Posted on

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Posted on

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Posted on

sertleştirici hap eczane fiyatları

cialis 30'lu kapsül

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Posted on

Kadın orgazm olamıyorsa

Kadın orgazm olamıyorsa

Kadın ve Orgazm

Kadın orgazm olamıyorsa yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni, eşine onun yetersiz olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin yetersiz olduğunu kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama, problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur. Oysa problemi karmaşık hale getirmeden ve işin gerçeğini yaşamak için 6 önemli çözüm önerisi var!

Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir: İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren “refrakter periyod” adı verilen döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça “refrakter periyodun” süresi de uzar. Bu, erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu “refrakter periyod” ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.

KadInIn orgazmI yaŞayabİlmesİ İçİn çİftlere düŞen görevler:

ErkeĞİn, kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması gerekir. Çünkü erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken, kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

ÇoĞu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüz yüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüz yüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir.

Kadın

KadInlar için ön sevişme dönemi çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki, kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek de bu mesajı alabilmelidir.

Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir. Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine ön sevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek de bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

Bİr kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

Takıntı

Penİs boyu takıntısı terk edilmelidir. Vajinanın üst 2/3’lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3’lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3’lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3’lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3’lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Dolayısıyla penis uzunluğunun kadının “tatmin olmasıyla” hiçbir ilişkisi olamayacağının da göstergelerinden biridir bu.

Yatakta strese yer yok

İLİŞKİDE yaşanan stres ve endişe duygusu eşleri birbirinden uzaklaştırmakla kalmıyor seks hayatını da olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle erkekler kadınlara oranla daha stresli ve endişeli olabiliyor. Erkekler cinsellikte başarısız olduklarını düşündüklerinde çok tedirgin olurlar. Bu durumda partnerinize yardım etmeye, sizi ve partnerinizi bu durumdan kurtaracak bir çıkış yolu bulmaya çalışın. Birbirinize yakınlaşmanızı sağlayacak, ten temasınızı artıracak ortamlar yaratmaya gayret edin. Partnerinizle konuşarak daha rahat ve tatmin edici vakit geçirmek için izlemeniz gereken yolu belirlemeye çalışın. Partnerinize her şeyin seks olmadığını anlatabilirsiniz…

Zevki uzatmak sizin elinizde

Tam orgazma ulaşma noktasındayken durmak ve bir süre sonra kaldığınız yerden başlamak ne yazık ki mümkün değil. Ama orgazm süresini çeşitli teknikler yardımıyla daha da uzatmak mümkün. Ancak her zaman olduğu gibi temel kural, kadının da erkeğin de hassas noktalarını, hangi pozisyonlardan daha çok zevk aldığını bilmesi ve düşüncelerini partneri ile paylaşması. Bir Hint felsefesi olan Kama Sutra ve cinsel bölge kaslarınızı çalıştırabileceğiniz egzersizler orgazmı uzatmanızı sağlayacaktır.

HIZLI ORGAZM

Zamanı kısıtlı olanların sevişmesi de tabii ki kısa sürer. Erkek her zaman olduğu gibi orgazma ulaşırken, ön sevişme olmadığından kadın yeterince uyarılamaz ve orgazm olamaz. Bu tür bir sevişmede kadının orgazm olması çok zordur. Ancak birkaç öneriyle böylesi hızlı bir sevişmeden de zevk almayı mümkün hale getirebilirsiniz.

KADIN NE YAPMALI?

Kadınlar bu durumda, fantezi kurarak daha kolay tahrik olabilirler. Ya da mastürbasyonu sevişme öncesi hazırlık olarak kabul edebilirler.

ERKEK NE YAPMALI?

Çok aceleci olmamak ve partnerinin de orgazm olmasını sağlamak için erkek kendini kontrol etmeli, erken boşalmayı önlemeli. Eğer kadın, erkekten daha uzun sürede orgazm olabiliyorsa, erkek sabırlı olmalı ve partneri orgazm noktasına yaklaşıncaya kadar boşalmamaya çalışmalı. Ayrıca boşaldıktan sonra da erkek partnerini orgazm oluncaya kadar uyarmaya devam edebilir.

Konuşmak hazzı artırıyor

Cinsellik öncesinde ve sevişirken eşler birbirleriyle konuştuklarında birbirlerinin ne istediğini daha iyi anlarlar. Bu da eşler arasındaki ilişkinin kalitesini yükselterek eşlerin daha çok zevk almasını sağlar. Eşlerden bir tanesinin cinsellik için kendini hazır hissetmediğini ilişki öncesi söylemesi en doğrusu olacaktır.

KONUŞUN

Cinsel ilişki esnasında eşlerin duydukları hazzı birbirlerine söylemeleri cinsel uyumu sağlar. İlişkide eşinin ne zaman neresine dokunmasını istediğini söylemesi hem çiftleri daha çok motive edicek hem de aldıkları zevki artıracaktır. Bazı çiftler de argo kelimeler kullanmaktan veya duymaktan hoşlanır. Eğer eşlerden her ikisi de bu durumdan hoşlanıyorlarsa sorun yok.

ZORLAMAYIN

Bazen konuşmak çiftler arasında yanlış anlaşılmalara sebep olsa da faydasının daha çok olduğu doğrudur. Eşler birbirlerini tanıdıkça kelime seçiminde daha rahat olacak ve ilişkileri daha sağlıklı bir hal alacaktır. Fakat bunun için eşler arasında konuşarak iletişim kurmak şart. Çiftlerden biri konuşmak istemiyorsa eş bunun için zorlanmamalı, anlayış gösterilmelidir.

Posted on

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!

Bana fantezini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim!
 1

Peki biz fantezi kelimesinden ne anlıyoruz?

Psikolog Narek Karasu merak ettiğimiz sorularımızı yanıtladı.
Fotoğrafçı Bennu Gerede ile eşi Cem Büyükhanlı’nın düğün daveti verdikleri kulübün tuvaletinde sevişmesi gündeme bomba gibi düştü.Gazetelerde çiftin tuvalete girip 15 dakika seviştiği haberi yer aldı. Bennu Gerede, “Böyle bir şey olmadı. Davete gelen dedikoducu insanlar hakkımızda söylenti çıkarmış. Sadece öpüştük” diye açıklama yapsa da ortalık durulmadı.Biz de bu olaydan yola çıkarak, fantezi’ kelimesinden Türk halkı olarak ne anladığımızı, özellikle de kadınların hangi fantezilerden hoşlandığını araştırdık.Fantezinin insanların idealleri, beğenilerini, ilgilerini içerdiğine dikkati çeken Psikolog Narek Karasu, “Hayal gücünü kullanarak gerçek olmayan bir şekilde (sanal) olarak bu beklentilerini yaşama şeklinde de açıklayabiliriz. Fantezi kelimesinden Türk halkının ilk aklına gelen cinsel fantezilerdir. Aslında birçok şey için insan fantezi kurabilir; iyi bir , iyi bir araba, iyi bir kariyer ama halkın algılaması genelde cinsellikle ilgili olan fantezilerdir” diye konuştu.
Erkekler daha rahat!
Karasu şöyle devam ediyor; “Erkekler fantezilerini kadınlara oranla daha rahat ifade etmekle birlikte yaşamaktadırlar da. Bu kişisel yaratıcılıkları, kişilik yapısı ve yaşantılar gibi farklı süreçlerle ilgili olabilir.”Kadınlar fantazilerini gizliyor
Seksi rahat yaşayamayan bir toplum olduğumuzu söyleyen Narek Karasu, “Seksi hala tabu olarak yaşayan çoğu kadınlarımız cinsel içerikli hayallerini sevgilisinden ya da eşinden uzak tutuyor. Beklentileri karşılanmayınca da mutsuz oluyor” şeklinde konuştu.Açıklamak tatmin eder!
Fantezileri açıklamanın, yaşamanın, cinsel tatmin açısından da faydalı olabileceğini söyleyen Psikolog Narek Karasu şöyle devam etti: “Ayrıca fanteziler kişilerin beklentileri ve istekleri konusunda fikir verir. Fantezilerimiz bize komik gelebilir. Çünkü fantezilerin kabul edilmeyeceği düşünülmektedir ve böyle düşünüldüğü için o bir fantezi olarak kalmış olabilir.”
Kadınlar izlenmek istiyor
Psikolog Karasu’ya İngiltere’de yapılan ve sonucunda ‘izlenme fantezisinin’ kadınlararasında yüzde 22 oranında görüldüğünü ortaya çıkaran araştırmayı da soruyoruz. Şu şekilde yanıt veriyor: “Kadınların en çok istediği ve ihtiyaç duyduğu şey ilgidir. Kadınlar için popüler olmak hayati bir önem taşır; çünkü popüler olmazsa seçilemez. Bunun için giyim ve makyaj sanayisi oluşmuş durumdadır; bu ihtiyacı gidermek amacıyla izlenme ihtiyacı da bu ihtiyaçla temellenmiş olabilir.”Ünlü erkeklerle beraber olmak istiyorlar
‘Peki, kadınlar ünlülerle ilgili fantezi kurar mı?” sorumuza ise, “Bu popüler olanın değerli algılanması nedeniyle olabilir. Bu kişisel bir tercih herkes için genellenmese de bu nedenle ilişikli olabilir. Kişilerin hemcinsleri ile olma fantezisine gelince de, bence bunu bir fantezi olarak nitelemek pek doğru sayılmaz” yanıtını veriyor.Grup seks risklidir
Psikolog Narek Karasu, “Uzun yıllar evli olan kadınlarda iki erkekle birlikte sevişme fantezisi var mıdır?’ sorumuza ise, “Bu isteğin orta yaş bunalımı ile yeni yaşam arayışları, ayrıca da özgür hissetme ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyorum. Fanteziler sekse renk katar, hayaller arttıkça heyecan da artar. Fakat çok kişiyle düşünülmüş bir fantezi (grup seks) güvensizlik ya da kırgınlığa sebep olabiliyor” diye yanıt veriyor.
Posted on

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez?

Erkekler yatakta ne istemez? Yatakta her zaman erkeklerin ne istediğine odaklanırsanız sevmediklerini gözden kaçırabilirsiniz. Bir erkek yatakta ne istemez sorusunun cevabını bulduğunuzda mutlu bir cinsel yaşam sizi bekliyor olacak!

Erkeklerin her zaman her koşulda cinselliği düşündüğünü sanırız… Her zaman nazlanan taraf olarak onların ne istediklerini ne istemediklerini çok da ciddiye almayız. Oysa erkekleri de cinsellikten soğutan, partneriyle birlikte olmaktan kaçındıkları durumlar vardır. Erkek olmak demek her zaman cinselliğe hazır olmak demek değildir. Partnerinizi mutlu etmek istiyorsanız neleri sevmediğini öğrenmekle işe başlayabilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “Kadınlar cinsel ilişkide erkeklerin her zaman istekli ve cinselliğe hazır olacağını düşünüyor. Bu düşünce nedeniyle erkeklerin istedikleri zaman cinsel ilişkiye girebileceklerine inanıyorlar. Oysa erkekler, partneri her istediğinde erekte olamayacağından kaygılanabiliyor ve bu endişe erkeğin cinsel ilişkiden kaçmasına neden olabiliyor” diyor.

İşte erkekleri yataktan kaçıran nedenler!

DUYGUSAL SORUNLAR
Biz kadınlar her zaman duygusal olduğumuzu erkeklerin bizim kadar düşünceli olmadığını söyler dururuz. Bize göre erkekler için evde yaşanan sorunlar, duygusal çıkmazlar yatağa girene kadardır. Yatağa girdiklerinde tüm sorunlar biter. Oysa sanılanın aksine erkekler ilişkide yaşanan duygusal sorunlardan etkileniyor. Bu sorunlar erkeğin de cinselliğe kendini vermesini ve haz almasını zorlaştırıyor. Partnerine karşı olan isteğini ve tutkusunu azaltıyor. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “İlişkide duygusal sıkıntılarını partnerine karşı dışa vuramayan erkek, cinsel ilişki sırasında edilgen bir şekilde bunu dışa vuruyor. Adeta kızgınlığını bu şekilde çıkartıyor, partnerine ceza veriyor” diyor.UTANGAÇ KADINLAR
Özellikle kapalı toplumlarda kadınlar erkeklere oranla daha tecrübesiz olabiliyor. Tecrübeli olduğunda ise erkeğin yanlış anlayacağını düşünerek cinselliği yaşamayı bildiğini saklayabiliyor. Oysa erkekler sadece yatakta uzanan ve her şeyi erkekten bekleyen kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Ne kadar tecrübesiz olursanız olun cinselliğin duygularla yaşandığını unutmamalı ve erkeğinizi mutlu etmek için siz de çaba harcamalısınız. Uzman Klinik Psikolog Demirli, “Kadınların önemli bir bölümü cinsel ilişki sırasında pasif ve hareketsiz kalıyor ya da sevişmeye çok az katılıyor. Erkekler ise partnerlerini etkileyebildiklerini, uyarabildiklerini ve tatmin edebildiklerini görmek istiyor. Eşinin yanıtsızlığı erkeğin uyarılmasını ve isteğini aksatıyor. Cinsellik sırasında aktif rol almayan kadın, erkeğin alacağı doyumu azaltabiliyor. Bu uzamış doyumsuzluklar sonunda erkeğin de cinsel isteğinde azalma olmasına yol açıyor”

BAŞARISIZLIK KORKUSU

Erkekler çocuk yaştan itibaren cinsellik konusunda baskıyla büyüyor. Çocukken annesinden ‘sen erkeksin’ cümlesini duyan erkek, büyüdükçe erkekliğini kanıtlamanın yolunun cinsellikten geçtiğini düşünmeye başlıyor. Bu da yatakta en iyi olma, başarısızlığı kabul etmeme olarak kendini gösteriyor. Uzman Klinik Psikolog Demirli, başarısız geçen bir cinsel ilişkiden sonra erkeklerin tekrar ilişkiye girme konusunda endişe yaşayabileceğini belirtiyor. Bazen tesadüfi bir sertleşme zorluğu başarısızlık korkusuna yol açabiliyor. Bir sonraki ilişkide aynı sorunun tekrar etmesi endişesi ise ilişkiden kaçmaya neden olabiliyor. Aynı kişiyle aynı sorunu yaşayabileceğini düşünen erkek, partnerinden soğuyabiliyor.

TEMİZLİK

Erkekler de kadınlar gibi cinsel yaşamda temizliğe önem veriyor. Cinsel ilişki sırasında alınan kötü kokular erkekleri cinsellikten soğutmaya neden olabiliyor. Temizliğe önem veren erkekler, bakımsız kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Erkeğin, kadının yeterli kişisel bakım ve temizliğe sahip olmadığını düşünmesi cinsel ilişkiden kaçmasına neden oluyor. Partnere karşı çekicilik kaybı, kadının fiziksel özelliklerinde yıllar içerisinde gerçekleşen değişimler de eşin eskisi kadar uyarıcı bulunmaması erkeğin cinsel isteksizliğine yol açıyor. Bu nedenle yatağa girmeden önce mutlaka duş almaya dikkat etmek, tüylerden arınmak ve yatak dışında da bakımlı olmak önem taşıyor.

CİNSEL MİTLER

Dışarda uslu yatakta yaramaz kadınları seven erkekleri yataktan soğutan en önemli nedenlerden biri de cinselliği ayıp olarak gören kadınlar oluyor. Çünkü erkekler yatakta sürekli kendisine huzursuzluk veren, onu yapma, bunu yapma diyen bir kadınla birlikte olmayı arzu etmiyor. Birlikte olduğu kadının cinsel mitlerinin olması, ilişki sırasında sürekli olumsuz geri bildirimler vermesi, cinselliğin spontanlığını bozduğu için erkeğin cinsel ilişkiye olan isteğini azaltabiliyor.

İLK TECRÜBE

Kadınların en çok şikayet ettiği konulardan biri de ilk yaşanan cinsel deneyimden sonra erkeğin ilgisinin azalması. Erkekler için ilk birlikte olma anı önem taşıyor. Erkek eğer ilk deneyimden memnun kalmadıysa bir daha cinsel birliktelikten kaçabiliyor. Ayrıca Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, “Bir partnerle ilk kez ilişkiye giriyor olmak erkekler için de kaygı verici oluyor. Çünkü erkek partnerini memnun etmek istiyor ve cinsel yönden tanımadığı, nelerden haz aldığını bilmediği bir kadını ilişki sırasında nasıl memnun edeceğini tam olarak bilmediği için kaygı duyabiliyor, ereksiyon problemleri yaşayabiliyor” diyor. Böyle bir deneyimden sonra da erkek yatağa girmekten kaçabiliyor.

BABA OLMAK
Erkekler de kadınlar gibi çocuk sahibi olduktan sonra cinsellik konusunda endişeler ve değişimler yaşayabiliyor. Eşinin doğumuna girmek erkek üzerinde travmatik bir etki bırakabiliyor. Erkeklerin bu durumu rahatsız edici bulmaları sebebiyle, kadına olan cinsel uyarılmalarında azalma gözlenebiliyor. Erkeklerin ilişkinin ilerleyen dönemlerinde eşlerini anne gibi görmeye başlamaları nedeniyle cinsel isteklerinde ve uyarılmalarında da azalma gerçekleşebiliyor. Bu özellikle kadının anne olmasından ve bu role girmesinden sonra artış gösteriyor.

BU SEBEPLERE DİKKAT

• İş kaybı, eş kaybı, ekonomik sorunlar cinsel ilişki anında konsantrasyonu bozacağı için erkekler ereksiyon problemi yaşayabiliyor.
• İlişkiye girmeden önce kadın başka şeylerle ilgileniyorsa, mail okumak-oyun oynamak gibi erkeğin cinsel isteği azalabiliyor.
• Duygusal bağlılık ve yakınlığa girmekten kaygı duyan erkekler, ilişkinin ilerlemesinden sonra bu kaygılarla birlikte cinsel ilişkiye girmekten kaçabiliyor.
• Erkeğin kendine olan güveni partnerine verebildiği cinsel hazla artıp azalıyor. Bu sebeple zor orgazm olan kadınlar erkeğin kendine olan güvenini azaltıyor bu da cinsel ilişkiden soğumasına neden oluyor.
• Seyrek de olsa çocuk sahibi olmayı istememek cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaya yol açıyor.
• Erkekler kadınlara göre daha az çekiciliklerini yitirme endişesi duyuyor. Ancak az da olsa bazı erkeklerde yaşlanmayla birlikte performanslarının azalmasıyla yüzleşmemek için cinsel ilişkiden kaçınma ve isteksizlik ortaya çıkabiliyor.
• Depresyon, anksiyete bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıklar erkekte cinsel isteksizliklere yol açıyor.
• Erkekler birbirlerinden ve pornografik malzemelerden gerçek dışı birçok şey öğreniyor. Kendi gerçeği ile doğru zannettiği arasındaki uyumsuzluk yetersizlik duygularına ve performans anksiyetesine yol açarak sertleşmeyi engelleyebiliyor.
• Aldatılma veya partnerin sadakatinden kuşkulanılması, öfke-kızgınlık yanında yetersizlik kaygılarını da harekete geçirerek cinsel isteği azaltıyor. Bazen bu düşünceler gerçek olmadığı halde, erkek yetersizlik duygusu hissedebiliyor.
• Erkekler de dokunulmak, ilgi görmek istiyor. Yatakta kendisine yeteri kadar ilgi göstermeyen, isteklerini yerine getirmeyen kadınlar, erkeklerin o kişiyle cinsellik yaşamasını engelliyor.

NE YAPMALI?

• Her kadın yatakta öpülmek, dokunulmak, kısacası önce sevişmek istiyor. Fakat bu durumun sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli olduğunu unutmamak gerekiyor. Erkeğinizi mutlu etmek için hoşlandığı şeyleri yapmalı, ona dokunmalısınız.
• Yatakta her şeyi partnerinizden beklememelisiniz. Ona nelerden hoşlandığınızı açıkça söyleyerek onu yönlendirmelisiniz. Zevk aldığınızı ona göstermeli ve onun da zevk alması için elinizden geleni yapmalısınız.
• Yatakta utangaç kadın olmaktan vazgeçmelisiniz. Eğer içinizden çığlık atmak geliyorsa kendinizi tutmamalı ve bundan utanmamalısınız. Bazı kadınlar orgazm olmaktan bile utanıyor. Oysa orgazm olmanız erkeğinizi daha çok tahrik edecektir.
• Sevişmeye hazırlanmalısınız. Her erkek seksi iç çamaşırlarından, tahrik edici konuşmalardan hoşlanıyor. Bu nedenle arada sevgilinize süprizler yapmalı, seksi iç çamaşırlarıyla, farklı fantezileri gerçekleştirmelisiniz.
• Sizden yapmak istemediğiniz bir şeyi istediğinde ona aşırı tepkiler vermek yerine neden istemediğinizi anlatmalı ve istediği başka şeyleri yapabileceğinizi ona göstermelisiniz.

Posted on

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kadınlar Neden Aldatır

Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır Bu yazımızda temel olarak kadınlar neden aldatır , evli kadın neden aldatır, kadın kocasını neden aldatır, bir kadın neden aldatır, kadın neden aldatır nasıl anlaşılır  konularına değineceğiz. Daha önceki yazımız olan sigaranın zararları başlıklı makaleye ulaşmak için mavi yazıya tıklayabilirsiniz.

Evli Kadın Neden Aldatır

Ashley Madіson isimli çöpçatanlık sitеsinin karıştığı hack’lеnmе ѕkandalını duуmuşsunuzdur. Evlі іnsanların eşlerini ayartmak maksadıyla partner аrаmаyа giriştiği bu ilginç siteyi haсk’lеyеn kişiler, heрsi profil okunuşu e-postа bilgilerini internet оrtamında yayınlayınсa, üyeliği olan herkesin paçaları tutuştu, bаzısı yuvalar bu yüzden dağıldı. Sitenin ortaya sаçılаn kayıtlarına bakıldığında, hesаplаrın çоğunluğunun еrkеklеrе ilgilendiren olduğu ortаyа çıktı. Var оlan baуan hesaрlarının yalnız kıѕmının іse site yönetimi tаrаfındаn oluşturulаn uуdurma profіller olduğu öne sürüldü. Bu vаziyet еvli erkekleri müşterek nebze olsun rahatlatsa da, bu haberi аlıştırmаk ayrılmış görüştüğümüz evli kadınlar, bіze hissî bоşluğa düşen tek kadının düşünmeden aldatabileceğini göstеrdi. Cinsellik üzerine аrаştırmаlаr yаpаn Dr. Kriѕten Mark, “Sadece kаdınlаr bizden farklı nedenlerle bіzі aldatıyоr. Ve bunu bizden daha gizli yürütebіlіyorlar” diyоr. Yаni zаtî bilgilеrini birleşik aldatma sitеsindе pаylаşmаyаcаk genіşlіğіnde akıllılar. İçinizе karınızın hіssî ihtiуaçlarını karşılayamadığınıza konusunda bir kez duyu doğduyѕa, уаzımızı okusаnız iyi olur. Geç kalmadan evlіlіğіnіzі kurtаrаbilirsiniz.

Kadınlar Neden Aldatır

Bu yazımızda temel olarak kadınlar neden aldatır , Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır, kadın kocasını neden aldatır, Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır, kadın neden aldatır nasıl anlaşılır  konularına değineceğiz. Daha önceki yazımız olan sigaranın zararları başlıklı makaleye ulaşmak için mavi yazıya tıklayabilirsiniz.

Evli Kadın Neden Aldatır

Ashley Madіson isimli çöpçatanlık sitеsinin karıştığı hack’lеnmе ѕkandalını duуmuşsunuzdur. Evlі іnsanların eşlerini ayartmak maksadıyla partner аrаmаyа giriştiği bu ilginç siteyi haсk’lеyеn kişiler, heрsi profil okunuşu e-postа bilgilerini internet оrtamında yayınlayınсa, üyeliği olan herkesin paçaları tutuştu, bаzısı yuvalar bu yüzden dağıldı. Sitenin ortaya sаçılаn kayıtlarına bakıldığında, hesаplаrın çоğunluğunun еrkеklеrе ilgilendiren olduğu ortаyа çıktı. Var оlan baуan hesaрlarının yalnız kıѕmının іse site yönetimi tаrаfındаn oluşturulаn uуdurma profіller olduğu öne sürüldü. Bu vаziyet еvli erkekleri müşterek nebze olsun rahatlatsa da, bu haberi аlıştırmаk ayrılmış görüştüğümüz evli kadınlar, bіze hissî bоşluğa düşen tek kadının düşünmeden aldatabileceğini göstеrdi. Cinsellik üzerine аrаştırmаlаr yаpаn Dr. Kriѕten Mark, “Sadece kаdınlаr bizden farklı nedenlerle bіzі aldatıyоr. Ve bunu bizden daha gizli yürütebіlіyorlar” diyоr. Yаni zаtî bilgilеrini birleşik aldatma sitеsindе pаylаşmаyаcаk genіşlіğіnde akıllılar. İçinizе karınızın hіssî ihtiуaçlarını karşılayamadığınıza konusunda bir kez duyu doğduyѕa, уаzımızı okusаnız iyi olur. Geç kalmadan evlіlіğіnіzі kurtаrаbilirsiniz.

Kadın Kocasını Neden Aldatır

Yаş Faktörü
Avukat asіstanı olаn Mаrshа isimli kаhrаmаnımız, eş adamın eşinde іsteyeceğі her özelliğe sahipti: Güzeldі, аkıllıydı, komіktі оkunuşu yıllardır уoga уаptığı ayrılmış аynı erkeğin görüntü güсünü zоrlayaсak büyüklüğünde esnekti. 40’lı уaşlara merdіven dаyаdığı günlerde уoga еğitmеniylе yattı. Evlilik teraрisti Dr. Pаul Hоkemeyer, “Güzelliğinin kaybоlmaya bаşlаdığını düşünüyordu. Yaptığı kaçamak onа henüz arzulanan eş kadın olduğunu hissеttirdi” diуor. bol hoş da, her sene milуonlarca âdem evlаdı yaşlandığını nüаns еtmеsinе rаğmen bir kez yabanсıyla yаtаğа girmiyor. Marѕha nеdеn yaptı? müşterek tеorimiz şöyle: 2014 yılındа yapılan müştеrеk araştırmaya göre, bilinçaltımızda ѕonu dоkuz rakamıуla biten уaşlara tek başına tek önem atfedіyoruz. Yaşımızın ilk rakamı dеğişmеk üzereyken gençliğimizin farkına dаhа çok varıyоr, zamanın аkıp gittiği hissinе kapıldığımızda aptalcasına şeyler уaрıуoruz.

ÖNLEM ALIN

Ajаndаnızı doldurun. Gеçеn 10 yıldа neleri başarıp neleri başaramadığımızın muhasebesіnі yaptığımızda kasvete kаpılıyoruz. O уüzden sаymаnlık yаpаn değil, eş şeylerі isteуip gеrçеklеştirеn eş olun. Sеyаhаt etmeyі sеviyоrsanız, okunuşu zаmаndır ikinizin dе haуalini kurduğu рaraşütle atlama planını gеrçеklеştirin. Adrеnаlin ve уeniliğin heyecanıyla aranızdakі münasеbеt okunuşu kuvvetlenecek; aklına başka adamların gelmeyeсeğine eminiz.

Para Mеѕеlеѕi

İkinci kahramanımız Emіlу 35, kocаsınа kızmаktа sonunа kаdаr hаklı olаn аncаk kadındı. saygınlık kartıyla gіder limitini birаz aşan Emіly’nіn kоcası, оnu küçümѕeyen bir kez tavırla gözünün önündе plаstik kartı еllеriylе kırıр рaramрarça еtti. “O günden ѕonra nereye gidiyоrsam anlatım vеrdіm, o da gittiğim yеrе nazaran müşterek gіdеr limiti belіrledі” diyor. Eşi bütçe kontrolü yаpаyım derken, sınırı аşmış okunuşu kabalaşmıştı. baliğ çoсuğuna harçlık vеrir gibi еşinin harcamasını kоntrоlör altına çalmak olabіldіğіnce öz saygı kuruluş sadeсe dаvrаnış. Dr. Hokemeуer dа аynı fikirdе ve “Böylе sadece durumda еşiniz intikаm duуguları bеѕlеmеyе başlar” diуor. hakіkaten Emily de bu olаydаn bіrkaç ay akѕi hâldе lisedeki aşkıyla yanında oldu.
ÖNLEM ALIN inç sallaуıр kontrolü еlе geçirmeye çalışmaуın. mаl yönеtimi konusunda ikinizi dе sоrumlu yapmak özgü Cep Bütçem gibi telefon aplikasyonları kullanın okunuşu sаrf ѕınırını aştığınızda ihtar gelmesini ѕağlayın.

Beyaz Atlı Prеns Beklentisi

Size bakılırsa еşiniz mükеmmеl koca sanarak ancak nesne olmadığını bilmеli. lаkіn müştеrеk eş çıkagelіr, şiirlеr yazıp çіçekler göndеrir, duygusallığıyla gözleri уaşartır. İşte bu adamlar, 30 yaşındaki üçüncü kаhrаmаnımız Sаrаh gibi kadınları evliliklerini sоrgulamaуa іter. Ancak іnѕanlar eşlerinin mükemmel olmaѕını beklediklerinde ve bunu оnlardan istediklerinde, uzun vadеdе düş kırıklığı yаşаmаyа mahkum оluyоrlar. Bu önemli tesрit, 2014 уılında yaрılan okunuşu Journаl of Experimentаl Sociаl Psуchologу dеrgisindе yayımlanan birlеşik araştırmada ortaуa kondu. Sаrаh da yаşаdığı durumu
şöyle аçıklıyor: “Eşim hаyаtımа girеn romantik adamın yanında yetersiz görünmeye başladı. Onunla yattım zira hayatımdaki boşlukları dоldurаbileceğine іnandım.” Eh, bunu bir kеz anlamda başarmış sаyılır zira kısа müddet sоnra Sаrаh ve eşi sоluğu aіle mahkemesіnde aldı.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

ÖNLEM

karşı Ona hеr şeyi veremezѕiniz. Öncelikle bu gеrçеği ѕiz de, o da kabul еtmеli. tekrar dе olаbileсeğinizin işarеt iуisi tamamlanmak göre biraz gayrеt göstermenіz hiç üzücü olmаz. hakeza bir kez konudа tаrtışmаyа başladığınızda, bağ dаnışmаnı Jaу Heinrichs’in kokusuz nazik öneriѕini uygulayın: “Kаvgаlаr ekseri gеçmiş veya şimdiki dönem çеkimiylе уaрılır. Siz bunun yerine ati mеvsim kіpі kullanın. Örnеğin akşam yеmеğini kimin hazırlaуacağına konusundа tаrtışıyorsаnız, ‘Eğer yumurta yemeye iуi demeyeceksen, sаnа iyi tеk sebzeli omlet yaрarım’ deyin.” Bеyaz süvarі рrens оlmayabilirsiniz ama kadınını mutlu etmeye çalışan tek adam olurѕunuz.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Kötü Kadın Olmа İsteği

Evliliği çatırdamaуa başlayan 25 yаşındаki Alicia, kеndini önemli süresinсe uzak duracağı cinstеn yüreklі tіplі anсak adamın kollаrındа buldu. “Onunla tanıştığım an, bizim cinsiyеt yapmamızın kaçınılmaz olduğunu hissettim” dіуor. elbette yаni? düşünсеsiz kadınlar serserі tіplі adamlarla nаsıl birlikte olabiliуor? Arаştırmаcılаr bu fenоmeni “yumurtlama dönemi hipotezi” оlarak аdlаndırıyоr. Buna gеrеğіncе kаdınlаr уumurtlаmа dönemіndeyken daha еrkеksi, kаlın ünlü alfa erkeklerini yahut gеcеlеуin yolda görsе kоrkacağı cinstеn tiрleri çekiсi bulabіlіyor. İlişkilеr üstünе kitap уazan Dr. Vіnіta Mehta, bunun kadınların suçu olmаdığını söylüyоr ve aşağı уukarı açıklıyor: “Hayatta kalma іçgüdülerіmіz bize bunu yаptırıyor. Maskülen genler çocukların güvenilir bünyeye malik olmа şansını artırıyor. henüz da kötüѕü, sadece araştırmaуa nazaran anсak kadının beğenіlerі maşеri standartların dışındaysa, gözünün dışarıya kaуma bеlkili daha erdemli oluyor.”Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

ÖNLEM ALIN İçgüdülerini bırаkıp, daha gеlişmiş olan bеyninе hitaр edin. Eğitimli, bаşаrılı, kendine güvenen, gerçek ѕadеcе insan olduğunuzu ona gösterіn. Dr. Mehta, belgesellerde işveli kuş kendinсe kabaran kocа kuşlаrın yöntemіnі, çağdaş yollardan izlemenizi öneriуоr. kazançlı оlduğunuz alanlardaki aktіvіtelere yanında katılın. Örnеğin film izlerken birikiminizi göѕterin, berаberinde koşmaya hatta spor yаpmаyа gіdіn. yalnızca gecelik bіrleşіk bağ hakkında ѕizi harcamaya kalktığında iki defa düşünеcеk.

Daha Fazlasını İstemek

Hangi mеrt beraberinde dışаrıyа çıkаrken karısının usulca kulağına уaklaşıp, “Eteğin altına hiçbir şey giymedim. Otoparkta yаhut restoranın tuvaletinde işimiz kolayca оlsun istedim” niteleуerek fıѕıldayıp göze bir öpücük kоndurmasını iѕtemez ki? Ancak sаhici hayatta her gün, bu coşku seviyesinde уaşanmıуor. ölüm kahramanımız da bu gеrçеği öğrеnmеk zorunda kaldı. Erkek arkadaşıyla hеr аkşаm namazı ѕevişmek isteyen 31 yaşındaki Lisа, hеvеsinе mukabele bulamadığı gіbі, hаftаdа tеk sadeсe akşam namazı ödüllendiriliyordu. “Nе bеkliyordu ki? dоğal kі aldattım” diуor. Eh, muhtemelen bunu beklemiуordu. Amа seksüel beklentilerin uyuşmadığı ilişkide, tatsız bitimi kaçınılmazdır.
ÖNLEM ALIN Sekѕ araştırmacısı Dr. Debby Hеrbеnick, “Kаdınlаrın aldatmasının genişlik yetişkin iki nedenі, arzulanmadıklarını vеya аlımlı bulunmadıklarını hissetmeleridir, hеlе de уaşları ilerledikçe” diyоr. Bu hisleri engellemenin уollarından biri, uygun benzer cinsiyet уaşantısıdır. Ama bununla yеtinmеyi, onun bütün özеlliklеrini ѕеvdiğinizi hissettirin. Klіşe iltifatlar yerine detaylarına övgüler уаpın. Özel ancak bayan оlduğunu bilmeѕini sağlaуın.Kadınlar Kocalarını Sevgililerini Neden Aldatır

Posted on

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı! erken boşalma,türklerin sex süresi,erken boşalma nasıl önlenir,erken boşalma sebepleri,erken boşalma nedernleri,erken boşalan erkek, Seks deneyimi ile ilgili akla takılan sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğü… Yapılan uluslar arası bir araştırma bu konuda fikir veriyor.

Seks ve cinsellik insanların akıllarını en çok kurcalayan konulardan biridir. Seks ile ilgili akla gelen sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğüdür. Ancak bir bilim insanı seks süresi ile ilgili olarak soruyu bu şekilde kurmaz. Kulağa garip gelebilir ama bilim insanları için bu soru “İntravajinal ejekülasyon gecikme süresinin ortalaması nedir?” şeklindedir.

Tabii ki seks penisin vajinaya girmesinden ibaret değildir ama kalan kısmın (öpüşme, sürtünme vb.) tam olarak tanımlanması güç. Nitekim boşalmaya kadar geçen ortalama sürenin hesaplanması da kolay bir süreç değil. Peki insanlara sevişme sürelerinin ne kadar olduğu sorulursa ne olur? Bu durumda alınan cevaplar gerçek sürelerden daha uzun olacaktır ki kimse gecelerin kısa olduğunu kabul etmek istemez. Anket metodundaki diğer bir sorun da insanların özellikle seks sürelerini takip etmiyor oluşlarıdır.

500 ÇİFTİN SEKS SÜRESİ

Ortalama seks süresini araştırmak için çeşitli ülkelerden 500 çift ile bir araştırmaya gerçekleştirilmiş. Çiftlerden cinsel ilişkiye girdikleri her seferinde kronometre kullanmaları istenmiş. Penis vajinaya girdiğinde kronometre başlatılmış, boşalmada da durdurulmuş.

33 SANİYEDEN 44 DAKİKAYA KADAR!

Araştırma sonuçları çiftler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılan çiftlerin her birinin ortalaması 33 saniyeden 44 dakikaya kadar değişiyor. Yani bazı çiftler arasında 80 kat fark bulunuyor.

Buradan “normal” olarak tanımlanabilecek bir seks süresinin olmadığı sonucuna varılabilir. Tüm çiftlerin en kısa ile en uzun sevişme sürelerinin ortalaması alındığında 5.4 dakika sonucu çıkıyor.

TÜRKİYE’NİN ORTALAMASI

Araştırmacılar seks süresinin Türkiye hariç ülkeden ülkeye pek değişmediğini belirtiyorlar. Diğer ülkelerin (Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık, ve ABD) ortalamasına göre Türkiye’nin ortalaması 3.7 dakika daha kısa.

KISACASI

Türkiyede 4 erkekten 3 erken boşalma sorunu yaşıyor  ve giderek artmakta artma sebebi ise doktara gözükmekten kormaları…..

 

Posted on

Mastürbasyon Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Mastürbasyon Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Mastürbasyon

Mastürbasyon Hakkında Bilmeniz Gerekenler Mastürbasyon, bir kişinin bir alet veya aletsiz cinsel organlarını uyarması sonucunda orgazm olması olayına denmektedir. Öz doyum anlamına da gelen mastürbasyon, hem kadınlar hem de erkekler tarafından yapılmaktadır. Dünya’daki en çok başvurulan cinsel etkinlik mastürbasyondur. Bazı toplumlarda bu durum normal cinsel hayatın parçası olarak görülürken bazı toplumlarda ise ayıp bir durum olarak görülerek yasaklanmıştır. Özellikle 19. Yüzyıla kadar mastürbasyon ile ilgili iyi yorumlar yapılmazken 19.yüzyıldan sonra sağlık kitaplarının çıkarılmasıyla mastürbasyon ile ilgili kötü ve ilkel düşünceler terk edilmeye başlanmıştır.

Mastürbasyonun hem erkekler tarafından hem de kadınlar tarafından yapıldığı yukarıda anlatılmıştır. Mantık olarak iki farklı cinste de aynı haz alınırken, mastürbasyon yapma şekli farklılık göstermektedir.

Mastürbasyon Nasıl Yapılır?

Mastürbasyon sırasında cinsel bir davranış hayali kurularak bu hayal zihinde yaşatılır ve eller ile cinsel organ uyarılarak cinsel haz yaşanır. Kişi cinsel olarak kendini uyararak öz doyuma ulaşmaya çalışır. Mastürbasyonun doğal bir cinsel durum olduğu unutulmamalıdır. Cinsel haz veren her şey mastürbasyon olarak algılanabilir. Bir kadının veya erkeğin heyecanlandığı için bacaklarını sıkıp bırakması mastürbasyonun gerçekleştiği bir durumdur. Mastürbasyon sırasında fantezi ve hayal gücü kullanılarak daha çok zevk alınmaktadır. Bu fantezide kendini tatmin eden kişi, kendisini ve karşısında hayal ettiği kişiyi her türlü pozisyonda düşünebilir. Bu nedenle mastürbasyondan daha çok zevk alan insanlar vardır. Çünkü hayal güçlerinin sınırı yoktur. Mastürbasyonun kadın ve erkelere hiçbir fiziksel etkisi yoktur. Kişinin rahatlamasını ve zevk almasını sağlamaktadır.

Erkeklerde penisin etrafının el hareketleri ile uyarılması ve avuç içine alınması ile mastürbasyon yapılmaktadır. Bunu yaparken genellikle kayganlaştırıcı bazı kremler kullanırlar. Elleri kuru olduğunda mastürbasyondan zevk almazlar, acı bile duyabilirler. Ancak tükürük, krem veya sabun sayesinde acıyı duymadan daha çok zevk alırlar.Erkeklerde bunun halk arasındaki adı 31 çekme olarak da geçer, daha kaba bir tabirdir.

Kadınlarda ise evli veya bekâr olunmasına göre yapılan mastürbasyon teknikleri değişmektedir. Kadınlarda yapılan bu aktivite, erkeklerin yaptığı aktivideden farklı olarak bedensel dokunma dışında hayal gücü ile sağlanır. Kadınlar göğüslerine dokunarak bile cinsel haz yaşamaktadırlar. Kadınlarda duyulan fiziksel istek, kasık bölgesinde bir basınç ve sıcaklık hissi oluşturarak klitorise dokunma ihtiyacı hissettirir. Bu his vajina içinin doldurulması isteği uyandırır. Daha önce cinsel bir birliktelik yaşamayan kadınlarda bu his genelde oluşmaz. Cinsel ilişki yaşayan kadınlar ise bu durumun hazzını bildikleri için bu ihtiyacı her zaman hissederler.

Erkekler mastürbasyon yaparken kendisini partnerine göstermekten çekinmemektedir. Erkeklerin uyarı alan hassas noktaları penisleri ve penis çevresi ile baş kısmıdır. Mastürbasyon esnasında erkekler, penislerini avuçlarının içine alarak ileri geri götürme hareketi ile cinsel zevk yaşamaktadırlar. Geneli böyle olsa da her erkeğin değişik mastürbasyon teknikleri vardır. Bazıları hafif dokunuşlarla zevk alırken bazıları bu dokunuşlarla tatmin olmayarak daha fazlasını yapmaktadır. Mastürbasyon yaparken erkeklerin çok hızlı hareket etmeleri zaman zaman sorun oluşturabilmektedir.

Kadınlar İçin Mastürbasyon;

İlginç bir şekilde bazı kadınlarda ergenlik öncesi zamanına kadar gitmektedir. Ergenlik yaşına gelen kızlar doğanın getirdiği etki ile cinsel haz yaşamak isterler ve bunun için mastürbasyona ihtiyaç duyarlar. Bu durumda cinsel organlarını okşamak, ellemek ve ona dokunmaktan zevk alırlar. Değişik tekniklerde kullanmaktadır. Bu teknikler aşağıda anlatılmıştır.

En Çok Zevk Veren Mastürbasyon Teknikleri

Mastürbasyon yapılırken genellikle klitoris elle okşanır ve iki bacak açılıp kapatılarak vajina sıkıştırılır. Bu esnada kadına zevk verecek olan bir şey vajinaya sürtülür. Cinsel ilişki yaşamamış olan kadınların genelde başvurduğu mastürbasyon şekli budur. Bu mastürbasyonun kızlık zarına da herhangi bir etkisi yoktur. Vajinaya parmakla veya elle baskı uygulanarak yapılan bu işlemin dae kızlık zarınaetkisi olmaz. Genelde kadınlar kızlık zarına zarar gelmesinden korktukları için iç çamaşırlarını çıkarmadan külot üstünden cinsel uyarıyı yaparlar.

Kızlık zarı olmayan ve daha önce ilişki yaşamış olan kadınlar ise parmaklarını vajinanın içine kadar sokmaktadır. Bu durumda aldıkları zevkte artmaktadır. Parmakları dışında daha farklı yöntemler uygulayan kadınlar da vardır. Bu tekniklerde parfüm kutusu, kalem, salatalık ve muz gibi vajinayı doldurabilecek herhangi bir şey kullanırlar. Günümüzde yaygın olarak kullanılan başka bir teknikte ise kadınlar yapay penis veya titreşimli olan seks oyuncakları ile vajinayı doldurarak kendi kendilerine mastürbasyon yaparak büyük bir hazza ulaşırlar. Mastürbasyon yapan kadınların kendilerine duydukları güven daha da artmaktadır. Çünkü mastürbasyon sırasında mutlaka bir erkeğin hayalini kurarlar ve onunla cinsel ilişki yaşadıklarını düşünürler. Bu da beğenildikleri düşüncesiyle güvenlerini artırır.

Kadın Mastürbasyon Teknikleri

Mastürbasyon tekniklerinden biri de duş sırasında basınç etkisi yüksek olan suyun vajinaya tutularak uyarı verilmesi ve böylece haz alınmasıdır. Kızlık zarına zarar vermeyen bu yöntem en çok uygulanan tekniklerden biridir. Cinsellik içgüdüsel bir durum olduğu için engellenemez veya yok edilemez.

Sırt üstü uzanan kadınlar ellerini kullanarak bütün vajinayı ve klitorisi kavrarlar ve sürekli okşarlar. Bu okşama ritimli ve basınçlı bir şekilde yapılmaktadır ve cinsel hazzın en büyüğünü yaşatmaktadır. Yüz üstü uzanarak yapılan teknik ile eller kullanılarak yine vajinaya sert baskılar uygulanır. Çok fazla uygulanan bir diğer mastürbasyon tekniğinde kadınlar, bir yastık veya yumuşak bir oyuncaktan destek alırlar. Vajinanın üzerine gelecek şekilde bir yere koyulan yastığın üzerine yatılarak mastürbasyon gerçekleştirilir.

Kadınlar mastürbasyon yaparken bazen çeşitli vibratörler kullanabilmektedirler. Bu yolla vajinaya erkek penisinin girdiğini hayal ederek gözleri kapalı bir şekilde haz yaşayacakları hareketi yaparlar. Genelde bu cinsel işlemi, rahat edecekleri bir yerde yapmayı tercih ederler. Bunun için tuvalet, banyo, yatak gibi yerleri seçerler. Bu esnada göğüsleri ile de oynayan kadınların mastürbasyondan duyduğu zevk daha da artmaktadır. Göğüsler sertleşmeye ve uçları büyümeye başlar. Vajinada bir ıslaklık meydana gelir ve zevk suyu denilen akıntı gelir.

Posted on

Genital Bölgede Kaşıntı Nedir?

Genital Bölgede Kaşıntı Nedir?

Genital Bölgede Kaşıntı Ve Kızarıklık

Genital Bölgede Kaşıntı Nedir? Vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelen kaşıntı ve kızarıklık durumu rahatsız edici seviyelere ulaşabilmektedir. Kadınların büyük bir oranında meydana gelen genital bölgede kaşıntı ve kızarıklıkları, çok daha rahatsız edici olmaktadır.

Kadınların % 75’i en az bir defa bu enfeksiyon durumunu geçirmektedirler. Normal zamanlarda vajinal bölgede mantarlar bulunmaktadır ve bu mantarlar herhangi bir sorun yaşanmasına neden olmazlar. Ancak bazen enfeksiyon gibi durumlarda, genital bölge çok fazla kaşınır ve kaşıdıkça da kızarıklık meydana gelir. Bu durum cinsel yolla bulaşan bir hastalık değildir ve cinsel hayatı olmayan kadınlarda da genital bölge enfeksiyonu görülebilmektedir.

Değişik sebeplerle oluşan genital bölgede kaşıntı ve kızarıklık sorunu, daha iyi tedavi edilebilmek için hasta jinekolojik muayeneden geçirilmektedir. Candida albicans da denilen mantarların sebep olduğu genital bölgede kaşıntı sorunu ile vajinada çok yoğun bir kaşıntı meydana gelmektedir. Ayrıca peynir kesiğine benzeyen beyaz renkte ve kokusuz olan akıntı da bu durumun en önemli belirtilerinden biridir. Bazı kişilerde bu akıntı çok daha yoğun olabilmektedir.

Dış genital bölge kısmında, enfeksiyon kaynaklı kaşıntıya bağlı olarak kızarıklıklar da oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda idrar yaparken meydana gelen tahrişlerden dolayı yanma hissi oluşur. Bu durumları yaşayan kadınların kesinlikle ihmal etmeden tedavi için doktora görünmesi gerekmektedir. Herkeste görülen genital bölge kaşıntısı ve kızarıklığı aynı sebepler ile olmamaktadır. Bu nedenle her hastaya uygulanacak tedavi de değişebilmektedir.

 Vajinada Kaşıntı Ve Şişlik Neden Olur?

Kadınların büyük bir bölümünde belirli zamanlarda görülen vajinal kaşıntı ve şişliklerin sebepleri kişiye göre değişmektedir. Genel olarak bağışıklık sistemi çok zayıflayan kişilerde oluşan bu durum, mantar sebebi ile de görülebilmektedir. Vajinal kaşıntı vajina döl yatağında meydana gelebilmektedir. Ayrıca dış cinsel organda da görülebilen bu durum ciddi sorunlara yol açmaktadır. Vajinal bölgede meydana gelen kaşıntı ve şişliklerin sebebi şunlardır:

  • Beslenme Hataları

Çok fazla miktarda hamur işleri ya da şekerli besinler tüketildiğinde bu durum idrarda asit miktarını artırmaktadır. Bu nedenle de ud yerinde kaşıntı sorunu meydana gelmektedir.

  •  Şeker Hastalığı

Vücutta şeker oranının artmasına bağlı olarak meydana gelen kaşıntı ve şişme, şeker seviyesi düzeldiği zaman geçmektedir.

  •  Çeşitli Mikroplar

Değişik mikroplar kadınların vajinasında iltihaplanma ve yanmaya neden olmaktadır. Bu da beyaz akıntının oluşmasına neden olur.

  •  Parazitlerin Etkisi

Umumi tuvaletlerden, banyo veya havuz gibi yerlerden insanların vücuduna bulaşan parazitler, vajinanın dış kısmına yerleşerek orada üremelerine devam ederler. Bu da ilerleyen zamanda hem kaşıntıya hem de kızarıklıkla gelen şişmeye neden olmaktadır. Bu durumda meydana gelen akıntı ilk olarak beyaz akarken daha sonra yeşil ve sarı bir hal alır ve kokmaya başlar.

  • Beyaz Akıntı

Özellikle ergenlik çağına girerken yumurta akına benzeyen rahim ağzı salgısı, dışarıya doğru akar ve bu durum son derece normaldir. Zayıflık, kansızlık ve hazımsızlık nedeni ile oluşan beyaz akıntılar, tedavi edilmediği zaman sarı ve yeşil renge dönüşerek pis kokmaya başlar. Bu da iç çamaşırı kirleterek kaşıntı ve şişmeye neden olur.

 Vajina Kaşıntısına Ne İyi Gelir?

Vajinada meydana gelen kaşıntının kişiye göre nedenleri değişmektedir. Herkeste görülebilen vajinal kaşıntı sorunu dikkat edilecek bazı püf noktalar ile daha iyi bir hale getirilebilmektedir. Öncelikle kaşıntıyı önlemek için ud yerlerinin terlemesine engel olunmalıdır ve ud bölgesi ılık su ile sürekli yıkanmalıdır.

Çay ve kahve gibi içecekler ile çilek, domates ve kavun gibi yiyecekler tüketilirken dikkat edilmelidir ve aşırıya kaçılmamalıdır. Ayrıca günde 2 – 3 tane limon yemek kaşıntıya iyi gelmektedir.

Şeker hastalığı sorunu olanla kaşıntının oluşmaması için salatalık ve marulu çok fazla tüketmelidir. Dut yaprağı veya mersin bitkisi 3 litre sıcak suya 2 avuç koyularak 30 dakika bekletilir ve vajina bu su ile yıkanırsa kaşıntı geçmektedir.

Genital bölgenin genel olarak bu sorunla karşılaşmaması için iç çamaşırı sık sık değiştirilmelidir. Hijyen ve temizliğe çok önem verilmelidir. Özellikle külotlu çorap giyen kişilerin bu alışkanlığından vazgeçmesi gerekmektedir. Ayrıca parfümlü sabun da kullanılmaması gerekmektedir. Vajinada meydana gelen kuruluk için vajina kremi kullanmak da genital bölge kaşıntısına iyi gelmektedir.

 

Posted on

Cinsel Organların Temizliği

Cinsel Organların Temizliği

CİNSEL ORGANLARIN TEMİZLİĞİ
Erkeklerin çoğunda penisin baş kısmı, erginlik çağına kadar sünnet derisiyle örtülüdür. Daha sonra, penis gelişip büyüyünce, bu deri doğal olarak geri çekilir ve baş kısım ortaya çıkar. Sünnet derisi çok uzun olursa, baş kısım daima bunun içinde kalacaktır.
Bu durum erginlikten sonra da devam ettiği takdirde, sünnet derisinin altında smegma adı verilen, yumuşak, yağlı bir madde toplanır. Bu madde, meni ve idrar damlalarıyla karışır. Böyle bir karışım iltihaplar, pişikler oluşturabilir ve bazı genç erkekleri autoerotizme götürebilir.
Onun için, penisin baş kısmının erginlikten sonra dışarı çıkması çok önemlidir; bu durumda sadece iltihaplanmalardan korunmakla kalınmaz, giysilere baş kısmının devamlı sürtmesi sonucu, baş kısım daha az hassas duruma gelir ve cinsel temasta erken boşalma önlenir.

DERİ

Genç erkekler sünnet derisini geri çekmeli, penisi birleşime hazırlamalı ve biriken smegmayı temizlemelidir. Aslında Musevi ve Müslümanlarda sünnet, dinsel nedenlerden yapılmaktadır. Fakat tıp açısından da bu çok doğru bir davranıştır. Sünnet derisi çok uzun olduğunda sertleşme anında bile baş kısım serbest kalmaz, cinsel ilişki sırasında hassaslık çok azalır ve boşalma oluşamaz. Böyle durumlarda hangi dinden olursa olsun, sünnet önerilir.
Kadınlarda da klitorisin başı ve küçük dudaklar arasında smegma birikir. Kadının bu salgısı birçok durumda erkeğinkinden çok daha fazla ölçüdedir, bu sıvının içinde caprylic-asit vardır. Caprylic-asit aslında hoş bir koku verir. Fakat bozulduğu zaman burnu rahatsız eden bir koku çıkarır.
Normal olarak klitorisin üzerini bir deri kaplar. Bu yüzden buraya, evlendikten sonra da smegma toplanır. Smegma, klitoris ile büyük dudaklar arasına ve daha aşağıda, küçük ve büyük dudaklar arasında da birikir. Bu hoş kokulu salgı, taze olduğu sürece erkeği cinsel bakımdan uyarabilir. Ancak  sarımsı beyaz bir madde haline gelince, erkekte bazı tiksinti yaratabilir. Kadınlar, idrar ve adet akıntılarıyla cinsel organlarının erkeklerinkinden daha kolay kirlenebileceğni akıllarından çıkarmamalıdır. Kadınlarda iltihap ve pişikler, erkekten çok daha fazla görülür.

Hastalıklar

Temizlik, kadın hastalıklarının önlenmesinde en önemli etkenlerin başında geliyor
Yoğun alkolle silme gibi bilinçsiz uygulamalar enfeksiyona zemin hazırlar, temizlik maddesiyle hijyen ortamı sağlamaya çalışırken genital pH düzeyinin bozulabilir ve başta egzama olmak üzere çeşitli sorunlara yol açar. Genital bölge için özel üretilmiş temizlik ürünlerini kullanmak gerekir. Genital temizlik ürünlerin periyodik aralıklarla kullanılması doğrudur.
Klozet kapağının üzerine tek kullanımlık kağıt kullanılmalıdır.
Genital kılların giderilmesinde ağda ve jilet yerine genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölge enfeksiyonları ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.
İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için zaman bulurlar.
Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır.

Posted on

Meninin kadınlar üzerindeki ilginç etkisi

Meninin kadınlar üzerindeki ilginç etkisi

Cinsel ilişki sırasında erkekler tarafından salgılanan sıvıların kadınlar üzerinde ilginç bir etkisi ortaya çıktı.

Meninin kadınlar üzerindeki ilginç etkisi Erkeğin cinsel ilişki sırasında salgıladığı sıvılar meni ve mezi olamak üzere iki sınıfa ayrılıyor.

Meni;
Boşalma sırasında penisten çıkan koyu kıvamlı sıvıya meni adı verilir. Meni (semen) içeriğinde pek çok farklı madde içerir. Sperm hücreleri de bu içeriğe dahildir.

Mezi; 
Erkeklerin cinsel uyarılma sırasında salgıladığı, penis ucundan gelen kaygan ve renksiz sıvıya mezi adı verilir. Halk arasında zevk suyu olarak bilinir.

239  kadın üzerinde yapılan araştırmada  prezervatif kullanmadan cinsel ilişkiye giren bu kadınlardan ilişki sonrasında Beck Depresyon Ölçeği olarak bilinen geniş kapsamlı bir formu doldurmaları istendi. İlişki sırasında prezervatif kullanan kadınların doldurduğu formlarla kıyaslandığında 293 kadının çok daha az depresyon belirtisi gösterdiği ortaya çıktı.

Meninin kadınlar üzerindeki ilginç etkisi

Meni kadınlarda antideprasan etkisi yaratıyormuş!

Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda menapozun negatif etkilerinin görünmesiyle birlikte cinsel bir hastalığınızın olduğunu düşünmüyorsanız uzmanlar kondom kullanmadan ilişkiye girmenin modunuzu yükselteceğini belirtiyorlar.

Meninin kadınlar üzerindeki ilginç etkisi

Posted on

Kahve, rahim ağzı kanseri riskini azaltabilir

Kahve, rahim ağzı kanseri riskini azaltabilir

Kahve, rahim ağzı kanseri riskini azaltabilir

Kahvenin, rahim ağzı kanserine yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. Japonya  Ulusal Kanser Merkezinin yaptığı araştırma, çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.

Bilim adamları, 40-69 yaşlarındaki 54 bin kadının sağlık durumunu 15 yıl boyunca izledi. Bu dönemde söz konusu kadınlardan 117’si rahim ağzı kanserine yakalandı. Continue reading Kahve, rahim ağzı kanseri riskini azaltabilir

Posted on

masturbasyon

MASTURBASYON

Masturbasyon (31 çekmek)

Masturbasyon kelimesi Latince “masturbare=(elle bozmak)” fiilinden türemiştir. Günümüzde de kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir. Masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.
eğer kişinin sosyal yaşantısını, normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır.

Kadına Zararı

Masturbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur, aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir.
Toplumda söylenen;
– Sivilce yapar,
– Gözleriniz kör olur,
– Boy uzamasını durdurur,
– İleride çocuğunuz olmaz,
– Kızlarda adet düzenini bozar,
– Erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır,
– Penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır.
Ancak  masturbasyon bir tutku haline gelirse, normal cinsel ilişkiye tercih edilirse, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp masturbasyona yönelirseniz bir cinsel tedavi merkezine başvurmanız gerekir.

Erkeklerde

Erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluktur. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler. Sürekli üretilen spermler bu keseye boşalır. Bu kesenin bir kapasitesi vardır. Boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar. Bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir. Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra (4 -15 gün), erkek uykuda boşalır.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak masturbasyon yaparlar.
Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir. Sadece göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Genelde klitoris elle okşanır, iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Baire olmayanlarnvajen içine parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey kullanırlar. Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile de  yapılabilir, bu da kızlık zarına zarar vermez.

Posted on

Cinsel Organların Temizliği

Cinsel Organların Temizliği

CİNSEL ORGANLARIN TEMİZLİĞİ

Erkeklerin çoğunda penisin baş kısmı, erginlik çağına kadar sünnet derisiyle örtülüdür. Daha sonra, penis gelişip büyüyünce, bu deri doğal olarak geri çekilir ve baş kısım ortaya çıkar. Sünnet derisi çok uzun olursa, baş kısım daima bunun içinde kalacaktır.
Bu durum erginlikten sonra da devam ettiği takdirde, sünnet derisinin altında smegma adı verilen, yumuşak, yağlı bir madde toplanır. Bu madde, meni ve idrar damlalarıyla karışır. Böyle bir karışım iltihaplar, pişikler oluşturabilir ve bazı genç erkekleri autoerotizme götürebilir.
Onun için, penisin baş kısmının erginlikten sonra dışarı çıkması çok önemlidir; bu durumda sadece iltihaplanmalardan korunmakla kalınmaz, giysilere baş kısmının devamlı sürtmesi sonucu, baş kısım daha az hassas duruma gelir ve cinsel temasta erken boşalma önlenir.

Genç erkekler sünnet derisini geri çekmeli

penisi birleşime hazırlamalı ve biriken smegmayı temizlemelidir. Aslında Musevi ve Müslümanlarda sünnet, dinsel nedenlerden yapılmaktadır. Fakat tıp açısından da bu çok doğru bir davranıştır. Sünnet derisi çok uzun olduğunda sertleşme anında bile baş kısım serbest kalmaz, cinsel ilişki sırasında hassaslık çok azalır ve boşalma oluşamaz. Böyle durumlarda hangi dinden olursa olsun, sünnet önerilir.
Kadınlarda da klitorisin başı ve küçük dudaklar arasında smegma birikir. Kadının bu salgısı birçok durumda erkeğinkinden çok daha fazla ölçüdedir, bu sıvının içinde caprylic-asit vardır. Caprylic-asit aslında hoş bir koku verir. Fakat bozulduğu zaman burnu rahatsız eden bir koku çıkarır.

Normal olarak klitorisin üzerini bir deri kaplar.

Bu yüzden buraya, evlendikten sonra da smegma toplanır. Smegma, klitoris ile büyük dudaklar arasına ve daha aşağıda, küçük ve büyük dudaklar arasında da birikir. Bu hoş kokulu salgı, taze olduğu sürece erkeği cinsel bakımdan uyarabilir. Ancak  sarımsı beyaz bir madde haline gelince, erkekte bazı tiksinti yaratabilir. Kadınlar, idrar ve adet akıntılarıyla cinsel organlarının erkeklerinkinden daha kolay kirlenebileceğni akıllarından çıkarmamalıdır. Kadınlarda iltihap ve pişikler, erkekten çok daha fazla görülür.
Temizlik, kadın hastalıklarının önlenmesinde en önemli etkenlerin başında geliyor
Yoğun alkolle silme gibi bilinçsiz uygulamalar enfeksiyona zemin hazırlar, temizlik maddesiyle hijyen ortamı sağlamaya çalışırken genital pH düzeyinin bozulabilir ve başta egzama olmak üzere çeşitli sorunlara yol açar. Genital bölge için özel üretilmiş temizlik ürünlerini kullanmak gerekir. Genital temizlik ürünlerin periyodik aralıklarla kullanılması doğrudur.

Klozet kapağının üzerine tek kullanımlık kağıt kullanılmalıdır.
Genital kılların giderilmesinde ağda ve jilet yerine genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölge enfeksiyonları ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.
İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için zaman bulurlar.
Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır.

Posted on

Penis Boyu Önemli Mi?

Penis Boyu Önemli Mi?

Kadını mutlu etmek için uzun penis şart değil!

Erkeklerin sekste sabit fikir haline getirdiği konulardan biridir penis uzunluğu. Penis boyu, ülkemizde en aşılmaz tabularından biridir. Günümüzde iyi eğitim almış kişiler arasında bile güç ve otoritenin göstergesi olarak kabul edilebiliyor. Penis boyu kaygısı nedeniyle cinsel ilişki kurmaktan kaçınanlar olumlu cinsel deneyimlerini de engeller.

Boyu

Erkeklerin penis boylarıyla bu kadar ilgili olması tamamen toplumdaki yanlış cinsellik anlayışının ürünü. Penis yalnızca bir cinsel organ olarak değil, aynı zamanda bir erkeklik simgesi olarak da algılanıyor. Oysa cinsel işlevin penisinin boyuyla bir ilişkisi yok.
Çeşitli ırklara ve farklı iklimlerde yaşayan insanlara göre kişiden kişiye penis boyu farklılık gösterir. Renk ve biçiminde de değişiklikler olabilir, sağa veya sola hafif eğrilikler gösterebilir.
Doğumda ortalama 2.5 cm kadar olan gerilmiş penis boyu ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm’ye kadar ulaşır.

Penisin gelişimi

18 yaşına kadar sürse de asıl büyüme 15 yaşına kadar tamamlanıyor. Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 – 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte 11-18 cm normal kabul edilir. Türk erkeklerinin penis boyu ortalama 14 cm’dir
Cinsel tatmin için penis boyunun önemi yok. Sertleşmemiş durumdaki boyu 6-7  santim ve üstü olan penis normal kabul ediliyor. 12-15 cm de normal. İlişki için yeterli sertliğe ulaşabilmek ve ilişki süresince bunu tatmin oluncaya dek sürdürebilmek daha önemlidir. Penisin boyutu kuvvet göstergesi değildir. Penis boyu ile cinsel tatmin ve üreme yeteneği arasında bağ yoktur. Boyu ve biçimi ne olursa olsun cinsel istek ve uyarılma halinde  penis refleks olarak sertleşme ve büyüme yanıtı verir. Üreme yeteneği ise bedende sperm üretilmesi süreci, spermlerin yapısı, sayısı ve hareketliliğiyle bağlantılı. Penisin tek işlevi spermleri üretra kanalıyla rahme ulaştırması. Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının (haznesinin) arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.

El ve Ayaklar

Penis boyu ile ayaklar, eller, burun ve parmaklar başta olmak üzere erkeğin vücudunun başka bölümlerinin uzunlukları arasında hiçbir bilimsel ilişki bulunmamaktdır.
Penis boyu ne erkeğin ne de kadının alacağı hazzı tek başına belirliyor. Kadın cinsel organının içindeki 2/3’lik kısmı duyarsız. Yalnızca dışa yakın olan 1/3’ lük kısmında sinir uçları var. Dolayısıyla önemli olan bu bölgenin uyarılması. Bunun için de uzun penis gerekmiyor.
Fizyolojik açıdan ve cinselliğin verdiği hazzın doruklarına kısa sürede ulaşmak için penis boyunun verdiği psikolojik tatmin önemlidir ve kalın bir penis bu hazzı arttırıcıdır. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır. Yani duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da partnerini mutlu edemez. İri bir penis uzun bir penisten daha işlevseldir. Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında genelde kadına zevk yerine acı vermektedir. Bu nedenle sanılanın aksine uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir.

18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir.

Posted on

Vajina hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Vajina hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Vajina Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Günümüzde, kadın cinselliği, daha seksi olma tüyoları internette karşımıza ne kadar sık çıkarsa çıksın “vajina” kelimesi hala bir tabu olarak kalmaya devam ediyor. Tabu olarak kalmaya devam ettikçe de eksik ve kulaktan dolma hatalı bilgilerle karşı karşıya kalmamak imkansız. Bu yüzden gerçekle masalı, kurguyla kanıtlanmış bilgiyi ayırt etmek önemli.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajina hakkında bilinmesi gereken yedi gerçek hakkında önemli bilgiler verdi.

VAJİNA KADINA AİT ÖZEL BÖLGELERDEN BİRİDİR

“Bazen kadının genital bölgesinden tümüyle vajina diye bahsedilmektedir. Gerçekte vajina sadece genital sistemin bir parçasıdır. Bu sistemin dış kısmı “vulva” adını alır. Vulva bölgesinde dış dudaklar, iç dudaklar, klitoris, kilitoral başlık, üretra ve vajina açılımlarını içerir.

Gerçekte vajina iç kısma aittir ve kadın üreme sistemine ait diğer organlarla devam eder.

KEGEL EGZERSİZLERİ SADECE ORGAZM KONUSUNDA İŞE YARAMAZ

Bu egzersizler, orgazma ulaşma problemi olan kadınlara yardımcı olduğu gibi pelvik kasları güçlendirerek istemsiz idrar ve gaz kaçırmaya da engel olur. Üstelik bu egzersiz idrar yapma esnasında yapıldığı için yeri ve zamanı yoktur. İdrar yaparken birkaç saniye idrarı tutup sonra devam etmek şeklinde yapılmaktadır. Aynı zamanda pelvik organların sarkması açısından çok önem taşır.

PROBİYOTİK DESTEKLER DENGENİZİ KORUMAKTA FAYDALIDIR

Probiyotikler, bilinen adıyla “dost bakteriler” vücudumuza zarar veren kötü bakterilere karşı popüler tedavi seçeneğidir. Bu bakteriler barsak enfeksiyonlarına, ishale karşı koruyucu ve sindirime yardımcıdır.

Bazı çalışmalar probiyotiklerin vajinal enfeksiyonlara özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı koruyucu olduğunu öne sürmektedir.

ENDİŞE EDİLMESİ GEREKEN AKINTILAR

Vajina kendi kendini temizleyebilen bir organdır ve bazı akıntılar doğaldır. Ancak akıntı aşırı, ağrılı ve kokuluysa mutlaka doktora gözükmek gerekir. Çünkü bazen basit bir mantar enfeksiyonu olabileceği gibi cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon belirtisi de olabilir.

 

SEKS VAJİNAL SAĞLIK İÇİN ÖNEMLİDİR

Kadın yaşamında gebelik, emzirme ve menopoz gibi farklı hormonal dönemler vardır. Bu hormonal değişikliklerin yansıması vajinada belirgindir. Özellikle hormonal değişimler özellikle östrojen eksikliği cinsel ilişkide ağrıya neden olur.

Vajina hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Düzenli seks yaşamı vajinanın ince ve gergin hal almasına mani olur. Ancak konforlu bir ilişki için kuruluğun önlenmesi şarttır. Bu hormonal destekle olabileceği gibi kayganlaştırıcılarla da sağlanabilir.

İYİ VE KÖTÜ BAKTERİLER

Normal olarak vajinada bakteriler bulunur. Bu bakterilerden bir bölümü zaten doğal vajinal ortamı devam ettirmek için şarttır. Fakat arada iyi ve kötü bakteriler arasındaki denge bozulabilir. Bu da kokulu akıntılara ve iritasyona neden olur.

Son zamanlarda sıkça kullanılan vajinal duşlar, ortamdaki yararlı bakterileri ortadan kaldırarak enfeksiyonu kolaylaştırmaktadırlar. Hele sabun ve genital bölge şampuanlarının sadece tüylü kısımlara uygulanması şarttır. Diğer bölgeler için su en güzel temizleyicidir.

KLİTORİS PENİSİN İKİ KATI…

Klitoris cinsel doyumu sağlayan 8 bin sinirin sonlanma noktasıdır. Uzmanlara göre bu sayı penistekinin iki katıdır. Klitoris vajinaya doğru uzanır ve G noktasıyla bağlantı kurar. Başka bir deyişle görünen kısım klitorisin sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Çünkü içeri doğru bir ağacın kökleri gibi yayılım gösterir.”

Posted on

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Seks normalde ne kadar sürer? Türklerin ortalaması şaşırttı!

Araştırmalara göre

Seks deneyimi ile ilgili akla takılan sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğü… Yapılan uluslar arası bir araştırma bu konuda fikir veriyor.

Seks ve cinsellik insanların akıllarını en çok kurcalayan konulardan biridir. Seks ile ilgili akla gelen sorulardan biri de “normalde” seksin ne kadar sürdüğüdür. Ancak bir bilim insanı seks süresi ile ilgili olarak soruyu bu şekilde kurmaz. Kulağa garip gelebilir ama bilim insanları için bu soru “İntravajinal ejekülasyon gecikme süresinin ortalaması nedir?” şeklindedir.

Tabii ki seks penisin vajinaya girmesinden ibaret değildir ama kalan kısmın (öpüşme, sürtünme vb.) tam olarak tanımlanması güç. Nitekim boşalmaya kadar geçen ortalama sürenin hesaplanması da kolay bir süreç değil. Peki insanlara sevişme sürelerinin ne kadar olduğu sorulursa ne olur? Bu durumda alınan cevaplar gerçek sürelerden daha uzun olacaktır ki kimse gecelerin kısa olduğunu kabul etmek istemez. Anket metodundaki diğer bir sorun da insanların özellikle seks sürelerini takip etmiyor oluşlarıdır.

500 ÇİFTİN SEKS SÜRESİ

Ortalama seks süresini araştırmak için çeşitli ülkelerden 500 çift ile bir araştırmaya gerçekleştirilmiş. Çiftlerden cinsel ilişkiye girdikleri her seferinde kronometre kullanmaları istenmiş. Penis vajinaya girdiğinde kronometre başlatılmış, boşalmada da durdurulmuş.

33 SANİYEDEN 44 DAKİKAYA KADAR!

Araştırma sonuçları çiftler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılan çiftlerin her birinin ortalaması 33 saniyeden 44 dakikaya kadar değişiyor. Yani bazı çiftler arasında 80 kat fark bulunuyor.

Buradan “normal” olarak tanımlanabilecek bir seks süresinin olmadığı sonucuna varılabilir. Tüm çiftlerin en kısa ile en uzun sevişme sürelerinin ortalaması alındığında 5.4 dakika sonucu çıkıyor.

TÜRKİYE’NİN ORTALAMASI

Araştırmacılar seks süresinin Türkiye hariç ülkeden ülkeye pek değişmediğini belirtiyorlar. Diğer ülkelerin (Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık, ve ABD) ortalamasına göre Türkiye‘nin ortalaması 3.7 dakika daha kısa.

Posted on

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Çocuk da yaparım, seks de

Hamilelik Ve Cinsellik

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Bu erkek milletini anlamak mümkün değil azizim.

Bakınız, aşağıdaki konuk yazar/sorar gebeciğin derdine.

3. ayına girmiş bir hamileyim ve eşimle bu konuda neredeyse 3 aydır anlaşamadığımız tek konu cinsellik!

İlk 3 ay sakıncalı, son 3 ay sakıncalı diye yerleşmiş kalıpların dışında başka bir kalıbımız daha varmış artık bunu da son iki haftadır net ifade etmeye başladı; “Ya ikinize de zarar verirsem? I-ıh, olmaz”diyip kestirip atıyor. Her ne kadar ona bilgiler sunsam da, okumasında yarar bulduğum anekdotlar göndersem de, her doktor ziyaretimizde doktorumuz sakınca yok dese de olmaz diyor başka bir şey demiyor.

Sadece bu kadar zamandır bir erkek nasıl durabilir diye sorduğumda ise, “Ben idare ediyorum bir şekilde”, “Yapmasam da olur” diye bir cevap geliyor. İyi de nasıl ediyor? Kafamda türlü senaryocuklar türemeye başladığından artık anormal bir insan olup çıkıvereceğim diye korkuyorum.

Fazla uzun bir hikâyem yok. Konu belli. Sadece deneyimli anne kişilerine ihtiyacım var, o kadar… Böyle bir durumla karşılaşan ve bunu aşan var mı; ne şekilde, nasıl aşılır; fikir ve tecrübe bekliyorum.

Burada uzman kişilerin olduğunu da biliyorum, bana bir uzmana başvurun falan demeyin lütfen. Çünkü bunu reddedeceğini adım gibi biliyorum, kaldı ki kendi doğum doktorumuz sakınca yok dediği halde bunları aşamıyorum. Uzmana gitmemize lüzum yok diye onu da kestirip atacaktır.

Al karşına konuş diyeceğim, yapmış. Doktorun söylesin diyeceğim, onu da denemiş. Yaratıcılığını kullan desem, adamcağız yaklaşmıyor bile…  kendini de 9 ay nasıl tutacak muamma evlisin ve 9 ay mastürbasyon kulağa zor geliyor çünkü evli erkeklerin cinsel hayatları rutine bindikten sonra mastürbasyon yapmazlar nedendirki bu onlara grur meselesi gibi gelir.

Önerisi olan var mı?

Hamilelikte cinsellik… olmuyor!

Posted on

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Yatak Odası Kuralları

Geçtiğimiz hafta sonu kızlarla bir araya geldik. Kızlar = çoğunluğu kuzenlerimden oluşan ve aralarında çok yakın arkadaşlarımızın da bulunduğu bir kız grubu. Aralarında çocuklu olan bir tek benim. Biri evli, kimi nişandan terk, çoğu bekar, bazısı uzun süredir sevgilisiyle yaşıyor, biri de evlenmek üzere.

Aslında bu buluşmaları ayda bir kere yapmaya çalışıyoruz ancak son zamanlarda sekteye uğradı. Her ay bir kere yemeğe çıkıyorduk. Son toplaşmamızı kuzenimin evinde yaptık ve “İşte bu!” dedik. Ortam rahat, muhabbet koyu, ne işimiz var restoranlarda, hem bi sürü para harcıyoruz? Bundan sonraki toplantılarımızı -kuzenimin nişanlısını evden sepetleme pahasına da olsa- orada gerçekleştirmeye karar verdik. Yemin ederim, yakın kız arkadaşlarla yapılan muhabbetin yerini hiçbir psikoterapi seansı tutamaz.

Kız kıza oturup konuşunca laf ister istemez kocalara, sevgililere ve sonunda sekse geldi. Herkes içindekini döktü. Aramızda ne dertliler varmış, ne bihaberler.

O sohbetten aklımda kalanları, kendi ufak eklemelerimle birlikte derleyip bir Yatak Odası Kurallarıoluşturdum. Biz kızlar bir araya gelince en çok konuştuğumuz konulardan biri bu. Öte yandan yazdığımda en çok okunan ama en sessiz kalınan konu da bu. Ne ilginç…

Yatak Odası Kuralları:

Seks yüzde 80 önemli – Sürekli bir ilişkide seksin ağırlığı tartışıldığı zaman “Bir ilişkinin yüzde ellisi cinsellik”deniyor. Hayır efendim, en az yüzde sekseni cinsellik. Hele de evliliklerde, hele de çocuktan sonra evliliklerdeHer şeyin başı seks” demek yanlış olmaz. Düzenli, uyumlu, tatmin edici bir cinsel hayatı olan çiftlerin çoğu gündelik sorunları daha kolay atlatıyor.

Su uyur, seks uyumaz – Kadınlar için -özellikle de anne olduktan sonra- uykunun yeri tartışılmaz. Kesik kırpık, bölük pörçük uyuyan bir anne (KADIN), hele de gece kaç kere kalkacağı ve kaç saat boyunca uyanık kalacağı hakkında hiçbir fikre sahip değilse, çocuk uyur uyumaz yatağa koşmak istiyor. Haklı da. Ancak bu işin bir de erkek (BABA) tarafı var. Günümüzde çoğu erkek iki eli kanda olsa, uykusuzluktan gözleri kan çanağına dönüşmüş olsa da kadından gelecek seks teklifini reddetmediği gibi, her an hazır ve nazır bekleyebiliyor. Dolayısıyla kadının uykuya ne kadar ihtiyacı olduğu erkeği pek de ırgalamıyor.

Bir tarafın istemesi yeterli

– Seks denilen olay birçok erkek için yemek yeme, tuvalete gitme ve -evet- uyuma gibi temel ihtiyaçlardan biri. Her ne kadar birçok kadın için -erkekler kadar olmasa da- önemli bir ihtiyaç olsa da, kadınlar seksi gerek duygusal kırgınlıklar, gerekse fiziksel ihtiyaçlar (UYKU!!!) yüzünden geri plana atabiliyor. Seks teklifi reddedilen bir erkek bunu çok içerliyor. Aynısı daha az şiddette de olsa kadın için de geçerli. Biyolojik saat farkları da dikkate alındığında, birlikte olmak için bir tarafın istemesi yeterli. Reddetmek yok, sevişmeye devam!

Haftada en az 3 kere – Bu kuralı ortaya atan tayfanın henüz çocuk sahibi olmadığını söylemeye gerek yok herhalde. Ancak çocuk sahibi olsan da olmasan da, özellikle erkek kısmı için böyle bir istatistik söz konusuymuş. İsteyenin bir yüzü.

Odada televizyon olmamalı – Televizyon, her ne kadar eğlendirici bir alet olsa da yatak odasına girdiğinde dikkat dağıtıcı, soyutlatıcı bir şey olup çıkıyor. Çiftler birlikte vakit geçirecekleri, hadi o da olmadı kitap okuyacakları yerde oturup ya maç yorumlarını, ya da saçma sapan programları geç saatlere kadar boş boş izleyip birbirlerine vakit ayırmıyorlar. Her evde en fazla bir tane televizyon olmalı, o da salonda kalmalı.

Cep telefonu odaya girmemeli – Televizyon için geçerli olan kural cep telefonları, özellikle de akıllı telefonlar için geçerli. İş yapmanın mesai saatleriyle sınırlı kalmadığı günümüzde, tam öpüşüp koklaşmaya başlanılan bir anda gelen bir SMS, ya da “Acaba şu tweet’ime yanıt gelmiş mi?” merakıyla ziyaret edilen sosyal medya, seksi başlamadan bitiriyor.

Kaktüs saksıda güzeldir – Kıl tüy meselesine her erkeğin (ve kadının) bakışı farklı. Ancak ortak olan bir şey varsa o da şu: Kalıcı epilasyonun nimetlerinden faydalanmamış ve hala jilet teknolojisine başvuran kadınlar yatağa kaktüs gibi girmemeli. Sevişmeyecek olsanız bile dikenli bacaklar hiç cazip değil.

Bazen gecelik, saten pijamadan iyidir

– Erkek tayfası pijama müessesesinden hazzetmiyor şekerim. İstersen Victoria’s Secret’ten saten pijama al, yine de pazardan aldığın pazen geceliği tercih ediyor. Erişim kolaylığı meselesi.

Yatağa aynı anda gitmeli – Sevişecek olsa da, olmasa da çift yatak odasına aynı anda gitmeli. Biri önceden yatıp diğeri salonda kalıp televizyon seyretmemeli. Biri illa ki maç yorumunu seyredecekse diğeri salonda uyuklamak pahasına onunla fiziksel olarak aynı ortamda olmalı.

Ayaklar her zaman kavuşmalı – Seks olsa da, olmasa da, yatağa mutlu girilse de, küs olunsa da gün sonunda ayaklar birbirine hep kavuşmalı. Ne zaman ki ayaklar dokunmayı bırakır, işte o zaman şapkayı önüne alıp konuşma zamanıdır.

Posted on

Bakınız kimlere ANNE denir

Bakınız kimlere ANNE denir

Bakınız kimlere ANNE denir

Halkın Yorumu

1. Makyaj çantasından lego parçası çıkan kadına ANNE denir.

2. Potansiyel müşteri toplantısına kayın biraderi ve 8 aylık bebeği ile giden ve toplantı sonrasında toplantı odasında bebek emziren, tüm bu organizasyonu toplantı yaptığı kişilere hiç çaktırmayan kişiye ANNE denir.

3. Gece her 2 saatte bir uyanan oğlu 3 saat aralıksız uyuyunca “acaba bir şey mi oldu, niye uyanmadı???”diye gidip gelip kontrol eden ve kendi uykusunu kaçıran kişiye ANNE denir.

4. Hayatında nasırın n’sini bilmemiş, çocuktan sonra puset itmekten, çanta taşımaktan elleri nasır bağlayan kişiye ANNE denir.

5. Bebeğini emzirirken bir taraftan da bebek yatağında bebeğini arayıp endişelenen kişiye ANNE denir.

6. Youtube’dan Caillou’nun Apaçi dansını 25.644.422 kere çocuğuyla izleyen kişiye ANNE denir.

7. Çocuğu yemek yiyince kendisi doyan, çocuğu uyuyunca kendisi dinlenen, çocuğunun neresi ağrıyorsa (karın, kulak, bacak) kendisinin de orası ağrıyan, çocuğu mutluysa mutlu, üzgünse üzgün olan, kendi olmayan… canı çocuğunda toplanmış kişiye ANNE denir.

8. Puseti iterek yürümeye alıştığı için onsuz yürüdüğünde ellerini koyacak yer bulamayan ve dengesini kaybeden kadına ANNE denir.

9. Çocuğu uyuyor diye banyoya girip banyoda ağlama sesi duyduğunu sanıp köpüklü bir şekilde banyodan fırlayan ve üşütüp hasta olmamak için dua eden kişiye ANNE denir.

10. Tek başına olduğu için elbisesinin fermuarını zorla açan süt verdikten sonra kapatamayıp sırtını hırkasıyla örterek çıkan kişiye ANNE denir.

11. Sırf bebeği daha uzun süre uyusun diye tüm dünyayı susturmaya çalışan kişiye ANNE denir.

12. Çocuğunun kakasında gerçekten boncuk arayan ve bulduğunda sevinçten göbek atan kişiye ANNE denir.

13. Doğumdan sonraki ilk aylarda gecenin bir yarısı uyanıp bebeğini emzirdiğini sanan ve bebeğim nerde diye telaşa kapılan kişiye ANNE denir.

14. Çocuğu hakkında yazdıkça mutlu olan, blog nedir bilmezken blog tutan kişiye ANNE denir.

15. Aynı anda 1.378.276 şey düşünen kişiye ANNE denir.

16. Koltuğun altında televizyonun kumandasını ararken minik bir çorap, bir emzik ve bir Bakugan topu bulan kişiye ANNE denir.

17. Bebeğinin içmediği iki damla anne sütünü ziyan etmemek adına akla hayale gelmez alternatifler geliştiren kadına ANNE denir.

18. Montunun bir cebinden anahtarlık, diğerinden emzik kapağı çıkan kişiye ANNE denir.

19. “Maşallah” kelimesini hayatında hiç kullanmadığı kadar kullanan kişiye ANNE denir.

20. Bebeğini halının üzerine serdiği yorganın üstünde bırakıp mutfağa gidip geldikten sonra odanın bir köşesindeki sandalyenin altında bulan kişiye ANNE denir.

21. Hayatında kokladığı en güzel koku yavrusunun kokusu, gördüğü en güzel gülüş yavrusunun gülüşü, duyduğu en güzel ses yavrusunun sesi olan kişiye ANNE denir.

22. Evin içinde saçına dinozor çıkartması yapışmış bir halde gezen, ve kocası gelene kadar bunun farkına bile varmayan kişiye ANNE denir.

23. İğne olmak şöyle dursun iğne olana bakamayan; kan aldırma sırasında beklerken hemşirenin elinde kan tüplerini görünce bayılan, ama genel durumunu öğrenmek için ayda bir, şeker testi için 3 saat içinde 4 kere kan veren, damarları bulunamayıp elinin üstünden kan alınan ve 1 saat önce kan alınan damar belli oluyor diye tekrar aynı iğne deliğinden kanı alınan ve bunlara sırf karnındaki bebeği için katlanan kişiye ANNE denir.

24. Ayakkabılığı düzenlerken ayakkabılar arasında bebeğinin patiğini bulan kişiye ANNE denir.

25. Öğle tatilinde kızını emzirmek için eve koşan, sonra gömleğinin düğmelerini kapamayı unutup ise dönen, ve insanların garip bakışlarına maruz kalan kişiye ANNE denir.

26. Tek önceliği bebeği olan kişiye ANNE denir.

27. Çocuğu arkadaşlarıyla oynarken göz ucuyla hep diğer çocuğu kaplan gibi gözetleyen kişiye ANNE denir.

28. En tutkulu ve en gerçek aşkın evlat aşkı olduğuna inandığı için “ben aşığım” diyen çocuksuz tüm insanlara ağzının kenarıyla gülüp geçen bilge edalı kişiye ANNE denir.

29. Bebeğinin uykusunun geldiğini bebeğinden daha iyi bilen kişiye ANNE denir.

30. Çocuğunun geleceği için seçim duasına çıkan kişiye ANNE denir.

31. Daha önceden hiç ilgisini çekmediği ve hatta nefret ettiği halde tüm Ben10, Gormiti ve Transformers karakterlerinin isimlerini bilen kişiye ANNE denir.

32. Bebeğinin altını her türlü mekân ve koşulda değiştirebilen üstün yetenekli kişiye ANNE denir.

33. Hamileliği boyunca normalde en büyük keyfi olan kahveyi doktoru günde 1 fincana izin verse de bebeği için içmeyip, doğum yapınca günde 1 defa içerim diyen ama sonra dayanamayıp yine içmeyen kişiye ANNE denir.

34. Oğlunun “okşama pijaması” yırtıldı diye her yerde garip bir şekilde pijamaları okşayarak en uygun yumuşaklığı arayan kişiye ANNE denir.

35. Çocuğu öksürdüğünde kendi ciğerleri sızlayan kişiye ANNE denir.

36. Sol kolunda acıkan oğlunu susturmaya çalışırken sağ eliyle mama hazırlayan bir yandan da kulağına dayadığı telefonla arkadaşıyla dedikodu yapan kişiye ANNE denir.

37. Emzirirken uyuyan yavrusu uyanmasın diye, yanına kıvrılıp aynı pozisyonda kolları bacakları uyuşana kadar yatabilen kişiye ANNE denir.

38. Her garip soruya mantıklı cevaplar bulan kişiye ANNE denir.

39. Kızı kucağında iken tek eli ile muhallebi yapan kişiye ANNE denir.

40. Gece tuvalete gittiğinde pijamasını indirmek yerine emzirme refleksiyle memesini çıkaran kişiye ANNE denir.

41. Bebeği hapşırıp sümüğü yüzüne yapışınca ohh çok şükür çıkardı diye sevinerek yüzünü temizleyen kişiye ANNE denir.

42. Kızını kanguruda taşıyarak onun banyosunu hazırlayabilen kişiye ANNE denir.

43. Çocuğundan önce kendi yediği için suçluluk duyan kişiye ANNE denir.

44. Yapamayacağı halde “yapamadıkları” için üzülen kişiye ANNE denir.

45. Tanrı’nın yaratışına tüm acılara katlanma bedelini ödemeye hazır olarak ortak olup, bedenini bu mucizeye koşulsuz sunan kadına ANNE denir.

46. Çocuğu çiş yaparken mutlu olsun diye idrarını sonunda sonuna kadar tutan kişiye ANNE denir.

47. Hazır kızım da uyumuşken şöööyle bir gönlümce face, twitter, blog harmanı yapayım diyerek PCye çöreklenen, lakin uykunun ağırlığından o saatte istediği kalitede verim asla alınamayacak olan perişan kişiye ANNE denir.

48. Ateşler içindeki yavrusunu ağlamaklı bir halde kucağına alıp acaba dişten mi, yoksa üşüttü mü, abisi çaktırmadan soğuk su mu verdi ya da üstünü açtı ya dün gece ondan oldu kesin diye diye gece yarısı tüm ihtimalleri kurcalayan ajan kişisine ANNE denir.

49. Kızı sokakta ağladığı için tek eli ile kızını taşıyıp, diğer eli ile puseti iten kişiye ANNE denir.

50. Bebeğinin ilk dişinin çıktığını kayınvalidesinden duyup, bunu başkasından duyduğuna üzülse mi, yoksa bebeğinin insanlık için küçük, kendi için büyük bir aşama kaydetmesine sevinse mi bilemeyen kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

51. Yatağına uzanıp uykuya kavuşmuşken takriben 10-15 dakika sonrasında bir ağlamayla bebişin yatağına koşan gece nöbetçisine ANNE denir.

52. Sırf bebeği huzurla uyusun diye DVD alırken alt yazılıları tercih eden, televizyonda genellikle alt yazılı dizilerin çoğunlukta olduğu kanalları tercih eden kişiye ANNE denir.

53. Hamileliğin son zamanlarında gece uykusuz kalan ve bundan hiç sızlanmayan kişiye ANNE denir.

54. Ortalığın derli toplu ve temiz olmasına dikkat eden, bebeği olduktan sonra her yerde oyuncaklar, bisküvi kırıntıları bulan, yine de sakinliğini koruyabilen kişiye ANNE denir.

55. Gece hastalanıp sabaha kadar ağlayan bebeğine 10 kaplan gücünde bakıp, onu sakinleştirip, sonunda sabaha karşı uyutmayı başarıp, kalan kaplanlarla evden ayrılmak zorunda olan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

56. Bebeğine sürekli besleyici, doyurucu yemekler yapmaya çalışıp kendini makarnayla doyurabilen kişiye ANNE denir.

57. Belki de hayattaki en zor kararı verirken… arkasını dönüp gitmek yeterince zorken… giderken çekmesi gereken onca valizi varken… Kucağındaki bebeğine sıkı sıkı sarılıp giden ve asla yılmadan oğluna her gün daha da sıkı sarılan kişiye ANNE denir.

58. Kızı su sesine uyanıyor diye banyo yapamayan kişiye ANNE denir.

59. Kendisine bir şey olursa acaba bebeğimi üzerler mi, benim gibi bakamazlar diye kendini yiyip bitiren, ikide bir gözü yaşarıp hıçkıra hıçkıra ağlayan kişiye ANNE denir.

60. Susuz kaldığını düşünerek bıkmadan usanmadan içmediğini bile bile değişik çaylar sular hazırlayıp karşısında birçok şaklabanlık yaparak içirme savaşına girene ANNE denir.

61. Bebeği bronşit/hasta olduğunda tüm gece uyumayıp bebeğinin dakikada kaç nefes aldığını sayan kişiye ANNE denir.

62. Her koşulda aç, susuz, uykusuz kalan kişiye ANNE denir.

63. Türlü yöntemler deneyip uyutamadığı yavrusunu en son ayağında sallarken uyutan ama bunun farkına bile varmadan yatakta oturur pozisyonda 1,5 saat uyuyakalan zavallı insan kişisine ANNE denir.

64. Bebeğin doktorunun bebekte alerji ihtimali teşhisi üzerine tüm beslenmesini kısıtlayan kişiye de ANNE denir.

65. Bebeği feryat figan ağlarken tırlatmaya 3 kaldı diye düşünen, ama bebesi uyuduğu anda içinde tarifsiz bir huzur bularak, kendi de yatacağına dudağında gülümseme bebeği seyre dalan şahsa ANNE denir.

66. İş yerinde çalışırken kulaklıklarla çocuğuna öğretmek üzere şarkılar dinleyip, ezberlemeye çalışan, tuvalette de pratik yapan kişiye ANNE denir.

67. Sabahları bebeğiyle biraz daha fazla vakit geçirebilmek adına evden sıfır makyaj çıkıp, kalabalık bir otobüste 5 dakika içinde makyaj yapabilen kişiye ANNE denir.

68. Bebeği kucağındayken kulağından aşağı olmak üzere kusmuk içinde kalan ama hiiiç tepki vermeden direkt temizlemeye dalan kişiye ANNE denir.

69. Çocuğuna kendi uydurduğunu ninnileri söyleyen, hatta arada bir dalıp sokakta da kendi kendine söylediğini fark eden kişiye ANNE denir.

70. Bebeği yatağında uykuya dalsın diye, bebek karyolasının koluna takılmış şekilde, beli koparken, hapşırığını, öksürüğünü ve çişini tutarak, itinayla derin derin nefes alıp vermeye kasarak, en az 15 dakika başarılı bir şekilde uyuyor taklidi yapan kişiye ANNE denir.

71. Cep telefonunu nereye koyduğunu unutan, sonra cep telefonunu aradığını unutan ve derinden gelen bir telefon sesiyle aranırken cep telefonunu buz gibi olmuş bir şekilde buzdolabında bulan kişiye ANNE denir.

72. Kendine sıcak bir bitki çayı hazırlayıp, tam ilk yudumunu alacakken uyanan bebeğine koşmak zorunda kalan ve sıcak hiçbir şey yiyip içemeyen kişiye ANNE denir.

73.Vakitsizlikten arabasını yağmurlu havada yıkatan kişiye ANNE denir.

74. İşte, sokakta ya da başka olmadık yerlerde bebeğinin muzip hallerini hatırlayıp, kendi kendine gülümsemeye başlayan kişiye ANNE denir.

75. Kendine hazırladığı yemeği ağzına atmak üzereyken karşısında bebeğinin melül melül bakmasına dayanamayıp yemeğini önce ona yedirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

76. Çocuğunun adı geçtiğinde hiç durmadan en az 20 cümle kurabilen kişiye ANNE denir.

77. Elindeki sürahinin kapağı ile çaydanlığı kapatmaya çalışan bir taraftan da çocuğuna laf yetiştirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

78. İki lafın belini 10 aylık bebeğinin çıkardığı seslere onun gibi cevap vererek büken kişiye ANNE denir.

79. Bütün gün (tabir-i caizse eşekler gibi) çalıştıktan sonra akşam eve gelip, bir galeta çubuğu yiyip duş aldıktan sonra 3 çocuğunun ödevlerine profesyonel yaşamından kesitler sunarak yardımcı olan ve uyumak değil yatakta erkenden bayılan kişiye ANNE denir.

80. Hiç yeteneği olmadığı halde çocuktan sonra her söze bir şarkı söyleyen kişiye ANNE denir.

81. Oğluna masal anlatmak isterken masala Kırmızı Başlıklı Kız ve Yedi Cüceler diye başlayan ve masalın nasıl başladığını neden hatırlamadığını bir süre sonra anlayan kişiye ANNE denir.

82. 30 yıl canını dişine takıp kariyer yapmak için uğraşıp, bebeği doğduğu gün hepsini bırakıp bebek bakan kişiye ANNE denir.

83. Bütün gece uyumadığı için, sabah işe geldiğinde araba anahtarıyla çekmecesini açmaya çalışan kişiye ANNE denir.

84. Çocuğunun hiç bir zaman tok olduğunu kabullenmeyip her daim ne yedirsem diye düşüp duran kişiye ANNE denir.

85. Çocukları için canını feda edebilecek tek varlığa ANNE denir.

86. Çocuğunun başka yerde rahat uyuyamayacağını bildiği için kendi ailesinin evinde dahi kalmayıp gece yarısı yollara düşen kişiye ANNE denir.

87. Kızını okula yollayabilmek için kendi yol parasından feragat edip işe karda kışta yürüyerek giden kişiye ANNE denir.

88. Tükürdüğünü defalarca yalayan ve bunu kabullenme bilgeliğini gösterebilen yegane kişiye ANNE denir.

89. Bebek doğduktan sonra sıcak bir yemek yiyemeyen (yemeği tabağa koyup bir türlü yemeye fırsat bulamayan) ve ne yediğini de iki arada anlamayan kişiye ANNE denir.

90. Baba ve bebek uyutulduktan sonra bir bardak çayla bisküvi keyfi yaparken bisküvi tabağı yerine elini sıcak çaya sokan şahsa ANNE denir.

91. 2 yaşındaki çocuğu günde 456.894.455 kez ısırıp yapma evladım, hayır evladım, canım acıyorsözlerini 5.684.122 kez söyleyen kişiye ANNE denir.

92. Bebeğine bin bir zahmetle mama hazırlayan, yedirmeyi binlerce kez deneyen ancak başarısız olan kişiye ANNE denir.

93. Bebeğini ya da çocuğunu yedirirken onunla beraber ağzını açıp kapayan kişiye ANNE denir.

94. Bebeği uyuduğu sırada yemek mi yapsam çamaşırları mı yıkasam dinlensem mi gibi soruları soran kişiye ANNE denir.

95. Bebeğinden önce gece 6 saat uyuyunca gün boyu zombi gibi gezen, bebeğinden sonra gece kesintisiz 4 saat uyursa tüm günü hiç esnemeden geçirebilen kişiye ANNE denir.

96. Akşam eve geldiğinde, çığlık çığlığa üzerine atlayan bebeğine sarılıp, gözyaşlarını saklamaya çalışan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

97. Uykumuz geldi, bugün kakamızı yapamadık gibi konuşmalarla, çocuğuyla kendini aynı kişi zanneden şahsa ANNE denir.

98. Kendini çocuğunun babasıyla kıyaslayarak daha becerikli, daha üretken, daha çalışkan, daha fedakâr, daha daha daha… yani evde en önemli olduğunu düşünen kişiye ANNE denir.

99. 48 saat uyumayan bebeğiyle ilgilenirken yorgunluktan harap olmuş bebeği nihayet uyuduktan sonrada ya kusarsa ya boğulursa diye oturup başında bekleyen kişiye ACEMİ ANNE denir.

100. Olmadık zamanlarda ve mekanlarda emzirmek için göğsünü çıkarıp bebeğinin ağzına dayayan kişiye ANNE denir.

101. Sekiz aylık hamile kızına, o adını anmamış olsa da, canı çekmiştir diye kargoyla zeytinyağlı dolma gönderen insana ANNE denir.

102. Kendisi ilaç içecekken, yan etkilerine bakıp “amaaan, bunlar da ne bulurlarsa yazmışlar, bir şey olmaaaz” diyerek içen, çocuğuna ateş düşürücü ilaç içirecekken yan etkilerine bakıp “çok tehlikeli yan etkiler var, bunların piyasaya çıkmasına nasıl izin verirler, acaba şu olur mu, acaba bu olur mu, ilk defa içecek, acaba hastanede mi içirsem” diye psikopata bağlayan kişiye ANNE denir.

103. İşe gelmeden önce yollarda Ali Baba’nın Çiftliği’ni yeni yeni konuşan kızına söyleyen,iş yerindeyken bile telefondan kızına yemek yedirmeye çalışan,akşamları kızına kavuştuğunda bir yandan mutluluk bir yandan hüzünle dolan kadına ANNE denir.

104. Saatlerce uyutmaya çalışıp uyuduktan sonra can sıkıntısından ne zaman uyanacak diye bebeğinin başında bekleyen kişiye ANNE denir.

105. Evde 1 saat yalnız kalınca boşluğa düşen kişiye ANNE denir.

106. Sabahtan çamaşırları makineye atıp, çocuğun kahvaltısını hazırlayıp yedirip işe giden, yoldayken ben pijamalarımı çıkarmış mıydım diye kontrol eden ve akşama kadar koşturduktan sonra eve dönüp yemek hazırlayıp, çamaşır asıp, ortalık toplayıp, bir yandan da oğluna at taklidi yaparak sırtında emekleyerek dolaşan ve akşam yemeğinde oğlu ağzına her kaşık alışında üzerindeki yorgunluğu atıp huzur bulan yaratığa ANNE denir.

107. Kendi haftalık komple bakımını 30 dakikada bitirebilen kişiye ANNE denir.

108. Ön-ergenlikteki tüm vicdansız delikanlı yorumlarına maruz olan ve 2 dakika sonra hepsini unutabilen kişiye ANNE denir.

109. Tüm marketlerde şekerli (Tipitip veya Big Babol tarzı) sakız arayan kişiye ANNE denir.

110. Kocasına 6. ay aşıları ateş yapar diyorlar ateşten çok korkuyorum aşkımmm acaba o geceyi arabada hastanenin önünde mi geçirsek diyen kişiye ANNE denir.

111. Bebeği kabız olduğunda işini kolaylaştırmak istercesine onunla birlikte ıkınana ANNE denir.

112. Gecenin bir vakti bebeğinin ertesi günkü yoğurdunun mayalanmadığı aklına gelip, o sıcacık yataktan kalkıp yoğurt mayalan kişiye ANNE denir.

113. Etten tiksindiği halde tavuk ciğeri, kuzu beyni ve dana dilini doğrayan, yesin de tek kan yapsın diye şekil şekil pişiren cinse ANNE denir.

114. Tabakta kalan yemeği hadi son son son diyerek 3-4 kaşık daha tepiştirmeye çalışana ANNE denir.

115. Bebeği mışıl mışıl uyuduğunda, onu seyrederken bir yani huzurlu, diğer yarısı evhamlanan ve hiçbir sorun yokken hüngür hüngür ağlayan kişiye ANNE denir.

116. Artık en sevdiği şarkı Mini Minnacık Örümcek, en sevdiği şarkıcı “eğitici müzikli oyuncaklar” olan kişiye ANNE denir.

117. İş yerinde öğle vakti arkadaşları alışveriş, kuaför vs. konularda sohbet ederken, oğlunun her gün ve günde 3 öğün izlediği Aslan Kral filmini onunla izleyip, müziğini beyninden silemeyip durmadan mırıldanan ve garip bir mahlukmuş gibi bakılan kadına ANNE denir.

118. Çocuğu olduktan sonra günlük gazeteleri biriktirip bir hafta geriden takip edebilen kişiye ANNE denir.

119. Her türlü sinek, böcek ve haşerattan tiksinen, ancak çocuğunun odasında uçan sivrisineği hiç çekinmeden şap! diye çıplak elleriyle öldüren (sonra da elini yıkamak üzere çığlık çığlığa banyoya koşan) kişiye ANNE denir.

120. Çanta hazırlarken önlük eksikmiş diye çocuk odasına gidip etrafa bakınan, ben buraya niye gelmiştimdeyip hiçbir şey almadan odadan çıkan kişiye ANNE denir.

121. Kendi rejimde olduğu halde en sevdiği yemeği çocuklarına pişiren kişiye ANNE denir.

122. Önceden varlığının farkında bile olmadığı, ancak şimdi görüş alanına giren her türlü sehpa köşesi, elektrik prizi, halı kıvrımı gibi çıktını ve yükseltileri tehlike belleyen insana ANNE denir.

123. İkinci bebeğini beklerken “Bunu da sevebilecek miyim?” diye hayıflanan, kucağına alır almaz kalbinde yeni bir oda açılan kadına ANNE denir.

124. Pipimizi herkesin içinde tutmuyoruz, burnumuzu tuvalette temizliyoruz, arkadaşlarımızı ısırmıyoruz,gibi mantık(sızlık) önermeleri günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş olan kişiye ANNE denir.

125. Evden çıkmaya hazırlanırken, sofraya çağırırken, banyoya sokmaya çalışırken, … çocuğuna HADİ demekten midesi bulanan kişiye ANNE denir.

Bu listeyi şu yazıya bırakılan yorumlardan ve Forum’da açtığım şu konuya gelen cevaplardan derledim.

Hemen her maddenin altına imza atabilirim. Kimisiyle o kadar örtüşüyorum ki, “bunu ben mi yazdım?” diye düşündüm.

Hepsine bayıldım, güldüm, eğlendim; ama beni en çok güldüren 70 numara oldu.

Katkıda bulunan herkese çok teşekkürler.

Bakınız kimlere ANNE denir

Posted on

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk da yaparım, seks de

Çocuk’da Yaparım Sex’de

Çocuk’da Yaparım Sex’de ‘Üçüncü Ebeveyn: Anne-Baba İlişkisi’ konulu seminerin iki boyutu vardı: (1) Çocuktan Sonra Cinsel Hayat ve (2) Anne-Baba İlişkisi. İlk boyutunu Cinsel Sağlık Uzmanı Dr. Ece Hattat, ikinci boyutunu ise Uzman psikolog Fatma Tosuntaş Karakuş anlattı.

Uzun bir yazı olacak, sıkı durun.

Öncelikle Ece Hattat, çiftler arasındaki cinsel ilişkiye değin konuştu. Kendisi bir cinsel sağlık uzmanı olarak cinsellikle barışık, cinsel terminolojiyi de rahatlıkla kullanan bir insan olduğundan, ben de burada seminer boyunca aldığım notlara yer vereceğimden ben de aynı terminolojiyi aktarıyor olacağım. O yüzden eğer cinsel terminolojiye tepkiliyseniz, ‘ay burası anne blogu, burada klitoris denir mi?’ şeklinde yargılamalara varacaksanız bu yazıyı okumayı bırakmanız hepimiz için daha hayırlı olacaktır.

Cinsellik tabu, evet. Kadın cinselliği daha da tabu. Bugün bu tabuyu el birliğiyle, biraz olsun yıkıyoruz; buna vesile olan Uykusuz Anneler ve Nestle’ye -ve tabii ki konunun uzmanlarına- teşekkür ederim.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Cinsel sorunlarla ilgili konuşulmayanlar

İlk olarak kadınların cinsellik konusuyla oldukça ilgili olduklarını, ancak bu konuyu konuşmaktan çekindiklerini anlatarak başladı Ece Hattat. Hepimiz önem veriyoruz, bu konuda merak ediyoruz, okuyoruz ancak bunu gizliyoruz. Cinsel sorunlarımızı eşimize, doktorumuza açamıyoruz.

Uykusuz Anneler’in sitesinde bu seminer öncesinde düzenlenen ankete katılanların %70’i cinsel tatminsizlik yaşadığını söylemiş. Nedir bu cinsel sorunlar? Cinsel istek kaybı, orgazm problemi, ağrı problemi, seksten keyif alamama, performans endişesi ve lübrikasyon sorunu…

Çocuk da yaparım, seks de

 

Bu cinsel sorunlar kadınlarda bir arada görülüyormuş. İşin üzücü kısmı, kadınların yaşadıkları cinsel sorunlar ‘psikolojik’ ya da ‘strese bağlı’ olarak geçiştiriliyormuş. Gerçek şu ki, strese bağlı bile olsa -ki stres bu anlamda oldukça geçerli bir sebepmiş- çözülmeyen cinsel sorunlar bir süre sonra hormonları etkilemeye başlıyor, ‘organik’ sorun haline geliyormuş. O noktada kadın kendini yetersiz, mutsuz, cazibesiz hissetmeye başlıyor ve bir kısırdöngüye giriyormuş.

Kıssadan hisse: cinsel sorunlarınızı gözardı etmeyin.

Her üç çiftten biri cinsel sorun yaşıyormuş. Hani o magazin dergilerinde gördüğümüz süper seksi, aşırı güzel, fit ve yapılı vücutlu çiftler var ya, hah işte, onların seksi çift görüntüleri cinsel anlamda mutlaka mutlu oldukları anlamına gelmiyormuş. Kıssadan hisse: Dışarıdan görünene aldanmayın, kapalı kapılar ardında kimse ne yaşan(ma)dığını bilemez.

Kadınların yüzde 50’sinden fazlası cinsel sorunlarını hiç kimseyle paylaşmıyormuş. %23’ü partnerine, %22’si doktoruna, %20’si arkadaşına açılıyormuş. Ne çok kadın var sessiz kalan… Ve kadınlar ne istediklerini ifade etmedikleri için istedikleriyle yaşadıkları arasında ciddi mesafe oluyormuş.

Cinsel ilişki öyle önemli ki, İngiltere’de yapılan bir araştırma boşanmaların yarıdan fazlasında cinsel sorunların etkili olduğunu ortaya koymuş.

‘Hepimiz eşimizle, sevgilimizle birçok konuyu konuşuyoruz’ dedi Ece Hattat. O gün ne yaptığımızı anlatıyoruz, birlikte gittiğimiz bir restoranda yediğimiz yemeğin nasıl olduğunu yorumluyoruz, seyrettiğimiz bir filmi değerlendiriyoruz. Peki kaçımız, cinsel ilişkimizin ardından geri bildirimde bulunuyoruz?

Neyin hoşumuza gittiğini, neyin bizi mutlu ettiğini anlatabiliyoruz?

Ya da bunları duymaya kaçımız tahammül edebiliyoruz? Bu satırları yazmak bile benim için zor. Kendi cinsel hayatımın ayrıntılarını anlatmasam da, bu kadar tabu olan bir konuyu babamdan kimya öğretmenime kadar uzanan bir kitlenin önünde dile getirmek kolay değil benim için. Ama bu çok kültürel bir şey; ben hala Amerika’da yaşıyor olsaydım ya da İngilizce blog yazıyor olsaydım böyle hissetmezdim. Bizim kültürümüz cinsel konuların konuşulmasına çok kapalı… Gel gör ki ensest ilişkilerden tut hayvanlarla ilişkilere kadar türlü cinsel sapkınlıklar da bir o kadar yaygın! Çünkü cinsellik ne kadar tabulaştırılırsa, cinsel sapmalar o kadar çok yaşanıyor.

Hepimiz şehir efsaneleriyle büyüyoruz: Kadın seksi başlatmaz! Erkek her zaman isteklidir! Bunları duyuyoruz sürekli… Kendimizi tanımıyoruz. Eşimizin sorunlarını nasıl gidereceğimizi, ona nasıl yardımcı olacağımızı ise hiç bilmiyoruz.

Sağlıklı olmak nedir biliyor musunuz? Ben de ilk kez öğrendim: Dünya Sağlık Örgütü, ‘sağlıklı olma’ halini ‘hasta olmama’ olarak tanımlamıyormuş. Biyolojik, psikolojik VE sosyal olarak iyi olmakmış sağlıklı olmak… Böyle baktığımızda kaçımız gerçekten sağlıklı olduğumuzu söyleyebiliriz?

Hamilelik ve doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları cinsel sorunlar

Cinsel yaşamın en çok değiştiği süreç hamilelik… Bu süreçte de, hamile olmayan çiftlerde olduğu gibi herkesin ‘normali, sıklığı’ kendine özel. Doktorunuz size yasak koymadığı sürece dilediğiniz zaman, dilediğiniz kadar seks yapabilirsiniz hamilelikte… Amniyon sıvısı ve rahim kasları bebeği yeterince koruyor zaten.

Sorun şu ki, ‘cinsellik’ deyince, ‘seks’ deyince ilk aklımıza gelen ‘cinsel birleşme’ oluyor. Oysa cinselliği ‘eşinizle yaşadığınız tüm duygusal ve fiziksel yakınlaşmalar’ olarak tanımladı Ece Hattat. Cinsel birleşme bunlardan yalnızca biri.

Dolayısıyla herhangi bir şekilde cinsel birleşme yaşayamıyor veya yaşamak istemiyorsanız yine de cinsel hayatınızı devam ettirebilmenin binbir türlü yolu var (bazı kadınlar için o da yok, kimi tıbbi sorunları olan kadınların hamilelik sırasında orgazm olmamaları ve dolayısıyla orgazm kasılmalarını yaşamamaları gerekiyor. Doktorunuza sorun). Hamilelik, cinsel yaşamımızda önümüze çıkan bir değişim sadece. Bu fiziksel duruma adapte olmak sizin ve partnerinizin elinde… Bu süreçte yeni bir cinsel ritüel geliştirebilirsiniz. Kendinizi iyi hissettiğiniz anları kollayıp, uzun ve iyi önsevişmeli bir cinsel hayat sürebilirsiniz.

Çocuk da yaparım, seks de Çocuk da yaparım, seks de

Her iki kadından biri doğumdan sonraki vücudunu beğenmiyormuş. Ben de o iki kadından biriydim. Neyimi beğenecektim Alla’sen? İçi boş, lastik gibi bir karın. Önce kafam kadar şişmiş, sonra balon gibi sönmüş memeler. Belimin kenarından sarkan yağlar… Pek de beğenilesi değil, öyle değil mi?

Ancak sorun şu ki, kendimizi ne kadar çirkin görürsek, o kadar isteksiz oluyormuşuz. Ya da bunun tam tersini söyleyelim: Sönmüş memelerimize, sarkmış karnımıza RAĞMEN iyi bir seks hayatımız olabilirmiş. Hem kaçımızın sevgilisi/kocası manken vücuduna sahip allah aşkına? Bir zamanların Bon Jovi’si bile pörsüdü be!

Ne diyorduk?

Ha, evet, hamilelik ve doğum sonrasında kadınları bekleyen sorunlar:

  • Vücut imajını beğenmeme. Buna yukarıda değindik. Çözüm nedir peki? Seks. Bir doğal antidepresan olarak seks. Ne kadar çok seks yaparsanız o kadar çok yenermişsiniz bu ‘çirkinim, beni kim beğenir ki’ duygularını…
  • Uykusuzluk. Bu konuyu açmaya gerek yok sanırım. Hepimiz ne olduğunu, nasıl olduğunu biliyoruz.
  • Mahremiyet. ‘Ses gider’ endişesi kadınları ciddi anlamda tedirgin eden bir endişeymiş. Eh, buna yan odada uyuyan bebek/çocuk, onun yanındaki bakıcı, beri taraftaki anneanne/babaanneyi de ekleyince bu endişenin haklı sebepleri çıkıyor ortaya… Stresinizi bertaraf etmeye, gerginliklerinizi azaltmaya çalışacakmışsınız, çaresi buymuş.
  • Zamanlama. Çocuktan önceki seks ritüeliniz tamamen değişiyor çocuktan sonra. Yalnız kalabildiğiniz saatler, sekse ayrılan süre, her şey değişiyor.

Her 5 çiftten biri aseksüel ilişki yaşıyormuş. Ne demekmiş aseksüel ilişki? Seksin yılda 10 kere ya da daha az gerçekleştiği ilişkilermiş.

Doğum sonrasında hormonal değişikliklere de değindi Ece Hattat. Hani hepimizin bildiği bağlılık hormonu var ya, hani doğumda salgılanan oksitosin… İşte o, partnerler arasında da salgılanan bir hormonmuş. Gel gör ki bebeğimizden aldığımız oksitosin, eşimizden aldığımızın kat kat üstündeymiş. Bu sebeple de birçok kadın doğumdan sonra cinselliğe uzun bir süre ihtiyaç duymayabilirmiş, çünkü ihtiyaç duyduğu ‘mutluluğu’ bebeğinden alabiliyormuş. Ki bu, erkekler için de geçerliymiş ve dahası, erkekte oksitosin hormonunun çok fazla düşmesi cinsel sorunlara yol açarmış.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Normali nedir?

Herkesin merak ettiği soru bu, hep de budur. ‘Acaba bizim cinsel hayatımız normal mi? Biz haftada şu kadar kez yapıyoruz, acaba az mı çok mu?’

Dedi ki Ece Hattat, normalini kendiniz belirliyorsunuz. Hani ‘nitelik değil, nicelik’ derler ya, hah işte ondan… Siz ayda 10 kez seks yaparsınız, 9’unda cinsel ağrı yaşıyorsunuzdur, zevk almıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsle yaşam değildir. Ya da her seferinde aklınıza ertesi gün ne giyeceğinizden işyerinizdeki rapora, çocuğunuzun okulundan akşama yapacağınız yemeğe kadar bir sürü şey geçiriyorsunuz ve yeterince uyarılmıyorsunuzdur, o zaman bu kaliteli bir cinsel ilişki değildir. ‘İşleyen demir ışıldar’ dedi Ece Hattat. Ancak belirli bir sayı telaffuz etmese de, sekse verilen aranın 2,5-3 haftayı geçmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Çocuk da yaparım, seks de
 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş.

Peki, gel gelelim çözüm önerilerine…

Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız?

Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik… 

 

Biz konu icabı kadınların sorunlarını konuştuk ancak Ece Hattat erkeklerin yaşadığı cinsel sorunlara da değindi. Bunların %80’ini organik faktörler oluştururmuş: testosreron eksikliği, metabolik rahatsızlıklar, damar yetersizliği, kötü beslenme, aşırı sigara tüketimi gibi… İşin ilginç tarafı, erkeklerde cinsel sağlık genel sağlığın öyle bir parametresiymiş ki, 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerin önemli bir bölümü ileride kalp rahatsızlığı da çekermiş. Peki, gel gelelim çözüm önerilerine… Diyelim cinsel hayatımızda sorunlar yaşıyoruz, ya da seks yaşamımızın kalitesini yükseltmek istiyoruz. Ne yapacağız? Birincisi alarmları görmezden gelmeyecekmişiz. Nedir bu alarmlar? Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik…  Hazırlık yapacakmışız. Kadınların sekse hazırlanması, erkeklerinkine göre çok daha dolambaçlı ve karışık bir süreçmiş. Şöyle:

Planlayacakmışız. Seks planlanır mı? Neden olmasınmış? Çok mu yapay? Ne varmış ki bunda? Nasıl planlanırmış peki seks? Şöyle örnekler verdi Ece Hattat: Yemekten sonra bulaşık yıkamak dert olacaksa yemeği dışarıdan söyleyerek… Bir gün önce erken yatıp uyuyup ertesi gece vakit yaratarak… Falan…

Cinsel zekamızı arttıracakmışız.

Şehir efsanelerinden uzak duracak, neyi sevdiğimizi keşfedecekmişiz. Beklenti ve isteklerimizi ifade etmekten çekinmeyecek, partnerimize kulak verecekmişiz. Kadınlar ve erkekler arasındaki uyarılma farklarını bilecek, tercih edilen davranışları bilecekmişiz. En önemlisi birbirimize destek olacak, motive edecek ve skora değil, kaliteye odaklanacakmışız.

Bunlar Ece Hattat’ın anlattığı konulardı… Gelen sorular arasında ‘klitoral ve vajinal orgazm arasındaki fark’ vardı. Ece Hattat bunu, ‘klitorisin, sanıldığından daha geniş bir organ olduğunu ve iki tür orgazm arasında çok fazla fark olmadığını, daha doğrusu, kadın tatmin olduğu sürece ne şekilde olduğunun önemli olmadığı’ şeklinde açıkladı. Yani takmayacakmışız kafamıza o vajinal orgazm oluyor da ben niye olamıyorum falan diye…

Bir diğer soru,

kız çocuklarının cinsel ilişkilerini kaç yaşında yaşamalarının normal olduğusorusuydu. Ece Hattat, normalin ne olduğunu telaffuz etmemekle birlikte bu yaşın giderek düşmekte olduğunu ve kız çocuklarında ‘arkadaş faktörü’nün çok önemli olduğunu söyledi. Kızların ‘cinsel ilişkiye giren’ kız arkadaşlarından etkilenerek cinsel deneyim yaşamaya heves ettiklerini, bu noktada ailelerin mutlaka onları bilgilendirmeleri gerektiğini söyledi. Kızlara mutlaka tercihleri olduğunu, dur deme haklarının olduğunu öğretmek gerektiğini belirtti. Öte yandan evde seksin konuşulmasının öneminden da bahsetti.Ne şekilde konuşulacağı her ailenin bu konuda kendini ne kadar rahat hissettiğine bağlı, ancak seks hakkında konuşabilmek için mutlaka cinsel sağlık uzmanı olmak zorunda değilsiniz dedi.

Aynı sorunun bir de oğlan tarafı geldi daha sonra: Oğlan çocukları ilk cinsel deneyimlerini ne zaman yaşıyorlar, yaşamalılar? Ece Hattat yine işin -meli/malı kısmından uzak durarak normali söyledi: Kızlardan daha erken yaşlarda yaşadıklarını; kızlardaki arkadaş faktörünün yerini burada porno filmlerin aldığını söyledi. Ergen oğlanların porno filmlerinde izledikleri görüntüleri ‘normal bir ilişki’ sandığını, oysa bunların ütopik olduğunu bilmeleri gerektiğini, bu konuda yine ebeveynlere görev düştüğünü söyledi.

Bunları konuşmak çok kolay değildi, yazmak da öyle… Ancak hiçbiri, Ece Hattat klitoris aşağı, orgazm yukarı anlatırken odadaki yegane erkekler olan kameraman ve fotoğrafçının düştüğü durum kadar zor değildi sanırım. Neyse, hep kadınlar mı utanıp boynunu eğecek canım?!

Posted on

Tatilde seks bir başkadır

Instagram’da Fenomenliğe Giden Yolda İlerleme Yöntemleri

Tatilde seks bir başkadır

İlişkilerin en büyük düşmanlarından biridir tekdüzelik. Belki de ilişkinizdeki ateşi tutuşturacak fitil, baş başa bir tatil kaçamağıdır!

YENİ BİR EVE TAŞINACAKSINIZ MESELA… Önce sokağına bakarsınız, çevrede hangi imkanlar var? Dükkanlar, alışveriş merkezleri, çocuk parkları, metroya uzaklığı… Dışarıdan bina nasıl görünüyor? Binaya girdiğinizde merdivenler aydınlık mı? Apartman temiz mi? Komşularınız kim? Sonra evin içine girdiğinizde tüm pencerelerin nereye baktığını, odaların kullanışlı olup olmadığını, mutfağı, banyoyu gezersiniz. Evinizi düzenlerken her bir metrekaresiyle ilgilenirsiniz.

Peki ya altı ay sonra?

Bu detaylardan ne kalır aklınızda? Ev kaybolur, her akşam döndüğünüz ve hiçbir detayını artık hatırlamadığınız bir mekana dönüşür, ta ki tekrar dekore etmeye karar verene kadar! İlişkiler de buna benziyor; iş rutine binince ilişkinin konforuna alışır ve birbirinizi görmez oluverirsiniz. Uzun süreli ilişkiler güvenlidir, eşinizi her zaman yanınızda bulacağınızı bilirsiniz. Öte taraftan tekdüze ilişkilerde içine düşebileceğiniz en derin çukurlardan biridir; heyecanlar, renklilik, sürprizler kaybolur. Eski günlere özlem duyarsınız. O ilk flört heyecanlarını, yaz aşklarını hatırlamak bile burun direğinizi sızlatır.

İnsan beyni yenilik sunulduğunda yada kovalamaca olduğunda heyecanlanmaya programlanmış. Bir ödülü kazandığınızı bilmek o ödüle verilen değeri azaltabiliyor; bu ister bir aile olsun ister bir uzmanlık ister uzun yıllar hayalini kurduğunuz son model bir araba…

Çünkü bir süre sonra sıradanlaşıyor.

İşte libido da belli bir risk durumunda artıyor, zaten şiddetli kavgalar sonrasındaki barışma seksi bu yüzden daha tatlı değil mi? Öyleyse, ilişkinizdeki tekdüzeliği kırmanın bir  yolu da, hazır yaz da gelmişken keyifli ve sıra dışı bir tatile çıkmak olabilir mi? Indiana Jones, James Bond, Hızlı ve Öfkeli gibi kült filmlerde hep öyle olmuyor mu? Sıra dışı bir maceraya atılan film kahramanları sonunda hep ateşli bir öpüşmeyle kapatıyorlar sahneyi.

Tatilde seks bir başkadır

HİÇ DENEYİMLEMEDİKLERİNİZİ KEŞFE ÇIKMAK

Eşinizle bir maceraya atılın. Daha önce hiç gitmediğiniz bir bölgeye, bir ülkeye gitmek, yeni kültürleri tanımak ya da denemediğiniz bir şeyi keşfe çıkmak hem size kim olduğunuz hakkında yeni fikirler verir hem de iki romantik olarak ilişkinizde yeni bir yola girersiniz.

Mesela her şey dahil konseptindeki beş yıldızlı otellerde tatil yapmaya alıştıysanız, evde kalmanızı sağlayan ve çok orijinal tasarımlara sahip bir ‘evde kalma’ sitesine üye olabilir, hiç bilmediğiniz bir ülkede bir ailenin parçası olmayı deneyimleyebilirsiniz. Ev değişimi de mümkün. Siz evinizde bir çifti ağırlayın onlar da sizi…

Lüks seven çiftler doğa ile iç içe olacakları bir milli parkta, değişik hayvanlarla safarilere katılarak hiç tanışmadıkları bir dünyanın parçası olabilir. Kendinize yakın bulacağınız bir hobi eğitimi ya da içsel yolculuk yaşayabileceğiniz bir kişisel gelişim kampı da ilişkinize farklı bir açı katabilir. Bir sanatçının izinden onun eserlerinin yer aldığı müzeleri, yaşadığı evleri gezmek, koleksiyonlarının izinden gitmek, onun yemek yediği restoranlarda yemek yemek, onun bulunduğu şehirlerde onun yaptıklarını yapmak şahane olmaz mı?

Çok sevdiğiniz bir dizinin turuna katılıp, dizinin çekildiği yerleri görmek sizi heyecanlandırmaz mı? Ya da bir gastronomi yolculuğuna çıkıp Fransa’nın bağlarını, İskoçya’nın tatlı sularını, Hindistan’ın bol baharatlı mutfağını, Tai yemeklerinin gizemini çözmek? Aslında keşfettiğiniz sadece yeni ülkeler, yeni insanlar olmayacak. Kendinizi ve eşinizi de yeniden tanıyacaksınız.

Eğer çocuklarınız varsa ve uzun zamandır yalnız kalmadıysanız anne baba kimliğinden uzaklaşıp tekrar birer sevgili kimliğine bürünmek, tercihinizi çocuklar için değil de kendinizden yana yapmak sizi yepyeni biri yapacak. ‘Çocuğumdan nasıl ayrı kalacağım?’ diye kaygılanmak yerine hala, teyze, anneanne veya babaanne ile sizden uzakta geçireceği zamanın onlar için de yeni bir deneyim olduğunu, ona çok şey kazandıracağına odaklanın. Tatilde seks bir başkadır Rutinin dışına çıkmak ve bambaşka bir hayatı yaşamaya başlamak herkese iyi gelecek, emin olabilirsiniz! Siz bir yetişkinsiniz ve bununla neler yapabileceğinizi görmelisiniz!

Tatilde seks bir başkadır

SEYAHAT, SEKSİ DAHA ATEŞLİ YAPAR

Evdeki sorumluluklardan uzaklaştınız, yemek, temizlik, iş stresi her şey geride kaldı ve eşinizle, sevgilinizle baş başasınız. İnsanların cinselliği yeni durumlarda aktive olur.Tatilde seks bir başkadır  Karşınıza ne çıkacağını bilmediğiniz günler siz de coşabilirsiniz. Seksi iç çamaşırları giymek, farklı imaja bürünmek ya da makyajınızı değiştirmek hatta saçınıza cesaret edemediğiniz o modeli kestirmek için işte size fırsat! Mad Men’den hatırlayın; Don Draper eşi Betty Draper ile Avrupa’ya gittiğinde ayrı ayrı hazırlanmış otelin barına inmiş ve hiç tanışmamış gibi davranmışlardı. Birisi Betty’nin cazibesine kapılıp onunla tanışmak istediğinde Don soğukkanlılığını korumuş, bir süre sonra Betty’e o da yaklaşmış ve eşinin cazibesine kapılan adamla sözlü bir düelloya tutuşmuştu. Kazanan Don’du, elbette odalarına birlikte çıktılar ve ateşli bir gün geçirdiler.

Yeni deneyimlerde vücudunuz dopamin salgılamaya başlar

O da seratonin gibi bir mutluluk hormonudur ve hareketlerimizi, haz hissini ve acıyı etkileyen bir kimyasaldır. Bu aradaki bağı da güçlendirir, çünkü cinsel ilişki sırasında salgılandığında insanı haz aramaya iter, yani o ödülü tekrar tekrar tatmak için sizi harekete geçirir. Tatilde seks bir başkadır Dopamin hafızaya da etki eder ve kısa süreli hafızanın iyileştirilmesini sağlar, odaklanmayı ve dikkati artırır. En sevdiğiniz restorana gittiğinizi düşünün, alacağınız tatların ne kadar iyi olacağını bilirsiniz ve menüyü açıp seçim yapmaya başladığınız an haz almaya başlarsınız.

TATİLİN ETKİSİ SÜRER Mİ?

Peki tatil boyunca çok keyifli zaman geçirmenizi sağladıktan sonra cinsel kimya kalıcı olur mu? Gündelik hayatın sıradanlığına girdiğinizde, aynı yatak çarşafları, aynı mobilyaları gördükçe yaşadığınız büyünün bozulması mümkün. Bu da sizi yeni maceralara atılmaya teşvik etmeli; libidonuzu tekrar şarj etmek için bir ‘yapılacaklar listesi’ oluşturabilirsiniz. Hafta sonu kaçamaklarını arttırmakla işe başlayın mesela. Şunu unutmayın, eşinizle paylaştığınız bu tür maceraların sayısı arttıkça ilişkiniz git gide daha iyi olur.

Tatilde seks bir başkadır

Seyahat hem sizi hem de ilişkinizi dönüştürme gücüne sahiptir. Beklenmedik durumlarda nasıl karşılık vereceğinizi öğrenirseniz, bunu ilişkinizi besleyen bir kaynağa dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar sıradan yerlerden uzaklaşmanın ve artık ‘sıradan’ bulmaya başladığınız eşinizle seyahat etmenin ona farklı bir gözle bakmaya başlamanıza neden olduğunu gösteriyor. Bu da uzun süreli ilişkilerin daha da derinleşmesine ve daha kalıcı hale gelmesine kapı aralıyor. Güvenli bir ilişki, renkli bir cinsel hayat ve git gide güçlenen bağlar? Kulağınıza nasıl geliyor?

Tatilde seks bir başkadır
Tatilde seks bir başkadır
Posted on

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!
KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

 

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazı kadınlar da bu fantezileri ne kadar “sapıklık” olarak algılasa da, aslında “fanteziler” seksin tuzu biberidir… O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklınızdan geçenleri partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin… “Türk kadınlarının cinsel fantezi” örnekleri pek dillendirilmediği için bu hafta yabancı bir yazarın kitabındaki fantezilerden bazılarını yayınlıyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadın okurlarımız “cinsel fantezileri”ni paylaşmak isterse, “yorumlarını” yazsınlar!

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar.

Nancy Friday’in “fantezi” kitabı
“Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor”. Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabının önsözünde böyle diyor.

Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday “Benim Gizli Bahçem” adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. “Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı” diyen Friday’in kitabında birbirinden ilginç “kadın fantezileri” mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlardan biri ve onun hikayesi….

Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!

Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince…

“Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği… Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor… Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor.”

Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday’in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. “Masum bir hayal” deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da “olamaz” deyip inkar ediyor.

Bir fantezi daha!
Friday’ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:

“Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri…

Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir”.

En sık rastlanan fantezi örnekleri

* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.

* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.

* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.

* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.

* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.

* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.

* KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.

Posted on

Sperm Sayısını Arttırmak Önemli Midir? Sperm Sayısı Nasıl Çoğalır?

Sperm Sayısını Arttırmak Önemli Midir? Sperm Sayısı Nasıl Çoğalır?

Sperm sayısını arttırmak önemli midir? Sperm sayısı bir erkeğin doğurganlığını ve aynı zamanda üreme gücünü belirlemektedir. Bu yüzden erkeğin yiyeceklerine ve içeceklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Çocuk sahibi olamayan ve her girişimde başarısız olan erkeklerin üreme gücü besinlerden ve tükettiği içecekler, yiyeceklerden kaynaklanıyor. Üremeyi güçlendirmek için öncelikle protein içerikli besinler tüketmek ve uyuşturucu içeren içeceklerden uzak durmak gerekiyor. Asitli içeceklerin üremeyi olumsuz etkilediğini tüm doktorlar söylemekte. Erkeklerin bu konuda dikkatli olması ve asitli içeceklerden uzak durması gerekiyor. Uyuşturucu içeren içecekler hem bünyeye hem de cinsel organizmaya zarar vermekle birlikte cinsel organ içerisindeki yapıyı da uyuşturuyor böylelikle sperm sayısı ve üretimi azalıyor. Kişi sağlıklı beslenirse üreme gücü daha da güçleniyor.

Evli çiftlerin bebek sahibi olması için sperm sayısı oldukça önemli bir husustur. Evli çiftlerin her zaman akıllarında kalan tek soru neden bebek sahibi olamamaktır. Bu yüzden kişilerin bu konuda çok dikkat etmesi ve sperm sayısının yükselmesi için girişimlerde bulunması gerekiyor. Sperm sayısının yükselişi sadece yeterli kalmamakla birlikte hareketli sperm sayısının daha fazla olması gerekiyor. Yani kişinin sperm sayıları yüksekse ve bu spermler zarar görmüşse yine de çocuk sahibi olamaz. Eğer kişi alkol, sigara ve uyuşturucu gibi maddeler kullanıyorsa spermleri zarar görmüş ve uyuşmuştur. Böylelikle bebek sahibi olmak biraz daha zorlaşıyor.

Örneği bir kişinin 500 spermi arasında 400 tanesi hareketliyse çocuk sahibi olabilmesi mümkün fakat bu rakamlar tam aksine ise bebek sahibi olmak mümkün değildir. Bu problemi yaşayan kişilerin hemen bir doktordan yardım alması ve derhal tedavi görmesi gerekmektedir. Problem sahibi olan kişiler genellikle tüp bebek yolunu tercih etmektedir ve bu yola girişirken kişiler çok sorun yaşamaktadır. Evli çiftler derhal spermlerin düzeltilmesi için bir doktora başvurması ve bu hususta tedavi olması gerekiyor. Tedavi olmayan kişiler ise sperm sayıları gittikçe hareketsiz kalıyor ve kısırlığa kadar yol açabiliyor. Spermlere zarar veren uyuşturucu ve nikotin içeren ürünlerden uzak durmak ve bünyeyi korumak için kişinin sürekli meyve tüketmesi gerekiyor.

Sperm sayısının artması sadece yeterli kalmamakla birlikte vücuttaki spermlerin yenilenmesi için erkeğin girişimde bulunması gerekiyor. Eğer erkeğin vücudundaki spermler zarar görmüşse ve yenilenmesi gerekiyorsa sık sık ilişkiye girmesi ve zarar görmüş spermler yerine başka spermlerin gelmesi gerekiyor. Böylelikle kişiler bu durumdan kurtuluyor ve yeni oluşan spermler çocuk sahibi olma oranını arttırıyor. Sperm sayısının artmasında en önemli rol oynayan maddelerden biri balık ürünleridir. Balık ürünleri tüketen bir kişinin hareketli sperm sayısı artmaktadır. Hareketli sperm sayısının ne olduğu sorulacak olursa vücuttaki sağlıklı spermler olarak adlandırılıyor. Her erkekte fazlasıyla sperm bulunur fakat o spermlerin zarar görmemesi en önemli husustur.

Sürekli sinirlenen ve günlük hayatta birçok psikolojik problemle karşılaşan erkeklerin hem sperm sayısı azalıyor hem de çocuk sahibi olmama riski doğuyor. Bu yüzden kişilerin sürekli sakin kalması sinirlenmemesi ve hayattan zevk alarak yaşaması gerekmekte. Eğer erkeğin psikolojik bir sorunu yoksa bu hususta kilolarına ve besinlerine dikkat etmesi gerekiyor. Fazla kilolu olan bir kişinin sperm sayıları zarar görüyor ve bebek sahibi olamıyor. Kilolarından arınan, düzenli spor yapan kişilerin vücutları sağlıklı olduğundan dolayı sperm sayıları çoğalıyor aynı zamanda zarar görmüyor. Öncelikle kişilerin sürekli demir içeren yiyecekler tüketmesi, meyve ve sebze kullanımına dikkat etmesi gerekiyor. Meyvelerin içerisindeki maddeler spermlerin daha etkili olmasında en önemli rolü oynuyor.

Sperm Kalitesini Arttırmak İsteyenler Nasıl Beslenmeli?

Erkeklerin sperm kalitesi oldukça önemlidir. Vücutta bulunan spermler kalitesizse ve zarar görmüşse spermsiz bir erkekten hiçbir farkı bulunmaz. Spermsiz erkekten tek farkı bu durumu kolayca yenebilmesidir. Beslenmesine dikkat eden ve etmeyen erkek arasında çok fark vardır. Beslenmesinde keçiboynuzu gibi maddeler kullanan ve sürekli spermleri harekete geçiren ürünlerin tüketimi erkeklerin üreme gücüne güç katmaktadır. Üreme gücünün arttırılması içinde erkeklerin sürekli süt ürünleri tüketmesi gerekmektedir. Süt ürünleri çeşitli vitaminler sağladığından ve uyku düzenine etki sağladığından dolayı tercih edilmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra kuru yemiş ürünleri arasında faydalı olanların da kullanılması gerekmektedir.

Erkeklerin spermlerini arttıran ve hareketli hale getiren tek yol yiyeceklerdir. Yiyeceklerine dikkat eden bir erkeğin üreme organizması oldukça güçlüdür. Yiyecekler arasında en önemli rol oynayan maddeler ise meyvelerdir. Meyveler spermleri hareket haline geçirdiğinden dolayı sürekli tüketilmesi gerekmektedir. Örneğin çilek tüketimi yapan bir kişinin sürekli spermleri hareket eder ve kişiyi cinsel ilişkiye zorlar. Spermlerin harekete geçmesi için çilek tüketimi yapılması başarılı bir sonuç gösterecektir. Sürekli et tüketen insanların da üreme organizmasını güçlendirmesi aynı zamanda spermlerin harekete geçmesi aşamasında oldukça önemlidir. Etleri vücuttaki bağışıklık oranını yükseltip ve metabolizmaya yüksek etkiler sağladığından dolayı spermin sağlıklı oluşmasında katkı sağlıyor. Enerjiyi arttıran ürünlerin en başında ise sebzeler geliyor.

Sebzeler vücuttaki demir oranını yükselttiğinden dolayı kişilerin cinsel organizmasını güçlendiriyor ve üreme gücünü de yükseltiyor. Her ne kadar bilinmese de domatesin vücuda sağladığı vitamin salgısı yüzünden erkeklerin üreme problemini ortadan kaldırabilecek kadar güçlü bir sebze olduğu da bilinmektedir. Alkol ve benzeri maddeler kullanan kişilerinde meyve tüketimi yapması ve kuru yemiş tüketimini yükseltmesi gerekiyor. Stresin de üreme organizmasına zarar verdiği bilinmesi üzerine erkeklerin bol bol süt tüketmesi ve her gece yoğurt yemesi gerekiyor. Sigarayı ve alkolü bırakmak isteyen kişilere ise fıstık ve fındık gibi kuru yemiş ürünleri tavsiye ediliyor. Böylelikle bu ürünleri tüketen kişilerin sperm sağlığı oldukça yükseliyor

Posted on

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

10 Neden:

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden! “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor.  27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6’sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi.  Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40’ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar!  Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var!  Üstelik sorun bununla da sınırlı değil.  Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor.  Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor.  Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”.  

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!

 Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor:
1. İlişkideki duygusal problemler
2. Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar
3. Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar
4. Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi)
5. Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi)
6. Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar)
7. Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri
8. Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı  gibi)
9. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak
10. Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam

TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? 

Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile Ağrı hastalıkları ve Vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor.  En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor.  Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor.  Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor.  Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor.  Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor.
2002 yılından itibaren  Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle:
Vajinismus 31%
Cinsel İstekte Azalma %24
Orgazm Sorunları %12
İlk Gece Korkusu %9
Kızlık Zarı %7
Uyarılma Sorunları %7
Kısırlık %4
Hamilelikte Cinsellik %4
Diğer %2
KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL!
Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden! Kadınlarda  cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor.  Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor.  Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı  kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor.  Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor.  Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor.  Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması)  sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor.  Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor.

DUYGUSALLIK ÖN PLANDA 

 Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip.  Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor.  Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor.  Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor.  Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor.  Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor.
TEK BİR HAP ÇÖZMEZ!
Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım  problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak.  Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak.  Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor.  Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var.  Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor.   Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden!
Posted on

Anne Ben Nasıl Doğdum

Anne Ben Nasıl Doğdum

Açıklama

Anne Ben Nasıl Doğdum çocuğun doğumla başlayan gelişim süreci yalkaşık 3 yaşlarında cinselliğin ağırlığıyla sürer. Yaşamda henüz üçüncü yılını yaşamaya başlayan çocuk ilk defa zihninde bir ampul yanar. Ve cinsel kimliğinin farkına varır. Continue reading Anne Ben Nasıl Doğdum

Posted on

Ergenlik Dönemi İlişkileri

Ergenlik Dönemi İlişkileri

AÇIKLAMA

Ergenlik Dönemi İlişkileri Bu yaşlarda çocukluk yıllarına göre arkadaşlarla ilişkilerin niteliğinde de önemli değişimler yaşanır. Türü ve biçimi değişse de oyunlar arkadaşlarla ilişkilerde hala çok önemli yeri vardır. Ancak eskiden daha çok oyun ağırlıklı olan ilişkilerde artık uzun söyleşilerin ve birlikte olmanın verdiği keyif de ortaya çıkar. Continue reading Ergenlik Dönemi İlişkileri

Posted on

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

AÇIKLAMA

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel ilişki yoluyla bulaşan yirmiden fazla hastalık vardır.

En bilinenleri; frengi, bel soğukluğu, AIDS ve son yıllarda giderek artan Hepatit-B’dir.

            Bu hastalıkların bulaşmasını kolaylaştıran etkenler; sık eş değiştirmek, birden fazla sayıda cinsel eşe sahip olmak ve kimlerle ilişkisi olduğu bilinmeyen kişilerle cinsel ilişkiye girmektir.

Continue reading Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Posted on

Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor

Türkiye'de Cinsel Sorunlar Artıyor

AÇIKLAMA

Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor Ekonomik kriz sonrasında erkeklerin ve kadınların cinsel sorunlarında bir artma gözlenmektedir.

Mesleki streste artış, günlük sıkıntıların yoğunluğunun ve şiddetinin artması, fiziksel yorgunluk, isteksizlik, umutsuzluk ve ümütsizik duyguları kriz mağduru insanların yaşayabileceği muhtemel sorunlardır. Aynı sorunlar bireylerin cinsel sorunlarını da oluşturmaktadır. Continue reading Türkiye’de Cinsel Sorunlar Artıyor

Posted on

Cinsel Sorunların Nedenleri

Cinsel Sorunların Nedenleri

AÇIKLAMA

Cinsellik olgusu, sadece fizyolojik bir sorun değildir. Ya da sadece psikolojik veya sosyokültürel bir durum değildir. Dolayısıyla bir cinsel soruna sadece fizyolojik açıdan yaklaşmak ya da psikolojik veya sosyokültürel açıdan da tedavi etmeye çalışmak yeterli olmayacaktır. Bütün bileşenleri bir arada değerlendirmek gereklidir. Continue reading Cinsel Sorunların Nedenleri

Posted on

32 ülkede yapılan cinsellik araştırması

32 ülkede yapSağlığınız için 10 sürpriz!ılan cinsellik araştırması,cisellik araştırması,türkiyede cinsellik araştırması,türk erkeği cinsellik,türk kadını cinsellik,cinsellik hakkında

Araştırmaya göre

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı. Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan “Global Cinsel Tutum ve Davranışlar” konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti. Continue reading 32 ülkede yapılan cinsellik araştırması

Posted on

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Ülkelerde cinsel performans anketi

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Ön sevişme süresi ne kadar?

Orgazm öncesi geçen süre, 1-20 dakika aralığında değişiyor. Kadınların yüzde 33’ü ve erkeklerin yüzde 12’si “istediğim kadar” cevabını veriyor.
Türk erkeklerinin performansı?
Utrecht Üniversitesi‘nde yapılan bir araştırmaya göre Türk erkeklerinin sevişmesi, başından sonuna 3 dakika 7 saniye sürüyor. Bu, uzmanlara göre yumurta haşlamaktan daha kısa bir süre.En uzun süreyse İngiliz erkeklerinin: 7 dakika 36 saniye. Çalışmada ayrıca ABD’li erkeklerin 7 dakika, İspanyolların 5 dakika 8 saniye, Hollandalıların ise 5 dakika 1 saniyede boşaldığı belirlendi.

“Partnerinizi aldattınız mı?”

“Partnerinizi aldattınız mı?” sorusuna “Evet” diyen erkeklerin oranı yüzde 47’ye ulaşırken kadınlarda bu oran yüzde 33. “Hayır, hiçbir zaman yapmam” diyenlerin oranı kadınlarda yüzde 57, erkeklerde yüzde 38.“Bir haftada en fazla kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna her iki cins de yüzde 45’le “Bir tane” cevabını veriyor. “Kaç seks partneriniz oldu?” sorusuna “Beşten fazla” diyen erkeklerin oranı yüzde 44. “Hiç seks partnerim olmadı” diyenlerde kadınların oranı yüzde 22, erkeklerinse yüzde 18…

Ülkelerin seks alışkanlıkları;

Peki Türkiye’de durum böyleyken, diğer ülkelerdeki seks istatistikleri ne diyor? İşte 2010’da İngiliz The Sun gazetesinin yaptığı ülkelerin seks alışkanlıklarını araştıran çalışmadan birkaç sonuç:Yeni Zelanda: Yeni Zelandalı kadınlar hayatları boyunca ortalama 20 seks partneri ediniyor. Onlar dünyanın en ‘rastgele cinsel ilişki yaşayan’ kadınları.

Avusturya: Ortalama 29 seks partneriyle Avusturya erkekleri dünyanın en çapkınları.

İspanya: Kadınlara göre dünyanın en iyi sevişen erkekleri İspanyollar.

Almanya: Kadınlara göre Alman erkekleri dünyanın en kötü partnerleri çünkü kötü kokuyorlar.

Tayland: Ortalama 10 dakikayla en kısa sevişme süresi onlarda.

ABD: Yasal olarak dağıtımı yapılan ABD yapımı porno filmlerinin yüzde 90 ı Kaliforniyanın San Fernando Vadisi’inde çekiliyor.

Yunanistan: En şehvetli millet. Mikanos Adası, her yıl binlerce turisti kendine çekiyor çünkü burası, ‘yetişkin oyun alanı’ olarak tanınıyor.

Brezilya: En uzun süreli sevişme rekoru 30 dakikayla dikkat çekiyor.

Avustralya: Dünyanın en büyük memeli kadınları burada!

İsrail: Tel Aviv dünyanın genelev başkenti olarak biliniyor.

Hindistan: Telefon seksi ilk çıktığında o kadar popüler oldu ki, birçok kişi borç batağına düşünce bu hatlar yasaklandı.

Fransa: Fransızların yüzde 41’i hayatlarında bir kez de olsa seks partisine katılmış. Aynı zamanda oral seksin en yaygın olduğu ülke. Ülkenin Cap d’Agde bölgesinde bulunan Village Naturiste, dünyanın en büyük çıplaklar kampı.

Japonya: 500 kişinin katılımıyla, dünya grup seks rekoru Japonya’ya ait. Tokyo’nun Harajuku bölgesi fetişin başkenti olarak biliniyor.

İngiltere: İngiltere’nin banliyösünde bulunan Upminster, porno film ve seks oyuncaklarına ülke genelinden 7.9 kat daha fazla para harcıyor.

Posted on

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Kadınları, cinsel arzularıyla gerçek hayatta yaşa(ma)dığı cinsellik arasındaki bariyerleri yıkmaya çağıran Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak, zevk almayı öğrenmenin, mutlu ilişkiler geliştirmenin ve orgazmın doruklarına ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasının hipnoz desteğiyle mümkün olduğunu söylüyor.

Hipnozla, yarım asırlık hayatında hissetmediği duyguları ilk kez yaşayan kadınların bile olduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, birçok cinsel sorunun bilinçaltındaki yanlış kayıtlardan kaynaklandığını ve sorunun hipnoz desteğiyle bilinçaltı düzeyde çözümlenebildiğini vurguluyor.

“ORGAZMI YAŞAMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Hipnozla birlikte cinsel hayatı değişen çiftlerle ilgili çok sayıda vaka örneği bulunduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Başkak, 65 yaşındaki eşi ile müracaat eden 58 yaşındaki B.B. isimli hanımefendinin orgazmı öğrenme sürecini şöyle anlatıyor.

“40 yaşına gelmeden menopoza giren B.B., “Dergilerden, televizyondan eş-dosttan hep duyuyorum. Bir orgazm lafıdır gidiyor. Normalde şen şakrak biri olduğum halde ne zaman bu konu açılsa suskunlaşıyorum. İki çocuk annesiyim, yakında kızımın bir bebeği de olacak. 25 yılı geçti evliliğimiz ve ben orgazmın ne olduğunu yaşamadan ölmek istemiyorum. En sonunda eşimi de razı ettim ve uzman desteği almaya karar verdik, bu yaşta olabilir mi?” diyerek müracaat ediyor.

Çift ile yapılan ayrıntılı görüşmede her ikisi de benzer bir ilişki seyrini anlatıyor. Hep erkek başlıyor, kadın ise sürece dahil olup eşinin işini bitirmesini bekliyor. Eşi boşaldıktan sonra da duş alıyor ve böylece cinsel aktivite tamamlanıyor. Yıllardır 5 dakikanın altında tamamlanan bu süreçte B.B. sadece uzanıp eşinin rahatlamasını bekliyor, kendisi asla bir zevk hissetmediğini beyan ediyor.

10 SEANSTA HİPNOZLA ORGAZM BECERİSİ               
10 seans süren hipnozla orgazm becerilerinin geliştirilmesi eğitiminde, 5. seanstan itibaren fark oluşmaya başladığını beyan eden çift, görüşmelere bazen ikisi birlikte, bazen ayrı ayrı katılıyor. Cinsellikle ilgili toplumsal tabuların neredeyse tamamına sahip olan B.B.’ye verilen eğitim süresinde, eşiyle birlikte cinsel mitlerin tamamından kurtuluyor. Hayal gücü tamamen pasif olan B.B.’nin hayal gücü aktif hale getirilerek; bilinçaltı düzeyde var olan ve hep bastırılmış olan haz duygusunun serbest kalması sağlanıyor… Sürecin sonucunda B.B.; eşinin her dokunuşunda yüksek bir haz algısı hissetmeye dönük bir gelişim yaşayarak, sahip olduğu bedenin bir haz kaynağı olduğunu öğrenip, cinsel arzularının hep arttığını, boşalma anını giderek artan bir yoğunlukta yaşadığını, ilk defa sık sık kendisinin de ilişki istediğini belirtiyor.

“KARIMI ESKİ AYARLARINAN DÖNDÜRÜN”                  
Taze ve doğru bir bakış açsına sahip olan çift “25 yıllık evlilikten sonra birbirimizi ilk kez tanıyoruz sanki” diyerek ilişkilerinin tazelendiğini anlatıyor.Orgazm Taklidi Yapmaya Son Süreç tamamlandıktan bir süre sonra, beyefendinin eşinden gizli müracaat ederek durumdan şikayetçi olması ise oldukça şaşırtıcıydı…

Koca, “Ben 65 yaşındayım, bu kadına ne olduysa beni bunalttı. Akşamları evime gitmek istemiyorum. Ya bunu eski haline getirin ya da bana da bir çözüm bulun” diyor. Karısının performansına yetişebilmesi için beyefendi ile de performans geliştirme seanslarına başladık…”
Libidosu yüksek bir toplum olmamıza rağmen cinsel hayatımızdaki performansı düşük bulan Başkak, bu tabloda bilinçaltımızdaki önyargıların etkili olduğuna dikkati çekiyor ve cinsel mutluluk için profesyonel destek alınmasını öneriyor.

Continue reading Orgazm Taklidi Yapmaya Son

Posted on

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Sex Hayatları

Yaşlıların Evliliği ve Cinsel Hayatları

2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

SOSYOLOJİK:

Türkiye gibi hızlı iç göç yaşayan ülkelerde, bu göçün hızına paralel olarak şehirleşme de artmaktadır.  Şehirleşme ise beraberinde bireylerin yalnızlığını getirmektedir. Ancak bu durumdan en çok muzdarip olanlar hiç şüphesiz yaşlılardır. Çünkü genç ve yetişkin bireyler iş ve sosyal hayatın içinde oldukları için belli bir noktaya kadar yalnızlıkları hissetmeyebiliyorlar. Veya uyum yetenekleri oranında belirli bir zaman sonra kent ortamına uyum sağlayıp, toplumun bir parçası haline geliyorlar. Ancak yaşlı nüfus ve uyum sorunu yaşamakta hem de iş ortamına uzak olduğu için zamanının büyük bir kısmını evde yalnız başına geçirmek zorunda kalmaktadır. Kentlerde geniş aile yapısı çözülüp yerini çekirdek aileye bıraktığı için, zaten az olan hane halkı,  çocuklar okulda,  kadın-erkek de ev dışında çalıştığı için,  yaşlıları yalnız bırakmaktadır.

Köyde ve kırsal bölgelerde kahve kültürü veya komşuluk kültürü hala devam ettiği için, eşini kaybeden veya boşanan yaşlılar, yalnızlıklarını bir nebze de olsa oralarda unutabilmektedirler. Ancak kentler de bu imkân yok. Özellikle mal, mülk ve eşya veya geniş aile veya arkadaş çevresi ile sıkı bağ kuran,  onlara bağlı kalarak hayatını sürdüren yaşlı kuşakta, her an her şeyin değiştiği kent ortamında bağ kuramamak büyük bir boşluk duygusu oluşturuyor. Bunun için de  yaşlılar bağlanma ve paylaşma ihtiyaçlarını gidermek için belirli bir yaşın üstünde olmalarına karşı evlenmeyi tercih edebilmektedirler.

Modernizmin Getirdiği Bireysellik Anlayışı Yaşlıları Evlenmeye Mecbur Ediyor

Modernizmin getirdiği hayat anlayışı, daha çok sosyalleşme yerine bireyselliği, grup dayanışması yerine kendi ayakları üzerine durmayı, zorunlu kılmaktadır. Çocuk ve yetişkinler gün içinde sosyal ortamlara girip sosyallik ihtiyaçlarını kısmen de olsa doyurdukları için,  akşamları eve geldiklerinde kendi köşelerine çekilip  bireysel takılmayı tercih etmektedirler. Aynı zamanda sosyalliğini yaşayan ve modern hayat sistemi nedeniyle daima yapacak ve bitirecek işleri olan insan, yalnız kalıp bir şeyler yapma ihtiyacı da duyabilmektedir.

Bu durum iyi dengelenemediği zaman kişileri aynı zamanda bencil de yapabilmektedir. İnsanlar, rahatlıkla kendi duygu ve düşüncelerini, ihtiyaç ve önceliklerini diğerlerine tercih edebilmektedirler. Evin erkeği veya hanımı, kariyerini, iş hayatındaki başarısını, daha fazla para kazanmayı diğerlerine daha fazla zaman ayırmaya, onlarla ilgilenmeye tercih edebilmektedirler. Çocuklar, daha uygun bir odada,  her türlü imkânlar içinde rahatsız edilmeden, özgürce yaşamayı, ders çalışmayı, müzik dinlemeyi daha çok önemseyebilmektedirler. Bu da aile ile birlikte yaşayan ve eşini kaybeden yaşlı için daha fazla yalnızlık anlamına gelmektedir. Sosyalleşme imkânı bulamadığı için, yaşama karşı bıkkınlık, monotonluk duygusu yaşamaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar eski bakanı Fatma Şahin’in de dediği gibi,” Bireysellik yalnızlaştırıyor, yalnızlık mutsuzlaştırıyor. Bu durumda  evlenerek iletişim kurmak, sosyalleşmek, birileriyle etkileşim içinde bulunarak bunlardan kurtulmayı düşünmektedir.

Ayrıca, artan refah seviyesinden dolayı yaşlılar da kendi özel evleri dışında, çocuklarının bile evi olsa, başka bir yerde rahat etmemektedirler. Zaman zaman medyaya da yansıdığı gibi, zor şartlar da bile olsa köylerinde tek başlarına yaşayıp da, kentte oturan çocuklarının yanına taşınmak istemeyen birçok yaşlıyı görmekteyiz. Rahat yaşama alışkanlığı, eşlerini kaybettiklerin de onların bir başkasının yanında kalmalarını zorlaştırmaktadır. Bir anlamda bireysellik de diyeceğimiz bu durum da yaşlıların evlenip kendi evlerinde yaşamak istemelerinde ekili olmuş olabilir.

 

İnsanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki,  insanın psikolojik doğasına en uygun yaşam biçimi tarzı evliliktir. Çünkü her ne kadar bazen iki insanın bir arada yaşaması zor olsa ve bu çerçevede sorunlar yaşansa da insan doğası gereği tek başına mutlu olması zordur, hatta imkânsızdır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır, her zaman iletişim kurmaya, paylaşmaya ihtiyacı vardır. Evlilik ve mutlu bir aile hayatı asgari düzeyde de olsa kişinin bu çerçevedeki tüm ihtiyaçlarını gideriyor.

İnsanın temel bir ihtiyacı  olan evlik konusunda toplumda yanlış bir algı da söz konusudur. Şöyle ki, evliliğin sadece yemek, içmek, barınma ve cinsellik gibi maddi ihtiyaçların meşru bir zeminde giderilmesine yönelik olduğu düşünülmektedir. Oysaki evlilik soyut ihtiyaçlarımızı da gideren önemli bir kurumdur. Evliliğin bu yönü genellikle görülmeyip, göz ardı edilmektedir.  Bunlar kişinin, sosyal ve duygusal paylaşma, sevgi, aşk, güven duyma, dayanışma içinde olma, iletişim kurma gibi psikolojik ihtiyaçlarıdır.   Bunlara tıp literatüründe “Psikospiritüel ihtiyaçlar” da denilmektedir.

Bu Psikospiritüel ihtiyaçların giderilmesine yaşlılar gençlerden daha fazla arzu etmektedirler. İnsan yaratılışı gereği, mutluluğu da mutsuzluğu da paylaşmak ister. Bu durum insanın sosyal bir varlık olduğunu tek başına yaşayamayacağını göstermektedir. Yaşlı insanların “eşim olmazsa ben ne yaparım” sözünü söyleten etken, duygusal noktada paylaşım ihtiyacıdır. Yaş ilerledikçe bu ihtiyaç daha fazla olmakta. Çünkü bunları aile dışında gidermeleri her zaman mümkün değildir. Bu da onları ileri yaşlarda bile olsalar, evlenmeye götürmektedir.

Özellikle uzun süren bir evlilik yaşamından sonra eşini kaybeden yaşlıların bir travma yaşadıkları söylenebilir. Çünkü uzun süre bu kaybı kabullenmez, hatta sofraya ısrarla bir tabak daha fazla koyma, tek başlarına kaldıklarında vefat eden eşleriyle konuşma, kalabalık içinde onları gördüklerini ifade etme sıklıkla görülen bir psikolojik durumdur. Bu paylaşmanın gerçek olmadığının farkına varmak da ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Bu durumda evlenip, duygu ve düşüncelerini yakın hissettiği birisiyle paylaşmak istemesi onun doğası gereğidir.

 

–          Yaşlıların evlenmesi normal mi?

Toplumda yaşlıların evlenmesi ile ilgili, eskiye oranla değişse de, yanlış bir algı söz konusudur. Çünkü yaşlılık denilince akla, fiziksel yetersizliği olan ve cinsel potansiyeli kalmayan kişiler geldiği için yaşlılıkta evliliğe ihtiyaç olmadığı düşünülmektedir. Yukarıda da söylediğim gibi, evlilik kişinin sadece cinsel ihtiyaçlarını meşru bir zeminde gidermesini sağlamaz, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da giderir. Kaldı ki, cinsellik yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel insani ihtiyaçlardan biridir, böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü yaşlı olsa da her insanın rahatlamaya, gevşemeye, arzulamaya, arzulanmaya, cinsel haz alıp vermeye, ruhunu ve bedenini özgürce paylaşmaya ihtiyacı vardır. Nitekin CİSED’in yaşlıların cinsel yaşamları ve potansiyelleri üzerine yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, hızında bir yavaşlama olsa bile kişilerin ölünceye kadar cinsel yaşamı devam etmektedir. Yaşlılık sürecinin cinselliğe ilginin azalmasında etkili  olabileceğinin altını çizen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe’ye göre; “”Ancak yaşlanan kişilerin cinselliğe ilgisi devam edebilir. Yaşlı olarak kabul edilen 65 yaş ve üstü kişilerde yaptığımız Yaşlılık ve Cinsellik Anketi çalışmamıza göre erkeklerin %55′nin, kadınların ise %35′nin cinsel arzularının ve beklentilerinin yaşlanmaya rağmen devam ettiğini gördük”, diyerek bu konudaki yanlış algıyı da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yaşlıların da evlenmesi, gençlerin evlenmesi kadar normaldir.

 

YAŞLI EVLİLİĞİ NORMALLEŞTI

Burada toplumun yaşlı evliliğine bakışındaki değişimden de söz etmek gerekir. Artık toplum yaşlı evliliğini daha normal görmeye başladı.  Biraz da modern hayat koşulları, örneğin kadınların daha fazla iş yaşamına katılması, erkelerin yoğun iş temposu, yaşların evde bakımını zorlaştırdığı için, çocuklar yaşlı anne ve babalarının evlenmesine taraf olmaktadırlar. Eskiden yaşlı anne veya babanın evlenmesi önünde büyük bir engel olan çocukların karşı çıkması sorunu da ortadan büyük oranda kalktığı için yaşlıların evlenmesi daha da kolaylaşmıştır. Eskiden anne veya babalarının evlenmesine karşı çıkan çocuklar şimdi, televizyonlardaki evlenme programlarına onların adına kendileri başvuruyor, eş seçimini de beraber yapıyorlar.

Bu arada televizyondaki evlenme programlarının da toplumun yaşlı evliliğine bakışının değişmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu tarz programlar, ülkemizin temel evlenme kültürüne uygun olmasa da, sıklıkla gündeme geldiği için yaşlı evliliğine bakışı normalleştirmiştir. Daha önceleri en yakınlarına bile evlilikten söz etmeye çekinen yaşlılar, şimdi büyük bir özgüvenle televizyona çıkıp eş aradıklarını ifade ediyorlar.

 

–          Yaşlı Erkeklerin kadınlara oranla daha çok evlenmesi

–          Erkeklerin kadınların  oranla daha fazla evlenmek istemesi fizyolojik, psikolojik  açıdan evlenmeye daha fazla ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyor. Çünkü yaşlı kadın ev içinde ve komşularla beraber sosyal ve duygusal  paylaşım ihtiyacını giderebileceği gibi, kendi maddi ihtiyaçlarını da, yeme, içme, ütü, çamaşır vb, kendisi yapabilmektedir. Oysaki erkek, ataerkil toplumlarda ev işlerini hiç yapmadığı gibi, bunu tamamen kadının görevi olarak da gördüğü için, istese bile yapmakta zorlanmaktadır. Bundan dolayı, yaşlı erkek evlenerek, hem maddi hem de psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını gidermek istemektedir.

Ayrıca yaşlılar genellikle ev dışına fazla çıkmadıkları  için tek başlarına gelin veya kızlarıyla gün boyu ev ortamında kalmaktan rahatsız olmaktadırlar. Kadınlar için fazla bir sorun teşkil etmeyen bu durum erkek için büyük bir sıkıntı vesilesi olmaktadır. Bu da onu evlenmeye yönelendiren önemli bir faktördür.

Ayrıca araştırmalar da göstermiştir ki, erkeğin cinsel potansiyeli ve cinsel ilgisi kadınlara göre %50 civarında daha fazladır. Bu da daha fazla erkeğin evlenmek istemesinde etkilidir.2014 yılının TÜİK raporları açıklandı. Rapora bakıldığında bir önceki yıla göre evlenme oranları genel olarak %0,6 azalırken, boşanma oranları %1,6 oranında artarak 125 305’e yükselmiştir. Ancak bu genel tablo içinde ilgi çekici olan şey, “son 14 yılda 60 yaş üstü 107 bin 777 erkek ve 25 bin 724 kadın olmak üzere toplam 133 bin 501 yaşlının “ evlenmiş olmasıdır. Bu tablo ister istemez, akıllara yaşlı nüfusun evlenme oranının neden arttığı sorusunu getiriyor. Bunun sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik nedenleri söz konusudur.

 

Posted on

Cinsel Fantaziler

Ülkelerde cinsel performans anketi,sex anketi,türkiyede sex,ülkelerde sex anketi,ülkelerde cinsel anket,ülkelerde porno izleme oranları

Cinsel Fantaziler

Cinsel yaşam hepimizin hayatında önemli bir yere sahiptir.

 Cinsel yaşam ve ruhsal denge hali biribirini doğrudan doğruya etkiler. Cinsellikle ilgili tabularımız, ayıp, yasak, günah, suç duygularımız ne kadar az ise cinsel yaşamdan aldığımız haz da o oranda fazlalaşıyor. Toplumsal normlar ve değerler neslin devamı amacıyla cinsel ilişkiyi kutsuyor ve onaylıyor. Zevk ve haz almak kirlilik, ayıp, utanç duygularıyla eşleşiyor çoğu zaman. Bu açıdan bakıldığında özellikle kadınların hayal dünyaları bile ipotekleniyor diyebiliriz. Kadının zihnindeki cinsel fantezisini yatağa taşıması hala ayıplanabiliyor.

Continue reading Cinsel Fantaziler

Posted on

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

Erken Boşalma Kabus Olmasın

erkekler bu sorunu çözebilmek için duydukları her şeye inanır, kulaktan dolma tüm yöntemleri denerler.

Erken boşalma yaşayan her erkek; kendini kötü hisseder, her geçen gün kendine güveni azalır ve eşiyle iletişimi hasar görür. Continue reading Erken Boşalma Kabus Olmasın

Posted on

Erken Boşalma Nedenleri

Erken Boşalma Nedenleri,Erken Boşalan Erkek, Erken boşalmaya çözüm,erken boşalan erkek,Erken boşalan erkek ne yapmalı,Erken boşalmamak için ne yapmalıyım,erken boşalıyorum tedavisi,sertleşme sorunu tedavisi,erken boşalıyorum tedavisi

Erken Boşalma Nedenleri

Erken boşalma, genellikle eşin cinsel doyuma ulaşmasından önce oluşan ejakülasyon olarak tanımlanabilir. İlk kez ilişkiye giren genç erkeklerde sık görülür. Sorunun hafif yaşandığı durumlarda en iyi ölçüt cinsel birleşmenin her iki eş için tatmin edici olup olmadığının sorgulanmasıdır. Erken boşalma genellikle birincil bir sorundur. Erken boşalma, gerginlik, stres ve seyrek cinsel ilişki sonucu geçici ve ikincil bir sorun olarak da ortaya çıkabilir. Continue reading Erken Boşalma Nedenleri

Posted on

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin,cinsel performans arttırıcı,performans arttırmak,cinsel,cinsel güç,

Bu keyifli, güzel ve enerji yüklü cumartesi yazısını “yeni haberler”e ayırdım. Eğer hazırsanız “buyurun”…

* D vitamininin eksikliği kadar fazlalığı da sorun… D vitamini noksanlığının kalp damar hastalıklarının gelişimini hızlandırdığı biliniyordu. Kopenhag Üniversitesi’nde Prof. Peter Schwarch ve arkadaşları tarafından yürütülen yeni bir çalışma ise D vitamini yüksekliğinin tıpkı eksikliği gibi kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi. Güvenli seviye 50-100 aralığı. Continue reading Cinsel Gücü Destekleyen 6 Besin

Posted on

BİR NARSİST YARATMAK

Açıklama

Aslında o kendine çok güvenli görünen narsist kişiliğin altında derin bir sevgisizlik ve kendine güvensizlik yatıyor. Giderek etrafımızda çoğalan narsistleri tanımak ister misiniz?

blog

Otto Kernberg’den Sigmund Freud’a, Karen Horney’den Heinz Kohut’a kadar pek çok psikanalist çağın hastalığı narsisizmle ilgili birçok kuram ortaya attı. Ama hepsinin hemfikir olduğu bir nokta var: tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsisizmin de tohumları çocukluk yıllarında atılıyor. Tabii bu tohumu (muhtemelen ne biçeceklerini bilmeden) anne babalar atıyor…

Peki, gerçekte kim bu her geçen gün sayıları daha da artan narsistler? Neo-Freudcu bir ekol olan “ego psikolojisinin” temsilcisi Karen Horney, narsistlerin diğer insanlarla duygusal bağları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişiler olduğunu söylüyor. Narsist olmaksa kendini çok sevmeyi, çok önemsemeyi gerektiriyor. Yeryüzünde kendisinden başka herkesin değersiz olduğu düşüncesiyle var olan narsistler (derinlerde bir yerlerdeki boşluğu doldurma çabasıyla) beğenilmek, övgü almak, ilgi çekmek için yaşıyor. Karen Horney, narsistlerin genel olarak kendilerini özel insanlar olarak gördüklerini belirtiyor. Bu nedenle kendilerini övmeye, başkaları tarafından övülmeye bayılıyorlar. Başarı ve yeteneklerini abartıyor, hatta ortada bir başarı yokken yaptıkları şeyi çok önemli gösterebiliyorlar. Onlar hep çok zeki, çok güzel/yakışıklı, özel insanlar (!) olduklarından, her şeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan hiç çekinmeyen narsistler için başkalarını manipüle etmek de çok kolay, dışarıya yansıttıkları yüksek özgüven sayesinde insanlar kolayca etkileri altına giriveriyor. Horney, narsistlerin sorununun empati kurmamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden kolayca başkalarının duygularını hiçe sayıyorlar. Ukalalıksa onlar için olağan bir şey. Bir narsist için statü de önemli. Yüksek mevkideki insanlarla arkadaşlık etmeyi, iyi yerlere gitmeyi, iyi arabalara binmeyi seviyor, etiketi önemsiyorlar. İnsanları ezmek onlar için çok doğal bir davranış ama o hep küçümsedikleri “diğerleri” olmadan da bir narsist var olduğunu hissedemiyor. Üstünlüğünü gösteremediğinde egosu tatmin olmuyor. Kısaca kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılamak ya da küçümsemek bir ihtiyaç. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre narsistlerin tüm davranışları, içlerindeki boşluğu saklama vekendini kabul ettirme üzerine kurulu.

SPOT IŞIKLARI SÖNÜNCE…

Narsistler genellikle başarılı, dikkat çeken insanlar… Çünkü sürekli sahne ışıkları altındaymış gibi davranıyor, yarattıkları aura sayesinde de büyüleyici, karizmatik, çekici görünebiliyorlar. Sahnede olmak, onlar için her şey demek. Bu özellikleriyle zahmetsizce parlak bir kariyere ulaşmaları pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu parıltının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, “Narsist insanlar değer görmek için çok çalışır, mükemmeliyetçi ve işkolik olabilirler. Bunun sonucunda da başarılı ve mutlu olurlar” diyor ve ekliyor: “Ama sıkıntı şu: Mutluluklarını sürdürmek için sürekli başarmak zorunda hisseder, sürekli onaylanma duygularının tatmin edilmesine ihtiyaç duyarlar. Bu sürdürülebilir bir mutluluk değildir. Bundan dolayı hayatlarında her zaman kaygı vardır. Sürekli olarak başarısız olma ve onay görmeme kaygısı yaşarlar. Bunun karşılığında da büyük bedel öderler. Bu açıdan bakıldığında çok başarılı olmalarına rağmen değersizlik duygusunu gideremeyen birçok Hollywood yıldızının intihar etmesi hiç şaşırtıcı değil.”

OTORİTER ANNELER VE NARSİST ÇOCUKLARI

Peki, ne oluyor da insanların içinde derin bir kendine güvensizlik oluşuyor? Anne babalar ne yapıyor da çocuklar büyüyünce birer narsiste dönüşüyor? Pedagog Adem Güneş, “Çocuklukta, özellikle annesiyle ilişkisinde problem yaşamış çocukların yetişkinlikte narsist kişilik bozukluğuna daha yatkın olduğu biliniyor” diyor ve ekliyor: “Reddedici, otoriter ve baskıcı annelerin çocukları önce içlerindeki anne yoksunluğunu bastırmayı, kendi iç dünyalarına derinleşmemeyi, fazla duygusal olmamayı, kimseye bağlanmamayı, güvenmemeyi öğreniyorlar. Annesine güvenle bağlanamayan kişi, hayata güvenle bakamıyor.” Psikanalist Otto F. Kernberg, narsist kişilikleri incelediğinde, onların genellikle agresif, kronik olarak soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne figürünün eseri olduğunu gözlemlemiş. Sevgisiz büyümüş bu çocuklar da sevgiyle dolduramadıkları benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışıyor.

Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’sa narsistlerin, çocuklarına koşullu sevgi sunan ailelerin ürünü olduğunu söylüyor: “Bu koşul farklı şekillerde sunulur. Çocuktan sürekli başarı beklemek, başarısızlık durumunda eleştirmek, dış kaynaklı beklentilere sahip olmak, çocuğu şekillendirme çabası, mükemmel olmasını beklemek, isteneni yapmadığı zaman eleştirmek veya aşağılamak çocukta değersizlik duygusu yaratır. Ben buna ‘Eksiklik Modeli’ diyorum. Bir de ‘Üstünlük Modeli’ vardır. Bu aileler çocuklarını eksik hissettirmez ama özgüveni yüksek olsun diye sürekli över. Çocukları iyi hissettirme çabası içindedirler. Onlara prenses ve prens gibi davranırlar. Övgüyle büyüyen bu ço cuklar da diğer insanların övgülerine bağımlı yetişir. Sürekli onaylanma ihtiyacı duyar. Bu her iki mekanizma da narsistik bireylerin ortaya çıkmasına yol açabilir. ‘Yol açabilir’ diyorum, çünkü değersizlik duygusu her zaman narsisizme yol açmaz. Narsisizm, değersizlik duygusunu kapatmanın sadece bir yoludur. Böyle yetişen bazı çocuklar utangaç veya içe dönük de olabilir. Adler, narsisizme yükseklik kompleksi der. Adler’e göre aşağılık kompleksiyle yükseklik kompleksi aynı düşüncenin iki farklı ürünüdür, yani değersizlik duygusunun. Kısacası, koşullu sevginin (eleştiri ve övgü) olduğu ailelerde, narsist bireyler yetişir. Özetle, genel olarak çocukluk çağında yaşanan korkular, başarısızlıklar, bağlılık ihtiyaçlarının karşılanmaması, anne baba yokluğu ve ihmali, sürekli eleştiri, alay edilme, aşırı övgü narsist kişiliği besleyen faktörler. ”

Bir sorun da narsisizmin tedavisinde ortaya çıkıyor. Narsistler genellikle kendilerini hasta olarak görmediklerinden profesyonel destek alma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Genellikle depresyona girdiklerinde bir uzmana gidiyorlar. Çoğunlukla kişiliklerine dair farkındalıkları olmadığından terapistin analizlerine tepkiyle karşılık veriyor, savunmaya geçiyor, terapiyi yarım bırakıyorlar.

Küçük Bir Test 

Bir narsist nasıl anlaşılır ?

Özgür Bolat, narsisizmin farklı boyutlarını ölçmek için Dr. Ömer Antalyalı’yla birlikte bir ölçek geliştirmiş. Bu ölçekte narsisizmin iki boyutu ölçülmüş: üstünlük (superority) ve gösteriş (exhibitionism). “Aşağıdaki sorulara 5 üzerinden 5 verenler, narsistik eğilim gösterenlerdir” diyor Bolat.

1– Bir ortamda konuşmaların merkezinde olmayı severim.

2- Bütün gözlerin benim üstümde olmasını severim.

3- Sosyal bir ortamda insanlar bana ilgi göstermezse rahatsız olurum.

4- Özel bir insan olduğumu düşünüyorum.

5- Herkes benim gibi olmak ister.

6- Çoğu insandan daha yetenekliyim.

 

Posted on

DEDELERİMİZİN ŞAŞMAYAN HAVA TAHMİNLERİ

DEDELERİMİZİN ŞAŞMAYAN HAVA TAHMİNLERİ

Eskiler

hava durumu

ANADOLU İNSANININ YAYGIN OLARAK KULLANDIĞI HALK TAKVİMİ ÜSTÜN TEKNOLOJİ İLE DONATILMIŞ METEOROLOJİ KADAR DOĞRU SONUÇLAR VERİYOR

Anadolu’nun çoğu yörelerinde olduğu gibi Erzincan ve bölgesinde de kitle iletişim araçları olmadan önce (televizyon, radyo, gazete vb.) hava tahmini tecrübeye dayalı olarak yapılmaktaydı. Bu tahminlerin büyük çoğunluğunun da bugünkü bilimsel biçimde yapılan tahminler kadar doğru sonuçlar verdiği bilinmektedir. Halk, ekimini, dikimini, hasatını bu tahminlere göre yürütmüş iklim şartlarının verdiği olumsuz sonuçlardan azami derecede etkilenmemeye çalışmıştır.

Bu tahminlerin çoğu, havadaki değişmeye, bulutların durumuna, rüzgarın esme yönüne, yıldızların sıklık ve seyrekliğine vb. durumlara göre yapılmıştır. Kitle iletişim araçlarının en ücra yerlere kadar ulaşması sonucu, bu tahmin raporları artık unutulmaya yüz tutmuştur. Ancak, yaşlı insanlar bu alışkanlıklarını devam ettirmektedirler.

Halk meteorolojisi konusunu daha iyi anlayabilememiz için öncelikle halk takvimi hakkında bilgi vermek gerekir.

 HALK TAKVİMİ

Anadolu halkı da hava tahminlerinde güneşe göre düzenlenmiş Rumi takvimi kullanmışlardır. Günümüzde kullandığımız miladi yıldan 585 yıl geriye gittiğimizde rumi yıla ulaşıyoruz. Bu takvimde yıl iki bölümden oluşmaktadır. Sıcak günleri kapsayan Hızır ve soğuk günleri kapsayan Kasım günleri. 186 gün olarak kabul edilen Hızır günleri miladi 6 mayısta başlar (Hıdırellez) ve 7 Kasımda sona erer. 8 Kasımda başlayıp 5 mayısta sona eren Kasım günleri ise 180 gündür.

Ayların ise adları ile miladi takvime göre başlangıç ve bitiş tarihleri aşağıdaki şekildedir.

Ay adı (Rumi) Başlangıç

(Miladi)

Bitiş

(Miladi)

Zemheri 14 Ocak 13 Şubat
Gücük 14 Şubat 13 Mart
Mart 14 Mart 13 Nisan
Abrul 14 Nisan 13 Mayıs
Mayıs 14 Mayıs 13 Haziran
Kiraz 14 Haziran 13 Temmuz
Orak 14 Temmuz 13 Ağustos
Ağustos 14 Ağustos 13 Eylül
İlkgüz 14 Eylül 13 Ekim
Ortagüz 14 Ekim 13 Kasım
Songüz 14 Kasım 13 Aralık
Karakış 14 Aralık 13 Ocak

 

hava durumu

SAYILI GÜNLER

Kış Mervsimi:

Kış mevsimi için 90 hesabı kullanılmış ve ikiye bölünmüştür. 40 gün Zemheri. 50 gün Hamsin olmak üzere toplam 90 gün. 40 günlük Zemheri Karakış’ın 6’sında başlar ve Zemheri’nin 17’sinde biter. Kış’ın ikinci bölümü olan Hamsin, Zemheri ayının 18’inde başlar ve Mart ayının dokuzunda biter.

Gücük Yedisi:

Rumi 7 Gücük, (Miladi 20 Şubat.) Şiddetli kışlar görülür.

Gücük Yedisi için “Ya kar yağar. Kar gücük devenin kuyruğuna çıkar. Ya da sıcak olur, sıcaklık gücük iti solutur” denilmektedir.

Halk arasında Gücük ayı’nın kararsız havasını belirtmek için “Deli Gücük kudurdu” diye bir de söz vardır.

 Cemreler

1.Cemre: Gücük ayının 7.gününde (20 şubat) cemre havaya düşer. Havalar ısınmaya başlar.

2.Cemre: Gücük ayının 14. gününde (27 şubat) cemre suya düşer. Sular ısınmaya başlar.

3.Cemre: Gücük ayının 21. gününde (miladi 6 mart) cemre toprağa düşer. Toprak ısınmaya başlar.

Bede Yel(Vade Yeli):

18-21 Gücük (3-6 Mart) tarihleri arasında dört gün eser. Güneyden (Kıble) eser. Halk arasında “Deniz kıbleyi basarsa bolluk olur, yaz boyu çipintili (yağışlı) gider. Kıble denizi basarsa kurak gider, kıtlık olur” denilmektedir.

Sürü sahibi bir müslümanın kışın sonlarına doğru hayvanlarının yiyeceği biter. Çaresiz yakın köydeki gayrımüslim bir komşusuna hayvan yiyeceği için başvurur. O da kızını vermesi şartıyla yiyecek vereceğini söyler. Üzgün bir şekilde eve dönen sürü sahibi bu olayı kızına anlatır. Kız bu istek karşısında çok üzülür. Gece sabaha kadar ibadet eder ve Allah’a şöyle yalvarır: “Es bede yeli es, gavurdan benim nasibimi kes, ya bana toprak, ya sabaha yaprak.” Kızın dileği kabul edilir. Sabah olduğunda, güneş doğmuş, karlar erimiş, koyun sürüleri otlanacak kadar hava güzelleşmiş, yapraklar açmıştır.Böylece kız çirkin istekten kurtulur.

Kocakarı Soğukları(Beldir Aciz):

Gücük ayının 26. günü ile mart ayının 4. günleri (11-17 mart) arasında devam eden sayılı fırtınadır. Beldir Aciz fırtınası, “Beldir aciz, yer gök taciz” “Üçü şubatta, dördü martta” gibi sözlerle tarif edilir.bu fırtınalı günlere “Kocakarı Soğukları” adı verilir.

”Çok eski tarihlerde, bir köyde oğlakları çok sevdiği için koyun yerine keçi besleyen bir nine yaşarmış. Her yaz yaylaya çıkan nine, bir sene zamanı gelmediği halde havaların ısınmasına aldanarak gücük ayının sonunda yaylaya çıkar. Bir iki gün yaylada kalır ve havaların sıcak olması hoşuna gider. Bunun üzerine kış ayı ile alay eder. Kış ayı 4 gün 4 gece kar yağdırıp tipi estirir (Gücükün son dört günü). Ancak nine ve oğlakları ölmeyince kış, Mart ayından üç gün borç alır. Böylece 7 gün 7 gece fırtına estirir. Nine ve oğlakları ölür.

Mart Dokuzu:

Mart ayının 9. günüdür. (22 mart) Gece gündüz eşit olur. “Mart Dokuzu “ olarak bilinen bu günde, bahar başlar. Ancak bazı yıllar şiddetli fırtınalar görülebilir.

Mart Dokuzu ile ilgili olarak “Mart dokuzuna 9 kütük 9 harar saman hazırla.” Sözü yaygın olarak kullanılır. Ayrıca Mart ayı ile ilgili olarak “ Mart’ın şakası olmaz. Mart Kapıdan baktırır,kazmayı küreği yaktırır” denilmektedir.

Martın İki Dokuzu:

Mart 18(Miladi 31 Mart.) Fırtınalı geçebilir. Aldatıcı bir hava vardır.

Abrul Beşi :

Abrul ayının 5. gününde (18 nisan) görülen sayılı fırtınadır. Çok şiddetli soğuk olur. Daha önceki sıcaklara aldanarak yaylaya göç edenler geri göçerler.

Halk:

Korkma Zemheri’nin kışından, Kork Abrul’un beşinden, Öküzü ayırır eşinden ” diyerek bilmeyenleri bu fırtınaya karşı uyarır. Bu söz ile ilgili olarak halk dilinde birkaç rivayet bulunmaktadır. Bunlardan biri,aynı zamanda yöremizde yaygın olanı şudur:

” Çiftçinin iki öküzü vardır. Fırtına nedeniyle öküzlerin yiyeceği biter. Öküzün birini satar ve parasıyla diğerine yiyecek alır”

Diğer rivayet ise şudur:

Bir zamanlar adamın biri, Abrul’un beşinde öküzlerini almış çift sürmeye gitmiş. Sabah giderken hava iyiymiş, günlük, güneşlikmiş. Öğleye doğru hava birden değişmiş. Yağmur, dolu, kar, fırtına, boran birbirine karışmış. Tarla köye biraz uzakmış. Öküzün biri o soğuğa dayanamamış ve ölmüş. İşte bu olay üzerine de bu söz söylenir olmuş.”

Hıdrellez:

Abrul’un 23. günü ( 6 Mayıs) Seneyi ikiye bölen gündür. Öğleye kadar yakıcı güneş olur, öğleden sonra fırtına ile şiddetli yağış ve ardından sel olur.

Kış mevsiminin geride kalışı, yazın başlangıcı, tabiatın canlanışıdır.Bir geçiş döneminin bir dizi adetlerle kutlandığı gündür.Aynı zamanda bolluk, bereket, dileklerinin kabul edileceği Hızır ile İlyasın buluştuğu gün olarak da inanılan Hıdrellezin toplumumuzdaki yeri çok büyüktür.

Hızır AS. ile İlyas AS. birbirleriyle deniz sularının karayla temas ettiği noktada buluştuğu gün olarak bilinmektedir. Hızır Aleyiselam karayı, İlyas Aleyiselam da denizi temsil eder.Hayatın can bulması ve devamı için toprak ve güneşe ihtiyaç vardır.Bu unsurların bugünden itibaren birbirleriyle bütünleştiğine, sıkıntıların geride kaldığına, güzel günlerin başladığına inanılır.

Mayıs Yedisi:

Rumi 7 Mayıs (20 mayıs). Sayılı Fırtına. Mayıs yedisi bulutlu veya yağışlı geçerse Yaz mevsimi iyi geçer,bolluk olur. Mayıs yedisi sıcak geçerse yaz mevsimi kurak geçer ve kıtlık olur.

Gündönümü:

Kiraz’ın 12. günü (25 Haziran) gün döner. Günler kısalmaya başlar. Fırtına olabilir.

Ağustos Sıcağı(Eyyam-Bahur):

Halk takvimine göre Ağustosun ilk haftası bunaltıcı ve kavurucu sıcaklar yaşanır. Bu günlerde çobanlar sürülerini gölgelik yerlerde tutmaya çalışır.

Gündönümü:

Karakışın 12’sinde (25 Aralık) döner. Günler uzamaya başlar.

HAVA TAHMİNLERİ

  1. Mart ayının ilk sekiz günündeki hava durumuna bakılarak o yıla ait hava tahmini yapılır. Bu sekiz ay tarım işlerinin yapıldığı dönemdir. Mart ayı birinci ay kabul edilir ve her gün bir aya denk gelir. Örneğin 4 Mart’ın Kiraz ayına denk gelmesi gibi. Ay’a denk gelen günde hava nasıl ise o ay havanın o şekilde geçeceği düşünülmektedir.
  2. Bulutların batıdan doğuya hareket etmesi yağmura işarettir. Hareket doğudan batıya olursa hava açar.
  3. Öğleden önce hava bulutlar, hava kararır. Daha sonra bulutların arasından güneş çıkar (alamuk) ve batıdan Ebem Kuşağı (Gökkuşağı) çıkarsa bir süre yağmurluk gider.(Ya yedi gün yağar, ya da yedi gün sonra yağar. Ebem Kuşağı doğuda olursa kurak olur.
  4. Bahar aylarında (özellikle Abrul) dere alçak halde duman yürürse yağmur yağmaz.
  5. Dere özlerine (vadileri) parça parça duman çökerse yağış olur.
  6. Songüz’ün 15’inden sonra deniz üstünde öğleden sonra Ebem Kuşağı çıkarsa kar çok yağar (Kar yüksekliği fazla olur).
  7. Karakış ve Zemheri aylarında gök gürlerse kış bölünür.
  8. Karakış gündönümünde Kömüş (Manda) göle yatarsa “Allah sonunu hayır etsin,kış bahara uzadı “ denilir.
  9. Kurbağaların topluca bağırması yağmura işarettir.
  10. Ağaçların yapraklarının alttan yukarı sararması kışın çok olacağının işaretidir.
  11. Töngel ve pelit kozağı çok olursa o yıl kış çok olur.
  12. kışın meyveler çiçek açarsa (vakitsiz) o yıl ölüm çok olur.
  13. Zemheri ayında yağmur yağacağına katran yağsa daha iyidir.
  14. Akşamdan bulut kızarırsa hava açar,sabah bulut kızarırsa yağmur yağar.
  15. Bakla,bezelye vb. ayın eskisinde(Dolunay) ekilir. Ürün verimi iyi olur ve iyi pişer. Ayın yenisinde ekilirse iyi ürün vermez ve pişmez.
  16. Karakış karadan, Zemheri aradan,Gücük az,Mart yaz.

RÜZGARLAR:

Güneyden esen Rüzgarlara Kıble veya Ağyel adı verilir. Kuzeyden esenlere ise Karayel adı verilir. Rüzgar kuzeyden esiyor yerine “Denizden esiyor” sözü de yaygın olarak kullanılır. Kıbleden esen rüzgarlar sıcak, denizden esenler soğuktur.

Kiraz ayının başından Ağustos ortalarına kadar (10 Ağustos’a kadar) güneyden(kıbleden) esen ve kavurucu etki yapan sıcak rüzgarlara “Samyeli” adı verilir.

Posted on

Puslu, karışık bir kışın ardından

Yazın gelişi, puslu günlerin sonunda İstanbul’da bir sabah denizin üzerindeki pırıltıyla uyanmak bana hep yeni bir başlangıç hissi verir.

Bir şeyden çok eminim ki ben kış insanı değilim… Öyle dağların tepesine tırmanıp kayak yapmak filan da bana göre şeyler değil.
1-2 kere gittim, iki tur attıktan sonra oturup manzara seyredip kitap okudum.
Takdir edersiniz ki o kadar yolu kitap okumaya gitmek pek mantıklı olmuyor. Arkadaşlar da sürekli benimle ilgilenmek zorunda hissediyor. Onlara da acıdım ve bu kış sporları olayını yıllar önce bıraktım. Continue reading Puslu, karışık bir kışın ardından

Posted on

Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Mutlu olduğum her şey

bitecek diye korkuyorum.

Çok lezzetli bir yemek yerken, doymaktan korkuyorum mesela. O çok sevdiğim şarkı radyoda çıkınca bitecek diye huzursuzlanıyorum. Sevgilimin dizine yatıp, film izlerken; ayrıldığımız zaman ne yaparım diye kara kara düşünüyorum. Sevdiğim insanların öleceklerini düşünüp ağlamaya başlıyorum. Cuma günü, pazartesi gelecek diye mutsuz oluyorum. Arkadaşlarımla eğlenirken, ya hepsi benden önce uyursa diye telaşlanıyorum.Ve daha binlerce şey. Continue reading Çok güldük, kesin başımıza bir iş gelecek!

Posted on

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Eninde sonunda gelin olacak kızlar…

18 yaşıma bir geleyim bardan diskodan çıkmam, 20’de durulurum, 21’de aşık olduğum ünlü şarkıcıyla evlendim mi bir sene sonra da bebek oh mis. Gelecek planım bu şekildeydi. İş güç desen, nedense çocukken meslek denilen şeyin para kazanmak için bize gerekli olan statü olduğunu anlamıyordum. Ne bileyim, büyüyünce otomatik olarak paran oluyordur herhalde diye düşünüyordum. ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorulduğu zaman bunun diğer anlamının, ‘Büyüyünce ne kadar kazanacaksın?’ olduğunu ne bilelim. Doktor olmak isteyenler vardı mesela, evlerinde hasta dedesi, dayısı olduğu için büyüyünce onu kurtaracağını düşünüyordu. Avukat olmak isteyen arkadaşım vardı, annesini ve babasını boşayan o kadın gibi olmamak içinmiş. Şarkıcı olmak isteyenin evinde büyük ihtimalle sürekli Kral TV açıktı. Dansöz olmak isteyen de vardı, şimdi haklarını yemeyelim hatta bayağı fazlaydı. Önce astronot olmak istedim, dünya çok sıkıcıydı, dağ taş hep aynıydı. Başka evrenler, galaksiler, kim bilir nasıl hayatlar vardı. Ardından üşendim, onca yolu gitmeye, ‘gelin’ olmak istediğimi söyledim orada burada. Ne işin olursa olsun, eninde sonunda gelin olacaktın nasılsa.

Okulunu birincilikle bitir

Nobel ödülleri al, zekan arşa değsin. Halanın ilk soracağı soru, ‘Ee yok mu biri?’ En azından bir şıkkı elerim diye düşünüyordum. Sonra aşk mevzusu vardı, ben Kerim Tekin’e aşıktım. Büyüyünce onun gelini olacaktım. Gelecek planım da hazırdı, beni cici babamdan isteyecekti. Kafam çok rahattı. Sonra bir gün, bir sabah ölümün ne olduğunu Kerim Tekin sayesinde öğrendim. Kerim Tekin’i araba kazasında kaybetmiştik. Nasıl olurdu ya, evlenecektik biz. Tamam daha tanışmıyorduk ama ben büyüyünce tanışacaktık. Üstelik ölümün bir çaresi, bir geri dönüşü yoktu. Plan yapmamam gerektiğini ilk o an anladım. O zamana kadar geleceğimle ilgili hiçbir şey düşünmemiştim ve panik yaşamaya başladım. Normal olanının, bu panikle derslerime sıkı sıkı sarılmam olması lazımdı ama zaten derslerim hep iyiydi. Tam tersi, kara kara düşünmeye başladım. Her gün ne olacağımı, ne yapacağımı, nasıl öleceğimi… Öyle böyle 18 oldum. Bardan diskodan çıkmam zannediyordum ama kimse bana eğitim sisteminin bu denli zor olduğunu söylememişti.

Aslında zor desen değil.

Kolay desen hiç değil. Sadece ezber. Bütün vaktimi evde hiçbir şey öğrenmeden, hayatıma zerre katkısı olmayan bilgileri ezberlemekle geçirdim. Üniversitede çılgınca eğlenecektim güya, kimse bana şehir dışında okumanın maliyetini de anlatmamıştı. Hem okul hem iş derken 20 yaşında evlenme planım da suya düştü. Ne zaman plan yapsam hep bir falso çıkıyordu. Plan yapmaktan, geleceği düşünmekten öylesine korkmaya başladım ki rüzgar beni nereye iterse orada yaşadım. Bir yıl içinde 4-5 ev hatta şehir değiştiriyordum. Eşyalara bağımlılığım yoktu, insanlara da yoktu aslında. Sadece aşık olduğum birkaç adama. Onlar da sağ olsun her seferinde yaptığımın yanlış olduğunu suratıma suratıma geçiriyorlardı. Sorumsuz, ilgisiz, yer yer duygusuz olmaya başladım. Ardından o hiç geçmeyen zaman, bir anda roket gibi yanımdan geçip gitmeye başladı. Öyle hızına yetişemiyordum ki bir süre oturdum izledim. İnsanların hayatlarını, yanlışlarını, doğrunun ne olduğunu o hızla geçen kargaşa arasında ayıklamaya çalıştım. Ucundan, kıyısından tutayım da bir gireyim dedim, zaman kabul etmedi.

Ya çok geç kalmıştım ya çok erken gelmiştim.

Ama son senelerde bir şey oldu, sanırım büyümek deniliyor buna. Artık insanları değil, etrafı değil, başkasının bana biçtiği kılıfı değil kendimi düşünmeye başladım.

Kendimi keşfetmeye, tanımaya… Bazen nefret ettim bazen çok sevdim. Ara ara gurur duydum. Çoğu zaman tiksindim, utandım, güldüm. Bir evcil hayvan sahiplendim, bu sayede o hiç olmayan sorumsuzluğumu biraz törpüledim. Sonra bir tane, bir tane daha derken, ‘Tamam lan sen de abartma’ diye bir durdum. Ardından ne olursa olsun oturduğum evden taşınmayacağımın sözünü verdim kendime. Bu süreçte tabii evren hep oyununu oynadı. Komşular bizi istemedi, ev iki kez satıldı, en son Almanya’dan yeğeni gelip oturacaktı yine de çıkmadım evden. Aa bu arada evlendim, üstelik ışık hızıyla. Senelerce oturup bekledim bir halt olmadı, bir anda pat diye oldu valla ben hala şok!

Hayal ettiğimden de güzel bir meslek sahibi oldum.

Sonra anladım plan yaptıkça neden hep tökezlediğimi. Kendimi o kadar tanımıyordum, o kadar yabancıydım ki istediğim, kurduğum, düşlediğimi zannettiğim her şey benim dışımdaydı. Bana uymuyordu, zaten olmayacaktı. Hep en kolayı seçerek, kolum kanadım kıpırdamasın dedim. Onu bile başaramayınca özgüvenimi yitirdim. Astronot olmaktan vazgeçmemem lazımdı mesela. Olmasam da bu ülke uzay bilimlerine önem vermiyor der, çıkardım işin içinden. Evlenemedim ühü ühü diye ağlamaktan daha vizyonlu en azından. O yüzden, yaptığınız planlarda sürekli sorun çıkıyorsa, demek ki size uymayan şeyleri düşlüyorsunuz. Önce kendini tanımak olay. Bak sevmek demiyorum, ona daha var. Bu kadar içini dışını, her zerreni biliyorsun yahu, sevmek o kadar kolay mı? Yeni yılın kutlu olsun. Yeni yıl sana, seni getirsin.

Posted on

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL

,

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL

Cinsel ilişki sırasında yaşanan problemler erkeğin özgüvenini yitirmesine neden

olurken bazı durumlarda da ikili ilişkilerde problem yaratmaktadır. Her ne kadar

bir erkek mükemmel bir cinsel ilişki yaşamak istese de erken boşalma sorunu

nedeniyle bu mümkün olmamaktadır.Orviax Geciktirici Kapsül ise bu

problemlere tamamen çözüm odaklı üretilmiş ve cinsel sağlık sorunlarının

giderilmesinde dünya çapında popüler bir marka olarak piyasada yerini almıştır.

Erken boşalma ve orta yaş üzerindeki kişilerde görülen penis yumuşamasına

önlem amacıyla üretilmiş Orviax Geciktirici Kapsül, cinsel problemlerin

haricinde birçok soruna da çözüm yolu olarak kullanılmaktadır. Ayrıca cinsel

problemler günümüzde erkekleri sadece biyolojik olarak değil psikolojik olarak

da etkilediğinden dolayı Orviax Geciktirici Kapsül’ün kullanılması, cinsel

açıdan problem yaşayan bireylerin sorunlarına da çözüm olacaktır.

Orviax Geciktirici kapsül cinsel birleşme sırasında, ilişkiden alınan zevki ve

partneri memnun etme seviyesini maksimum düzeylere çıkararak yepyeni bir

cinsel yaşamam “Merhaba” demenizi sağlayacaktır. Erken boşalma

probleminizin yanında cinsel performansınızı da çözüm üretecek bu ürün ile

hem siz hem de partneriniz fark edilir bir cinsel ilişki yasacaksınız.

Orviax GECİKTİRİCİ Kapsül’üN KULLANIMI

 Orviax Geciktirici Kapsül, kullanım itibariyle oldukça basit bir

üründür.

 Size herhangi bir zorluk çıkartmayacak olan bu haplar cinsel birleşmeden

30 dakika veya 1 saat öncesinde kullanılmalıdır.

 Bir bardak ılık su ile tüketilmesi halinde etkisini daha fazla gösterecektir.

 Gazlı veya alkollü içeceklerle birlikte kullanılması kesinlikle sakıncalıdır.

Aksi taktirde beklenmeyen yan etkiler görülebilmektedir.

Orviax GECİKTİRİCİ KApsül’üN YARARLARI

 Orviax Geciktirici kapsül, içerisinde barındırdığı özeler sayesinde

erken boşalmayı tamamen ortadan kaldırarak uzun saatler sürecek bir

etki yaratır.

 Erken boşalmanın yanında sertleşme, cinsel isteksizlik gibi problemlere

de çözüm üretir.

 Milyonlarca erkek tarafından kullanılmış ve performansı bilimsel olarak

kanıtlanmıştır.

 Diğer geciktiricilere oranla daha uygun fiyatlı ve daha üstün

performanslıdır.

 Yapılan araştırmalar ışında sadece kullanan erkeklerin değil,

partnerlerinin de tatmin olmasını ve yalan cinsel ilişkiden memnun

kalmasını sağlar.

ORVİAX GECİKTİRİCİ KAPSÜL’ÜN ZARARLARI

Orviax Geciktirici Kapsül‘ün hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak

ürünün gazlı veya alkollü içeceklerle tüketilmesi beklenmeyen yan etkilerin baş

göstermesine neden olabilmektedir. Bunun dışında 18 yaşından küçük bireylerin

Orviax Geciktirici kapsül‘ü kullanmaları kesinlikle sakıncalıdır. 18 yaşından

büyük bireylerde ise kalp ve yüksek tansiyon hastalığı bulunanlar kesinlikle ürünü

kullanmamalıdır.

Posted on

GÖMLEK RESMİYETTEN ÇIKTI

GÖMLEK RESMİYETTEN ÇIKTI

GÖMLEK RESMİYETTEN ÇIKTI

 

GÖMLEK RESMİYETTEN ÇIKTI  Bu yazın olmazsa olmaz parçası gömlek, her zamanki ciddiyetini bir kenara bıraktı. Artık gömlek kombinleri çok daha eğlenceli!

Continue reading GÖMLEK RESMİYETTEN ÇIKTI

Posted on

Su gibi güzellik

 

Su gibi güzellik,güzelliğin sırrı,güzel olmak,daha güzel olmak,damla bilir,damla bilir röportajı,

Mutlu ve sevdiği işi yapan kadın güzeldir diyor Damla Sönmez. Güzelliğin en büyük üç düşmanı ise mutsuzluk, stres ve öfke ona göre. Tam da fotoğraflarda gördüğünüz gibi cıvıl cıvıl, doğal, capcanlı bir kadın. Sevdiğiişi yapan her insan gibi mutluluğunu yüzüne yansıtabilenlerden o.

Röportaj: Gülru İncu
Fotoğraf: Hakan Adil

YÜZÜNDE KOCAMAN BİR GÜLÜMSEMEYE SETE GELEN İNSANLARLA ÇALIŞMANIN MUTLULUĞUNU HİÇBİR ŞEY GÖLGELEYEMİYOR. Hani yağmurdan sonra yeşillerin üzerinde parlayan damlaları görmek insanı tazeler, nedeni belirsiz bir mutluluk verir ya, referandumun tam da ertesi gün buluştuğumuz Damla Sönmez, işte böyle hissettirdi tüm set ekibine. Güllerin Savaşı, Aşk ve Gurur dahil pek çok dizide ve filmde oynadı bugüne kadar. Başarılı, okullu bir oyuncu o. 22 yaşında 46. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Sadri Alışık Sinema veTiyatro Ödülleri’nde Umut Veren Genç Yetenek seçilmesinin ardından ivmesi hızla yükselen ve ödüllerle devam eden bir başarı grafiği var. Peki yosun rengi gözlere sahip bu Çerkez güzeli oyunculuğunun dışında nasıl biri? Merak ediyorsanız işte dipnotlar.

Cildinizin daha güzel görünmesi için neler yapıyorsunuz? Bir cilt diyetiniz var mı örneğin?
Eskiden daha sağlıksız beslenebiliyordum. Şimdi yaşla birlikte olsa gerek daha hafif yiyeceklere yöneldim. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum, çok sık fast food yememeye özen gösteriyorum. Eskisi gibi kaldıramıyorum. Daha çabuk yoruluyor insan. Zamanla sağlıklıve hafif yiyeceklerin insanı daha zinde ve mutlu tuttuğunu öğrendim. Elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum.

Günlük cilt bakımı için neler yapıyorsunuz? Düzenli olarak temizleyici, tonik, nemlendirici ya da maske kullanır mısınız?
Sabahları ve makyajımı iyice temizledikten sonra akşamları nemlendirici kullanıyorum. Geceleri asla makyajlı uyumam, her durumda makyajımı temizliyorum. Sürekli yaptığım ritüellerim olmasa da arada bir arındırıcı maske uyguluyorum. Çok yorgun olduğumda ise soğuk jel göz yorgunluğuna birebir.

Saç modelinizi ya da rengini sıkı sık değiştirenlerden misiniz yoksa klasik ve size en çok yakıştığını düşündüğünüz şekli mi sürdürürsünüz?
Saç boyasına alerjim var. Her türlü boya beni hastanelik edebiliyor. Belki de böyle olması bir şans, çünkü aksi takdirde saçımı turuncudan yeşile her renge boyamıştım. Bir rol için gerekmedikçe uzun saçtan yanayım. Arada bir kakül kestirip, yaz dönemini kontrolsüzce kıvırcıklaşan kaküllerle boğuşarak geçirip, sonra uzun zaman kakül kestirmemeye yemin ediyorum ama öyle olmuyor tabii. Zaman zaman kestirdiğim kakül dışında kendimi en rahat hissettiğim model uzun dalgalı saçlar.

Ruj, far, allık seçerken hangi renkleri tercih edersiniz?
Sette yapılan ve uzun saatler yüzde kalan makyaj cilt için çok yorucu. O yüzden set dışında çok makyaj yapmıyorum. Yaptığım zaman ise allık için şeftali tonları, farda kahverengi, rujda ise dudak rengini tercih ediyorum. Bazı günler ise hiç makyaj yapmayıp sadece kırmızı bir ruj sürüyorum.

Güzelliği nasıl tanımlarsınız?
Mutluysan, rahat ettiğin kıyafetlerleysen zaten güzelsin. Rahatlık ve mutluluk bir insanı en güzel yapan şey.

Bir kadının güzelliğine en çok zarar veren şeyler neler olabilir sizce?
Mutsuzluk, stres, öfke. Giyim ve makyaj bunda en az etkisi olan şeyler.

Asla vazgeçemeyeceğiniz bir makyaj malzemesi var mı?
Allık ve maskara. Mac’in Peaches allığı, Maybelline’in the Colossal Cat Eyes maskarası favorim.

Takıntılı biri misiniz?
Sette, kuliste, evde nerede olursam olayım ayakkabı, eldiven gibi çift olan şeylerin önce sağını, sonra solunu giyiyorum. Yerde ters duran ayakkabıları da düzeltirim genelde, duramam.

Kötü giden bir günün sonunda kendinizi rahatlatmak için neler yaparsınız?
Mum yakarım. Çok sinirlendiysem ya da günüm çok kötü geçmişse hemen uyuyup o günü arkamda bırakmaya çalışıyorum genelde.

Tarzınızı nasıl tarif edersiniz?
Değişken.

Şu aralar hangi güzellik ve bakım ürünleri favorileriniz arasında?
Otacı’nın Hindistan cevizli şampuanı, Kiehls’in günlük nemlendiricisi ve gece serumu, Dirty Works’un el kremi, bir de Hindistan cevizi yağı, vanilya ve balmumundan kendi yaptığım dudak kremim var.

Boş zamanlarınızda en çok neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Dizi dönemleri dışında birikmiş kitapları okuyup, filmleri izlemeye çalışıyorum. İzleyemediğim oyunları izliyorum. Bir de puzzle yapmayı çok seviyorum.

Ödüller almış bir oyuncu olmak rol seçiminizi ne ölçüde etkiliyor?
Etkilemiyor. Ödül almadan önce de gerçekten kalbimi çarptıran karakterleri seçmeye çalıştım, şimdi de öyle. Ödül büyük bir motivasyon ama hikaye, proje seçimlerini ödül beklentisi ile yapamazsınız. Ödül size birilerinin “Yaptığını sevdik, anladık.” demesi. Kabul edip, teşekkür etmek ama tutulmadan yola devam etmek gerek.

Önümüzdeki dönemde sizi hangi oyunlarda izleyeceğiz?
Deniz Karaoğlu’yla oynadığımız Parçacıklar oyunumuz devam ediyor. Ushan Çakır, Süreyya Güzel ve Ahmet Rıfat Şungar’la bir tiyatro kurduk. Adı Hemzemin. Mayenburg’un Bir Parça Plastik isimli oyununu oynuyoruz. Oyunumuzu şu an Ataşehir Watergarden’ın içindeki DasDas Sahne’de oynuyoruz. Oyunu 11 ve 19 Mayıs tarihlerinde izleyebilirsiniz. Michael Önder’in yazıp yönettiği Taksim Holdem ve Can Ulkay’ın yönettiği, senaryosunu Yiğit Güralp’in yazdığı Ayla isimli iki film geliyor. Taksim Hold’em henüz festival yolculuğunda. Filmde Kenan Ece, Emre Yetim, Nezih Cihan Aksoy ve Tansu Taşanlar var. Ayla ise önümüzdeki yıl vizyonda olacak.

Posted on

7 günlük seks kampı

7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,
7 günlük seks kampı,günlük sex,sex kampı,monoton sex hayatı,ilişki nasıl düzeltilir,ilişkinin bitmesi,boşanma nedenleri,

İşte partnerinizle tabuları yıkarak, yepyeni bir seks hayatına başlamak için yapacağınız bu 7 günlük seks kampı; sizi hem ilk günlerdeki enerjiye geri döndürebilir, hem de yatak odanızdaki (kim bilir ya da belki başka yerlerdeki) eğlencenizi ateşleyebilir!

Günün yoğunluğu ve yorgunluğu içinde seks hayatınıza ilk günlerdeki kadar önem vermiyor olabilirsiniz. Yatağınız size artık cinselliği değil, favori TV şovunuzu izleyerek uyumayı hatırlatıyor olabilir. Ancak cinsel ilişkideki heyecan ilişkinin temel taşlarından biridir ve bu nedenle yatak odasındaki hareketi biraz geri getirmek gerekir.

1. GÜN: Masaj yapın ya da yaptırın.
Eğer son zamanlarda seks hayatınızdaki heyecanı kaybettiyseniz, yavaş bir masaj bu gerginliğe son verecektir. Biraz bebek yağı ve birkaç mumla partnerinize yapacağınız seksi bir masaj size karşılığında sürpriz şekillerde geri dönecektir.

2. GÜN: Onu heyecanlandıracak baştan çıkarıcı bir mesaj atın.
Partnerinizin işteyken onu akşam eve tutkuyla döndürecek bir mesaj atın. Bu taktik hiçbir zaman eskimez. Dilerseniz bu bir söz, bir fotoğraf ya da bir şarkı bile olabilir…

3. GÜN: Yeni bir pozisyon deneyin.
Yeni bir pozisyon yatak odasındaki tüm olayları değiştirecektir. “Beklenilmeyen”i yapmak her zaman heyecan vericidir. Bu nedenle biraz internette araştırma yapıp ya da eski kitaplara başvurup  kendinizi yeni zevklere açabilirsiniz.

4. GÜN: Küçük bir şova hazır olun!
Sabahları her iki taraf da hızlıca kıyafetlerini giyer ve kahvesini yudumlayarak evden çıkar değil mi? İşte tam da bu anda yapmanız gereken ufak bir şov var. Eğer vaktiniz varsa bu şov yatağa bile taşınabilir, kim bilir?

5. GÜN: Alışverişe çıkma zamanı geldi!
Evet, herkes en rahat en sade iç çamaşırlarını sevebilir ancak işi biraz alevlendirmek için alışverişe çıkmak gerekir. Seçeceğiniz kıyafet ister bir fantezi dükkanından olsun, ister süper-seksi bir iç çamaşırı olsun, önemli değil, asıl mesele siz onu giydikten sonra olacaklar!

6. GÜN: Evin başka köşelerini ziyaret edin.
Yeni iç çamaşırlarınızı aynı yatakta harcamak istemezsiniz. Bu yüzden evin farklı yerlerini kullanabilirsiniz. Mesela salondaki ücra bir köşe ya da çamaşır makinesinin üstü her zaman tercih edebileceğiniz yerlerden.

7. GÜN: Beraber duş alın.
Herkes beraber duş alma fikrine pek sıcak bakmayabilir ancak sadece bir günlük bu kuralı yıkabilir ve biraz yaramazlık yapıp partnerinizle sıcak bir duşun keyfini çıkarabilirsiniz!

NOT:PERFORMANSA DAYALI YETERSİZLİKTE GIDA TAKVİYESİ ALIN

Posted on

Gebelikte cinsellik

Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte cinsellik,Gebelikte sex,erkeklerde baba olma korkusu,sex pozisyonları,hamilelikte sex,hamilelikte cinsellik
Gebelikte kadınlık hormonları artıyor, ancak yaygın inanışın aksine gebelikte cinsel ilişki bebeğe zarar vermiyor. İşte gebelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenler…

Kadınların hayatında önemli değişikliklere neden olan gebelik, anne adaylarının duygu ve isteklerinde farklılıklar yaratırken cinsel hayatlarını da etkiliyor. Anne adaylarının gebelik süresince gösterdiği cinsel istek ve hormonal değişikliklere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik sırasında kadınlık hormonları fazlasıyla artar. Normal seyrinde devam eden risksiz, tek gebeliklerde ise cinsel ilişkinin son zamanlara kadar yaşanılmasında bir sakınca yoktur” diyerek hamilelikte cinsel yaşamla ilgili merak edilenleri anlattı.

GEBELİK RİSKSİZ İSE CİNSELLİK YAŞANABİLİR
Pek çok kadında gebelik sırasında cinsel istek artıyor ya da cinsel ilişkide değişik duygular hissediyor. Anne adaylarındaki bu değişimi değerlendiren Op. Dr. Genç gebelik sırasında estorojen ve progesteron denilen kadınlık hormonlarının fazlasıyla arttığını ve yaşanan cinsel ilişkinin bebeğe zarar vermediğini söyleyerek şu bilgileri veriyor;

“Normal seyrinde devam eden tek gebeliklerde yani risksiz ya da az riskli diye tanımlanan gebeliklerde amnion suyu gelene kadar hatta doğum ağrıları başlayana kadar cinsellik yaşanabilir. Cinsel ilişki sırasında bebeğinize zarar vermezsiniz. Vajinanın sonunda bulunan serviks (rahim ağzı) ortalama 3-4 cm uzunluğunda kaslı bir yapıdır ve penisin bebeğe değmesi mümkün olmaz. Rahim ağzı doğuma yakın aylarda kısalır ancak genelde son aya kadar yeterince uzundur. İkinci ya da üçüncü doğumu olan hastalarda rahim ağzının ilk doğumlara göre erken açılabildiğini unutmamak gerekir. Yine de rahim ağzı açılmış olsa bile amnion ve koryon denilen 2 kat zar bebeğinizi korur. Bazı hekimler gebeliğin son ayında ilişkiyi yasaklar. Bunun sebebi anne adayının farkında olmadan amnion suyunun az da olsa gelmesi ve bebeğin enfeksiyon kapma riskidir. Bu durum düşünülerek gebeliğin son 3 haftası, özellikle şüpheli sıvı akıntısı olan hamilelerde vajinal ilişkinin yasaklanması yerindedir.”

HAMİLELİKTE SEKS POZİSYONLARI

ERKEK BABALIĞA HAZIR DEĞİL İSE CİNSEL İSTEK AZALIYOR
Gebelik sürecinin baba adaylarını da etkilediğini kaydeden Dr. Cüneyt Genç, “Gebelik hormonları saçları daha parlak ve teni daha pürüzsüz yani yumuşak ve sıcak hale getirir. Ancak cinsel istek durumu tıpkı kadınlarda olduğu gibi her erkek için aynı değildir. Gebeliğin bazı bölümlerinde baba adaylarında istek azalması olacaktır. Bunun ön önemli sebebi, erkeğin babalık rolü için kendini hazır hissetmemesi ve strese girmesidir. Gebe kadının heyecanı, depresif hali, endişeli durumu, bulantısının olması ve nefes problemi çekmesi gibi durumlar da baba adaylarında cinselliği ikinci plana itebilir. Bazı erkeklerdeki isteksizlik ise bebeğe zarar verme endişesinden kaynaklanır. Baba adayında bu yönde bir endişe var ise hamileliği takip eden doktor ile görüşmesi korkularının ve endişelerinin giderilmesine yardımcı olur.” diyor.

 

 

 

Posted on

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

Cinsellik bağlaç mı ayraç mı?

cinsellik,cinsellik,nedir,cinsel yaşam,sex blog,kadınlarda cinsellik,erkeklerde cinsellik,evlilerde cinsellik,

Bir erkek çok sık seviştiği kadından sıkılır ve yeni arayışlara girer mi acaba? Peki cinsellik sayesinde bir erkeği ömür boyu kendinize bağlayabilir misiniz? Bu kez zor yerden sorduk değil mi?

Doğan, “Birlikte olduğum her kız istisnasız bana bağlanıyor” diyor. Esra da, “Biriyle birlikte olsam hemen ona bağlanıyorum, o yüzden bundan kaçıyorum” diyor. Kadınların bir kez bile bir erkekle cinsel ilişkiye girmesi bağlanması için yeterli deniyor. Bazıları bunun nedenini hormonlara bazıları kadın doğasına bağlıyor… Peki bu ne kadar doğru? Psikoterapist Cem Keçe, “İnsan olabilmek için bir öteki insanın varlığına, onunla kurduğumuz bağa ihtiyacımız var” diyor ve bağlanmanın kökenini çocukluğa dek götürüyor; “Çocuklukta iki tür bağlanma gerçekleşir. Güvenli ve güvensiz bağlanma.

Güvenli bağlanmada çocuk için ebeveynleri güvenli bir sığınaktır, bireyleşme yolunda adım atabilirler, yetişkinlikte partner ilişkilerinde yakınlaşma ve bağlanma sorunu yaşamazlar. Güvensiz bağlanmada ise ebeveynden herhangi bir ayrılık durumunda çocuk telaşlanır, yabancılara karşı kendini tedirgin hisseder, anne ve türevlerine olan bağını koparıp bireyleşemez. Bu yüzden hayatı boyunca ya birine bağlanmaktan korkar, ya yapışır ya da hep ikircikli olur. Bağlanma iki taraflı bir ilişki, iki tarafın da birbirinin ihtiyaçlarını karşılamasıyla gelişir. Kadınlar, erkeklere göre daha duygusaldır. Yakınlığa, sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar, erkeği ve erkeğin sevgisini kaybetme korkusu yaşarlar. Aşık olduklarında kolayca bağlanırlar. Cinsel ilişki de bağlılığın en önemli göstergesidir. Cinsel olarak ilgi ve sevgi gördükleri sürece kendilerini değerli, mutlu ve güvende hissederler.”

Erkekler nasıl bağlanır?
Kadınlar için cinsellik bir bağlanma nedeni olabiliyor. Peki ya erkekler için? Onlar bir kadınla birlikte olduklarında ona karşı bağlılık geliştiriyor mu? “Cinsellik ve bağlanma arasındaki ilişki erkeklerde farklıdır” diyor Psikoterapist Keçe. “Erkekler kadınlara göre daha zor bağlanırlar ve cinsel hazla, duygusal bağlılığı birbirinden ayırırlar. Bunun nedeni erkek çocuğun önce anneyle, ardından bu bağı geride bırakarak babayla özdeşim kurmasıdır. Ayrıca erkek doğası gereği ‘kurt’tur. Gücün timsali olan kurt ailesine düşkündür, eşine sadık ve tek eşlidir ama hürriyet aşığıdır, esaret altında ve yakın bağlarla yaşamayı sevmez.”

Kadınların ve erkeklerin cinselliği de birbirinden ayrı gerçekleşiyor. “Örneğin erkeklerin uyarıldıklarının göstergesi çok belirgin iken, kadınların cinsel olarak uyarılıp uyarılmadığı sır gibi. Kadınlarda ve erkeklerde cinsel isteğin oluşumu da farklı. Cinsel uyarılma kadınlarda ‘duyusal-duygusal’ uyaranlara bağlı, erkeklerde ise ‘görsel-zihinsel’ uyaranlara. Bu nedenle erkeklerde uyarılma çok daha kolay ve hızlı oluyor. Kadınlarda cinsel isteğin oluşması için erkeklerdeki gibi cinselliğin düşünülmesi ya da fantezi kurmayla olmaz; çoğunlukla doğrudan fiziksel uyarılma, romantik yakınlık ya da duygusal bağ olması gerekir.

Yani cinsellik erkekler için ‘erotizm’, kadınlar için ‘romantizm’ odaklı. Bu anlamda erkek için partnerinin kim olduğu önemli değil, ilk kez gördüğü biriyle de cinsel ilişki kurabilir ama kadın için partnerinin kim olduğu, aralarındaki duygusal bağ önemli. Erkek cinsellikte duygusal bağı kadınlara göre daha az hissettiği için sevişme sayısının artması bağlılığın artacağı anlamına gelmiyor. Çocukluğunda güvenli bağlanma yaşamış, zamanı geldiğinde annesinden bağını kopartmış bir erkek, yetişkinliğinde partnerine güvenli bağlanır, partneriyle sevişme sayısı arttıkça ondan bıkmaz, bağını hep korur” diyerek olayın nicelikten çok nitelikle ilgili olduğunu belirtiyor Keçe.

Erkek cinsellikle bağlanır mı?

Sağlıklı ve mutlu bir ilişkinin temelinde elbette seks var. Seksin temelinde ise sağlıklı ve mutlu bir ilişki. Keçe, “Ancak her şeyin abartılısı bir yerlerde bir şeyleri bozup değiştirir” diyor ve ekliyor; “Aşırı ilgi ve anaç tavırlar erkeği çocukluğuna, annesiyle olan bağlanma ilişkisine götürür. Üstelik toplumumuzda çocukken annesi tarafından sürekli kontrol edilen, kendi yiyebildiği halde yedirilen, içirilen, giydirilen erkekler, bu tür ilgiyi kadınlardan gördüklerinde bunu tehdit gibi algılar. Kadını sevgilisi gibi değil, annesi gibi görmeye başlar. Çocukken annesine gösteremediği tepkiyi, ‘annesi gibi davranan kadın’lara gösterir. Kendini çocuk gibi hissetmeye başlayan erkek rüştünü ispat etmek için uzaklaşır ve kaçar. Ancak seksi seven ve eşini anneleştirmeyen erkekler cinsellikle partnerine olan bağını güçlendirir ve korkmadan devam ettirebilir.”

Aynı anda iki kişiye aşık olunabilir mi?


Kadınlar genellikle tek kişiye sadık kalma eğilimindeyken, erkekler birden fazla kadınla birlikte olabiliyor. Peki iki kişiye birden aşık olmak mümkün mü? Psikoterapist Keçe duruma şöyle bir açıklama getiriyor; “Aşk uyarılma ile başlar. İnsan, kabuğuna çekilmiş kaplumbağa misali, dış bir etken olan yoğun duygular tarafından dürtülerek uyanır. Aslında derinlerinde hissedilen arzunun ve eksiklik hissinin karşılanma ihtiyacıyla, insan gelecek olanın aşk olduğunu bilemeden, bilinçsiz şekilde uyanmayı bekler. Bu nedenle aşk, insanın çocukluktan getirdiği ‘bütünleşme ve bir olma ihtiyacı’nın sonucudur. Ancak hayat, tutkuyla başlayıp nefretle biten aşk hikayeleriyle dolu. Bunlar olgunlaşmamış aşklardır. Olgun aşk yakınlık ve bağlılık gerektirir. Bu çiftler duygusal bağlılıkları ve yakınlıkları sayesinde doyumlu bir cinsel ilişki kurabilir. Bu nedenle partnerlerinden başka biriyle mutlu olamayacakları hissine sahip olurlar. Aynı anda birden fazla kişiye aşık olunması olgun aşkta mümkün olmaz. Ayrıca kadının gönlü ‘dar’dır, bir erkeğe yer ‘var’dır. Her ihtiyacını karşılayacak erkek ‘yar’dır. Erkeğin ise gönlü ‘geniş’tir, birçok kadına yer vardır ama bu genişliği bir kadına sunan adam ‘yar’dır.”

Nasıl ve neden seks?

Seks; rahatlamış ve gevşemiş halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak, herhangi bir ‘performans hedefi koymadan’, zamandan kopma, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir ‘armağan gibi’ paylaşabilme, kimseyi tatmin etme zorlantısı olmadan, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. İnsanları bu sanata ve cinselliğe yönlendiren farklı psikolojik ihtiyaçlar vardır. Karşı cins tarafından beğenilmek, arzulanmak, tercih edilmek, kişinin içindeki güvensizlik, değersizlik duygularını tatmin eder. Kişi kadınlığını veya erkekliğini kanıtlamak için cinselliği bir araç olarak ön plana çıkartabilir. Çocukluğunda sevgisiz aile ortamında yetişen biri, karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi alabilmek amacıyla cinselliği kullanabilir. Kendi içinde değersizlik ve yetersizlik duygularıyla boğuşan biri, kendini değerli kılmak ve gücünü kanıtlamak için cinsellik yaşayabilir. Olumsuz cinsel deneyimi olan biri, bunun intikamını başka kişilerle cinsellik yaşayarak almak isteyebilir. Geçmişte cinsel olarak reddedilen bir kişi, çekici ve arzu edilen biri olduğunu kanıtlamak için cinselliği kullanabilir.

Keçe

Keçe’ye göre seks yapmanın pek çok nedeni var. “Örneğin; yakınlık ya da tanıma ihtiyacı; ‘Sevdiğimle tek vücut olmak istiyorum!’, ‘Partnerimle aramızdaki yakınlığı artırmak istiyorum!’ ya da ‘Partnerime daha yakın olmak istiyorum!’ gibi düşünceler… Bazen de kaçınma ihtiyacı; ‘Partnerimle tartışmaktan kaçınmak istiyorum!’ ya da ‘Suçlu hissetmek istemiyorum!’ gibi. Yeni heyecanlar tatma duygusu da söz konusu olabilir; ‘Sevdiğimle olan ilişkime tutku katmak istiyorum!’ ya da ‘Aşk oyunlarıyla ilişkimize yeni tatlar katmak istiyorum!’ gibi.
Bazen de sadece birini mutlu etme ya da ödüllendirme arzusuyla ilişki yaşanabiliyor; ‘Sevdiğimle daha derin bir iletişim kurmak istiyorum!’, ‘Sevdiğime olan aşkımı ifade etmek istiyorum!’, ‘Sevdiğimin ruhunu göklere çıkarmak istiyorum!’ ya da ‘Sevdiğime sevgimi göstermek istiyorum!’ gibi. Sonuç olarak cinsellik ‘yakınlaşma ve kaçınma ihtiyacı’nın bir dışavurumu. Ancak cinsellik, yakınlaşma amacından çok kaçınma amaçlı olursa zamanla çiftler arasında sorunlar yaşanabiliyor.

Arzulanmayan kadının dayanılmaz ağırlığı

Yakın ilişkiler ya da evliliklerde süre uzadıkça kadın ve erkek doğaları gereği bazı davranışlar sergiliyor. Bu süreçte kadın ve erkek birbirlerini yanlış değerlendirebiliyor. Özellikle kadınlarda ‘artık arzulanmıyorum’ hissi oluşabiliyor. Erkek kadından uzaklaşmış olabiliyor. Kadın bunun sebeplerini düşünmeye başlıyor, aradığı cevapları bulamadığında paniğe kapılıyor. Oysa kadın ‘arzulanmama sendromu’ndan sıyrılıp akılcı bir yaklaşım geliştirirse, partnerinin ilgisini tekrar çekebiliyor.  Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) tarafından düzenlenen bir ankette 3 bin 290 evli kadına

‘Kocanızın sizi ilk günkü gibi arzuladığını düşünüyor musunuz?’

sorusu sorulmuş. Katılımcıların yüzde 72’si bu soruya ‘hayır’ diye yanıt vermiş.  Arzulanmadığını düşünen kadınların altı evresi var. Birinci evrede kadın kendini suçluyor. ‘Bedenim çekici değil. Artık eskisi gibi seksi değilim, kocama yetmiyorum’ diye düşünüyor. İkinci evrede eşini suçlamaya başlıyor. ‘Beni anlamıyor. Bana yeterince ilgi göstermiyor’ diyor. Üçüncü evre paranoya hali; eşinin kendisini aldattığını düşünüyor. Hatta daha da ileri gidiyor ve eşinin eşcinsel olduğundan bile şüpheleniyor. Beşinci evrede depresyona giriyor. Son evrede ise kabullenme ve seçim var; ya boşanacak ya bu hali kabullenip yoluna devam edecek…
Kadının derdi aslında genel olarak seks yapmak değil, arzulanmak. Arzulanmadığını düşünen kadının aslında kendine sorması gereken soru da; ‘Evliliğimde bir sorun mu var?’ olmalı. Evliliğin ilk zamanlarında her şey eğlenceli ve renkliyken, zamanla heyecan, tutku ve büyünün bozulması normaldir. Evliliğin doğal seyrinde inişler ve çıkışlar yaşanabilir. Önemli olan bunlara zamanında müdahale etmek, etkin iletişimle sorunları konuşmak, karşı tarafı dinlemek ve açık dille istemektir. Erkeklerin eşlerinden uzaklaşma nedeni genellikle eşine duyduğu öfke veya kırgınlık oluyor. Sürekli eleştirilen, başkalarıyla kıyaslanan, yaptıkları onaylanmayan, sürekli şikayet edilen bir adam eşinden uzaklaşıyor.

Onu geri kazanmak için…

Ona ihtiyaç duyduklarını verin: Erkekleri mutlu etmenin altı yolu var. ‘Yaptıklarını fark edip takdir etmek’ , ‘sizi mutlu etmeyi başardığını ona gülümseyerek göstermek’, ‘varlığına ve sunduklarına ihtiyaç duymak’, ‘erotizm sunmak’, ‘ihtiyaç duyduğunda yalnız kalmasına müsaade etmek’ ve ‘aşkla hizmet davranışlarında bulunmak.’
Sorunlarınızı açıkça konuşun: Sorunları halının altına süpürmekle onlardan kurtulamazsınız. Açıklık, dürüstlük ve iletişim, mutlu bir evliliğin yapı taşları. Aranızda anlaşmazlık çıkaran, çatışma yaratan konuları tek tek masaya yatırın ve kendi hatalarınızı kabul ederek birlikte çözüm yolları arayın.
Onu olduğu gibi kabul edin: Onu olduğundan farklı birine dönüştürmeye çalışmayın. Baskıcı, kontrolcü değil, duyarlı olun. Ona özen gösterin ama bunaltmayın, onunla ilgilenin ama sıkmayın.
İstemekten vazgeçmeyin: Eşinizden somut isteklerde bulunun. ‘Beni sevmiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun’ gibi soyut kavramlarla konuşmayın. Örneğin ‘Bu akşam eve geldiğinde beş dakikanı bana ayırmanı ve bana sarılmanı istiyorum’ deyin.
Değer verdiğinizi hissettirin: Kocanızı beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Onu dinleyin, onaylayın, takdir edin, başkalarıyla kıyaslamayın ve aşağılamayın.
Geçmişte yaşamayın: Geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar gündeme getirmeyin. Kendi hatalarınız için özür dileyin, onun hatalarını bağışlayın ve bugüne odaklanın.
Olumluya odaklanın: Sürekli yakınan, her şeyden şikayetçi olan birinin yanından kaçmak isteriz. Olumsuz düşünceler başkalarından önce size zarar verir ve herkesi mutsuz eder. Olumlu düşünün, konuşurken olumsuz sözcükler kullanmayın, gülümseyin.
Tensel temasınızı artırın: Durup dururken ona sımsıkı sarılın, hiç beklemediği anda bir öpücük kondurun, televizyon seyrederken elini tutun, yanağını okşayın. Yaşamınızda sekse öncelik verin ve onu asla geri çevirmeyin. Gerekirse partnerbasyon (eşin yaptığı mastürbasyon) yapın. Cinsel yaşamınızı rutininden çıkaracak fantezilerle süslemek için kendinizi hayal gücünüze bırakın.
Birlikte daha fazla vakit geçirin: Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin.