli bir beraberliğe başladık. Bu yetmedi, sonra biraz sağlıklı olun dendi. ‘Şekerim kaslı durmak istemiyorum ben’ diye spora gitmeyen kadınlar, ‘Günde dört saatimi spor yaparak geçiriyorum’ demeye başladı. Hareket etmek doğamızın bir parçası, konforla zaten biz bunu biraz körelttik anlıyorum ama ya sizce de günde dört saat spor nedir Allah aşkına? Gün dediğin zaten kaç saat. Sağlı sollu parlak taytlarla koşan kadınlar her bir yanımızı sardı. Ardından bu da yetmedi, popoyu biraz büyütmek lazım dendi. Önce bir mutlu oldum, ‘Ee zaten popom büyük, oley!’ diye evde taklalar attım ama kalite kontrol standartlarına uygun çıkmadı popom. Türk kadını poposu değilmiş bahsettikleri. Düz, yayvan ve yer yer aşağı doğru akanlısından değil de hormonlu erik kıvamında istiyorlarmış meğer. Arkana iki basket topunu bağlamışsın gibi duranından. Her bulduğumuz yerde çömeldik çömeldik dikeldik. ‘Sen de çömel kız, günde 10 defa yap 21 gün sonra uyanınca Kardashian’lardan biri oluyormuşsun’ diye eşi dostu da aramıza aldık. Duvara vura vura yağlarını erittiğimiz popoları bu kez büyütmeye çalıştık. Buraya kadar da tamamdı ama şimdi memelerimizi kesmemizi istiyorlar! Göğüs bir anda oryantal duran bir şey haline geldi. Meme dekoltesi ucuz durdu. Büyük memeliysen mesela hipster gibi görünemezdin. Spor kıyafetlerin içinde memesiz kızlar ‘fit’ dururken, onlardan alt tarafı bir cup büyüksün diye sen ‘ciciş’ gibi duruyordun. Hipster olamıyordun mesela, yanlarında memelerin yüzünden sırıtıyordun. Gömleğini boğazına kadar iliklemek koca memelerin harcı değildi. Oysa daha çok değil, bilmem kaç sene önce arkadaşların memelerini tutup, ‘Yaptıracağım meme işte bu kadar olmalı’ diye seni örnek gösteriyordu. ‘Ya memelerin var, tabii rahat rahat konuşursun’ diyenler bir bir ortadan kayboldu. Önce sırtı açık kıyafetleri dayadılar. Yetmedi omuzları açtılar. Daha çok kan istediler sonra koltuk altını oydukça oydular. Bu arada sadece minik memişli olman çare değil. Üstüne pürüzsüzlük ve kıvamında bir nipple gerekli idi. Olmayanlara ise dantelli bebek avucu kadar sutyenleri verdiler, ‘Al altına bunu giyersin’ diye. Halamlar olayı anlamadı, ‘Kocaman kadın oldun, iç çamaşırını gösteriyorsun bu ne hal’ diye mahalleye almadılar. Instagram’da güzel duran her şey, mahalleye yakışmadı. Ben pes ediyorum kız kardeşlerim. Valla bana ne sundularsa, içine girmek için senelerdir uğraşıyorum zaten. Ama bu meme olayı beni aşar. Artık olayın normal seyrine dönmeye karar verdim. Kendi sağlığım için yiyeceklerimi yerim. Bedenimin kabul buyurduğu sürece sporumu yaparım. Daha da ötesine karışmam. Bunlara yüz verdikçe astarını istemeye başladılar.

Posted on

Sağlıklı cinsel yaşam bu organik sır ile mümkün

flavonoid Nedir,flavonoid,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık,sağlıklı cinsel,cinsellik ve organik beslenme,organik beslenme,sağlklı beslenme,sağlıklı yaşam,cinsel yaşam,sağlıklı yaşamak için ne  yapmalıyım
flavonoid Nedir,flavonoid,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık,sağlıklı cinsel,cinsellik ve organik beslenme,organik beslenme,sağlklı beslenme,sağlıklı yaşam,cinsel yaşam,sağlıklı yaşamak için ne yapmalıyım

Sağlıklı cinsel yaşam bu organik sır ile mümkün

Birçok çiftin hayatında önemli bir yer tutan cinsel yaşam için fiziksel sağlığı korumak ve elbette bunun için de beslenmeye dikkat etmek önem taşıyor. Sağlıklı cinsel yaşam için herkes doğru beslenmenin sırrını ararken çözüm bilim adamlarından geliyor. Son araştırmalar cinsel yaşamda sağlık ve mutluluk için bakın hangi besini öneriyor.

Cinsel yaşamın anahtarı

İngiltere’de bulunan East Anglia Üniversitesi’nde bulunan bir grup bilim insanı tarafından gerçekleştirilen bir çalışmanın sonuçlarına göre yaban mersini, sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayat için gizli bir sır olabilir.

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi (The American Journal of Clinical Nutrition) ‘nde yayınlanan makaleye göre flavonoid adı verilen içerik bakımından zengin olan besinler arasında başı çeken yaban mersini sağlık için büyük bir yer tutuyor.

sağlıklı cinsel yaşam

Nedir bu flavonoid?

Flavonoid adı verilen bu madde, bitkisel menşeyli bir bileşiktir. Bu bileşiğin güçlü antioksidan etki göstermesi sayesinde iltihap ve enfeksiyonlar azalır, damar yapısı ve kan dolaşımı düzene girer. Bu sayede hücrelerin ve dokuların beslenmesi desteklenerek vücutta oluşan hasar onarılır ve bünye yaşlanmaya meydan okumaya başlar. Organik yaban mersininin köklerinde yoğun şekilde bulunan bu bileşen ile çağın hastalıkları Alzheimer ve kansere karşı da korunmanız sağlanır.

Sağlıklı damar oluşumu demek sadece bünyenizde böyle bir gençleşme demek değil elbette. Damar yapısında düzelme sağlayan yaban mersini sayesinde ereksiyon problemleri de sona erebilir.

sağlıklı cinsel yaşam

Sadece yaban mersini mi?

Yaban mersininin şu an için sağlıklı cinsel yaşama özellikle de erkekler için büyük faydası olduğunu biliyoruz. Ancak organik ürünlerin sunduğu doğanın armağanı faydalar sayesinde elbette sağlıklı bir cinsel yaşam için tüketmeniz gerekenler sadece yaban mersini ile sınırlı kalmıyor. Elma, kayısı, armut, çilek, ahududu tüketmeniz gereken organik meyveler arasında başta gelirken, soğan, pırasa, domates, brokoli, maydanoz, yeşil çay içerisinde de yoğun şekilde flavonoidlerin bulunduğu biliniyor.

Bir önceki yazımız olan Veganların Hamileyken Beslenme Konusunda Nelere Dikkat Etmesi Gerekiyor? ile veganların hamilelik sürecinde beslenme konusunda dikkat etmesi gerekenleri öğrenebilirsiniz.

Posted on

OFFLINE HAYAT

OFFLINE HAYAT

offlıne hayat,detoxlu hayat,rahat hayat,güzel hayat,ömür boyu rahat yaşam,doğal güzellik

Bir süreliğine fişi çekmeye ve her anlamda “off” olmaya ne dersiniz? Dijital detoksla sadece tatilde değil; günlük hayatta da daha hafif bir hayatın keyfini çıkarabilirsiniz. Geçtiğimiz gün iki yaşındaki kızıma masal okurken, bir yandan da mütemadiyen cep telefonumdan e-postalarımı, Instagram ve Facebook hesaplarımı kontrol ederken buldum kendimi. Hiç de yabancı gelmiyor değil mi, bu sahne size? Oğluma ödevlerini yaptırırken yine bir elim cep telefonumdaydı. Sonra yemek yerken, yolda yürürken veya alışveriş yaparken, uykuya dalmadan önce her daim “online” yaşamak istediğimi fark ettim. Yoksa bir teknoloji bağımlısına mı dönüştüm?

Ünlü mankenlerin podyumdan indikten sonraki stillerinin peşine düşen, Models off Duty (fuckyeahmodelsoffduty.tumblr.com) adlı blog, isminden de anlaşılacağı gibi “off” olan, kısaca “çalışmayan” ama stil sahibi görünümleriyle aslında her daim “on” olan mankenlerin izini sürüyor. Tıpkı çalışmadığımız süre boyunca bile artık sürekli “online” hayat süren bizler gibi… Gerçekten de akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve laptop’ların egemen olduğu bir dünyada her daim online yaşıyoruz artık.

Online derken, burada sadece teknolojik bağımlılıktan değil; sürekli üretme, koşturma ve etkinlik düzenleme merakından da bahsediyoruz aynı zamanda. Kısaca mutlak bir çalışma, bir şeylerle uğraşma obsesyonu da diyebiliriz buna. Hafta sonları çocuklarımızı bir spor etkinliğinden bir başka kültürel etkinliğe sürüklerken, akşamları arkadaşlarımızla sosyalleşme peşinden koşarken, eve yemeğe çağırdığımız dostlarımıza nasıl özgün bir menü hazırlayacağımızın stresini yaşarken de, hep bu online moddayız. Sizleri düğmeyi kapatmaya ve dijital detoks yapmaya davet ediyoruz. Bizi izlemeye devam edin!

TEMBEL ANNELİK
Öncelikle mükemmel annelik sendromundan kurtularak başlayabilirsiniz işe. Her cumartesi sabahı sıkılmadan hazırladığınız o mükellef kahvaltıdan vazgeçerseniz kimse açlıktan ölmez, merak etmeyin! Peki ya kahvaltı sonrası yüzme dersine gitmekten, ardından satranç etkinliğine katılmaktan, sonra da doğum günü partisinde diğer annelerle, çocuklarınızın ortak sorunlarını tartışmaktan yorulmadınız mı?

OFFLINE KAÇAMAKLAR
Sürekli online yaşama ve çalışma hali tatilde de devam ediyor. Öyle ki, çoğumuz akıllı telefonlarla birlikte işimizi sadece eve değil; tatile de taşıyoruz. Online seyahat şirketi Expedia’nın 2013 yılında yaptığı araştırmaya göre, Amerika’da tatile çıkanların yüzde 67’si e-postalarını uzaktan düzenli kontrol ediyor. Fransa’da bu oran, yüzde 60’larda.

Tembel anne yaklaşımının (The Idle Parent, www.idler. co.uk) kurucusu, “Tembel Ayaklanması” (How To Be Idle) kitabının yazarı İngiliz Tom Hodgkinson, slow anneliğe methiye düzerken; bütün anneleri offline yaşamaya davet ediyor. Çocukları aktivitelerle boğmak yerine evde onlarla hiçbir şey yapmadan vakit geçirmenin hem ne kadar meşakkatsiz, hem de ne kadar keyifli olduğuna değiniyor. Örneğin alışveriş merkezinin gürültüsünde sinema bileti sırası beklemek yerine evde çocuğunuzla birlikte uzun bir siesta yapmaya ya da müzik dinlemeye ne dersiniz? Yaşasın programsız günler!

Yepyeni bir trend olarak hayatımıza giren dijital detoks (www.thedigitaldetox.org), internet bağımlılarına, online obsesiflerine özgürlük vadediyor; onların kitap okumak, yemek pişirmek veya dalgaların sesini dinlemek gibi offline hayatın keyifli yanlarını deneyimlemelerini sağlıyor. Dijital detoksun, aşırı çalışmaktan ve sürekli online yaşamaktan doğan iletişimsizliğe yepyeni alternatif sunacağı da konuşuluyor. Aşırı bilgi akışının ve iletişim ağırlığının dikkat kabiliyetini yoksullaştırdığı, detayların gözden kaçmasına sebebiyet verdiği yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki, bazı şirketler verimi artırmak için “offline kaçamaklar” yaratıyor. Örneğin Burger King, Facebook hesabını kapatanlara whoopper hediye ederken; Kit Kat, çalışanlarına internet bağlantısı olmayan mekanlar sunuyor.

SOSYALLEŞME HALLERİ PEK YORUCU!
Ve hafta sonu gelir, geldiği gibi de tüm sosyalleşme, program yapma, çeşitli aktivitelere katılma, evde arkadaşlarını ağırlama mecburiyetini de beraberinde taşır. Cuma akşamı herhangi bir programa dahil edilmediniz ve kendinizi dışlanmış hissediyorsunuz. Bunun acısını çıkarmak için cumartesi gecesi büyük bir davet verme kararı aldınız. “Defneyle tütsülenmiş kaz ciğerli dülger balığı dolması mı yoksa beğendili somon balığı mı hazırlasam?” diye kafa yorarken; daha misafirler gelmeden yoruldunuz bile. Pazar gününü de boş bırakmamak lazım! Sosyal medya hesaplarınızdan her an, evde, dışarıda arkadaşlarınızla, çeşitli ortamlarda ne kadar aktif, “online” ve sosyal olduğunuzu göstermeniz gerek ne de olsa. Sosyal medya dünyasında var olmak da, apayrı bir mesai istiyor bu arada…

Bırakın bu zorunlulukları, yalnızlığın ya da sevgilinizle birlikte anın keyfini çıkarın. Korkmayın tembellikten! Cuma akşamları programsızlığın verdiği hafiflikle boş boş oturun veya sahilde sakin bir yürüyüşe çıkın. İlla arkadaşlarınızla olmak istiyorsanız, dışarıdan yemek siparişi verin, evde yemek hazırlamaktan vazgeçin! Çıkın sokağa ruh haliniz sizi nereye götürüyorsa oraya gidin; düşünmeden, kafanızda bir şeyler kurmadan… Hayatta olup biteni “dışarıdan”, bilgelikle seyretmek ve offline yaşamak, emin olun size çok iyi gelecek! Koskoca ve bomboş bir hafta sonu ertesi pazartesi sabahı fişi tekrar takabilir, online hayata geri dönebilirsiniz.

CEP TELEFONSUZ BİR TATİLE CESARETİNİZ VAR MI?
Dijital detoks, günümüzün en popüler seyahat trendlerinden biri. Sizin için internetsiz, Robinson misali yaşayabileceğiniz bir mekan ve otel listesi hazırladık.

– Westin Dublin (İrlanda): Dijital detoks paketi uygulayan otele giriş yaparken tüm elektronik eşyalarınızı özel bir kutuya koyup resepsiyona teslim ediyorsunuz. Detoks boyunca özel bitki çayları ve masaj programlarıyla dinleniyorsunuz.

– Lifehouse Spa (İngiltere): Sadece elektronik eşyalara değil; sigara gibi zararlı alışkanlıklara da tatil boyunca elveda diyorsunuz. Organik çorbalar, taze meyve suları ve bitkisel çaylarla hoş geldin dijital detoks!

– Echo Valley and Spa (Kanada): Adeta bir çiftlik hayatı sürebileceğiniz bu otelde, yoga derslerine katılabilir, doğayla iç içe yaşayabilirsiniz.

– Türkiye’de dijital detoks programı öneren oteller henüz mevcut olmasa da Olimpos, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’nda tamamen offline bir tatil geçirebilirsiniz.

Yazı: SELİN MİLOŞYAN

Posted on

KADINLAR KİMİN İÇİN SEKSİ GİYİNİYOR?

KADINLAR KİMİN İÇİN SEKSİ GİYİNİYOR?

KADINLAR KİMİN İÇİN SEKSİ GİYİNİYOR?

Yüzde en kadın gülücükler. Ayakta en çıldırtıcı topuklar. Biraz fazla mı güçlü kırıttık acaba? Olmadı. Yine aşkla çalmadı telefonlar!

Kendiniz için mi giyinirsiniz, erkekler için mi? Ben, yalnız ve yalnızca kendim için giyinirim efendim. Yalan söylemeyi de çok severim. Dürüst olmanın faydasını henüz görmedim. Hala bir yanımla beklemekteyim. Her neyse, bu tıpkı “sanat için sanat/toplum için sanat” ikilemine benziyor. Kendin için giyinmek, sanat için sanat yapmak gibiyken; erkekler için giyinmek toplum için sanat yapmaya benziyor. E yazılarım ve tüm benliğimle toplumsalcı olduğum söylenebileceğine göre, ne yazık ki erkekler için giyindiğim sonucu mu ortaya çıkıyor?

Bir de kadınlar var tabii ki. Onlar için de giyinenlerimiz var. Almayayım. Kadınlar için hiç giyinmedim. Bu kadar sıkıcı bir nedenle giyineceğime öteki bedbaht seçeneği, erkekler için giyinmeyi seçerim! Kadınlar için giyinmeyi seçersem ”yeni feministler”i, erkekler için giyinirsem ”eski feministler”i sinir ederim.

Alışveriş yaparken erkek beğenisini aklınızda tutar mısınız mesela? ”Bu dolgu topuklu ayakkabılar çok güzel ama erkekler bunlardan nefret eder; zaten yaşım da geçiyor, vakit kaybetmeyeyim. Şu Louboutain’ları alayım da bir kaç garibi erkeği memnun edeyim, bedenimi de arzulanabilir yapayım” demez misiniz hiç? Kırmızı tabanlılar alınır, üzerine daracık bir deri pantolon seçilir. Göğüsler fırlatılır. Saçlara fön. Rimelsiz olmaz. Allıksız yüzünüze kimse bakmaz. (Öyle sanıyorsunuz!)

KADINLAR KİMİN İÇİN SEKSİ GİYİNİYOR? Seksolog Ivan Bloch’a göre tepeden tırnağa cinsellik olan siz, cinselliğini tek bir noktaya yerleştirmiş, onu itinayla vücudundan ayırmış bir adamla buluşmaya gidersiniz. Bloch’a göre, erkeğin kıymetli okunun tek hedefisiniz!

KADINLAR KİMİN İÇİN SEKSİ GİYİNİYOR? Gerekeni yaptınız. Her şey güzel. Ama o geceden sonra ne arayan var, ne soran. Olabilir. Kimse kimseyi aramak zorunda değil. O kadar uğraşmasaydınız. Siz makyajınızı silene kadar adam çoktan üç çuval doldurmuştur uykusuyla. Ne diye bu kadar uğraşırsınız?

Uzmanlara göre günün yarım saatinden fazlasını saçınız, başınız ve giydiklerinizle alakalı düşüncelere dalarak geçiriyorsanız, alarm vermektesiniz. Yarım saate kadarı olur. Hem, bu harcadığınız yarım saat sizi iş yerinde de “sağlıklı, güvenilir ve heteroseksüel” yapar! Zira bilirsiniz ki yalnızca hasta, sahtekar ve lezbiyen olduklarında makyaj yapmaz kadınlar! İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kadınların çoğu alışveriş için 21, kız arkadaşlarıyla buluşmak için 54, hayatının erkeği içinse 59 dakikada hazırlanıyor. Hayatımızın erkekleri adına bunu çok aşağılayıcı bulduğumu söylemek isterim. Bu ne depresif bir ahvaldir. Ben erkek olsam kadınımın benimle buluşmadan önceki geceyi hazırlanarak geçirmesini tercih ederdim. Ancak o zaman değerli hayatımın gecelerini onunla geçirirdim!

Posted on

Tek Erkekle İlişki Çok Zor 1

seks,cinsellik,aşk,kadın,erkek
seks,cinsellik,aşk,kadın,erkek

Tek Erkekle İlişki Çok Zor 1

Erkeğin “güçlü” dürtülerinin onu çok eşliliğe meylettirdiği, kadınlarınsa annelik ve şefkat duygularıyla sarmalanmış, neredeyse aseksüel varlıklar olduğu inancıyla büyüdük, büyütüldük; tıpkı iktidarın da öngördüğü üzere… Arzu ve cinsel hazzın kadına dair de olduğunu, tek eşliliğin sadece erkekleri değil kadınları da boğabileceğini anlatan, her alanda olduğu gibi ilişkilerde de kadın-erkek eşitliğini savunan bir yazı okuyacaksınız.

Hastalıkta ve sağlıkta, iyi ve kötü günde, yoksullukta ve bollukta, ölüm bizi ayırana kadar tek eşli kalacağımıza, o insanla birlikte olacağımıza yemin ettik ve hala ediyoruz çoğumuz. Ne büyük söz! Peki tutuldu mu bu yeminler? Yanıtlar farklı olabilir. Kağıt üzerinde, hukuki olarak çoğumuz ölene dek monogam bir hayat sürebiliriz. Ama kurumsal tek eşlilik çoğu zaman çok eşli olmayı engellemiyor. Amerika’da yapılan bir araştırmanın, erkeklerin yüzde 70’inin, kadınların da yüzde 40’ının evlilik dışı kaçamak yaptığını açığa çıkarması, toplumlarda monogami ve poligaminin aynı anda yaşandığını gösteriyor. Doğada hayvanlar aleminin yüzde 98’inde de monogaminin olmadığını biliyoruz.

Aşk dorukta yaşanırken, gözlerimiz henüz bozuk ken, sevgilinin kusursuz ve dayanılmaz, ilişkimizinse tek ve yepyeni olduğuna dair inanç sonsuzken verilir sözler. Sonra aşk zamana ya da çoğu kez kurumsallaşmaya yenik düşer. Yerini sevgiye, dostluğa, dayanışmaya, birlikte vakit geçirmeye, sorumluluğu bölüşmenin zevkine, huzura, güven ve özgüvene bıraktığında ilişki boyut değiştirerek devam eder ama adı aşk olmaz. Tek eşlilik bunlarla beslenir ve mümkündür, kişilerin seçimleri, karakterleri ve hayattan beklentileri doğrultusunda. Ama aşk oyunu ve gizem sona erdiğinde, katı sadakat yemini baskı yapıp sıkıntı verdiğinde, aşk mutluluğa erip de sıradanlaştığında yepyeni bir gizem peşinde koşmaya başlar, yepyeni heyecanlar ararız. İçimizdeki dürtüler ve hormonlar bizi üçüncü bir kişiye yöneltirken tek eşlilik son bulur; kurumsal olarak monogami devam etse de. Oscar Wilde, “Kadınlar, tüm aşk hikayelerini sonsuza dek sürdürmeye çabalayarak onları ziyan ederler” diye boşuna dememiş.

Her şeyin çok hızlı yaşandığı günümüzde hiçbir şey sonsuza dek sürmüyor. Evlilikler de keza. Bitmeyen evliliklerin, kağıt üzerinde devam eden monogamilerin de çok eşlilik barındırdığını asla unutmayalım; aldatma rakamlarının teyit ettiği üzere. Tek kişiyle bir ömür geçirmenin “sırrını” ya da “mutlu aldatmaca”sını konuşurken monogamiden çok eşliliğe, cinsellikten ahlaki kurallara uzanan geniş bir pencereden bakıyoruz “aşka”.

Posted on

Cinsel Hayatınızda ten uyumu

seks,seks hakkında, cinsel yaşam
seks,seks hakkında, cinsel yaşam

TEN UYUMU

NEDİR?


Cinsel yaşam üzerinde bu kadar etkili olan vücutları birbirine bağımlı hale getiren ten uyumunun olup olmadığını nasıl anlayacağız? Op. Dr. Gökçen Erdoğan “Birbirimizden ayrılamayız ya da onun nefesini hissetmeden yaşayamam diyen çiftler var. Karşınızdakinin dokunmasına karşı koyamazsınız, onunlayken hayatın akıp gitmesi umurunuzda olmaz, seversiniz sonuna kadar bağlanırsınız, yaşamla tüm bağınız o olur, onsuz hayat asla düşünmezsiniz, elini elinizde dudağını dudağınızda hissedersiniz. En önemlisi de hayatınızın cinsel alanı sadece ona tahsis edilmiş olur. Birbirinizin cinsel anlayışına hitap edersiniz, yatakta yaptığı her şey size hoş, sizin yaptığınız her şey ona müthiş gelir, bitmesini istemezsiniz kısacası cinsel olarak onunla var olmak istersiniz. Bu filmde başrolde aşk vardır, filmin yönetmeni ise ten uyumudur” diyor.

Cinsel olarak fiziksel çekim aslında ilk başta hissedilebiliyor. O kişiye daha farklı dokunur onu daha farklı öpersiniz. Op. Dr. Gökçen Erdoğan’a göre ilk dokunduğunuzda içiniz bir tuhaf olur. Tüm damarlarınızın attığını hissedersiniz, özellikle de genital bölgenizde bir hareketlenme olur, onu ister onu arzularsınız, dudaklarınız kurur.

İLİŞKİ YOK, SADECE CİNSELLİK VARSA
Günümüzde sadece cinselliğe bağlı ilişkilerin yaşanmasındaki en önemli sebep tekdüzeliğin dışına çıkmak, farklılık ve heyecan aramak oluyor. Fakat işin daha içsel yönüne bakıldığında karşılık beklemeden yaşanan, sorumluluk hissettirmeyen mutlu olma arzusu da var. Hep aynı kişiyle olmanın verdiği monotonluk insanları bu tür ilişkilere itiyor. Op. Dr. Gökçen Erdoğan, “Hem kadının hem de erkeğin heyecanlanma lüksü var. İçinde endişe ve yakalanma korkusu barındıran tek olay kaçamak tek gecelik bir ilişki oluyor. Fakat bu ilişkiler ilk başta fark edilmese de bağımlılık yapabiliyor. İki taraf bu durumu kabulleniyorsa ilişki normal kabul edilebiliyor, fakat eğer bu sürekli hal alır ve alışkanlık yaparsa işin psikolojik boyutunu araştırmak gerekiyor” diyor. Ten uyumu duygusallık olmadan yaşanan ilişkilerin temel sebebi olabiliyor. Ama ten uyumunu yakalamak zor. Yakalandığında ise bırakmak zor oluyor. Çünkü fiziksel, cinsel ve ruhsal uyumun toplamı oluyor. Bu da yaşamınızda, beyninizde, kalbinizde, cildinizin altındaki kan damarlarında ve sinirlerde yani tüm vücudunuzda hissediliyor.

HORMONLARLA İLİŞKİSİ VAR
Her insanın teni farklı. Ten uyumu ve cinsellik arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmada feromon adı verilen moleküller keşfedildi. Aşkı bile kontrol eden bu zerrecikler burundan havayla beraber alınarak beyne iletiliyor ve bir ten haberleşmesi oluyor. Bu maddeler sayesinde kişinin ruh hali ve davranış şekilleri değişiyor. Örneğin yumurtlama dönemindeki kadınların etrafa yaydığı feromonlar erkeklere daha çekici geliyor. Feromonlar, vücudumuzun salgıladığı hormonlardan sadece biri.

Posted on

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor.  27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6’sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi.  Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40’ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar!  Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var!  Üstelik sorun bununla da sınırlı değil.  Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor.  Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor.  Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”.  
KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN
Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor:
1. İlişkideki duygusal problemler
2. Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar
3. Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar
4. Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi)
5. Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi)
6. Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar)
7. Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri
8. Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı  gibi)
9. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak
10. Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam
TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? 
Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile Ağrı hastalıkları ve Vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor.  En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor.  Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor.  Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor.  Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor.  Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor.
2002 yılından itibaren  Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle:
Vajinismus 31%
Cinsel İstekte Azalma %24
Orgazm Sorunları %12
İlk Gece Korkusu %9
Kızlık Zarı %7
Uyarılma Sorunları %7
Kısırlık %4
Hamilelikte Cinsellik %4
Diğer %2
KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL!
Kadınlarda  cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor.  Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor.  Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı  kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor.  Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor.  Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor.  Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması)  sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor.  Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor.
DUYGUSALLIK ÖN PLANDA 
Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip.  Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor.  Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor.  Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor.  Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor.  Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor.
TEK BİR HAP ÇÖZMEZ!
Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım  problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak.  Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak.  Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor.  Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var.  Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor.   Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Posted on

Bayanlar adına cinsel bir isteksizlik

Bayanlar adına cinsel bir isteksizlik

Açıklama

Bayanlar adına cinsel bir isteksizlik artık tamamen tarihe karışmış durumda. Bunun için de artık birçok uzman doktorun da tavsiye ettiği gibi son derece büyük bir etkisi olan ve birçok kadının cinsel isteksizliğini tam bir şekilde ortadan kaldıran birbirinden değişik bayan azdırıcı damla çeşitleri bulunmaktadır. Üstelik bu tür bir ürün çeşidi bunun tam aksine kadını birçok erkekten çok daha fazla bir şekilde cinsel bir istek duymaya itmektedir.  Bu tür bir ürün çeşidinin kullanım kısınma gelinecek olursa eğer bunun için de bir yiyecek veya içecek ile nu tür bir damla çeşidi alınabilir.

Koku

Her hangi bir kokusu bulunmamakla birlikte yiyecek ya da içecek içerisinde hiçbir şekilde anlaşılmaz.  Üstelik bu tür bir ürün çeşidi bayan azdırıcı damla eczane ile ya da son derece büyük ve kaliteli her hangi bir internet cinsel alış veriş sitesinden de temin edilebilmektedir. Bu güne birçok kadının kullandığı ve kullanıldığı gibi son derece büyük bir etki yaratan bu bayan azdırıcı ürün çeşitleri adına oldukça olumlu geri dönüşler yaşanmaktadır.

Posted on

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

 

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

Cinsel hayatın renkli olması her çift açısından beklenmektedir. Ancak, pek çok dış faktör nedeni ile aşk dolu, ateşli ve zevkin doruklarında yaşanabilecek cinsel yaşam neredeyse yok olma düzeyine gelmektedir. Pek çok sebep ile ortaya çıkan cinsel isteksizlik gibi hususlar, destek ürünü ile ortadan kaldırılabilmektedir. Bu ürünlerin başında gelen geciktiriciler erken boşalma yaşayan erkeklerin sorununa çare olurken, bu konudan muzdarip kadınların da kurtarıcısı gibidir.

Kayganlaştırıcı Ürünler

Bir diğer destek ürünlerinden biri olan kayganlaştırıcılar da, yine rahat ve kolay cinsel birleşmenin yaşanabilmesi için oldukça önemli bir üründür. Kadın ve erkeğin zevk dolu cinsel birleşme yaşayabilmesinin temel anahtarlarından biri olan kayganlık hissini ortaya koyabilen bu ürün sayesinde hem hanımlar hem de erkekler mutluluğa kavuşabileceklerdir.

Penis Büyütücü Ürünler

Daha büyük bir penisim olsun diyen erkek için de penis büyütücü ürünler öne çıkmaktadır. Bu sayede hem görsel açıdan hem de işlevsel açıdan kadını doyuran bir penis boyutuna erişen erkek de iktidarını ortaya koymaktadır. Siz de bu ürünlerin sahibi olabilmek için hemen satın alabilirsiniz.

Kayganlaştırıcı Ürünler

Bir diğer destek ürünlerinden biri olan kayganlaştırıcılar da, yine rahat ve kolay cinsel birleşmenin yaşanabilmesi için oldukça önemli bir üründür. Kadın ve erkeğin zevk dolu cinsel birleşme yaşayabilmesinin temel anahtarlarından biri olan kayganlık hissini ortaya koyabilen bu ürün sayesinde hem hanımlar hem de erkekler mutluluğa kavuşabileceklerdir.

Posted on

Kamagra jel nedir

Kamagra jel nedir

Kamagra Jel Nedir

Erkeklerde bayanlara karşı büyük bir cinsel güç farkı vardır. Bir bayanın cinsel gücü ile bir erkeğin cinsel gücü hiçbir zaman eşit değildir. Bu erkek hormonsal ve vücutsal yapılarından kaynaklıdır. Cinsel deneyimler göz önüne alındığında bayanların erkeklerin bu önde oluşlarını dayanıklılıklarını benimsedikleri gözlemlenmiştir. Ancak şöyle bir şeyde vardır ki bir erkeğinde güç sınırları bellidir.Kamagra jel nedir Özellikle bu erkek düzenli bir seks hayatına sahipse gücünü her gün aynı olacak şekilde maalesef i koruyamaz. Buda partnerinin gözünde düşmelere sebep olabilir. Çünkü cinsel deneyimlerde erkeklerden her zaman için bir öncekinden daha üst performans beklenmektedir. İşte bu beklentiyi de sağlamak için erkeklerin muhakkak ek besin ve yardımcı gıda takviyelerinden destek almaları gerekmektedir. Bu konuda sizlere her zaman için öncelikli olarak önerilerimizden biri dünya üzerinde milyarlarca satış grafiğine ulaşan kamagra oral jelly ürünüdür. Son derece basit bir kullanıma sahip olan bu ürün bazı erkekler arasında evlilik kurtaran formül olarak da bilinmektedir. Harika bir etki vermesinin yanında uzun süren vücut direncini de sağlamaktadır. Yani buda ne demek oluyor hem cinsel açıdan hem de kondüsyonel açıdan tam anlamı ile başarılı bir erkek olursunuz.

Kamagra jel performans artırıcıdır

Kamagra jel hem erkeklerde hem de kadınlarda etkili performans artırıcı ürünlerden biridir. Kamagra jel etkisi nerede ise %99 luk bir başarı sağlamaktadır. Erkeklerde sertleşme problemine oldukça iyi gelmektedir. Ereksiyon sağlayıcı özelliği ve erken boşalmayı geciktirici özelliği ile birçok erkeğin halen favorisidir. Üstelik tamamen doğaldır. 7 farklı meyve özünden üretilmektedir. Sizlerde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Kamagra jel satın aldığınız da farkı sizlerde daha ilk geceden anlayabileceksiniz. Orijinal kamagra jel ürünü ile performansın sınırlarını zorlayabilir hatta partnerinizi kendinize bir kez daha hayran bırakabilirsiniz. Cinsel mutluluğunu sürekli olarak yükseltmek isteyen çiftlere kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Posted on

Erkeği memnun etmek

Zaman zaman cinsel hayatınızı zenginleştirmeye yönelik yazılar yazıyoruz. Kullanıcımızdan tepkilere bakılırsa, bu konular merakla okunuyor ve mutlu bir cinsel yaşam için yol gösteriyor. Verdiğimiz tüyolar arasında öyleleri var ki, asla unutulmaması gerekiyor. İşte en sevdiklerimiz… Ellerinizi kullanmayın; “Seks sırasında ellerinizi kullanmadığınız zaman, yaratıcılığınızı zorlayıp, başka vücut kısımlarınızı kullanarak birbirinize zevk verme yollarını ararsınız” Continue reading Erkeği memnun etmek

Posted on

Yatakta Heyecanı Artıran Hareketler

Yatakta ateşli seks için bu hareketleri deneyin..
Yavaş soyunun
Tek istediğiniz yatağın içine girmek olsa bile, en azından beş saniye vakit harcayarak üzerinizdeki her kıyafeti tek tek ve yavaş yavaş çıkarın. Soyunmak, bedeninizin çabucak yaptığı sıradan bir harekettense cinsel törene dönüştürebilir.

Gerinin Continue reading Yatakta Heyecanı Artıran Hareketler